Fetva Meclisi
Soru
Hocam, dinimizde kişinin Allah’ın örttüğü günahlarını kendisi başkalarına anlatıp onları günahına şahit tutması hadisle yasaklanmıştır diye biliyorum. Ama diyelim ki evleneceğimiz kişi geçmişte bir harama veya zinaya yaklaşmış mı gibi nedenlerle bunu öğrenmek istiyor. O halde geçmişinde bu tür bir günaha girmiş sonradan tövbe etmiş bir insanın o günahını söylemesi gerekir mi eğer söylemesi o halde de yasaksa ne yapmalıdır?
Cevap
Benzer fetvalar
Bekâret gibi eşi özellikle ilgilendiren bir hususu, sorduğunda gizlemek doğru olmaz. Bunun haricindeki işlenen günahları ise zikretmemeyi aksine genel bir ifade ile “hatalı bir hayat yaşadım ama bekâretimde sıkıntı yok” türünden bir cevap vermeyi tavsiye ederiz. Özellikle de işlenen günahların tevbesini unutmayınız. Asıl olan Allah Teâlâ’ya ne deneceğidir. Tevbe ile ibadet ile biiznillah geçmiş kapanır.
Geçmişine tevbe etti isen ve bu tevbende ebedi bir samimiyet içinde isen, Allah’ın hiçbir kuluna o işleri anlatmayacaksın. Allah’ın sildiğini yeniden teşhir etme hakkın yoktur. Sordurma, sorulunca da açma ve tertemiz git Rabbine.
Bekâretiniz açısından bir sorun yoksa sizinle evlenmek isteyecek birine “geçmişim açık bir kadındı” diyerek ayrıntıya girmeden geçmişinizi özetleyebilirsiniz. Bu anlatım, karşı tarafı aldatma olmaz. Dolayısıyla başka biri ile evlenemez diye bir durumunuz yoktur. Bu kişi ile de evlenebilirsiniz ama başında bu kadar sıkıntı üreten biri ile gereksiz bir tecrübe yarışına girmenizi tavsiye etmeyiz. Hâlâ “değişmeye çalışıyor” diyorsunuz ama “değişmiş” diyemiyorsunuz.
Selamünaleyküm. Dinimizin en temel prensiplerinden biri, hataları örtmektir. Geçmişi irdelemek bizim ahlakımızda yoktur, olmamalıdır. Yalnız mesele bekâret meselesi olarak değerlendirilecekse bunu beyan etmek ya da bakire olmadığını bir yolla izah etmek gerekebilir.
Evlenecek kadın eğer geçmişinde öyle bir hata işlemiş ise öncelikle o hatadan dolayı ciddi ve kalıcı bir tevbe yapmalıdır. Geçmişindeki o hatayı da evleneceği kişiye açıklaması gerekmez. Bakire olduğunu da söyleyerek yalan söylemez. Ya geçmişi irdelemeyen biri ile evlenir ya da “geçmişim cahillik yılları idi...” gibi genel bir ifade kullanır. Böylesi aile içi huzur ve kadının onuru bakımından daha isabetli olur diye düşünürüz.
Geçmişine tevbe eden birinin temiz kabul edilmesi dinimizin en temel kurallarından biridir, kimseyi geçmişi ile itham edemeyiz. Geçmişiniz zikretmek zorunda olduğunuz bir durum değildir. Hatta bunu alenen şu işi, şunu yaptım demeniz de hatadır. Madem tevbe ettiniz ve bu tevbenizde samimi iseniz kapatmalısınız. Erkeğin sorabileceği en tabii haklarından biri bekâret meselesidir. Zira o husustaki yanıltmanın bedeli çok ağır oluyor. Bunun dışında sorusu varsa veya sizin geçmişteki hatalarınız bunun dışında şeyler ise şöyle bir beyanda bulunmalı ama ayrıntıya girmemelisiniz: “Ben takvalı bir hayatta değildim.” İnsan geçmişini karıştırmamalı, karıştırılmasına da izin vermemelidir. Size önceki hayatınızı, kendisinden öncesini sorsa bile yalan söylemeyin ama anlatmayın da. Allah'ın kapamış olduğu konuları kimseye açmayın. Bu süreçte iletişim çok önemlidir. Ancak ilişkiniz kadar manevi huzurunuzu da koruyarak hareket etmelisiniz. Geçmişiniz hakkında muhabbet açılıyor ve siz bundan huzursuz oluyorsanız -anlattıklarınız veya anlatmadıklarınız dâhil- bir sınır çizerek artık geçmişi konuşmamak konusunda anlaşın. Net bir çizgi çizdiğinizde sizin de gönlünüz ferahlayacaktır. Yaptığınız hatalardan dolayı pişman olduğunuzu ve samimi bir şekilde tövbe ettiğinizi hatırlatın. Rabbim yar ve yardımcınız olsun. Allah’a emanet olun.
