Fetva Meclisi
Soru
Hocam ben ilahiyat okuyorum, namazımı da görevlerimi de yapıyorum elhamdülillah ama hocam cinsel isteğim hep artıyor. Doktora da gittim bana istimna yap dedi. Ben normalde yapmıyorum ve günah olduğunu biliyorum ama doktorun hükmünü kadının hükmü olarak biliyorum hocam ne yapmalıyım?
Cevap
Benzer fetvalar
Bu durum hiç hoş değil, aile geleceğiniz açısından bile bile sıkıntıya yürüyorsunuz. Muhakkak bir aile danışmanına beraber gidin. Gerekiyorsa psikoloğa gidin. Hiç geciktirmeyin.
Selamünaleyküm. Yapmanız gereken ilk şey, sizi bu duruma sürükleyen çevrenizi değiştirmenizdir. Çevrenizden kasıt da okuduğunuz gazete, arkadaşınıza kadar herkes ve her şey. Öbür türlü çok yorulursunuz.
Cinsiyet değiştirme işlemi bir haramdır. Haramı icra eden de o haramı işleyen gibi günahkârdır. O süreci kim ne kadar destekledi ise desteklediği kadar harama katkı sağlamıştır ve vebale girmeştir. İş bittikten sonraki sürdürme desteklerinin o çapta olmayacağını zannederim.
Selamünaleyküm. Eşinizin muhakkak bir doktora görünmesi gerekir. O doktora görünsün siz de bir süreliğine sabırlı olun. Doktor iyileşme ihtimali görmezse ya da doktora gitmeyi kabul etmezse, siz kendinizi harama düşecek sıkıntıda hissediyorsanız onunla oturun ve bir eşe ihtiyacınız olduğunu söyleyin. O yoksa arayış içine gireceğinizi açıkça belirtin. Bu durumda da yanaşmayan kadınla alakalı olarak ailelerinizin büyüklerini de devreye sokarak ağır ve ileri tedbirler alabilirsiniz. Allah size sabırlar versin.
Kıymetli kardeşim, bu kararı almadan önce aile büyüklerinizden sözüne itibar ettiklerinizle istişare edin. Sırf laf olsun, torba dolsun, diye konuşan insanlarla değil de adalet sahibi, vicdan sahibi, ilim-irfan sahibi kişilerle istişare edin. Buna binaen de bir karar alın. Kararınızı alırken istihare duası yapmayı da unutmayın. Allah yardımcınız olsun. Allah'a emanet olun.
Selamünaleyküm. Bir kere bu asla erkekliğin doğasında yoktur, bu erkekliğin kanseridir. Buna inanmayın. Size gelince, ona müdahale ederek durumu düzeltmeniz çok zordur, bilakis daha fazla onu itersiniz. Size düşen görevi iyi yapın, karışmıyor gibi davranın, çok dua edin, bu durumun bilinmesine katkı yapmayın ki, resmileşmesin. Bir zaman sonra kıldığı namaz onu kurtaracaktır inşallah.
doktor konusundaki diğer fetvalar
İlaç alınırken bir hileye başvurulmamış yani yasaya tam uygun olarak alınmış ise o ilaç sizin mülkünüz olmuştur. Siz onu bir başkasına da verebilirsiniz.
Hastaya ilaç yazılmasında yasal yetki doktora aittir. Eczacının ilaç tekdir etme yetkisi yoktur. Buna göre de böyle bir hatadan mesul olmaz. Çok kesin bir bilgi ile ortada yanlış olduğunu görürse hastayı ikaz edebilir, o kadar.
1. Tıbbın bir bilim olarak, tıp çalışanlarının da bir “sağlık hizmet edeni” olarak nasıl insanî ve İslamî bir hizmet icra ettiğini söylemeye gerek yoktur. Tıp bir ibadet mecrasıdır. Böyle görürüz. 2. Dinimiz, insanın canına, malına ve onuruna karşı saldırıyı esastan yasaklamıştır. Mesleği ve kimliği ne olursa olsun insana saldırmak konuşulamaz. 3. İnsana saldırının genel olarak, sağlık çalışanlarına saldırının da özel olarak değerlendirilmesinde şunu söyleyebiliriz: Sözlü saldırı, hakaret veya ekonomik zarar verecek şekilde saldırı ya da bedensel saldırı asla caiz olmaz. Sağlık sektöründe bulunanların hataları ve eksiklikleri kanunla idare edilen ülkelerde onlar üzerinden giderilemez. Kanun buna gerek bırakmamalıdır. Sağlık çalışanlarının saldırıya uğramasını dini değerler açısından sıfır tolerans ile karşılarken onların da insanları tepeden gören bakışları, bilimsel eksikliklerini gizlemeye çalıştıkları kompleksli tutumları da büyük oranda saldırılara neden olabilmektedir. Arkasına devlet gücünü alan memur mantığı ile vatandaşa bakanlara karşı şeytanın kışkırttığı bir kesim bulunabilir. Şikâyetlerin değerlendirilmesinde devletin “memurunu kollayan, vatandaşı da teskin eden” ama sorunun esastan giderilmesine yatırım yapmayan anlayış bu sıkıntıyı büyütmektedir. Biz mü'min olarak imanımızın bize vermiş olması gereken yüksek seviyeye göre hareket ederiz. Bu seviyeyi şöyle belirlememiz mümkündür: - Hastane veya başka bir merkezde yasal haklarımızı en iyi şekilde değerlendirir, ihmal ve savsaklamayı kabul etmeyiz. Başkasının hakkını da ihlal etmeyiz. Bize karşı yapılan yanlışlarda, olabilirlik payını muhakkak kabul ederiz. Karşımızdakinin de insan olduğunu, nöbet veya başka bir sebeple bitkin olabileceğini ama bunun ad bir sınırı olacağını bilir ona göre tavır gösteririz. Yasal sıralamaya dikkat ederek gerekli şikâyetleri yapar, şikâyetimizin arkasında durur, son noktaya kadar titizlikle takip ederiz ki bir yandan bizim hakkımız zayi olmasın diğer yandan da bize hizmet eden memurların gevşemesine neden olmayalım, bizden sonraki bir mü'min aynı sıkıntıyı çekmesin. Bu takibimizi de kişisel etnik, yöresel savaş konusuna dönüştürecek seviye düşüklüğünü göstermeyiz.
