Fetva Meclisi
Soru
Hocam bu metni yazmadan önce istişare yaptım ve içimdeki düşüncelerimi gizlememe kararı verdim. Yayınlanmış olan sohbetlerinizin neredeyse hepsini dinlemişimdir lakin tıp konulu sohbetlerinizde bir burukluk hissettim. Bana göre hekimleri çok öne sürüyorsunuz. Bir sıralama yaparken diğer sağlık ilimlerini tababet ilminin altına koyuyorsunuz. Bunu kasten yapmadığınızı biliyorum lakin benim gözümde bu bir adaletsizlik gibi duruyor. Mesleki hayatımda Müslümanlara haram madde içeren ilaçlarda bir alternatif sunabilmek daha fazla benim görevim olduğunu düşünüyorum. Tanıdığım hekimler çoğu zaman ne hastaya doğru düzgün kulak veriyorlar ne de bu konuda ilmi birikime sahip oluyorlar. İlmi birikim sadece reçeteye ilaç yazmak ile bitmiyor. Mesela sağlık sigortaları bir ilacın kapsül olarak mı veya hap olarak mı verileceğini karar verirler, hekimler değil (Almanya'da). Eczacılar ise insanların şahsi durumlarını ve tavırlarını değerlendirerek bu değişimi yapabilirler. Hekimlerin bu konuda uygulayabilecekleri alan daha dar tutulmuştur. Şunu da belirtmek isterim ki, hekimlerin yazdıkları ilaçların icadı ve sentezi eczacıların alanıdır. Fakat niye hekimlere bir ders halkası sunup da, eczacılara sadece bir saatlik konferans veriyorsunuz? Bir ilacın icadı onu reçeteye yazmaktan daha mı değersiz oluyor? Tıbba Müslümanca bakmak sadece tıp alanını öne çıkararak, hekimlerin kendilerini ilah zannetmesine zemin hazırlamaz mı? İmam Şafii tıp ilmini çok değerli görürdü. İmam Şafii'nin zamanında hekimlik eczacılık ayrımı yapmak mümkün müydü? İlaç sentezi diye bir ilim dalını Allah bu zamanın ilmi olarak insanlığa lütfetti. Eczacıların etki alanı yeri gelince hekimlerinkinden daha önemli hocam. Ev ile muayenehane arasındaki kilit ve denge nokta eczanedir. İnsanlara daha fazla kulak veren ve sıkıntılarına daha fazla katlanabilen ve insanlarla ilişki kurma uzmanlığı eczacılara has bir durumdur. Bu ilmin derinlemesine gerçek manada sadece eczacılar kitle olarak vakıftırlar. Eczacılıkta ticaretin daha fazla öne çıktığını adaletsiz bir muamele olarak algıladığımı beyan etmek istiyorum. Eczacıların tıp ilminin altında bir ilim olduğu söz konusu olamaz. Ne ilmî açıdan ne de pratik açıdan. Zaten insanlar istişareye değer vermez oldular. Hekimlerden menfaatleri açısından daha muhtaç oldukları için, hekimlere vakıf olmadıkları ilmi birikimleri atfediyorlar. Bu duruma tıbba dayalı sohbetlerinizin taksimini yaparken, hekimlerde eleştirdiğiniz tavırları anlatıp lakin öbür yandan derslerinizde onları öne sürmenizde hastaya bir fayda sağlamayabilir. Hekimleri “sadece ben bilirim” safsatasından kurtarmanız gerekiyor. Sağlık sistemin büyük sorunlarından biri budur. Olan hastaya oluyor. Ama ben şahidim ki eczacının himmeti ve çabasını çoğu kişiler görmüyorlar bile. Çoğu zaman sessiz kahramanlık yapan onlardır. Hekimlerin açık kahramanlık yapma iddiasını destekleyerek, nefislerini kışkırtarak, bunu sohbet taksimini belirlerken bile destekleyemezsiniz!
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Eczacı bilimsel olarak faydası zararından fazla olduğu ispatlanmış ilaçları satıyor. Zararlı ilaç vermesi için bilerek yanlış ilaç veya yanlış doz vermesi lazım. Bir de cinsellik açısından gayrimeşru kullanılacağından emin olduğu ilaçları vermesi durumu var. Ancak en faydalı ve hazırlanışında dinen sıkıntı olmayan ilaçları üretmek en öncelikle eczacıların sorumluluğundadır. Ayrıca eczacılığın sosyal boyutu da var. Eczane halkla iç içe bir meslek olduğu için ve insanların sağlıklarına dolaylı da olsa hizmet ettiği için manevi yönden de avantajlı hale getirilebilir diye düşünüyorum. Ancak bu günkü eczalıkta pazarlama ve sunum tekniklerinin gayri İslamiliği eczacıyı da bulaştıran bir risk, bir tehlike olarak göz önünde bulundurulması gerekiyor. Diğer riskli bir hususta gün geçtikçe eczacının ilaçtan kazancının azalmasıdır. Bu eczacıyı ilaç dışı ve çoğunlukla kozmetik ürünlerin satışına yönlendiriyor. Burada uygunsuz ve gereksiz ürünlerin hastaya satılması söz konusu. Burada bir vebal oluşabilir. Uzunca bir zamandır eczacının bilgisinden çok diploması iş görüyordu. Ancak yeni ekonomik sistem eczacıyı kazanç konusunda zorladığı için bilgisini ve emeğini kullanmaya zorlayacaktır.
