Fetva Meclisi
Soru
Evlilikle ilgili sohbetlerinizde hep cinsel hayat üzerinde durmanız beni rahatsız ediyordu, anlayamıyordum bu cinselliğin neden bu kadar önemli olduğunu. Zaman geçtikçe etrafımdaki müslüman ailelerin bir numaralı derdinin bu olduğuna kanaat getirdim ve ne kadar haklı olduğunuzu gördüm. Ben 20 yıldır ailemle birlikte yurtdışında yaşıyorum. Çok küçükken babam ticaret amaçlı buralara gelip yerleşmiş.Konuyu fazla uzatmadan...27 yaşında bekar bir bayanım. Evlilik teşebbüslerim oldu ama olumlu sonuçlanmadı.Evlenmek için gelen damat adaylarının çoğu müslüman görünümlü, ırz ve namusunu kaybetmiş kişilerdi. Bu durumu öğrenmem çok zor olmuyordu.Evlilik tekliflerin sonu bir türlü gelmiyor,hep de bu tarz beylerden.Bu yaşıma kadar temiz yaşadım, hiçbir erkek arkadaşım olmadı, zina yapmadım. Nur 26 ayeti hep aklımda "Temiz kadınlar, temiz erkekler içindir"... Burada yasayan çoğu bekar erkeklerin sorunu "namus" desem yalan olmaz. Avrupa ülkesinde bazı şeylere ulaşmak o kadar kolay ki hocam, benim aklım duruyor çoğu zaman. Gözlerimizle görüyoruz sokak köşelerinde, otobüslerde, okullarda,üniversitelerde, her yerde insan frekansını bozan alıcılar mevcut. Allah'a dua ediyorum bu yaşıma kadar namus ve iffetimi koruyabildiğim için,erkek kardeşlerime de dua ediyorum, gerçekten işleri çok zor. Sorum şu; bir müslüman bayan olarak bu durumda ne yapmam lazım? Gelen kişinin geçmişine bakmadan evlilik teklifini kabul edip "bu benim kaderim" diye kabullenmek mi, yoksa temiz,iffet ve namusunu korumuş birini beklemek mi? Beklemekten çok yoruldum, ailem sürekli evlenmem için baskı yapıyor.
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Yüzde yüz aradığını bulma şekli nadiren gerçekleşebilir bir durumdur. Önemli olan eksi tarafın ağır basmamasıdır. Bu yaptığınız makuldür. Eğer aday olan kişi, eksi yönü ağır basan biri ise evlenmezsiniz. İstişare edebiliyorsanız istişare edin. Sonra da istihare yapın. Dua edin. Endişelenmenize gerek yoktur. Allah yardımcınız olsun.
Sizin anlattıklarınıza bakarak şunu söyleyebilirim: Uzun yıllar bekar kalmaya razı olurum da o tiple evlenmem! Bile bile yanlışa razı olmamalısınız. İnsanlar daha temiz şartlarda evleniyorlar da sonu iyi gelmiyor. Siz baştan yalan gibi kötü bir sicilli biriyle neden baş başa kalıyorsunuz? Yüz vermeyin uzak durun derim.
