Fetva Meclisi
Soru
İşçi olarak çalışıyorum. Hasta oldum, doktor ilaç yazdı eczaneden aldım ilaçları. Kısa zamanda iyi oldum. Sonra eşim de hasta olmuştu. İlaç bana verildi ama eşim de kullansa günah olur mu?
Cevap
Benzer fetvalar
Hastaya ilaç yazılmasında yasal yetki doktora aittir. Eczacının ilaç tekdir etme yetkisi yoktur. Buna göre de böyle bir hatadan mesul olmaz. Çok kesin bir bilgi ile ortada yanlış olduğunu görürse hastayı ikaz edebilir, o kadar.
Mevcut kurallara aykırı olarak yapılan bir işlem helal olmaz. Aldığınız ilacın bedelini bir yere sadaka olarak verseniz iyi olur.
Selamünaleyküm. Bu hususta, eczacılara dair kuralları yürüten oda veya benzeri kurumların koyduğu kurallara uymanız gerekir. Oda açısından sakıncası yoksa yapabilirsiniz, bu bir kul hakkı ihlali olmaz.
Haram işleyen birisinin o esnada beraberinde olmamak istemen normaldir. Diğer zamanlarda hakka dikkat etmen yeterlidir.
İlaç zaruret durumudur. İlaçtaki bazı sakıncalı nesneler zaruret nedeniyle caiz olabilir. Sizin yapmanız gereken ilacın muhtevası hakkında hastaya bilgi vermek ve varsa alternatifini tavsiye etmektir.
O şekilde ilaç yazılmasının doğru olmadığında haklısınız. İade edebileceğiniz bir yer de yoktur. Şöyle yapabilirsiniz: O ilaçların fiyatı kadar bir ilaç yazdırdığınızda onu almayın.
doktor konusundaki diğer fetvalar
İstimna konusunda tıbbın bu şekilde kesin bir görüşü yoktur diye biliyoruz. Sizin gittiğiniz doktor meselenin dini boyutunu bilmediği için sizi üstünkörü yönlendirmiş olabilir. Evlenmek ve gözünü haramdan sakındırmak senin ilk çarendir. Bu kadar kolay teslim olmamalısın. Sonuna kadar diren. Tedbir al. Ondan sonra harama karşı bir ruhsat var mıdır diye araştır. Allah yardımcın olsun.
Kullanımı veya tüketimi normal olarak sakıncalı olan bir nesnenin hasta için tedavi maksatlı olarak kullanılabilmesi, söz konusu nesnenin uzman doktor tarafından tavsiye edilmesine veya yaygın olarak benzer hastalar tarafından kullanıldığında şifa sebebi olduğuna dair genel bir kanaat oluşması gerekir. Böyle ise kullanılabilir.
• Doktorun tavsiyesi olan işi, • Ölçülerine uyarak yaptığınız sürece hiçbir vebale girmezsiniz. Hissettiğiniz sıkıntı merhametinizden kaynaklanıyor. Allah yardımcınız olsun.
1. Tıbbın bir bilim olarak, tıp çalışanlarının da bir “sağlık hizmet edeni” olarak nasıl insanî ve İslamî bir hizmet icra ettiğini söylemeye gerek yoktur. Tıp bir ibadet mecrasıdır. Böyle görürüz. 2. Dinimiz, insanın canına, malına ve onuruna karşı saldırıyı esastan yasaklamıştır. Mesleği ve kimliği ne olursa olsun insana saldırmak konuşulamaz. 3. İnsana saldırının genel olarak, sağlık çalışanlarına saldırının da özel olarak değerlendirilmesinde şunu söyleyebiliriz: Sözlü saldırı, hakaret veya ekonomik zarar verecek şekilde saldırı ya da bedensel saldırı asla caiz olmaz. Sağlık sektöründe bulunanların hataları ve eksiklikleri kanunla idare edilen ülkelerde onlar üzerinden giderilemez. Kanun buna gerek bırakmamalıdır. Sağlık çalışanlarının saldırıya uğramasını dini değerler açısından sıfır tolerans ile karşılarken onların da insanları tepeden gören bakışları, bilimsel eksikliklerini gizlemeye çalıştıkları kompleksli tutumları da büyük oranda saldırılara neden olabilmektedir. Arkasına devlet gücünü alan memur mantığı ile vatandaşa bakanlara karşı şeytanın kışkırttığı