Fetva Meclisi
Soru
Değerli hocam, aile hekimi olarak çalışmaktayım. Bizlere ilaç firmaları gelip kağıt, kalem, dil basacağı, bardak gibi çok, bir maliyeti olmayan, iş yerinde çoğunlukla iş amacıyla kullandığımız ürünler getirmektedirler. Gerçi devlet bunlar için bizlere zaten ödeme yapmakta, bu tür sarf malzemeleri almak bizim sorumluluğumuzda. Ayrıca bazı ilaçların numunelerini de getiriyorlar ki, bunları sağlık güvencesi olmayan veya köylerde oturup ilçe merkezine pek gelemeyen hastalara, aşı yaptığımız çocuklara vs. dağıtıyoruz. Şüphesiz kendi ilaçlarının yazılması için bu tür reklam amaçlı hediyeler veriyorlar. Ben elimden geldiğince ve bilgim dahilinde hastaların fayda göreceği ilaçları yazmaya çalışıyorum.Yani onların reklamlarının çok bir etkisi olmuyor ancak tabi insanız, hiç etkilenmemek de mümkün değil. Sürekli çalıştıkları için onların ilaçları daha çabuk insanın aklına geliyor.Ancak aramızda şunu getir ki ilacını yazayım gibi bir şey söz konusu değil. Zaten şu anki uygulamada benim yazdığım ilacı eczane etken maddesi aynı kalmak şartıyla dilediği ilaca değiştirebiliyor ki çoğunu bu şekilde değiştirerek veriyorlar. Bunları alıp kullanalım mı, yoksa sadece hastalara; öğrencilere, çocuklara falan hediye olarak dağıtmak için gerekli olanları alıp(kalem, defter, not kağıdı gibi) dağıtalım mı, ya da hiç muhatap olmayalım mı?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Etkisi altında kalmadığınız sürece bu tür malzemeleri kullanmanızda sakınca olmaz. Etkisi altında kaldığınızı hissederseniz kullanmayın hatta kabul etmeyerek tepki gösterin.
Mesele şöyledir: Memurun ve memur durumundaki bir görevlinin hediye alması olduğu gibi risktir. Bir ilaç firması bir doktoru neden filan oteldeki bir toplantıya götürür, neden ona bir bilgisayar ya da cep telefonu hediye eder? Elbette böyle bir konumdaki görevliye verilen hediyede nedeni konusunda şüphe uyandırıcı etken vardır. Beklenti, doktorun gönlünün yapılıp söz konusu ilacı daha çok yazmasını sağlamaktır. Yani bu bir ticari teşviktir. Doktorun böyle bir etki beklentisinde sıfır etki denebilecek noktada durması durumunda o hediyede sıkıntı olmayabilir ama aksi durumda bir rüşvet denebilecek uygulama vardır ortada. Doğru olan o tür hediyelere el uzatmamaktır. Akıllıca olan da budur takvaca olan da budur. Burada doktorun takvasına ve etkilenmeme oranına bağlı bir cevap vardır. Bu cevap da en iyi ihtimalle ve ancak böyle olabilir nitelikli bir cevaptır. Asıl olan ise uzak durmak olmalıdır. Allah yardımcımız olsun.
Selamünaleyküm. Bu hususta, eczacılara dair kuralları yürüten oda veya benzeri kurumların koyduğu kurallara uymanız gerekir. Oda açısından sakıncası yoksa yapabilirsiniz, bu bir kul hakkı ihlali olmaz.