bekaret konusundaki diğer fetvalar
Bekâret zarı olmaması kadının zina ettiğinin belgesi sayılmaz. Söz konusu zar, cinsel ilişki dışında pek çok sebeple olmayabilir. Eşinizin beyanını esas alarak evlilik hayatınızı sürdürmelisiniz.
Kadının boşama ile ortaya çıkan iddet beklemesi şöyledir: a- Nikâh yapılıp zifaf gerçekleşen bir ortamdan sonra boşama olursa İDDET FARZDIR. Bunda hiçbir tereddüt olamaz. b- Nikâh yapılmış ama zifaf (cinsel ilişki) veya zifafa uygun bir ortamda baş başa kalma gerçekleşmeden boşama olursa iddet GEREKMEZ. c- Zifaf olmamış ama zifafa müsait bir ortamda kalınmış ise ulemanın büyük bölümüne göre bu halvet durumu zifaf sayılacağından İDDET BEKLEYECEKTİR. Kadının bekaret durumu bu noktada önem arz etmemektedir.
Kan görme meselesi yüzde yüz bekâret veya yokluğu ile alakalı belge değildir. Sizin bu takıntınız yanlıştır. Şimdiden böyle bir şeye takılıp kalırsanız hayatı kendi kendinize zehir edebilirsiniz.
Evlenecek erkek/kadın birinin eş adayının geçmişini inceleme hakkı vardır. Bu incelemede iki ölçüye dikkat edilmelidir: a. Kendi seviyesinin çok üstünde hayali bir eş adayı arayışını getiren inceleme anlamı düşük bir iş olur. b. Allah Teâlâ’nın örttüklerini açmak ve teşhir etmek mü'mince bir iş değildir. Bunun ötesinde bir inceleme yapılmalı elbette ama bu inceleme mesela bekâret sorgulaması düzeyine gelmemelidir. Neden? Bu sorgulama o kadar uç bir noktayı karıştırmaktır ki, öyle bir sıkıntı ihtimali bulunan kapıda zaten mü'minin işi olmamalıdır. Mü'minler olarak birbirimizi bilecek bir konumda bulunmaya mecburuz. Kim nasıldır acaba sorunu yüzeysel olarak tahmin edebiliriz. Ve özellikle evlilikler bir referans üzerinden yapılmaktadır genelde. O referansların niteliği de bizim için önemli olmaktadır. Bir genç kıza ‘bekâretin var mı?’ sorusu yöneltildikten sonra cevap ne olursa olsun sorunlu ilişkiler dönemi de başlatılmış olabilir. Evet, bir afet dönemine girdik. Erkeği ile kızı ile iffetin itibarsızlaştırıldığı dönemde yaşıyoruz. Bu doğrudur ama mü'minler olarak birbirimize bu kadar ağır ve hakir bir soruyu sormayı yıpratıcı buluyorum. Bu uç noktanın haricindeki sorgulamalar yapılabilir. Öyle veya böyle gerçek bir tevbenin gücünü unutmayacağız elbette!
Bu durumu biraz abartıyor gibisin. Sen bekâretinde bir sorun yok olarak bildikten sonra gerisine takılma. Şu andaki tevbeli mübarek halinle yaşa. Allah sana yardım eder.