Fetva Meclisi
Soru
Kunut duasında geçen "Sana isyan edip duranları reddeder, terk ederiz; kendileriyle ilişkimizi keseriz." cümlesini nasıl anlamalıyız? Mesela namaz kılmayan ya da faizden vazgeçmeyen akraba ve tanıdıklarımızla ilişkimiz nasıl olmalı?
Cevap
Benzer fetvalar
İman ve ahlâk sıkıntısı yaşayanlarla insan olarak ilişki içinde olabiliriz/olmalıyız da. Şunu da unutmamak zorundayız: Biz de insanız, onların etkilendiği gibi biz de etkilenebilir ve onlar gibi olabiliriz. Bu nedenle ‘insanî ilişki’ düzeyinde ve seviyeli bir beraberliğimiz olmalıdır. Onları ıslah etme gayretimiz bile bir risktir. Bugün onları kınadığımız şeyleri yarın biz yapıyor olabiliriz. Neticede bir mikrop her şeyi bitirebiliyor.
Selamünaleyküm. Bu hususta toplumumuzun bütününde bir sıkıntı vardır. Belki de en ağır tavizlerimizden biridir bu husus. Mümkün olduğunca kendimizi şeytana teslim etmeyeceğiz. Bu birinci ilkemiz olsun. İkincisi de, insanların ne dediğine dikkat edersek nefes bile aldırmazlar bize. Üçüncü ilkemiz de, konuyu farzlar, sünnetler diye ayırabiliriz. Farzları hiç taviz verilemezler olarak görürüz, diğerlerinde ise pozisyon kollarız. Sabırlı olun, adım adım yol almaya çalışın. Kendinizi kollarken ise bir bütün olmaya çalışın.
Hepimiz kuluz, hepimizin bir imtihanı muhakkak vardır. İyi bir sonla ahirete gitmek için gayret etmek zorundayız. Arkadaşınız için hem dua edin hem de daha fazla destek verin. Bulunduğu ortamı değiştirmesini tavsiye edin. Bulunduğu ortamda siz yokken etki altında kaldığı kişileri ve eylemleri değiştirmelidir.
Allah'ın emirlerinden birini terk edebilmemiz için açlık gibi bir tehlikemizin olması gerekir. Daha bereketli bir iş bulun.
Küfrün tuzağı olarak işleyen bir yerde bulunmak kesinlikle caiz olmaz. Velev ki bu yer mescit olsun. Ancak zorunluluk olarak bulunulması gereken durumlardan da söz etmek mümkündür. O takdirde de 'zorunluluğun gerektirdiği' sınırlar dahilinde bulunmak caiz olabilir. Bu 'zorunluluğun gerektirdiği' sınırları ise herkesin imanı belirleyecektir. Tamamen reddetmekle içine dalıp kalmak arasında bir dengeyi belirlemeye mecbur bulunuyoruz. Bu durumun kadın veya erkek ayrımı yoktur. Allah yardımcımız olsun.
Sadece farzları ve vitir namazını kılan bir mü'min, hiç sünnet kılmamış olsa bile namaz borcundan kurtulur. Günaha da girmez. Sünnet namazlarla kazanılan büyük ecir deryasından mahrum olmuş olur. Bunu sürekli değil de sizin durumunuzda olduğu gibi yoğunluk anlarında veya vakit sıkışması gibi durumlarda yapanın ise hiçbir zararı olmaz. Allah'a emanet olun.