Fetva Meclisi
Soru
Selamun aleykum. Ben eczanede kalfa olarak çalışmaktayım. Ticaretimizle ilgili bir sorum olacaktı. Konu eş değer ilaç... Doktorun yazmış olduğu ilaç yerine ; ismi farklı ama etken maddesi aynı olan ve kârımız açısından bizim işimize gelen bir başka ilacı hastaya vermek uygun mudur? A ilaç yerine B ilacı verdiğimiz zaman A ilaç firmasının ve çalışanlarının hakkına girmiş olur muyuz? Hastaya söyleyerek yada hastadan gizli yapmakla hasta hakkına girmiş olur muyuz?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Etkisi altında kalmadığınız sürece bu tür malzemeleri kullanmanızda sakınca olmaz. Etkisi altında kaldığınızı hissederseniz kullanmayın hatta kabul etmeyerek tepki gösterin.
Selamünaleyküm. Etkisi altında kalmadığınız sürece bu tür malzemeleri kullanmanızda sakınca olmaz. Etkisi altında kaldığınızı hissederseniz kullanmayın hatta kabul etmeyerek tepki gösterin.
Selamünaleyküm. Eczacı bilimsel olarak faydası zararından fazla olduğu ispatlanmış ilaçları satıyor. Zararlı ilaç vermesi için bilerek yanlış ilaç veya yanlış doz vermesi lazım. Bir de cinsellik açısından gayrimeşru kullanılacağından emin olduğu ilaçları vermesi durumu var. Ancak en faydalı ve hazırlanışında dinen sıkıntı olmayan ilaçları üretmek en öncelikle eczacıların sorumluluğundadır. Ayrıca eczacılığın sosyal boyutu da var. Eczane halkla iç içe bir meslek olduğu için ve insanların sağlıklarına dolaylı da olsa hizmet ettiği için manevi yönden de avantajlı hale getirilebilir diye düşünüyorum. Ancak bu günkü eczalıkta pazarlama ve sunum tekniklerinin gayri İslamiliği eczacıyı da bulaştıran bir risk, bir tehlike olarak göz önünde bulundurulması gerekiyor. Diğer riskli bir hususta gün geçtikçe eczacının ilaçtan kazancının azalmasıdır. Bu eczacıyı ilaç dışı ve çoğunlukla kozmetik ürünlerin satışına yönlendiriyor. Burada uygunsuz ve gereksiz ürünlerin hastaya satılması söz konusu. Burada bir vebal oluşabilir. Uzunca bir zamandır eczacının bilgisinden çok diploması iş görüyordu. Ancak yeni ekonomik sistem eczacıyı kazanç konusunda zorladığı için bilgisini ve emeğini kullanmaya zorlayacaktır.
İlaç alınırken bir hileye başvurulmamış yani yasaya tam uygun olarak alınmış ise o ilaç sizin mülkünüz olmuştur. Siz onu bir başkasına da verebilirsiniz.
Allah sizden razı olsun. Pek iyi ettiniz yazmakla. Yazınızdan ve uyarınızdan istifade ettiğimi söylemeliyim. Kendimce not aldım. Yalnız bir noktaya itirazım var, lütfen onu da siz kabul ediniz: Yaptığım tıpla alakalı derslerin başlığı “Müslümanca Bakış” olarak konmuştur. Dersleri iyi dinlediyseniz bir bütün olarak orada doktorların mesleklerini put edinmelerine karşı kulluk görevlerinden biri olarak değerlendirmeleri uyarısı vardır. Görsel ve yazılı notlarımda defalarca “tıp ve tıbbın alt tabakaları” şeklinde bir ifadeyi kullanmışımdır. Sizin ifadeniz Tıp=Eczacılık sonucuna geliyorsa bunu bu dünyada kimseye kabul ettiremezsiniz. Hayır, eczacılık, tıbbın vazgeçilmezidir demek istiyorsanız tamamen haklısınız. Bu noktaya itirazımı biliniz, gerisinde müttefikiz. Zannedersem siz, eczacılığın genel sıkıntılarını bana boşalarak giderme yolunu seçtiniz. Bir başka husus olarak da şunu biliniz: Eczacılığı, ilaç satmak olarak görüyor ve bu savunmayı onun için yaptı iseniz burada müttefik olamayız; ilaç üreten laboratuvardaki eczacı tıbbın iki numarası olur. İlaç satan için bunları söylediyseniz herhalde bebekler için mamaların satıldığı marketler, insanlara peynir üreten çiftlikler eczanelerden daha değerlidir. Öyle veya böyle uyarınızdan memnun oldum, teşekkür ederim size. Vaktiniz olur ziyarete gelebilirseniz bir gün, bunları daha geniş değerlendirebiliriz. Allah’a emanet olunuz.
Hastaya ilaç yazılmasında yasal yetki doktora aittir. Eczacının ilaç tekdir etme yetkisi yoktur. Buna göre de böyle bir hatadan mesul olmaz. Çok kesin bir bilgi ile ortada yanlış olduğunu görürse hastayı ikaz edebilir, o kadar.
dini soru konusundaki diğer fetvalar
Selamünaleyküm. Küfrün simgesi durumundaki eşyanın imalatı, bulundurulması, ticaretinin yapılması caiz değildir.
Selamünaleyküm. SEHER VAKTİ, gecenin son vakti demektir. Sabah namazının kılınmasından önceki bir-iki saati seher vakti olarak anlayabiliriz.
Selamünaleyküm. Sendika üyesi olmanın sakıncası yoktur ama mümin olmayanlarla birlik olmanın sakıncası vardır?
Selamünaleyküm. Sözünü ettiğiniz konuda, elimizde net bilgilerin bulunmadığını itiraf etmeliyiz. Zanlar ve ihtimaller üzerinden konuşuyoruz. Bu ise doğru değildir. Hepimizin veya herkesin kabul edeceği gerçek şudur: a- Suriye'yi yöneten kadro, bir kere olsun, bizim anlayacağımız dilden mümin olduğunu ilan etmiş değildir. b- Bu yönetimin zalim olduğunda, katilliğinde hiç kimsenin tereddüdü yoktur. c- Suriye halkının bu yönetimi başında istemediği de bilinen bir gerçektir. d- İran, bölge siyasetinde ve İslam hizmetinde samimilik testinde başarılı olmamıştır. İsrail konusunda bile siyaset mi yaptığı, kendisini mi kökleştirdiği tartışılan bir konudur. Bu hakikatlerden sonra bizim ne düşüneceğimizi belirlememiz zor olmayacaktır. İftira ve itham etmeden, zannı hakikat gibi görmeden düşünüp, düşündüğümüzün gereğini yapmalıyız.
Selamünaleyküm. Namaza hürmet göstermek mümin olmanın gereğidir. Günlük kıyafetin üstüne namaz kıyafeti olarak ek bir kıyafet belirlenmesi durumunda bu, en azından sözünü ettiğimiz hürmet göstermeye girecektir ki, ibadetimizi takviye edeceğini söyleyebiliriz.
Selamünaleyküm. Namazın kabulünde sıkıntı olmaz. Sehiv secdesi yapar.