İslami Delil
Aramaya dön
Fetva

Diyanet Fetva Kurulu

Soru

Alışveriş karşılığında firmalar tarafından verilen hediye puanı kullanmak caiz midir?

Cevap

Firmalar, kendilerinden alışveriş yapan müşterilerine hediye puan vermektedirler. Helal ürünlerde yapılan harcamalar sonucu biriken hediye puanları kullanmakta dinen bir sakınca yoktur. Ancak her ne kadar helal ürün alışverişi neticesinde hediye puan kazanılsa da, kazancının çoğu haram olan kurumların verdiği hediye puanları kullanmak caiz değildir. (Bkz. Mevsıli, İhtiyar, IV, 176)
Orijinal kaynak

Benzer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Banka kartlarıyla yapılan alışverişlerde biriken puanların kullanılması, bu puanları veren kurumun kazancının dinen helal olup olmamasına bağlıdır. Buna göre kazancının çoğu helal olan kurumların verdiği hediye puanları kullanmak caiz iken, kazancının çoğu haram olan kurumların verdiği hediye puanları kullanmak caiz değildir. (Bkz. Mevsıli, İhtiyar, IV, 187) Banka kartlarıyla yapılan alışverişlerde hediye puan uygulamasında banka ve üye işyerleri, aralarında yaptıkları anlaşmaya göre değişen oranlarda katkı yapmaktadırlar. Bu durumda hediye verenin kazancına göre hareket edilir. Ayrıca bankanın vereceği hediye puan karşılığında aylık belli bir oranda alışveriş yapmak üzere bankaya taahhütte bulunmak, taahhüt edilen oranda tüketime ve alışverişe zorladığı için uygun değildir.

Kredi kartı veya bankamatik kartı ile yapılan alışverişlerde verilen hediye puan
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Önce, o puanları vermelerine neden olan işlem helal mi ona bakalım. Eğer helal bir işlemden dolayı bir puan veriyorsa onu kullanmak caiz olabilir. Ancak faizli işlem yapan bir kurumun bulunduğu sokağı bile kullanmamak evla olandır. Faiz kıyamet fitnelerindendir; kendimizi korumalıyız. Allah'a emanet olun.

Bankaların verdiği, alışverişlerden kazanılan puanları kullanmak caiz mi?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Taraflardan birinin kazanıp diğerinin kaybettiği bütün şans oyunları kumardır. Sadece kazananın kârlı çıktığı, kaybedenin ise zarara uğramadığı uygulamalar ise kumar niteliğinde değildir. Buna göre; marketlerde ve mağazalarda iş yeri sahiplerinin alışveriş yapan müşterilerine verdikleri çekiliş kuponuna hediye çıkması durumunda, müşterilerin çıkan hediyeleri almalarında bir sakınca yoktur. (Kâsânî, Bedâ’i, 6/206) Çünkü müşterilerden birinin kazanması hâlinde diğerleri bir şey kaybetmemektedir. Ancak çekilişe katılmak için ayrıca bir ücret ödenmesi hâlinde yatırılan para üzerinden şans yolu ile kazanç elde etme durumu söz konusu olacağından yapılan çekiliş işlemi kumar olur.

Market ve mağazalarda alışveriş karşılığında verilen çekiliş kuponlarına çıkan h
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

KREDİ KARTI'nın kendisi helal ise onun üzerinden verilen hediyeler de helal olabilir.

Kredi kartlarının para puanı helal midir?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Bu, bir faiz kurumunun veya haramla iştigal eden kurumun işi ise bulundurulması caiz olmaz. Normal durumlarda ise bir hediye niteliğinde değerlendirilebilir.

Bazı özel firmalar kendi firmalarından devamlı alışveriş yapmamız halinde bize k
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Bu teşvik maksatlı bir hediye olarak görülebilir, sakıncası yoktur.

