Fetva Meclisi
Soru
Selamun Aleyküm Hocam. Sorum şu: Peygamberler, Sahabiler ve İslam dinine hizmet etmiş büyük din adamları yaşamları boyunca türlü çileler, sıkıntılar, amansız hastalıklar çekmiş. Bunları okuyup öğrendikçe ister istemez içimde bir vesvese beliriyor; acaba biz Allah'a yaklaştıkça ibadetlerimizi arttırdıkça derdimiz, sıkıntılarımız artacak mı? Bu duruma karşı tutumumuz ne olmalıdır?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. İlminiz size sabır da öğretmeli imiş. Sevgili Peygamber aleyhisselam efendimizi de dinlemediler ama o kardeşleri ile kavga etmedi. İlminizin gereğini yapın ve insanlar hırçınlaştıkça siz hastası ağırlaşan doktor gibi olun; merhametiniz artsın, ilginiz artısn, diliniz tatlansın. Böylece her nefesiniz sevaba dünüşsun.
Selamünaleyküm. İnsanların, neyi nasıl yaptığı ile uğraşırken yol alınmaz. Allah'ın ne emrettiğine bakarak yol almayı hedeflemeliyiz. Sözünü ettiğiniz konuda insanlar uzun bir zamandan beri o dar bakışa takılıp kalmışlardır. Onlarla mücadele etmenin anlamı yoktur. Herkes yoluna gitmelidir. Allah'a vesile aramak Peygamber aleyhisselam ve ashabının üzerinde anlaşılabilecek bir konudur. Tavsiyemiz şudur ki, hak bildiğiniz yöntemle devam edin, insanların gidişatına takılmayın, sizi alıkoymasınlar. Dualarınızı bekleriz.
Aleykümselam. Bugünkü anlamda bir ruhsal sorun o dönem için bilmiyoruz ama sıkıntıları eksik olmadı. Hadislerde sıkıntılara karşı belli dualar tavsiye edilmektedir.
Aleykümselam.Allah'ın dinine davet etmek, dinin yaşanması için gayret etmek elbette görevlerimizdendir. Ne var ki, öncelikli ve şartsız görevimiz kendimizi ateşten korumak olmalıdır. Yanarak yanmaktan kurtarmak olmaz. Bu bir hatadır. Ashabı kiramdan daha büyük hizmet ehli olmak, onlardan daha iyisini yapmak mümkün müdür? Bir zaman sonra da, başkalarının namaz kılabilmesi için namazı terk etmek, birilerinin oruç tutması için oruç tutmamak gibi bir safsata çıkabilir önümüze. Örneğimizi günümüzün Müslümanlarından alamayız. Ashabı kiram bizim örneğimizdir. Kendinizi yaşıtlarınızla kıyaslamayın. Başarıyı da rakamlarla ve görüntülerle ölçmeyin. Allah'ın rızasına ölçün ölçtüğünüzü. Peygamber aleyhisselamın Sünnet'ine uyabildiğimiz kadar, ashabı kirama benzeyebildiğimiz kadar iyi yoldayız demektir. Medyanın şirin gösterdiğine imrenirsek aldanmış olabiliriz. Doğru olan az olabilir. Az olması doğruluğunu değiştirmez. Altın azdır demir çoktur ama demir hep demirdir.
Selamünaleyküm. Çileden bile huzur alıp yükseldiğiniz zaman bu anlamı çıkarırsınız. Aksi takdirde villada da bunalırsınız. Mesele budur.
Selamünaleyküm. Bu hususta doğru olanı düşünüyorsunuz; büyük bir abartı vardır ortada, uzak durmanızı tavsiye ederiz.
Allah konusundaki diğer fetvalar
Müstehcen ve pis bir yer olmadıkça her pozisyonda zikir yapılabilir. Çıplak iken ve tuvalet gibi yerlerde yapılmamalıdır. Yatıyor olmak ya da spor anında zikir yapmaya engel bir durum yoktur.
Dua bir ibadettir. İbadet, Allah’ın istediği şekilde yapıldığında kabul olur ve ibadet yerine geçer. Rabbimiz dua ederken, onun dualarımızı kabul edeceğinden şüphemiz olmamasını istemektedir. ‘Eh, tutarsa..’ niteliğinde bir dua yanlıştır. Uygun şeyleri, edebine uyarak isteyen için duanın kabul olmasına mani bir şey yoktur. Elbette kabulün ne zaman ve nasıl gerçekleşeceğini kendisine dua ettiğimiz Allah bilecektir.
Evet, mukaddesatımızın süs ve dekor olarak kullanılmasının böyle bir sorunu da vardır. Bu sebeple mukaddesattan süs yapılmamasını tavsiye ediyoruz. Belirttiğiniz gibi bir kırılma ve benzeri durum olduğunda ya gömülür ya da yakılır o tür eşya.
Şu kuralı unutmayınız: -Haram işleyenler Allah’ın lanetine müstahak olurlar. -Tevbe etmeden ahirete gidenler Allah’ın yüzlerine bakmayacağı kimselerdir. -Tevbe edenler ve tevbelerini koruyanlar ise hiç günah işlememiş gibidirler. Ahiretteki durumları da buna göredir. -Buna göre de durum şöyledir: Günah işleyip tevbe etmeden ahirete gidenin durumu Allah'ın dilemesine kalır; ya mağfiret buyurur ya da cehenneme sevk eder.
Kesinlikle yanlış bir düşüncedir bu. Kimin nasıl gittiğini bilemeyiz, iyilik temenni ederiz sadece. Önemli olan bir gün fazla yaşayıp o günde bir nefes daha fazla Allah’ı zikredenlerden olabilmektir.
Selamünaleyküm. ‘Allah tektir, teki sever.’ Sözü sahih hadistir. Buharî’de 6410, Müslim’de 2677 nolu hadistir. Anlamı için şunlar söylenebilir: a- Allah tektir, şeriki yoktur. b- Bu da pek çok ameli tek sayılı emretme sebebidir: Namazlar beş, tavaf yedi, şeytan taşlama yedi kılması gibi. c- Gökler, yer, hafta günlerinin tek sayılı kılınması gibi. d- Bunların ötesinde daha derin bizim idrak edemediğimiz anlamlar da yüklenebilir hadise.