Fetva Meclisi
Soru
Hocam benim bir lise grubum var ve sorular soruyorlar. Sorularını araştırıp cevaplamaya çalışıyorum. Hz. Havva'nın yaratılışı hakkında sordukları soruda araştırma yaptıktan sonra iki farklı görüşle karşılaştığım için size sormak istedim. Hocam Hz. Havva Hz. Âdem’in kaburga kemiğinden mi yaratıldı?
Cevap
Benzer fetvalar
Bu ortamdan imanını ve aklını koruyarak çıkmaya çalış. Böyle bir sözün sahibi ile tartışma sakın. Tam anlamıyla bir söz tuzağı ile karşılaşmışsın. Allah seni korusun.
Selamünaleyküm. Güzel kardeşim, Bu üç sorudan hangisi senin ahiretinle direk alakalıdır? Dünyanın şu berbat hâliyle alakalı neyi çözecek bu sorular? Bunları bilmenin günlük ibadet hayatında sana katkısı ne olacak? Lütfen bunları düşününüz. Şeytan bizi, asıl işlerimizden alıkoymak için bu ve benzeri tali konularla meşgul etmesine karşı uyanık olmalıyız.
Selamünaleyküm. Elbette en iyisini vermek en iyi olandır ama bu yaptığınızdan dolayı vebale girmezsiniz.
Önce şunu bilmeliyiz: Bu bilginin bize ne faydası var, mevcut dünya sorunları, müminlerin genel ahvali içinde bu bilgi bize ne katkı getirecek? Sadece bir hiç değil mi? Bu bilgi ile meşgul olmamız bizim açımızdan bir şeytan oyalaması olabilir, dikkatli olmalıyız. O dönemde Havva annemiz bir kız bir erkek ikiz doğruyordu. Farklı zamanlarda doğanlar da birbirleri ile evleniyorlardı. Nesil büyüdükçe de evlenme ile ilgili daire genişletildi. Bu şekilde olduğunu zannediyoruz. Elimizde daha fazla açıklama yapan sarih bir bilgi yoktur.
Alakanıza teşekkür ederim. Bir kere daha tekrara gerek yok zannederim, biz bu sitede ilmi bir çalışma yapmıyoruz. Doğru bildiğimizi HALK KÜLTÜRÜ DÜZEYİNDE mü’min kardeşlerimize taşıyoruz. Şunu bilmelisiniz: Verilen kaynağı anlayacak düzeyde olan birinin bu sitede verilecek bir bilgiye zaten ihtiyacı yoktur. Kaynak inceleme imkânı olmayan için ise o kaynaklandırma sadece yer ve zaman israfı niteliğindedir. O kardeşlerimiz, bu siteden bilgi edinmek mecburiyetinde değildirler. Zaten ilmi manada bir site de değildir. Herkes kendine uygun olanı bulmalıdır. Bu siteden dini için istifade edenlerin düzeyi budur, biz onların duasını alıyoruz. Kendimize bunu vazife bildik. Bir diğer kardeşimiz de o kardeşlerimizin ihtiyacı olanı hazırlar, böylece de herkes vazifesini yapmış olur. Allah yardımcımız olsun, duanızı beklerim.
Biz, imtihan için bulunduğumuz bu dünyada, bizim imtihanımızın sırlarını keşfetme imkânına sahip değiliz. Nasıl ve nedenleri öğrenmemiz sınırlarımızı aşmamızı gerektirir. Bu sorularınıza verilecek binlerce cevap bulunabilir ama hiçbiri kesin doğru cevap değildir. Her cevap kendisi gibi pek çok soruyu beraberinde getirir ve kul olarak o sorularla ya da cevapları ile uğraşan sadece vaktini kaybeder, zihin safiyetini yitirir. Size tavsiyemiz bu tür sorularla zihninizi yormamanızdır. Allah Teâlâ afiyetinizi daim etsin.
ders konusundaki diğer fetvalar
Bir insanın görüntüsü veya sesi ondan izin alınmadan kaydedilemez. Özellikle izin vereceği biliniyor yani genel olarak bunda sakınca olmayacağı anlayışı yaygın ise bir sakıncası olmaz. Bunun dışında kimsenin sesi veya görüntüsü kaydedilemez. Bu bir kul hakkıdır. Bunun ders olması veya muhabbet olması bu hakikati değiştirmez. Sesi izinsiz kaydetmek emanete hıyanettir. Kaydı bir başkasına vermek ise hıyanete ilavedir. Hıyanet ise haramdır.