Marketlerin alışveriş kartları oluyor. Bunlarla alışveriş yapınca puan birikiyor

TİCARÎ HAYAT konusundaki diğer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Opsiyon; tercih ve seçim gibi anlamlara gelmektedir. Taraflardan birinin diğerine, belirli bir varlığı, gelecekteki bir tarihte veya belirli bir dönem içinde alıp almama ya da satıp satmama konusunda seçme hakkı tanıdığı (opsiyon hakkı); bu seçme hakkını tanıması karşılığında da belirli bir bedel talep ettiği vadeli işlem sözleşmesine “opsiyon” denir. Opsiyonun; döviz opsiyonu, hisse senedi opsiyonu, faiz opsiyonu ve endeks opsiyonu gibi farklı türleri bulunmaktadır. İslâm hukukunda satıma konu olan şeyin, ihtiyaç durumunda kullanılmak üzere biriktirilebilen ve fıkhen yararlanılması caiz görülen (mütekavvim), mevcut ve belirli (veya zimmette belirlenebilen) mal olması temel kuraldır (Mecelle, md. 126, 127; Nezih Hammâd, Kadâyâ fıkhıyye muâsıra fi’l-mâli ve’l-İktisâd, 41; Bardakoğlu, Ali, “Bey ‘”, DİA, VI, 15-17). Opsiyon sözleşmesinde üzerinde akit yapılan şey (ma'kûdun aleyh); fıkhen karşılığında bedel alınabilen meşru bir mal, menfaat veya mali haklar arasında değildir (Karadâğî, Bahsun el-Esvâku'l-mâliyye fî mîzâni'l-fıkhi'l-İslâmî, I, 72-194; ed-Darîr, “el-İhtiyârât”, I, 61-271; Zuhaylî, Ukûdü'l-ihtiyârât, I, 250-260). Bu itibarla opsiyon sözleşmeleri caiz değildir.

Opsiyon sözleşmelerinin hükmü nedir?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Bir malın peşin olarak alınıp satılması caiz olduğu gibi, vadeli (veresiye) satışı da caizdir (Mevsılî, el-İhtiyâr, II, 15, 18). Vadeli satıştan doğan borç, anlaşmaya bağlı olarak vadesi geldiğinde tek seferde yahut taksitli olarak ödenebilir. Bir malın peşin fiyatıyla veresiye fiyatı, piyasa şartlarında genellikle farklı olabilmektedir. Belli bir fiyat üzerinde anlaşmak şartıyla vade farkı konulmasında bir sakınca bulunmamaktadır (Serahsî, el-Mebsût, XIII, 7, 8). Bununla birlikte satım akdine konu olan malın akit esnasında mevcut olması, satış bedeli ile ödeme zamanının (vadenin) açık ve net olarak belirlenmesi gerekir (Merğînânî, el-Hidâye, V, 8-9).

Alışverişlerde vade farkı caiz midir?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Fukahaya göre akdin aslî unsurlarının dışında ayrıca sıhhat şartları da vardır. Malın fiyatının ve niteliğinin belli olması, vadeli satışta sürenin belirtilmesi, örfe uymayan veya akdin muktezası olmayan ilave şartların koşulmaması ve faiz içermemesi gibi hususlar bu şartlar arasında sayılır. Hanefilere göre söz konusu sıhhat şartlarından birinin eksikliği de akdi fasit hale getirir. Bu tür eksikliklerin giderilmesi durumunda ise akit sahih hale dönüşür (Merğînânî, el-Hidâye, V, 9; Mevsılî, el-İhtiyâr, II, 59). Fesat sebeplerinin giderilememesi durumunda ise müşteri satın aldığı malı teslim almakla ona malik olsa da, söz konusu akdin feshi gerekir. Ancak müşteri bu malda satış, hibe, tüketim gibi herhangi bir tasarrufta bulunursa, artık taraflar bu akdi feshedemezler. Dolayısıyla akit esnasında konuşulan bedel yerine mal mislî ise mislinin, değilse kıymetinin ödenmesi gerekir (Mevsılî, el-İhtiyâr, II, 50-51; İbnü’l-Hümâm, Fethu’l-Kadîr, VI, 367-368). Diğer mezheplere göre ise, malda veya fiyattaki belirsizlik giderilemeyecekse akit batıl olur ve hüküm ifade etmez. Ancak mal telef olmuşsa bedelinin ödenmesi gerekir. (Desûkî, Hâşiye, III, 15-16; Şirbînî, Muğni’l-Muhtâc, II, 16-23, 126).