Selamünaleyküm. Etkisi altında kalmadığınız sürece bu tür malzemeleri kullanmanızda sakınca olmaz. Etkisi altında kaldığınızı hissederseniz kullanmayın hatta kabul etmeyerek tepki gösterin.
Selamünaleyküm. Etkisi altında kalmadığınız sürece bu tür malzemeleri kullanmanızda sakınca olmaz. Etkisi altında kaldığınızı hissederseniz kullanmayın hatta kabul etmeyerek tepki gösterin.
Selamünaleyküm. Bu hususta, eczacılara dair kuralları yürüten oda veya benzeri kurumların koyduğu kurallara uymanız gerekir. Oda açısından sakıncası yoksa yapabilirsiniz, bu bir kul hakkı ihlali olmaz.
Burada bir hata varsa -ki, hata var görülüyor- bu, sizin değil doktorun hatasıdır. Çünkü kullanma yetkisi doktora aittir. Siz, görüş belirtmişsiniz. Sizin hatanız, kastınız olmadığından geçilebilir hatadır. Allah iyi işler yapmaya bizi muvaffak kılsın.
Selamünaleyküm. Hayvancılıkla ilgili kuralları belirleyen kanunlara, kurallara uymanız gerekir. Onlara aykırı davranmanız durumunda insana zarar verdiğiniz için veya hayvana eziyet ettiğiniz için vebale girersiniz. Geçmiş için istiğfar edin yeterlidir. Annenizin biriktirdiği para zekât seviyesine gelince zekâtı verilecektir. Akide konularına ilmihal düzeyinden daha fazla girmenizi tavsiye etmem size, zihniniz karışabilir.
ders konusundaki diğer fetvalar
Evet, bir şeyh gerekli ve aramalısın ama şeyh de mürit arar. Vasıflı bir şeyhin dizinin dibine oturmaya ne kadar uygunsun, bunu merak ediyor musun? Tavsiyem şudur: Kendini hazır duruma getir ki Allah sana öyle bir mürşidin yolunu açsın. Hazır değilsen, yüreğin kilitli ise mesela ne yapacaksın bulduğunu?
Eşiniz, çizgisini aşıyor olabilir ama sizin de her akşam sohbete gitmeniz yeni evli biri olarak uygun olmayabilir. En verimli olanını seçin ve haftada bir gün ona gidin. Zamanla bunu ikiye çıkarırsınız. Eşinizi sanki ilminize mani biri gibi karşınıza almanız yanlış olur. O da zaman içerisinde sohbetlere başlar ve sizin ne yaptığınızı takdir eder inşaallah.
Zorunlu olanı dışında müzikle ilgilenmek hatadır. Müzikten uzak durmalısınız. Dinimiz insanı, boş efkâra sürükleyen, ibadetten alıkoyan, insan için gerekli insanî işlerden meşgul eden, şehveti kışkırtan ve benzeri boş işlere iten müziği caiz görmemiştir.
Öğretmen yaptığı iş karşılığında ücret alan biridir. Aldığı ücret dakikalarla hesaplanan bir ders verme karşılığıdır. Bir telefon görüşmesi iki sakınca doğurur: Mesela kırk dakikalık dersin iki dakikasını telefonla tükettiğinde ortada maddi bir hak yani ücretin hak edilmemesi doğar. Öğrencilerin ve kendisinin dikkati dağılır. Yeni bir toparlanma olsa da adı üstünde dikkat dağılması vardır. Bu da verdiği dersin kalitesinin düşmesidir. Her iki durumda da ortada kul hakkı ve görev ihlali vardır. Olağanüstü bir durum olmadıkça öğretmen derste telefonla meşgul olmakla hata etmiş olur.
Bir insanın görüntüsü veya sesi ondan izin alınmadan kaydedilemez. Özellikle izin vereceği biliniyor yani genel olarak bunda sakınca olmayacağı anlayışı yaygın ise bir sakıncası olmaz. Bunun dışında kimsenin sesi veya görüntüsü kaydedilemez. Bu bir kul hakkıdır. Bunun ders olması veya muhabbet olması bu hakikati değiştirmez. Sesi izinsiz kaydetmek emanete hıyanettir. Kaydı bir başkasına vermek ise hıyanete ilavedir. Hıyanet ise haramdır.
Bak güzel kardeşciğim benim, Sakızla ekmek arasındaki farkı düşünebilir misin? Sakız ve ekmek. Hatta bir dilim ekmek ve sakız! Ekmek bir kere dişlendiğinde midede gıda olur, hayat olur. Sakız ise binlerce kere çiğnense de çeneye meşakkatten başka bir şey getirmez. Dinle alakalı konular da böyledir. Sakız gibi çiğnenen sözler, sorular ve konular çenenize yük getirir. İbadetinizi artıracak, ihlasınızı güçlendirecek, ümmetinize hayrınızı ulaştıracak konularla uğraşın. Yazık etmeyin vaktinize. Çürütmeyin emellerimizi. Allah Teâlâ sizi korusun, ömrünüze ve çalışmanıza bereket versin güzel kardeşciğim benim.