Fetva Meclisi
Soru
Ben vesveseliyim, sürekli kendi kendime konuşuyorum. Çoğu zaman “Karımı boşamadım, karım talak değildir” diyorum. Bazen cuma günleri bu cümleyi söylemek isterken, yanlışlıkla ve istemsizce “Karım talak olsun” cümlesini söyleyebiliyorum. Bunu da çok sessiz bir şekilde, kimsenin duyamayacağı kadar kısık sesle söylüyorum. Bu durumda talak gerçekleşmiş olur mu?
Cevap
Benzer fetvalar
Talakı kadının duymuş olması veya yanında söylenmesi şart değildir. Erkek talakı muhatabı belli olacak sözlü bir konuşma olarak söylediğinde gerçekleşir. Sizin durumunuz ise talaktan çok vesvese gibi durmaktadır. Kendinizi bu tür işlerden uzak tutun. Gerekirse doktora görünün.
Şunu bilin: Eşinizi BOŞAMAK NİYETİ İLE 'boşadım' diye sesli bir şekilde söylemedikçe veya bir kâğıda yazmadıkça ortada hiçbir sorun yoktur. Sizinki hastalıktır. İlgilenmeyin bu hastalıkla.
Boşama (talak), kişinin kesin bir irade beyanı ile gerçekleşir. Bu irade beyanı, dil ile açık bir şekilde ifade edilmelidir. İçinizden geçen düşünceler, vesveseler veya istemsiz olarak aklınıza gelen şeyler boşanmayı gerçekleştirmez. Tekraren ve kesin olarak bilmenizi istiyorum: "Ağzınızdan açıkça bir boşama ifadesi çıkmadıkça, talak geçerli olmaz. Vesvese kaynaklı düşünceler dinen bir sonuç doğurmaz. Bundan sonra yapacağınız içinizden geçen düşünceleri önemsememek ve bunların bir talak oluşturmayacağını kendinize sık sık hatırlatmaktır. İçten geçen bu düşüncelere cevap vermemek en etkili yoldur. Sabah ve akşam zikirlerini ihmal etmeyin. Şu dua vesveselerle mücadelede etkilidir: “Allah’ım! Senden faydalı ilim, temiz rızık ve kabul edilmiş amel dilerim.” Eşinizle samimi bir şekilde konuşarak bu süreçte desteğini isteyin. Eşinizle birlikte vakit geçirmek, vesveseleri zihninizden uzaklaştırabilir. Doktorunuzun tedavi programına uyun ve terapi sürecinizi aksatmadan devam ettirin. Allah size sabır, şifa ve huzur versin. Ailenizi muhafaza etsin ve vesveselerden kurtulmanız için yardım eylesin.
Bunun bir müftü ile yüz yüze görüşülmesi gerekir. Çözüm olabilir ama müftüye gitmelisiniz.
Selamünaleyküm. Böyle bir durum eşinizle nikâhınıza zarar vermez
Selamünaleyküm. 'Boşadım' 'boşsun' gibi net ifadelerle boşama gerçekleşir. Sizinki anlaşılan bir tehdit niteliğinde olmuş. Tekrar etmeyin, ailenizi koruyun.
boşanma konusundaki diğer fetvalar
Nikahınıza bir zarar gelmedi ama ahlakınız çok zarar gördü. İstiğfar edin, eşinizle aranızı sulh edin. Bunu da ikiniz için de iyi bir ders ve öğüt olarak değerlendirin.
Kıymetli kardeşim, evet kocanız bir hata etmiş, tevbe etmesi ve bu günaha bir daha dönmemesi gerekir. Fakat siz de eşiniz de dâhil olmak üzere gizli şeyleri araştırmamayı kendinize ilke edinin. Eşinizin beyanını esas kabul edip ona inanın. Onu affedin ve ailenizdeki mutluluk ve huzuru arttırmak için daha aktif bir yol tutmaya çalışın. Allah'a emanet olun.
