Fetva Meclisi
Soru
Hocam benim 2.5 senedir konuştuğum bir kız arkadaşım var ve biz evlenmeye karar verdik. Bana bekaretinin olmadığını, geçmişteki hatasından dolayı böyle olduğunu anlattı, ben ilk başta asla dönmeyi istemedim ama hocam çok seviyorum. Sonradan barıştık, ama onunla her konuştuğumda o anlatıp yaşadıkları aklıma geliyor ve çok ağrıma gidiyor. Her ne kadar o üzülmesin diye hissettirmesem de çok bunalıyorum hocam. Daha nişan veya söz bir şey olmadı, sizlerin tecrübe ve bilgilerine çok ihtiyacım var, ne yapmalıyım?
Cevap
Benzer fetvalar
Nikâhtan önceki her süreç bırakılabilir bir noktadır. Hiçbir gerekçe olmadan da bırakabilirdiniz. Bu arada maddi bir hak kaldı ise üzerinizde onu iade edin. Gereksiz yere de kendinizi bununla alıkoymayın. Yoğun bir gün yaşamaya bakın. İbadetlerinizi ihmal etmeyin. Hiçbir insan ardından hayata küsülecek biri olamaz. Kendinizi seviyesi düşük bir konumda tutmamalısınız.
Evlilik böyle riskleri kaldırmaz. Mide bulandıracak durumdan uzak durun.
Aleykümselam. Tanıdık kimse olması şart değil ama size yakın biri yokken gitmeyin. Daha emin olursunuz, kalbiniz daha rahat olur.
Selamünaleyküm. Geçmişe tevbe edin, gelecek için de aile büyüklerinizle istişare edin, dediklerini yapın.
Selamünaleyküm. Size gelecekten haber veren yalancıdır, ona inanmayın. Ailenizin rızası olmayan bir evlilik de yapmayın. Mevcut durumu da helal olmayacak şekilde sürdürmeyin.
Selamünaleyküm. Siz, onun bedduasını değil kendinizi düşünün. Hayatınızın en temiz günlerini kirlettiniz, o kirli günlerin üstüne nasıl temiz yıllar bina edeceksiniz? Siz, onunla evlenmeli ve büyük bir tevbe ile Allah'a dönmelisiniz.
bekaret konusundaki diğer fetvalar
Evlenecek erkek/kadın birinin eş adayının geçmişini inceleme hakkı vardır. Bu incelemede iki ölçüye dikkat edilmelidir: a. Kendi seviyesinin çok üstünde hayali bir eş adayı arayışını getiren inceleme anlamı düşük bir iş olur. b. Allah Teâlâ’nın örttüklerini açmak ve teşhir etmek mü'mince bir iş değildir. Bunun ötesinde bir inceleme yapılmalı elbette ama bu inceleme mesela bekâret sorgulaması düzeyine gelmemelidir. Neden? Bu sorgulama o kadar uç bir noktayı karıştırmaktır ki, öyle bir sıkıntı ihtimali bulunan kapıda zaten mü'minin işi olmamalıdır. Mü'minler olarak birbirimizi bilecek bir konumda bulunmaya mecburuz. Kim nasıldır acaba sorunu yüzeysel olarak tahmin edebiliriz. Ve özellikle evlilikler bir referans üzerinden yapılmaktadır genelde. O referansların niteliği de bizim için önemli olmaktadır. Bir genç kıza ‘bekâretin var mı?’ sorusu yöneltildikten sonra cevap ne olursa olsun sorunlu ilişkiler dönemi de başlatılmış olabilir. Evet, bir afet dönemine girdik. Erkeği ile kızı ile iffetin itibarsızlaştırıldığı dönemde yaşıyoruz. Bu doğrudur ama mü'minler olarak birbirimize bu kadar ağır ve hakir bir soruyu sormayı yıpratıcı buluyorum. Bu uç noktanın haricindeki sorgulamalar yapılabilir. Öyle veya böyle gerçek bir tevbenin gücünü unutmayacağız elbette!
İnsan geçmişini karıştırmamalı, karıştırılmasına da izin vermemelidir. Erkeğin sorabileceği en tabii haklarından biri bekâret meselesidir. Zira o husustaki yanıltmanın bedeli çok ağır oluyor. Bunun dışında sorunu olanlar şöyle bir beyanda bulunmalı ama ayrıntıya girmemelidirler: “Ben takvalı bir hayatta değildim.” Bunu yeterli bulmayan biri ile zaten evlilik yürümeyeceği bellidir zannederiz. Bekâret düzeyinde bir geçmiş varsa o gizlenmemeli ama onu kovuşturanla da nasıl bir evlilik yapılabileceği iyi düşünülmelidir. Kanaatimiz böyledir.
Bekâret zarı olmaması kadının zina ettiğinin belgesi sayılmaz. Söz konusu zar, cinsel ilişki dışında pek çok sebeple olmayabilir. Eşinizin beyanını esas alarak evlilik hayatınızı sürdürmelisiniz.
Kadının boşama ile ortaya çıkan iddet beklemesi şöyledir: a- Nikâh yapılıp zifaf gerçekleşen bir ortamdan sonra boşama olursa İDDET FARZDIR. Bunda hiçbir tereddüt olamaz. b- Nikâh yapılmış ama zifaf (cinsel ilişki) veya zifafa uygun bir ortamda baş başa kalma gerçekleşmeden boşama olursa iddet GEREKMEZ. c- Zifaf olmamış ama zifafa müsait bir ortamda kalınmış ise ulemanın büyük bölümüne göre bu halvet durumu zifaf sayılacağından İDDET BEKLEYECEKTİR. Kadının bekaret durumu bu noktada önem arz etmemektedir.
Kan görme meselesi yüzde yüz bekâret veya yokluğu ile alakalı belge değildir. Sizin bu takıntınız yanlıştır. Şimdiden böyle bir şeye takılıp kalırsanız hayatı kendi kendinize zehir edebilirsiniz.
Selamünaleyküm. Bekâretle ilgili bir soruya yalan cevap vermek başka şey, sorulmadan geçmişi kurcalamak başka şeydir. Bu iki farklı açıdan bakın çözersiniz.