Doktor hanım, size tıp dili ile sorular sorayım: Bir insanın nabzı veya tansiyonu sürekli aynı olabilir mi? Hareket ederken veya heyecanlanınca ya da koşarken… Aynı nabız aynı tansiyon mümkün mü? Zannederim değildir. Zihin dünyamız da böyledir; inişleri çıkışları olur. Olmalıdır da. Bir sahabi hanımı olsa idiniz yine böyle olacaktı. Sürekli aynı heyecanı taşıyamazsınız. Bu durumu dert etmeyin. TUS süreci bitince değişecektir bu. Nasıl tansiyon belli değerler arasında inip çıktıkça onu önemsemiyorsunuz bu iniş ve çıkışları da önemsemeyin. Yeter ki ana değerler sabit kalsın. O ana değerleri sizin için şöyle özetleyebilirim: Asla imanınızla alakalı bir tartışmaya girmeyin, sizi imanınızda sorunlu hâle getirecek konulardan uzak durun. Allah’ın açık haramlarından uzak kalın. Hiçbir haramı hiçbir şekilde denemeye kalkmayın. Allah’ın farzlarını damarlarınızda dolaşan kanınız gibi bilin. Bir farz kaçırmak sizin için bir ünite kan kaybetmek kadar ağır olmalıdır. Oruç da böyledir zekât da böyledir. Her farz böyledir. Peygamber aleyhisselamın sünnetinden kabiliyetiniz ve mesleğiniz açısından sizi zorlamayacak olanları yapmaya çalışın. Hedefinizde de Allah’ın inayeti ile bütün sünnetleri yaşamak olsun. Çevrenizi iyi seçin. Arkadaşlarınız, kıyamet günü yanınızda bulunmasından hoşlanmayacağınız kimseler olmasın. Elbette mesleğiniz gereği herkesle beraber olacaksınız ama severek ve beğenerek iyi olmayan bir arkadaş edinmeyin. Anne baba başta olmak üzere akraba bağınızı güçlü tutun. Dua etme vakitleri ayırın kendinize. Sabah ve akşam dualarınız olsun. Ayetlerden bildiğiniz duaları okuyun, Türkçe dua edin ama dua ile tanışın, kaynaşın. Belli zikirler yapmayı ihmal etmeyin. Özellikle sabah akşam zikirleriniz olsun. Muhakkak Kur'an okuyun. Özel günleriniz hariç her gün asla terk etmediğiniz bir Kur'an okuma programınız olmalıdır. Bir sahife de olsa okuyun. Muhakkak bir âlimi izlemeye çalışın. Kimseye peygamberin yerinde görür gibi takılmayın ama bir âlimi izleyin. Mümkünse onunla istişareler edin. Biiznillah göreceksiniz ki bir zaman sonra tansiyonunuz da imanî heyecanınız da yerine gelecektir ve siz bir eksikliğe takılıp kalmayacaksınız. Allah yardımcınız olsun. Âmîn.
Kızım, endişene gerek yok. Çok acil bir devlet hastanesinde doktora görün. Onun dediklerini yap ve bana tekrar yaz. Senin yaşında tehlikeli bir durum değil bu. Sen tedaviyi geciktirdiğin için böyle sıkıntı çekiyorsun. Senin için dua ediyorum ve muhakkak iyi haberini bekliyorum.
Sen TUS’a çalış. Evlenmeye de hazır ol. Bu arada nasibin çıkınca ikisi birden çıkar aradan. Sadece evlenme diye bir plan yapman yanlış olur. Öyle her tuttuğun da elinde olacak diye bir kural yok. Kendini salma böyle. Ne güzel işte, baştan bırakmış seni. Nişanlanıp ayrılman mı mesela daha iyi olurdu. Doktorsun sen, her tuttuğunuz hasta iyi oluyor mu? Hayata daha geniş bir açıdan bak yavrum. Allah yardımcın olsun.