Malın vasfında, fiyatında veya vadedeki belirsizlik, alım-satım akdinin geçerlil
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

İslam hukukunun genel prensiplerine aykırı olmamak kaydıyla örf haline gelen şartlarla alışveriş yapmak caizdir (Mevsılî, el-İhtiyâr, II, 57; İbn Nüceym el-Bahru’r-Râik, VI, 195; İbn Mâze, el-Muhîtu’l-Burhânî, VI, 389). Ancak alım satım akdinin gereği olmayan, taraflardan birine zarar veren veya üçüncü şahıslara menfaat sağlayan her türlü şart batıl olmakla birlikte bu şekilde yapılan alışveriş sahih olur. Fakihler bu durumu “şart batıl, akit sahihtir” cümlesiyle ifade ederler. Yani koşulan böyle şartlar taraflar arasında kabul edilse bile geçersiz olduğundan, riayet mecburiyeti doğurmadığı gibi akde de zarar vermez. Buna göre, bir mal satılırken, müşterinin ondan belli bir süreliğine yararlanmaması, o malı bir başkasına satmaması veya hibe etmemesi yahut o malın başkasına satılması, borç verilmesi veya hibe edilmesi gibi müşterinin zarar görmesine sebep olabilecek bir şeyin şart koşulması halinde şart batıl (geçersiz), yapılan alışveriş ise sahih olur (Merğînânî, el-Hidâye, V, 120; İbn Rüşd, Bidâyetü’l-Müctehid, II, 161; İbn Kudâme, el-Muğnî, VI, 325; Mevsılî, el-İhtiyâr, II, 57-58). Dolayısıyla müşteri satın almış olduğu malda dilediği gibi tasarrufta bulunabilir.

Alım-satım akdi yapılırken, satın alınan maldan yararlanmamak, onu başkasına sat
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Aslen helal olan bir şeyin, harama dönüştüreceği ya da kötüye kullanacağı bilinen bir kimseye satışı konusunda İslam âlimleri farklı görüşler ortaya koymuşlardır. Konu, ilgili kaynaklarda genel olarak üzüm örneğinde ele alınmıştır: İmam Ebu Hanîfe’ye göre alıcının maksadına bakılmaksızın şarap üreticisine üzüm satmak caizdir. İmam Ebu Yusuf, İmam Muhammed ve İmam Şafiî, bu tür satışları mekruh görmüşlerdir (Şafiî,el-Ümm, III, 75; Serahsi, el-Mebsut, XXIV, 26; el-Fetâvâ’l-Hindiyye, III, 210). Mâlikî, Şafiî ve Hanbelî mezheplerine göre ise böyle bir satış haramdır. Çünkü bu tür bir satış; Allah’ın yasakladığı bir şeye destek anlamı taşımaktadır (Şirbini, Muğni’l-muhtac, II, 392; İbn Rüşd el-Ced, el-Beyan ve’t-tahsil, IX, 394-395; İbn Kudame, el-Kafi, II, 12). Görüldüğü gibi konu hakkında İslam âlimleri birbirinden farklı görüşler ortaya koymuşlardır. Bu durum, söz konusu satışın helal olup olmadığı konusunda en azından bir şüphenin var olduğunu göstermektedir. Şüpheli şeylerden kaçınmak ise ihtiyata uygun olur. Zira Hz. Peygamber (s.a.s.), müslümanların şüpheli şeylerden uzak durması gerektiğini ifade etmiştir (Tirmizi, Kıyamet, 60; Buhari, İman, 37; Müslim, Müsakat, 20). Bu itibarla, doğru ve ihtiyatlı olan, aslen helal olan bir şeyin harama dönüştüreceği ya da kötüye kullanacağı bilinen kişi veya kurumlara satılmamasıdır. Bu çerçevede üzüm gibi helal ürünleri üreten müslümanların alternatif pazar aramaları ihtiyat açısından uygun olur.

Şarap fabrikasına üzüm satmak gibi helal olan bir ürünü, harama dönüştüreceği ya

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.