Fetva Meclisi
Soru
Alkışlamak müşriklerin çıkardığı bir adet mi, alkışlamanın dinimize göre bir sakıncası var mı? Dini bir programda alkışlamak yerine tekbir getirmek daha mı uygun?
Cevap
Benzer fetvalar
Talebeyi ödüllendirmede bir sakınca yoktur, niyetinizde onun bulunmasında da tefsir yolunda sevap kazanmaya engel yoktur. Belki bir nebze sevap oranı düşebilir, onu da Allah bilir elbette.
Aleykümselam. Lafzai celalin telaffuzunu tam olarak Türkçe karakterle tekrarlamak zordur. Bu nedenle Türkçe karakterler kullanarak bunu size izah edemiyoruz ama öyle bir hata esasen namazı ifsat edecek hata değildir. Bunu söyleyebiliriz.
Âlimin temsil ettiği dini değeri küçümseme veya reddetme anlamında bir ifade veya söz için o tehlikeden söz edilebilir. Bunun haricindeki durumlarda, sözün muhtevasında bir terslik yoksa sıkıntı yoktur biiznillah.
Dinimizin ‘vermeyi’ emreden bir din olduğu bilinen bir gerçektir. Özellikle isteyeni geri çevirmemek bir mü'min karakteridir. Mü'minin ‘aldanmayan’ bir karakter sahibi olması da dinimizin emridir. Bu iki emir arasında bir denge oluşturabiliriz. Dilenciliğin bir sektör durumuna geldiği ve hak etmeyeni ile hak edeninin aynı yerde dilenebildiği bilinen bir durumdur. Çıkış olarak karşılaştığımız pozisyonu kalbimize danışmakta sakınca yoktur. O anki pozisyonun inandırıcılığına göre karar verebiliriz. Zira âyetin emri genel bir ahlâk tarzını edinme emridir. Bizzat her isteyene verme gibi açık bir emir yoktur.
Şunu unutmayın: İnsanlar yüzde yüz denebilecek bir sevgi ve sempati ile girdikleri evlilik süreçlerini bile kötü sonlandırıyorlar. Siz onca tereddütten sonra nasıl mutlu olacaksınız?
Hz. Peygamber’in (s.a.s.), kurban bayramının arefe günü sabah namazından başlayarak bayramın dördüncü günü ikindi namazına kadar, ikindi namazı da dâhil olmak üzere farzlardan sonra teşrik tekbirleri getirdiğine dair rivâyetler vardır (Beyhakî, es-Sünenü’l-kübrâ, 3/438-440 [6273-6278] Dârekutnî, es-Sünen, 2/390-391 [1735-1737]). Bu itibarla Hanefîlerde tercih edilen görüşe göre arefe günü sabah namazından bayramın dördüncü günü ikindi namazına kadar 23 vakit, her farz namazın ardından teşrik tekbiri getirmek, kadın erkek her Müslümana vaciptir. Teşrik günlerinde kazaya kalan namaz aynı günlerde kaza edilirken teşrik tekbirleri de getirilir. Teşrik günleri çıktıktan sonra kaza edilmeleri hâlinde ise tekbir getirilmez. Namaz kaza edilmedikçe tekbirler kaza edilmez (Serahsî, el-Mebsût, 2/43-44; İbnü’l-Hümâm, Fethü'l-kadîr, 2/80-82). Şâfiî mezhebine göre ise teşrik tekbirleri sünnettir (Mâverdî, el-Hâvî, 1/484).