Fetva Meclisi
Soru
Hocam ben tıp fakültesinden bu sene mezun oldum. Evlenmek istiyorum ama hep okul bir engel olarak karşıma çıktı, bu sene sınıftan biri ile görüşmem oldu iki defa ama karşı taraf karar veremedi. Kararsız olduğu için de istemediğini söyledi ve ben çok üzüldüm kaç ayım heba oldu. Şu an ise TUS’a 5 ay kalmış durumda. Kendimi çıkmazda hissediyorum. Evlenmeyi çok istiyorum ama olmuyor. Siz ne önerirsiniz hocam?
Cevap
Benzer fetvalar
Ailen isabetli düşünmüyor ama eş adayın da tıp okuyan birine “doktor olma” demekle isabetsiz bir iş yapıyor. Anlaşılan bu aday senin aradığın aday değil. Bir insana benzeri yokmuş gibi takılmak kültürlü bir hanım için yanlış değil mi?
Dua edin ama duanız, onun size nasip olmasından önce BİR İNSANA KİLİTLENİP KALMA zilletine düşmemeniz üzerine olsun. Siz TUS düşünmelisiniz şu anda. O nasip ise gelir. Hiçbir insan uğruna helak olunacak biri değildir. Kaldı ki sizin böyle bir arzuyu biri vasıtası ile de olsa dillendirmenizde sakınca yoktur. Sizi bilen biri sizin adınıza aracı olabilir.
Selamünaleyküm. Benim tecrübeme değil sizin kendi aklınıza ihtiyacınız olmalı.
Hastalığınızı sizinle evlenmek isteyene aynıyla anlatın. Zira çocuk yaratılmasına mani bir durumu onun bilmesi hakkıdır. Yalnız bunun sizin evlenmenize etkisi olacağını zannetmeyin. Evlilik kaderdir. Dağ başında gelir bulur da şehir ortasında bekâr kalabilir insan. Bunu dert etmeyin. Allah’a emanet olun.
Evlenmek, şu andaki riskli durumdan kurtulmak anlamında seni ileriki dönem için rahatlatacak ise acilen evlen. Hayırlı çıkarsa ne güzel. Değilse makul bir gerekçe ile kurtulursun. Yalnız şunu unutma: TEVBE ET VE TEVBEN CİDDİ OLSUN!
Selamünaleyküm. Bir kere kendinizi böyle kaypak bir zeminde bırakmayın. İkinci olarak da ailenizden başka büyüklere de meseleyi danışın, onların kararına göre karar verin.
doktor konusundaki diğer fetvalar
Namaz ayakta kılınır. Bu, namazın farzlarındandır. Ayakta kıldığında zorlanan ve hastalığı artan birisinin veya doktorun “ayakta kılmamalısın” dediği birisi oturarak kılabilir. Bu konuda, doktorun uzman olması yeterlidir, Müslüman olmasını da imkânımız varsa isteriz. Doktorun “ayakta kılma” uyarısının dikkate alınması gerekir.
Kızım, endişene gerek yok. Çok acil bir devlet hastanesinde doktora görün. Onun dediklerini yap ve bana tekrar yaz. Senin yaşında tehlikeli bir durum değil bu. Sen tedaviyi geciktirdiğin için böyle sıkıntı çekiyorsun. Senin için dua ediyorum ve muhakkak iyi haberini bekliyorum.
Önce bir kardiyolog size rapor versin. O, tedavisi sürerken veya ileriki dönemde bir sorun yok diyorsa psikoloğa gidin. Psikologda muhakkak çözülecektir diye umutlu olun. Sabırlı olun ve tedaviyi aksatmayın. Bu durumunuz namazla ilgili değil sizin özel yapınızla alakalıdır. Geçmiş olsun.