Selamünaleyküm. Yazınızda ters veya hayata yabancı bir şey bulamadım. Tam aksine sanki binlerce senelik tarihin gözümün önünde film gibi aktığını hissettim. Sanki Peygamberlerin hayatlarından farklı bir kesit önüme gelmiş gibi oldu. Gerçekleri izledim tam anlamıyla. Hayat budur, imtihan budur, Herkes böyle oldu. Sen ve ben herkesten biriyiz. Biz de böyle olacağız. Bana göre; endişe etmenizi, üzülmenizi gerektirecek bir şey yoktur. Neden? Çünkü siz, yola girdiniz. Yol ise böyle gidilir. Hatta sevinmelisiniz. Neden sevinmelisiniz biliyor musunuz? Şeytan sizi, uğraşılması gereken durumda gördü ki, çevrenizi kısmaya çalışıyor. Adeta sizi çevrenizden vuracak. Bu bir anlamda mutluluk duyulması gereken bir şeydir. Ben olsam, 'iş gören adam yerine konmuş olmaktan' sevinirdim. Bakın, sizin güneşi keşfetmeniz kaç yıl sürmüş; bırakın çevrenizdekilerin keşfi de sürsün bir zaman. Ve siz, onların keşfini sağlayan destekçileri olun da onların da kazanacakları sevaplar size yazılsın; böylesi daha mantıklı değil mi? Eğer, Allah'ın kulu olmaktan ve O'na kulluk olan ibadetleri yapmaktan mutlu iseniz, bilin ki yol böyledir. Bundan başkası Peygamberlere nasip olmadı ki size nasip olsun. Namaz ve oruç kadar, tesettür kadar kendinizi sabra alıştırın. Bütün çevrenizi kuşatabilecek bir sabra ısının. Kendinizi sabır denizine atın. Bir asır tüketseniz bile tükenmeyecek sabrınızın olması gerekir. Bu iş böyledir. Sadece bir başörtüsü sarmakla bitse idi, ah ne kolay olurdu din sahibi olmak! Bedelsiz ne var ya da, bedelsiz olanın ne değeri var? Madem yola girdiniz, o zaman şu takvime dikkat edin: Yavaş yavaş, kendinizi evinin kraliçesi olmaya hazırlayın. Elin parasının hesabını yapan bir kadın olma seviyesinden, sevaplarını saymaya çalışan mükemmel bir eş, muhteşem bir anne olma yoluna girin. Bunu yapabilirseniz, şeytanı delirtirsiniz. Ona karşı bir kaleyi daha kurtarmış olursunuz. Allah'ın size gelecek yardımını biraz daha çabuklaştırırsınız. Kitap okuyun, beyniniz büyüsün. Bir gözünüzü, bir kulağınızı tıkatın; duymuyor, görmüyor gibi olun. Ya siz eriyeceksiniz bu döneminizde ya da şeytan ve ona alet olan çevreniz eriyecek. Onların reflekslerine takılıp kalırsanız siz erirsiniz. Yarı duymaz, yarı görmez olursanız onlar erirler. Onlar eridikçe de siz de onlar da kazananlardan olursunuz. Çare yok savaş bu, böyle sürecek. Ya savaşı dışarıdan seyredeceksiniz ya da içine gireceksiniz ve kazanmaya çalışacaksınız ki, siz ikincisini tercih etmiş bulunuyorsunuz. Artık geri dönmeniz çok zordur. Allah korusun. Önce eşinize umut bağlayın ama acele etmeyin. On, elli, yüz, iki yüz yıl beklemeye hazır olun. Ona karşı harika bir eş olun. Sizi görmeye bile doyamasın adeta. Bu, sizin davanızı da ona cazip getirecektir zamanla. Açın elleriniz göğe doğru, sabır isteyin. İsteyin, isteyin insin sabır. Doldurun kucağınızı ve göğsünüzü sabırla. Bin yıl yetsin size sabır stokunuz. Bakın o zaman eziyetler size, güller arasındaki dikenler gibi gelecek. Onları bile neşeyle karşılayacaksınız. Sabır, havanız suyunuz olsun. Sakın ha, sabrın karşılığını görmeye çalışmayın. Sabır çiçeği, cennette açar. Şimdi açarsa çabuk solar, emeğinize yazık olur. Eşinizden sonra sırayla herkese yönelin. Sizi adam yerine koysalar da koymasalar da siz, her sabah yeni bir enerji ile kalkın yataktan. Evinizin camını açınca, içeri girecek olan havayı size ulaşan yeni gelişmelerin muştusu olarak kabul edin. Yarını umutla bekleyin. Umut ve heyacanla! Yarın asla uzak değildir. Her gelecek olan yakındır. Allah'ın rahmeti de er geç gelecektir. O rahmet bir geldi mi artık geçmişin sıkıntıları tatlı bir hatıra ve sonucu getiren alın teri gibi olacak sizin için. Yeni yolunuz, yepyeni heyecanınız size kutlu olsun. Cennet yolunuz sonsuz sevdalarla dolsun. Size dualar ederim. Bu ağabeyinize de dualar etmenizi beklerim. Sloganı unutmuyoruz: Her sabah yeni bir heyecanla, her gün yeni bir umutla çıkıyoruz yola. Yorulmuyoruz, Bıkmıyoruz, Usanmıyoruz, Aşınmıyoruz, Geçmişi de geleceği de irdelemiyoruz; Her şeyi sahibine bırakıyoruz, Sahibi ne yapacaksa yapsın, Sen keyfine bak, Cennetine yönel. Mutlu olsun çilen, Değerli bacım.