Sorunuz oldukça anlamlı ve derin bir konuyu ele alıyor. Buna birkaç gerçeğe yer vererek cevap vermeye çalışacağım: Dinimizde soy üstünlüğü meselesi, Allah katında bir değer ifade etmezken, maalesef toplumsal algılar ve uygulamalar açısından tarih boyunca devamlı etkili bir faktör olmuştur. Soy üstünlüğü, İslam’ın geldiği dönemde Arap toplumunda çok güçlü bir gelenekti. Kişiler, hangi kabileden geldiklerine göre değer görür, evlilikler ve statüler buna göre belirlenirdi. İslam bu anlayışı yıkmak için çok çaba sarf etti. Fakat bu tür toplumsal algılar bir anda değil, zamanla değişir. Peygamber Efendimiz (aleyhisselam), Zeyd b. Harise (radıyallahu anh) ile Zeyneb bint Cahş (radıyallahu anha) evliliğini, "soy ve statü farkının evlilikte bir engel olmaması gerektiğini" göstermek için teşvik etti. Zeyd (radıyallahu anh), kölelikten azat edilmiş biri olarak Arap toplumunda düşük bir statüdeydi. Zeynep (radıyallahu anha) ise Kureyş’in asil bir ailesindendi. Bu evlilik, "soy üstünlüğü" algısına bir darbe vurmayı amaçlıyordu. Ancak bu evlilik, uyumsuzluk sebebiyle boşanmayla sonuçlandı. Zeynep bu evlilikten memnun değildi ve farklı karakter yapılarına sahiptiler. Kız çocuklarını gömme gibi uygulamalar, bireysel birer fiil olduğu için bir anda terk edilebilmiştir. İnsanların Allah’a olan korkuları ve ahiret inancı bu tür somut yanlışları bırakmalarını kolaylaştırmıştır. Soy üstünlüğü ise, toplumsal statü ve düzenle doğrudan bağlantılı olduğu için daha derin bir dönüşüm gerektiriyordu. Bu tür algılar, eğitim ve zamanla değişir. Müslüman olarak şunu anlamamız ve gerçekleştirmemiz gerekir: Allah katında üstünlük takva ile ölçülür. Soy veya kabile farkı Allah’ın nazarında hiçbir değer taşımaz. Toplumsal algılar zamanla değişir. İslam’ın soy üstünlüğüne karşı verdiği mücadele, bireysel fiillerden çok daha karmaşık bir dönüşüm gerektiriyordu. İnsanlar arasında dış görünüş veya soy algısı olabilir. Fakat bu sizin inanç ve değerlerinizi etkilememelidir. Peygamberimizin örnekliği, her insanın eşit olduğunu vurgulamaktadır.
İki tarafın dinlenmesi gereken bir meseleye cevabı, sizin verdiğiniz bilgi çerçevesinde yazmam sizi haklı gördüğüm anlamı taşımamalıdır. Sorunuzun hem hukuki hem de dini boyutları olan karmaşık bir meseledir. Sorunuzu ve sorununuzu olabildiğince anlaşılır hale getirerek madde madde cevap vermeye çalışacağım. Boşanma sürecinde erkeğin kadın üzerindeki sorumlulukları devam eder. Bu, iddet süresi boyunca nafaka verme yükümlülüğünü de içerir. Ancak iddet süresi tamamlandıktan sonra (evliliğin sona ermesiyle), nafaka sadece çocuklar için geçerli olur. Boşanma gerçekleştikten ve iddet bittikten sonra eşinizin evde oturmaya devam etmesi için gereken altyapı hizmetlerini (abonelikler) sizin sağlamanız yönünde bir zorunluluk yoktur. Bu durum mahkemeye bildirilmiş ve mahkeme de bu konuda sizi yükümlülükten muaf tutmuşsa, dinimiz açısından da zaten sizden fazladan bir sorumluluk beklenmez. Dinimizde, bir kişinin kendi mal varlığıyla ilgili tasarruf hakkı vardır. Abonelikleri kapatacağınız vakit mağduriyet oluşturmamak adına durumu eski eşinize önceden bildirmeniz, hak ve hukuka uygun bir tavır olacaktır. Bu süreçte bir aile danışmanından veya dini danışmandan destek almanız faydalı olabilir. Çünkü hem hukuki hem de psikolojik yönü ağır bir süreç yaşıyorsunuz. Dua ve sabır, bu tür sıkıntılı süreçlerde önemli dayanaklar olabilir. Zira Allah sabredenlerle beraberdir.
Bu soruya cevap verilebilmesi için verdiğiniz bilginin eksik olan kısımların tamamlanması gerekir. Buna göre erkek karısına boşama yetkisini nikâh akdinden önce, "evlenirsek kendini boşayabilirsin" derse veya nikâh esnasında kadın ilk olarak "istediğimde seni boşamak şartıyla evlendim" deyince adamın kabul etmesi veya nikâhtan sonra erkeğin karısına boşama yetkisi vermesiyle kadın boşama hakkına sahip olur. Aksi takdirde olmaz. Yukarıda verilen bilgilere göre kadın talak hakkı almışsa kocanın karısına boşama hakkını veriş şekli muteberdir. Buna göre de bâin olabilir, ricî boşama olabilir, bir kere boşama olabilir, kadının tekrar boşama hakkı olabilir... (Soruda bu bilgi verilmemiş. Kocanın kadına bu hakkı verirken ne dediği bilinmiyor?) Özetle bu konu biraz girift/karmaşık/çok kurallı olması münasebetiyle muhatabı olan kimseler beraberce en yakın müftülüğe giderek yüz yüze çözüm aramaları en doğru olandır. Aksi takdirde eksik bilgi farklı bir fetva verilmesine neden olacaktır. Allah yardımcıları olsun.
İstiharenizi ve rüyanızı bilemem ama siz eş seçiminde acele etmişsiniz, onun karakteri bu imiş zaten, siz geç öğrendiniz. Size tavsiyem şudur: Eşinizin bu yapısını maddeler halinde bir psikologla istişare edin. Psikolog sizi nasıl yönlendirirse onu yapın, ayrılmak veya devam etmek konusunda bilimsel destek almış olun. Allah yardımcınız olsun.