Doktor hanım, size tıp dili ile sorular sorayım: Bir insanın nabzı veya tansiyonu sürekli aynı olabilir mi? Hareket ederken veya heyecanlanınca ya da koşarken… Aynı nabız aynı tansiyon mümkün mü? Zannederim değildir. Zihin dünyamız da böyledir; inişleri çıkışları olur. Olmalıdır da. Bir sahabi hanımı olsa idiniz yine böyle olacaktı. Sürekli aynı heyecanı taşıyamazsınız. Bu durumu dert etmeyin. TUS süreci bitince değişecektir bu. Nasıl tansiyon belli değerler arasında inip çıktıkça onu önemsemiyorsunuz bu iniş ve çıkışları da önemsemeyin. Yeter ki ana değerler sabit kalsın. O ana değerleri sizin için şöyle özetleyebilirim: Asla imanınızla alakalı bir tartışmaya girmeyin, sizi imanınızda sorunlu hâle getirecek konulardan uzak durun. Allah’ın açık haramlarından uzak kalın. Hiçbir haramı hiçbir şekilde denemeye kalkmayın. Allah’ın farzlarını damarlarınızda dolaşan kanınız gibi bilin. Bir farz kaçırmak sizin için bir ünite kan kaybetmek kadar ağır olmalıdır. Oruç da böyledir zekât da böyledir. Her farz böyledir. Peygamber aleyhisselamın sünnetinden kabiliyetiniz ve mesleğiniz açısından sizi zorlamayacak olanları yapmaya çalışın. Hedefinizde de Allah’ın inayeti ile bütün sünnetleri yaşamak olsun. Çevrenizi iyi seçin. Arkadaşlarınız, kıyamet günü yanınızda bulunmasından hoşlanmayacağınız kimseler olmasın. Elbette mesleğiniz gereği herkesle beraber olacaksınız ama severek ve beğenerek iyi olmayan bir arkadaş edinmeyin. Anne baba başta olmak üzere akraba bağınızı güçlü tutun. Dua etme vakitleri ayırın kendinize. Sabah ve akşam dualarınız olsun. Ayetlerden bildiğiniz duaları okuyun, Türkçe dua edin ama dua ile tanışın, kaynaşın. Belli zikirler yapmayı ihmal etmeyin. Özellikle sabah akşam zikirleriniz olsun. Muhakkak Kur'an okuyun. Özel günleriniz hariç her gün asla terk etmediğiniz bir Kur'an okuma programınız olmalıdır. Bir sahife de olsa okuyun. Muhakkak bir âlimi izlemeye çalışın. Kimseye peygamberin yerinde görür gibi takılmayın ama bir âlimi izleyin. Mümkünse onunla istişareler edin. Biiznillah göreceksiniz ki bir zaman sonra tansiyonunuz da imanî heyecanınız da yerine gelecektir ve siz bir eksikliğe takılıp kalmayacaksınız. Allah yardımcınız olsun. Âmîn.
1. Tıbbın bir bilim olarak, tıp çalışanlarının da bir “sağlık hizmet edeni” olarak nasıl insanî ve İslamî bir hizmet icra ettiğini söylemeye gerek yoktur. Tıp bir ibadet mecrasıdır. Böyle görürüz. 2. Dinimiz, insanın canına, malına ve onuruna karşı saldırıyı esastan yasaklamıştır. Mesleği ve kimliği ne olursa olsun insana saldırmak konuşulamaz. 3. İnsana saldırının genel olarak, sağlık çalışanlarına saldırının da özel olarak değerlendirilmesinde şunu söyleyebiliriz: Sözlü saldırı, hakaret veya ekonomik zarar verecek şekilde saldırı ya da bedensel saldırı asla caiz olmaz. Sağlık sektöründe bulunanların hataları ve eksiklikleri kanunla idare edilen ülkelerde onlar üzerinden giderilemez. Kanun buna gerek bırakmamalıdır. Sağlık çalışanlarının saldırıya uğramasını dini değerler açısından sıfır tolerans ile karşılarken onların da insanları tepeden gören bakışları, bilimsel eksikliklerini gizlemeye çalıştıkları kompleksli tutumları da büyük oranda saldırılara neden olabilmektedir. Arkasına devlet gücünü alan memur mantığı ile vatandaşa bakanlara karşı şeytanın kışkırttığı bir kesim bulunabilir. Şikâyetlerin değerlendirilmesinde devletin “memurunu kollayan, vatandaşı da teskin eden” ama sorunun esastan giderilmesine yatırım yapmayan anlayış bu sıkıntıyı büyütmektedir. Biz mü'min olarak imanımızın bize vermiş olması gereken yüksek seviyeye göre hareket ederiz. Bu seviyeyi şöyle belirlememiz mümkündür: - Hastane veya başka bir merkezde yasal haklarımızı en iyi şekilde değerlendirir, ihmal ve savsaklamayı kabul etmeyiz. Başkasının hakkını da ihlal etmeyiz. Bize karşı yapılan yanlışlarda, olabilirlik payını muhakkak kabul ederiz. Karşımızdakinin de insan olduğunu, nöbet veya başka bir sebeple bitkin olabileceğini ama bunun ad bir sınırı olacağını bilir ona göre tavır gösteririz. Yasal sıralamaya dikkat ederek gerekli şikâyetleri yapar, şikâyetimizin arkasında durur, son noktaya kadar titizlikle takip ederiz ki bir yandan bizim hakkımız zayi olmasın diğer yandan da bize hizmet eden memurların gevşemesine neden olmayalım, bizden sonraki bir mü'min aynı sıkıntıyı çekmesin. Bu takibimizi de kişisel etnik, yöresel savaş konusuna dönüştürecek seviye düşüklüğünü göstermeyiz.
İstimna konusunda tıbbın bu şekilde kesin bir görüşü yoktur diye biliyoruz. Sizin gittiğiniz doktor meselenin dini boyutunu bilmediği için sizi üstünkörü yönlendirmiş olabilir. Evlenmek ve gözünü haramdan sakındırmak senin ilk çarendir. Bu kadar kolay teslim olmamalısın. Sonuna kadar diren. Tedbir al. Ondan sonra harama karşı bir ruhsat var mıdır diye araştır. Allah yardımcın olsun.