Kızım, Allah seni ailenle imtihan ediyor. Bunun bilinciyle hareket et. Aceleci davranma. Eğer ailende bazı dönen yanlışları düzeltme imkânın varsa orada kalmanı tavsiye ederim. Ama ailenin düzelmeyeceği kanısındaysan ve kendinin de bahsettiğin bu ahlaki zafiyetlerinden bozulacağını düşünüyorsan kardeşinle daha uygun/güvenilir/Müslümanlığın daha iyi yaşandığını düşündüğün bir yere hicret edebilirsin. Yalnız yaşın daha çok genç; kandırılma/aldatılma/yanlış karar verme riskini ihmal etmemelisin. Çevrende seni tanıyan ahlaklı ve olgun bir hanım ablanla veya yakın bir akraba büyüğünle bu konuyu istişare edebilirsin. Allah yardımcın olsun.
Selamünaleyküm. Olayları olduğundan fazla abartmanın anlamı yoktur. Ailenizin değil de bir trafik kazasının sizi ayırmış olabileceğini neden düşünmüyorsunuz? Evlilik sizin için varken siz evlilik için var duruma gelmeyin. Kendinizi yenilemek zorundasınız. Duygusallığın etkisinde bir hayat başarısızdır. Gereksiz yere abartmayın. Bu konuda yanlış yapıyorsunuz. Evet, ailenizin yaptığı da doğru değil ama sizin milyarla alternatifiniz var, anne ve baba ise tektir. Onlarla beraber olun huzurlu olun. İbadetlerinizi aksatmayın ki şeyta sizden uzak kalsın. Kur'an okuyun, ilim meclislerine katılın. Allah yardımcınız olsun.
Kızım, Evlenmek senin için farz duruma gelmiş ise yani artık harama kayma riski taşıyacak durumda isen anne babanın ne diyeceği önemli olmaz. İlk helal yolu denemelisin. Öyle değilse sabredeceksin. Şu kadar ki, duygusal olmamaya gayret et. Allah yardımcın olsun.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Aleykümselam. Böyle bir ibadet olamaz, yoktur da. Buna ibadet diyenin ne din bilgisi ne de iman ciddiyetine güvenilebilir. Kültürel bir etkinlik olması ise tartışılabilir.
Selamünaleyküm. Etkisi altında kalmadığınız sürece bu tür malzemeleri kullanmanızda sakınca olmaz. Etkisi altında kaldığınızı hissederseniz kullanmayın hatta kabul etmeyerek tepki gösterin.
Aleykümselam. Hemen bir doktora görünün. Doktorun tavsiyelerini de muhakkak uygulayın.
Aleykümselam. Şöyle bir yöntem takip edin: Böyle bir olayı üç kere ele alın. Hemen bakın, ıslaklık var mı? Varsa yeniden abdest alın. Yoksa unutun. Yoksa bir daha da ilgilenmeyin. Bir yıl hiç ilgilenmeyin; kuru veya ıslak ilgilenmeyin. Bu programı yapamazsanız o zaman doktora görünmelisiniz.
Selamünaleyküm. Bir insan buluğ çağına girdiği andan itibaren namaz kılmalıdır. Buluğ çağı da en geç on beş yaşıdır. Sizin durumunuzda yirmi yıl gibi bir namaz borcunuz vardır. Buna göre hesap edin ve kılmaya devam edin. Allah Teâlâ mağfiret buyursun, ibadetlerimizi kabul etsin.
Selamünaleyküm. Bütün bu yolculuklarda YOL ESNASINDA seferi olacaktınız. On beş gün kalmaya niyet ettiğiniz yerde mukim, gerisinde seferi olacaktınız. Mukim gibi yani tam kılmanızdan ötürü geçmişe yönelik bir sakınca yoktur. Allah kabul etsin.