Allah sizden razı olsun. Pek iyi ettiniz yazmakla. Yazınızdan ve uyarınızdan istifade ettiğimi söylemeliyim. Kendimce not aldım. Yalnız bir noktaya itirazım var, lütfen onu da siz kabul ediniz: Yaptığım tıpla alakalı derslerin başlığı “Müslümanca Bakış” olarak konmuştur. Dersleri iyi dinlediyseniz bir bütün olarak orada doktorların mesleklerini put edinmelerine karşı kulluk görevlerinden biri olarak değerlendirmeleri uyarısı vardır. Görsel ve yazılı notlarımda defalarca “tıp ve tıbbın alt tabakaları” şeklinde bir ifadeyi kullanmışımdır. Sizin ifadeniz Tıp=Eczacılık sonucuna geliyorsa bunu bu dünyada kimseye kabul ettiremezsiniz. Hayır, eczacılık, tıbbın vazgeçilmezidir demek istiyorsanız tamamen haklısınız. Bu noktaya itirazımı biliniz, gerisinde müttefikiz. Zannedersem siz, eczacılığın genel sıkıntılarını bana boşalarak giderme yolunu seçtiniz. Bir başka husus olarak da şunu biliniz: Eczacılığı, ilaç satmak olarak görüyor ve bu savunmayı onun için yaptı iseniz burada müttefik olamayız; ilaç üreten laboratuvardaki eczacı tıbbın iki numarası olur. İlaç satan için bunları söylediyseniz herhalde bebekler için mamaların satıldığı marketler, insanlara peynir üreten çiftlikler eczanelerden daha değerlidir. Öyle veya böyle uyarınızdan memnun oldum, teşekkür ederim size. Vaktiniz olur ziyarete gelebilirseniz bir gün, bunları daha geniş değerlendirebiliriz. Allah’a emanet olunuz.
Doktor olarak yazacağınız ilaçta, ilaç firmasının lehine, hastanın veya devletin aleyhine olacak bir reçete yazmanıza neden olması durumunda bu tür ikramlar sizin için caiz olmaz. Böyle bir etkilenmeye karşı kendinizi güvende hissediyorsanız istifade edebilirsiniz.
Babanız, doktorun kararı ile hasta ise ve doktor ona o ilacı yazdı ise ilacı bir yolla ona vermeniz görevinizdir. Doktorun yazdığı resmi bir ilaç içinde alkol bulunması da alternatifi aynı etki oranında bulunmadıkça sakınca oluşturmaz.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Aleykümselam. Şöyle bir yöntem takip edin: Böyle bir olayı üç kere ele alın. Hemen bakın, ıslaklık var mı? Varsa yeniden abdest alın. Yoksa unutun. Yoksa bir daha da ilgilenmeyin. Bir yıl hiç ilgilenmeyin; kuru veya ıslak ilgilenmeyin. Bu programı yapamazsanız o zaman doktora görünmelisiniz.
Selamünaleyküm. Size dua der, Allah'tan sabır dileriz. Haksızsınız diyemeyiz, ne yazık ki durum böyledir. Bu asrın imtihanı da bu olacak anlaşılan. Sonuna kadar gayret etmeye mecburuz. Çok dua etmeliyiz. Yahudi'ye lanet eder gibi kendimize de dua edip, Allah'ın yardımını dileyerek bu badireyi atlatabiliriz. Gelene evet demeniz akılsızlık ve bile bile tehlikeye atlamak olur. Öyle yapmayın. İlkelerinizi belirleyin. Bu ilkelerden taviz vermeyecekleriniz olsun, esneyebilecekleriniz olsun. Gelenin durumuna göre de karar verirsiniz. Allah yardımcınız olsun.
Aleykümselam. Böyle bir ibadet olamaz, yoktur da. Buna ibadet diyenin ne din bilgisi ne de iman ciddiyetine güvenilebilir. Kültürel bir etkinlik olması ise tartışılabilir.
Aleykümselam. Hemen bir doktora görünün. Doktorun tavsiyelerini de muhakkak uygulayın.
Selamünaleyküm. GİTTİĞİNİZ YERDE ON BEŞ GÜN KALMAK ile giderken gün geçirmek aynı değildir. YOL ESNASINDA, konakladığınız yerde on beş gün kalmayı kararlaştırmadıkça BİR AY BİLE KALSANIZ orada yoldu durumundasınız. Ne zaman ve nerede ON BEŞ GÜN KARAR VERİRSENİZ, orada yolcu değilsiniz.
Selamünaleyküm. Bir insan buluğ çağına girdiği andan itibaren namaz kılmalıdır. Buluğ çağı da en geç on beş yaşıdır. Sizin durumunuzda yirmi yıl gibi bir namaz borcunuz vardır. Buna göre hesap edin ve kılmaya devam edin. Allah Teâlâ mağfiret buyursun, ibadetlerimizi kabul etsin.