Fetva Meclisi
Soru
Saygıdeğer hocam akraba evliliği yapmayın engelli çocuğunuz olma ihtimali yüksek olur diyorlar ama ben dayımın oğluyla evlenmek istiyorum. Ailemizde bu tarz hastalıklar yok ama yine de içime şüphe düşürüyorlar. Her şey Allah'tandır, o zaten kaderime yazmışsa eğer ben dünyanın öbür ucundaki biriyle bile evlensem engelli bir çocuğum olur. Ama bana diyorlar ki Allah akıl vermiş, böyle bir risk var, sen niye bile bile yapasın. Bu tabi kaderdir ama sonuçta külli ve cüzi irade denen bir şey var. Ben de diyorum ki tıp gelişti gen taramaları yaptırılır. Ben ne yapayım şimdi, ne düşüneyim hocam? İşin kötü tarafı bir yandan da korkuyorum doktor muayeneleri sonucunda olumsuz bir yanıt almaktan. Birbirimizi çok seviyoruz ve evlenmek istiyoruz ama eğer doktor da onay vermezse diye korkuyorum. Ne yapmalıyım hocam?
Cevap
Benzer fetvalar
Herhangi bir engel sahibi olmak evlenmeye mani değildir. Evlenecek muhatap aldatılmıyorsa yani mevcut durumu açık bir şekilde bilerek evleniyorsa dinen evlenmekte sakınca olmaz.
Aleykümselam. Kardeşim, ya babanı ikna için bir süre daha beklemeyi göze al ya da adayla yollarını ayır. Ortada sürünmenin manası yoktur. Dinen o evliliğin bir engeli yoktur. Sen kendi huzurun açısından bak meseleye.
Hastalığınızı sizinle evlenmek isteyene aynıyla anlatın. Zira çocuk yaratılmasına mani bir durumu onun bilmesi hakkıdır. Yalnız bunun sizin evlenmenize etkisi olacağını zannetmeyin. Evlilik kaderdir. Dağ başında gelir bulur da şehir ortasında bekâr kalabilir insan. Bunu dert etmeyin. Allah’a emanet olun.
Geçmiş hatana tevbe et. Tevbeni koru. Salih işler yapmaya koyul. Bu durumunun ne tıp açısından ne de din açısından evlenmeye engeli yoktur. Sen gereksiz yere abartıyorsun. Evlilik senin için biiznillah kurtuluş olur. Çok tereddüt edersen bir psikologla görüş. Böyle bir geçmişten de insanlara söz açma sakın.
Sen TUS’a çalış. Evlenmeye de hazır ol. Bu arada nasibin çıkınca ikisi birden çıkar aradan. Sadece evlenme diye bir plan yapman yanlış olur. Öyle her tuttuğun da elinde olacak diye bir kural yok. Kendini salma böyle. Ne güzel işte, baştan bırakmış seni. Nişanlanıp ayrılman mı mesela daha iyi olurdu. Doktorsun sen, her tuttuğunuz hasta iyi oluyor mu? Hayata daha geniş bir açıdan bak yavrum. Allah yardımcın olsun.
Aleykümselam. Ailenizin bilhassa da anne babanızın rızası olmayan bir işte hayır olmayacağını bilmelisiniz. Onlar ortada kalırsa yani mani olmak istemezlerse o zaman evlenebilirsiniz. Kan testi yaptırın. Sonuçta sıkıntı görülmüyorsa evlenin, test sıkıntılı çıkarsa uzatmazsınız. Allah mübarek etsin.
akraba konusundaki diğer fetvalar
Allah'ın izni ile cennete gir/girelim; bütün diller, zevkler ve beklentiler bizim olacak. Ne istiyorsak, ne bekliyorsak! Hepsi!
Değerli kardeşim, İnsan tek başına dünyadır. Her insanı bir dünya kabul ettiğimizde ise dünyanın bir insandan ibaret olmadığını idrak etmiş oluruz. Her ne kadar bu hakikatler bilinse de iş insanın kendi derdi olunca, unutulur gider. Hâlbuki dünyayı yöneten Allah için plan, gelmiş, mevcut ve gelecek olan herkesi kapsar. O, kıyamete göre kader yazar. İnsan ise anlık kaderi düşünür. Mesela; kendi doğumu ve yaşamı için yıllarca dert çeken bir anne babayı hatırlamak istemez. Belki de kendisinin doğumunda sakat kalan ya da vefat eden annesini hiç hatırına getirmez. Çünkü bencilce düşünür ve dünyayı kendisinden ibaret sanır. Evet, imanı böyle değildir ancak dünyaya ait sıkıntılar onu sarınca şeytan bu vesveselerle karşısına çıkar, o da istemese de hoşuna gittiği için kabul eder gibi yapar. İşte tam bu nokta şeytanın tuzağına takıldığı yerdir. Tek başına bilmek ne yazık ki insana yetmiyor. Allah’ın muradını aramak ve yazdığı planı hissetmeye çalışmak o bilginin asıl gayesidir. Kur’an-ı Kerim, peygamberlerin kıssalarını bunun için anlatmıyor mu? Yoksa çocuk ve genç yaşlarında mutlu olmak Yusuf’un da hakkı değil miydi? Babası olmadan doğan peygamberimiz o sevgiden mahrum yaşamadı mı? Sonuçlarını görünce “meğer öyle olması gerekiyormuş Allah katında” demiyor muyuz? İnsan çok aceleci yaşamak istiyor. Kendi isteklerini doğru zannederek ne kötü düşünüyor. Allah’ın yazdığı kaderdeki büyüklüğü anlamaya yanaşmıyor. Hâlbuki bunu ömrü boyunca tam bir imanla kabul etse dualarının kabul edildiğini de görecek, ibadet