bir kesim bulunabilir. Şikâyetlerin değerlendirilmesinde devletin “memurunu kollayan, vatandaşı da teskin eden” ama sorunun esastan giderilmesine yatırım yapmayan anlayış bu sıkıntıyı büyütmektedir. Biz mü'min olarak imanımızın bize vermiş olması gereken yüksek seviyeye göre hareket ederiz. Bu seviyeyi şöyle belirlememiz mümkündür: - Hastane veya başka bir merkezde yasal haklarımızı en iyi şekilde değerlendirir, ihmal ve savsaklamayı kabul etmeyiz. Başkasının hakkını da ihlal etmeyiz. Bize karşı yapılan yanlışlarda, olabilirlik payını muhakkak kabul ederiz. Karşımızdakinin de insan olduğunu, nöbet veya başka bir sebeple bitkin olabileceğini ama bunun ad bir sınırı olacağını bilir ona göre tavır gösteririz. Yasal sıralamaya dikkat ederek gerekli şikâyetleri yapar, şikâyetimizin arkasında durur, son noktaya kadar titizlikle takip ederiz ki bir yandan bizim hakkımız zayi olmasın diğer yandan da bize hizmet eden memurların gevşemesine neden olmayalım, bizden sonraki bir mü'min aynı sıkıntıyı çekmesin. Bu takibimizi de kişisel etnik, yöresel savaş konusuna dönüştürecek seviye düşüklüğünü göstermeyiz.
Doktor hanım, size tıp dili ile sorular sorayım: Bir insanın nabzı veya tansiyonu sürekli aynı olabilir mi? Hareket ederken veya heyecanlanınca ya da koşarken… Aynı nabız aynı tansiyon mümkün mü? Zannederim değildir. Zihin dünyamız da böyledir; inişleri çıkışları olur. Olmalıdır da. Bir sahabi hanımı olsa idiniz yine böyle olacaktı. Sürekli aynı heyecanı taşıyamazsınız. Bu durumu dert etmeyin. TUS süreci bitince değişecektir bu. Nasıl tansiyon belli değerler arasında inip çıktıkça onu önemsemiyorsunuz bu iniş ve çıkışları da önemsemeyin. Yeter ki ana değerler sabit kalsın. O ana değerleri sizin için şöyle özetleyebilirim: Asla imanınızla alakalı bir tartışmaya girmeyin, sizi imanınızda sorunlu hâle getirecek konulardan uzak durun. Allah’ın açık haramlarından uzak kalın. Hiçbir haramı hiçbir şekilde denemeye kalkmayın. Allah’ın farzlarını damarlarınızda dolaşan kanınız gibi bilin. Bir farz kaçırmak sizin için bir ünite kan kaybetmek kadar ağır olmalıdır. Oruç da böyledir zekât da böyledir. Her farz böyledir. Peygamber aleyhisselamın sünnetinden kabiliyetiniz ve mesleğiniz açısından sizi zorlamayacak olanları yapmaya çalışın. Hedefinizde de Allah’ın inayeti ile bütün sünnetleri yaşamak olsun. Çevrenizi iyi seçin. Arkadaşlarınız, kıyamet günü yanınızda bulunmasından hoşlanmayacağınız kimseler olmasın. Elbette mesleğiniz gereği herkesle beraber olacaksınız ama severek ve beğenerek iyi olmayan bir arkadaş edinmeyin. Anne baba başta olmak üzere akraba bağınızı güçlü tutun. Dua etme vakitleri ayırın kendinize. Sabah ve akşam dualarınız olsun. Ayetlerden bildiğiniz duaları okuyun, Türkçe dua edin ama dua ile tanışın, kaynaşın. Belli zikirler yapmayı ihmal etmeyin. Özellikle sabah akşam zikirleriniz olsun. Muhakkak Kur'an okuyun. Özel günleriniz hariç her gün asla terk etmediğiniz bir Kur'an okuma programınız olmalıdır. Bir sahife de olsa okuyun. Muhakkak bir âlimi izlemeye çalışın. Kimseye peygamberin yerinde görür gibi takılmayın ama bir âlimi izleyin. Mümkünse onunla istişareler edin. Biiznillah göreceksiniz ki bir zaman sonra tansiyonunuz da imanî heyecanınız da yerine gelecektir ve siz bir eksikliğe takılıp kalmayacaksınız. Allah yardımcınız olsun. Âmîn.