Fetva Meclisi
Soru
Sayın hocam vicdanen çok rahatsız olduğum bir konu var sizden Allah rızası için yardımcı olmanızı istiyorum ben sağlık memuruyum. Epey zaman önce bir hasta nefes darlığı şikayeti nedeniyle acile gelmişti doktor muayene etti bir ilaçtan bir doz yapılmasını istedi ben de uyguladım. Biraz zaman geçtikten sonra hastaya rahatlayıp rahatlamadığını sordum, rahatlamadığını söyledi. Ben de doktora o ilaçtan bence bir doz daha yapalım dedim ama ilacın etkisi hakkında bilgiye sahip değilim doktor yaptırmadı. Biraz daha zaman geçti ben ne için söylediğimi bilmiyorum ama tekrar bir doz daha yapalım dedim. Doktor odaya giderek ilaç kitabına baktı geldi ve yapmamı söyledi. Ben de yaptım. Daha sonra hastanın kan sonuçları geldi doktor hastayı daha büyük bir merkeze sevkine karar verdi. Ambulansa bindirdik ancak biraz sonra vefat etti. Daha sonraki görev yerimde bir arkadaşım o ilacın tekrarlayan yüksek dozunun kalp durmasına ve kalp problemlerine neden olacağını söyledi. Kontrol ettim, gerçekten öyleydi. Neden o ilacın yapılmasında ısrar ettiğimi bilmiyorum. Doktor fakülteden yeni mezun olmuştu dikkatli, hastalarla çok iyi ilgilenen birisi. Sayın hocam efendimizin bir hadisinde Allahu Teala bir işin yapılmasını takdir etmişse o iş olana kadar akıl sahiplerinin aklını alır, gerçekleşince iade eder buyuruluyor. Burada eğer bu hasta eceliyle değil de yaptığımız ilaç neticesinde vefat etmişse bu hadisi şerife göre bizim bu işte vebalimiz nedir? Bir de karar verici mekanizma doktordur, o söylemese ben uygulamayacağım. Benim vebalim var mıdır? Bu konu beni çok rahatsız ediyor. Allah rızası için bana cevap verir misiniz? Çok çaresiz kaldım ne yapacağımı nasıl hareket edeceğimi bilemiyorum. Lütfen yardımcı olur musunuz?
Cevap
Benzer fetvalar
Seruma koyduğunuz ilacın hastanın hayatına etkisiyle bağlantılı bir durumdur. Buna göre seruma koymanız gereken basit bir ağrı kesici olup bunda bir ihmaliniz söz konusu olursa yaşama etkiniz olmadığından ölümden sorumlu sayılmazsınız. Yalnız hayata etkisi bulunan potasyum gibi içeriğe sahip bir serum ise kusurlu kabul edilirsiniz. Dolayısıyla doğru cevap vermek için bu ikisinin arasını ayırmak gerekir.
Selamünaleyküm. Nasıl ilaçların insanlarda yan etkisi oluyorsa bilginin de yan etkisi olabilir. Elinizdeki bilgi kaynağı size ağır gelmiş olabilir. Meseleye bir de o açıdan bakın. İlaç tedavisini de muhakkak sürdürün. Nazarla ilgili tespitiniz ise doğru değildir.
Selamünaleyküm. Kendinizi Allah'tan gelen bir hastalığın sahibi olarak görmelisiniz. Bu da tedavi için gereken ne ise onu yapmaya mecbur etmelidir sizi. Kendinizi gizlemeniz gerekmez. Sizin hastalığınızdan tedavi gören arkadaşlarım oldu. Doktor tedavisini ihmal etmemelisiniz. Sizinle evlenmek için gelenlere de tedavi sürecinizi konuşarak evlenmeniz doğru olandır. Sizi o halinizle kabul eden biri olursa evlenin. Evlilik size doktorunuz tarafından yasaklanmadı ise onu geciktirmeyin. Geçmiş olsun.
Allah sizden razı olsun. Pek iyi ettiniz yazmakla. Yazınızdan ve uyarınızdan istifade ettiğimi söylemeliyim. Kendimce not aldım. Yalnız bir noktaya itirazım var, lütfen onu da siz kabul ediniz: Yaptığım tıpla alakalı derslerin başlığı “Müslümanca Bakış” olarak konmuştur. Dersleri iyi dinlediyseniz bir bütün olarak orada doktorların mesleklerini put edinmelerine karşı kulluk görevlerinden biri olarak değerlendirmeleri uyarısı vardır. Görsel ve yazılı notlarımda defalarca “tıp ve tıbbın alt tabakaları” şeklinde bir ifadeyi kullanmışımdır. Sizin ifadeniz Tıp=Eczacılık sonucuna geliyorsa bunu bu dünyada kimseye kabul ettiremezsiniz. Hayır, eczacılık, tıbbın vazgeçilmezidir demek istiyorsanız tamamen haklısınız. Bu noktaya itirazımı biliniz, gerisinde müttefikiz. Zannedersem siz, eczacılığın genel sıkıntılarını bana boşalarak giderme yolunu seçtiniz. Bir başka husus olarak da şunu biliniz: Eczacılığı, ilaç satmak olarak görüyor ve bu savunmayı onun için yaptı iseniz burada müttefik olamayız; ilaç üreten laboratuvardaki eczacı tıbbın iki numarası olur. İlaç satan için bunları söylediyseniz herhalde bebekler için mamaların satıldığı marketler, insanlara peynir üreten çiftlikler eczanelerden daha değerlidir. Öyle veya böyle uyarınızdan memnun oldum, teşekkür ederim size. Vaktiniz olur ziyarete gelebilirseniz bir gün, bunları daha geniş değerlendirebiliriz. Allah’a emanet olunuz.