Dua edin, Rabbim hepimizi muvaffak etsin. Allah'a emanet olun.
Öğretmen yaptığı iş karşılığında ücret alan biridir. Aldığı ücret dakikalarla hesaplanan bir ders verme karşılığıdır. Bir telefon görüşmesi iki sakınca doğurur: Mesela kırk dakikalık dersin iki dakikasını telefonla tükettiğinde ortada maddi bir hak yani ücretin hak edilmemesi doğar. Öğrencilerin ve kendisinin dikkati dağılır. Yeni bir toparlanma olsa da adı üstünde dikkat dağılması vardır. Bu da verdiği dersin kalitesinin düşmesidir. Her iki durumda da ortada kul hakkı ve görev ihlali vardır. Olağanüstü bir durum olmadıkça öğretmen derste telefonla meşgul olmakla hata etmiş olur.
Allah Teâlâ niyetinizi mübarek kılsın. Esasen tebrik edilecek bir planlama içindesiniz. Ne var ki, HIZLI BAŞLAYIP çabuk çökmekten ise ADIM ADIM BAŞLAYIP uzun yürümek daha doğrudur. Tıp dersleri ağırdır, bu tespit yabana atılamaz. Çevreniz ve size etki edenler açısından da bu yapacağınız iş takdir görmesi zor bir iştir, bu da ikinci bir sorundur. Bu nedenle size çizgi olarak şunu tavsiye edebilirim: Planınız büyük ve uzun soluklu olsun. Uygulamanız ise boyunuza ve çapınıza göre olsun. Ya da şöyle diyebilirim: Acele etmeyin ama ihmal de etmeyin. Hayat realiteniz ve planlarınız dengeli olsun. Böylesi ile daha istikrarlı ve daha kalıcı işler yapabilirsiniz. Öncelikli gayeniz okumak ve bilgi artırmak değil mü'min kimliğinizle ayakta kalmak, fitnelerde savrulmamak olsun. Bunun için de önce her biriniz BEN ERİMEMELİYİM demelidir. Böyle diyebilen üç kişi veya iki kişi ile yola çıkın. Beş yıl sonra bir kişi daha ancak size katılıyor olsa bile zararda değilsiniz. Kaldı ki ihlasınız size katılımı bereketli yapacaktır. Bunun özeti şudur: İmanda ve ibadette, ahlâkta erimeden yürümeniz sizin bütün bilgilerden daha önemli bir ihtiyacınızdır. Maazallah eridikten sonra bilgi ne işinizi görecek ki? Bu noktadan sonra haramlardan uzak durmak ve farzları eksiksiz yapmak günlük işiniz olmalıdır. Farzlarda eksiğiniz yoksa BİLDİĞİNİZİ YAŞIYORSUNUZ demektir ki gaye de budur zaten. Planlarınızı izleyeceğiniz dersleri bitirme mantığına yaslamayın. Aksine hazmetme mantığına yaslayın. “Şu kadar dersi şu kadar zamanda” yerine “şu konuları kavrama” çizgisi çizin. Sözünü ettiğiniz ders grubundan ilk on dersi mesela hazmedin ve bir yolunu bulup ziyaret ederek veya bir iletişim kanalını kullanarak konuşanı/yazarı ile o dersleri mütalaa edin. Sonuca göre yeni bir plan yapabilirsiniz. Elbette sabredip sebat edebilenler gayelerine ulaşacaktır. Onlar da oldukça azdır. Dökülenlere takılmadan gayeniz için yürümeye bakın. Allah yardımcınız olsun.
Eşiniz, çizgisini aşıyor olabilir ama sizin de her akşam sohbete gitmeniz yeni evli biri olarak uygun olmayabilir. En verimli olanını seçin ve haftada bir gün ona gidin. Zamanla bunu ikiye çıkarırsınız. Eşinizi sanki ilminize mani biri gibi karşınıza almanız yanlış olur. O da zaman içerisinde sohbetlere başlar ve sizin ne yaptığınızı takdir eder inşaallah.
Evet, bir şeyh gerekli ve aramalısın ama şeyh de mürit arar. Vasıflı bir şeyhin dizinin dibine oturmaya ne kadar uygunsun, bunu merak ediyor musun? Tavsiyem şudur: Kendini hazır duruma getir ki Allah sana öyle bir mürşidin yolunu açsın. Hazır değilsen, yüreğin kilitli ise mesela ne yapacaksın bulduğunu?