gevşekliği de onu bulmayacak. Zira o Allah’ın yazdığına razı olamama hali, intikamını ibadetten alıyor. Size bu imanı yakalamaya vesile olacağını umduğumuz bazı tavsiyelerle sözlerimizi tamamlayalım: Ne kendinizi ne de başkalarını dıştan göründüğü hale göre değerlendirmeyin. Nice mutlu görünen evlilerin evleri yangın yeri olabilir. Kendinizi mutlu etmek için belli dünyevi şartlara bağlanmayın. Asıl huzur, olumsuzluklar içinden sıyrılabilmektir. Bu da Allah’ın kaderine teslimiyetle olur. Bunun için peygamber kıssalarını, ölümün içindeki hayatları, yeniden hatırlamanızı tavsiye ederiz. Duaların kabulünde şunu unutmayın: Allah sizi hep dua ederken, O’nun zatına yalvarırken görmek istiyor olabilir. Duadaki sabrınızı ve samimiyetinizi test ediyor olabilir. Bu yüzden erteliyordur. İstediğinizin Allah katında size sonraları daha büyük sorunlar oluşturacağını bildiği için Allah, size acıdığı için kabul etmiyor olabilir. Duaların kabulünü ahiret gününe bırakmış olabilir. Her işinizde “Allah bilir, ben bilmem” düsturu ile hareket etmelisiniz. Kim bilir, yirmili yaşlarında evlenip iki-üç çocukla boşanmaktansa kırklı yaşlarda huzur dolu bir evlilik sizi bekliyordur. İnsanların sizin hakkınızdaki rahat konuşmaları, bir miktar sizin onlarla laubali oluşunuzdan da kaynaklanıyor olabilir. Bir süre kendinizi daha ciddi bir kimlikle tanıtın. Özellikle kadınlarla bu tarz konuları konuşmaktan kaçının. Ev ve evlilik sizin mahreminiz olarak gizli kalsın. Oturup dertleşeceğiniz doğru insanları arayın. “Yok” demeyin. Hele hele internet çağında sakın “yok” demeyin. Sanal da olsa telefonla da olsa sizi anlayan insanlarla haftada bir buluşun. Sohbet dinleyin. Nasihat isteyin. Takvanın azalması, büyük oranda geçmişteki dengesiz politikalardan kaynaklanıyordur. Örneğin; farzlarda istikrar yerine nafileleri abartmak zamanla bir bıkkınlık oluşturmuş olabilir. Bu saatten sonra haramlardan kaçınmayı ve imanı korumayı birincil iş olarak, farz ibadetleri ve üstün bir ahlakı da bununla beraber destekleyerek yol almalısınız. Ekstra sevap olacak amellerde ise gücünüz yettiği kadar adım adım bir taktik izlemek gerekir. Bunun için de Kur’an tilaveti ile başlayabilirsiniz. Oruç yerine düzenli Kur’an okumaya odaklanın. Her gün bir sayfa okuyarak başlayın. Üç ay sonra bunu iki sayfaya çıkarır ve böyle üç aylık periyotlarla kendinizi hızlandırabilirsiniz. Günlük hayattaki asıl işinizi, mesleğinizi sakın ihmal etmeyin. Para kazandığınız alanı en iyi şekilde değerlendirin. İyi çalışın, uzman olun. İşinizi kaliteli yapın. Fırsat buldukça gezi ve seyahat ile kendinizi yenileyin. Farklı mekânlar ve insanlarla tecrübe kazanın. Dinimiz her türlü sıkıntının çözümünü barındıran âlemlerin dinidir. Biz dini yanlış anlarsak İslam’ın altında kalırız. Yanlış fikirler ve hatalı uygulamalar bizi ezer. Namaz ve sabırla Allah’tan istemeye devam edin. Son nefese kadar sebat edin. Allah, sizi sevdiği ve razı olduğu işlerde muvaffak kılsın. İmanınıza iman katsın. Sizi salih arkadaşlarla desteklesin. Allah’a emanet olun.
Teyzenle annenin istediği gibi kökten ilişkilerini kesmen caiz olmaz. Annenin incinmesine de göz yumamazsın. İkisinin ortası olarak şöyle yap: Teyzenle bağlarını koparmayacak (mesela telefon bağlantısı kurarak) bir yöntem oluştur. Bir araya gelip anneni de üzme.
Bileziklerin geri döneceğini beklemiyorsanız zekâtını vermeyebilirsiniz. Dönecek diye bekliyorsanız verin.
Çevrenden önce Rabbin ne diyor diye baksan ya! Kredi ile açacağın iş yerin ne getirecek sana?
Fitne ve fesada kapı aralayacak her türlü ilişkiyi kontrol altına almakta fayda var. En başta bu görüşmeler ve aynı binada yaşama durumu asla kadın erkek karışık şekilde olmamalı. Bu konudaki mahremiyeti koruma konusuna azami özeni göstermeli bunu başaramıyorsanız gerekirse taşınmayı düşünmelisiniz. Bunu koruduğunuz halde, yine de ilişkilerin fitneye ve fesada kapı aralaması söz konusuysa ilgili kişilerin bu türden bir duruma kapı aralayacak her türlü söz ve fiilden uzak durması gerekir. Bu sebeple konuşmaların miktarını ve içeriğini mutlaka helale ve hayra çevirmeliyiz. Görüşülmesi zorunlu kişilerle de görüşmeleri bu çerçevede daima siyasi ve tedbirli adımlarla yapmalı eğer orada da fitne veya fesada kapı aralanıyorsa. Allah yardımcınız olsun. Allah'a emanet olun.