Şu fani alemde söylenebilecek en gerçek söz şu sözdür: İnna lillahi ve inna ileyhi raciûn / Biz Allah’tan geldik Allah’a döneceğiz. Bu kadar. Şu anda insanlık olarak, istilası altında olduğumuz bela herkesi sarsmıştır. Kendisi gittikten sonra da izi senelerce sürecek gibi durmaktadır. Allah Teâlâ rahmeti ile hepimizi muhafaza buyursun. Belki şu anda zamanı değil ama bütün insanlık ve bütün mü'minler neden geldi, nasıl geldi sorusunu maddi ve manevi her iki yönden incelemelidirler. İnşaallah hepimiz için de büyük bir ders olur. Bu olay gösterdi ki insan, öyle sanıldığı kadar da abartılı bir gücün sahibi değildir. Hastalıktan önce hastalık korkusunun erittiği bir insan nasıl kendisini ‘Allah’ın kulu’ olmanın ötesinde bir yerde görebilir? İnsan zayıf yaratılmıştır. Herkes Allah’a muhtaçtır. Beşer olarak becerebildiğimiz kadar tedbirler alıp Allah’ın kapısında yalvarır olacağız, kurtuluş buradadır. Öldürme oranı yüzde üçü bulmayan bir hastalıktan korku her şeyi alt üst etti. Hâlbuki ölümün öldürme oranı yüzde yüzdür, ölümden korkup tedbirler almamız gerekirdi. Hastalık bulaşan kardeşimizle alakalı olarak neler yapabilirize gelince: Zaten tıbbın kontrolü altına alındığını söylüyorsunuz. Yapabileceğimiz yapılmıştır. Doktorların tavsiyesine de kulak verelim. Onunla alakalı ve çevresi ile alakalı neler tavsiye ediliyorsa o yapılsın ve asla ihmal edilmesin. O ve hepimiz, sabrederek bu sıkıntıyı sevaba dönüştürmeliyiz. Çok dua edelim. Genel dualar yapalım, kardeşimizin ismi ile de dua edelim. Biiznillah kardeşimiz iyileştiğinde günahlarından temizlenmiş olarak iyileşecektir. Bu da onun için kazanç olacaktır. Eğer kaderinde aramıza dönmek yoksa bu da onun için bir şehitlik mertebisidir ki, ne mutlu ona deriz o zaman. Bu süreçte kasıtlı veya kasıtsız ama ihmalle bir insana hastalık bulaştırmanın büyük bir vebal olacağını hiçbirimiz unutmayalım. Allah’tan umudumuzu eksiltemeyiz. Son nefesimizde bile biz onun rahmetini umarak bitiririz nefeslerimizi. Allah yardımcımız olsun.
• Doktorun tavsiyesi olan işi, • Ölçülerine uyarak yaptığınız sürece hiçbir vebale girmezsiniz. Hissettiğiniz sıkıntı merhametinizden kaynaklanıyor. Allah yardımcınız olsun.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Bir rakam çıkarmaya çalışın. Her Ramazan'ı otuz gün kabul ederek, buluğ çağından itibaren orucunu tutmadığınız günlerin sayısını bulun. O sayıyı da yavaş yavaş kaza ederek azaltın. Eğer hiçbir rakam tespit edemiyorsanız, buluğ çağından sonraki yılların toplamından orucunu tutmadığınız yılları çıkarıp onu kaza edersiniz. Allah'a emanet olun.
Kasıt olmadıkça, söylenen bir sözden dolayı küfre düşülmez. Bunu büyük günah olarak adlandırırız. Büyük günah da tevbe ile tertemiz olur biiznillah.
Muayyen bir işe tahsisi edilmiş bir vakıf arazisi üzerine yapılan bina ile genel vakıf denebilecek bir arazi üzerine bina yapılması aynı değildir. Büyük bir ihtimalle bu ayrıntı gözetilmiştir. Çünkü mevcut kanunlarda da bu durum vardır. Üzerinde yapılı duran bir cami, medrese yıkılıp da yerine bina yapılmamışsa endişe etmeniz gerekmez. Allah huzurunuzu daim kılsın.
Mest, bir ihtiyaçtır; gerekli gören kullanır. Yaşı ve zamanı yoktur. Allah'a emanet olun.
Namazda sessiz okuma, kendinin duyacağı yandakinin duyamayacağı kadar olan okumadır. Allah'a emanet olun.
Yaptığınız iş, bal dolu bir kavanozu dışından yalamaya benziyor. Ne o sizi ne de siz onu tanıyamayacaksınız. Üçüncü kişinin beraberliğinde bir kere genişçe görüşün; evliliğiniz uygun düşecek, birbirinizi beğenecekseniz yola devam edersiniz. Bu yaptığınızla kendinizi oyalıyorsunuz. Allah'a emanet olun.