Fetva Meclisi
Soru
Hocam, yatarak uyuyuncaya kadar sadece Allah’ı zikretmek uygun mu? Bir de çalışırken, spor yaparken, temizlik yaparken, maç yaparken zikir yapmak uygun olur mu?
Cevap
Benzer fetvalar
Özel bir yerden böyle bir görev aldı iseniz yöntemi de onlara sormanız uygun olur. Biz size genel ilkeleri zikredebiliriz: Allah'ı zikir, en büyük ibadetlerdendir. Otururken, ayakta, yatarken, yürürken, iş yaparken, her ne durumda olursa olsun insan zikir yapar. Bundan iki şeyi istisna edebiliriz. Birincisi, müstehcen veya necis ya da haram bir durumda iken zikir yapılamaz elbette. İkincisi de, insanın alay etme, basite alma gibi bir durumu varsa onunki zikir değil afet olur maazallah. İnsan zikir yapmaya kendisini zorlamalıdır. Nefis iyi işleri yapmak istemeyebilir. Sabrederek, zorlayarak zikir yapmalı ama nefret getirecek kadarını da yapmamak gerekir. Hızlı kalıp çabuk oturmaktan ise adım adım gidip hedefe ulaşmak daha iyidir.
Gözün kapalı olmasının bu ibadetlere bir zararı olmaz.
Selamünaleyküm.Sözünü ettiğiniz şekil, sahih ve sarih kaynaklarda yoktur. Dolayısıyla öyle bir zikir için 'Peygamber aleyhisselamın yaptığı zikirdir' diyemeyiz. Öyle diyemediğimiz şeyi de ibadet diye adlandıramayız.
Kur'an okumak dâhil otururken, yatarken, yürürken olabilir. Edebi korudukça (mesela çıplak olmadıkça) sıkıntı olmaz.
Kur'an’ımız çok açık bir uyarıda bulunmaktadır: ‘Kalpler ancak Allah’ı zikirle huzur bulur.’ Sorunuzun cevabı budur. Allah’ı zikir huzurdur hatta hayatın ta kendisidir. Peki Allah’ı zikir ne demektir? Allah’ı zikir elde tesbih ‘Sübhanalllah’ demektir dersek yanlış olur. O tesbih ile yapılan zikrin bir çeşididir. Öz olarak Allah’ı zikir, Allah’ı hatırlıyor olmaktır. Allah’ı hatırlıyor olmak/zikir ehli olmak ise hayatı İslam ile yaşama mücadelesi yapmaktır. Bunu şöyle özetleyebiliriz: - Pratik bir iman, o imanı şeytanın ve kâfirlerin saldırılarından korumak. - Haramlardan korunmuş yaşamak. - Farzlardan eksik bırakmamak. - İnsani görevlerde eksiksiz olmak. Eş olanın eşliğini, evlat olanın evlatlığını hakkıyla yerine getirmesi. - Ahlak sorunu yaşamamak. - Nafile ibadetlerden becerebildiğini yapmak. - Sosyal kimlik sahibi olmak. - Mubahlarda aşırıya kaçmamak yani nefse esir olmamak. - Çok dua ediyor olmak. - Ahireti öteler ötesi bir yer olarak değil yarından bile erken gibi görmek. - Mü’min kardeşlerle kardeşlik ahengi içinde yaşamak… Bunlar Allah’ı zikir üzere bulunmanın işaretleridir. Böylece bu işaretlerle başlangıç ve yürüyüş noktası da tespit edilmiş olur.
Yatmadan önce okunacak duaları, zikir ve sureleri tavsiye eden hadisler “yatağına girdiğinde” şeklinde ifade ile bize ulaşmıştır. Dolayısıyla yatağa girildiğinde okunması evla olandır. Sesli okunması da gerekmemektedir. Kıyafet olarak da müstehcen denecek açıklık olmadıkça okumanın sakıncası olmaz.
Allah konusundaki diğer fetvalar
Keşke yakınlığımız fiilen artsa da sıkıntımız da olsa, keşke! Böyle bir kural yoktur, sıkıntı olmadan da yaşayıp mü'min olarak ölmek mümkündür ama genellikle de o belirttiğiniz gibi olmuştur.
Dua bir ibadettir. İbadet, Allah’ın istediği şekilde yapıldığında kabul olur ve ibadet yerine geçer. Rabbimiz dua ederken, onun dualarımızı kabul edeceğinden şüphemiz olmamasını istemektedir. ‘Eh, tutarsa..’ niteliğinde bir dua yanlıştır. Uygun şeyleri, edebine uyarak isteyen için duanın kabul olmasına mani bir şey yoktur. Elbette kabulün ne zaman ve nasıl gerçekleşeceğini kendisine dua ettiğimiz Allah bilecektir.
Evet, mukaddesatımızın süs ve dekor olarak kullanılmasının böyle bir sorunu da vardır. Bu sebeple mukaddesattan süs yapılmamasını tavsiye ediyoruz. Belirttiğiniz gibi bir kırılma ve benzeri durum olduğunda ya gömülür ya da yakılır o tür eşya.
Şu kuralı unutmayınız: -Haram işleyenler Allah’ın lanetine müstahak olurlar. -Tevbe etmeden ahirete gidenler Allah’ın yüzlerine bakmayacağı kimselerdir. -Tevbe edenler ve tevbelerini koruyanlar ise hiç günah işlememiş gibidirler. Ahiretteki durumları da buna göredir. -Buna göre de durum şöyledir: Günah işleyip tevbe etmeden ahirete gidenin durumu Allah'ın dilemesine kalır; ya mağfiret buyurur ya da cehenneme sevk eder.
Kesinlikle yanlış bir düşüncedir bu. Kimin nasıl gittiğini bilemeyiz, iyilik temenni ederiz sadece. Önemli olan bir gün fazla yaşayıp o günde bir nefes daha fazla Allah’ı zikredenlerden olabilmektir.
Selamünaleyküm. ‘Allah tektir, teki sever.’ Sözü sahih hadistir. Buharî’de 6410, Müslim’de 2677 nolu hadistir. Anlamı için şunlar söylenebilir: a- Allah tektir, şeriki yoktur. b- Bu da pek çok ameli tek sayılı emretme sebebidir: Namazlar beş, tavaf yedi, şeytan taşlama yedi kılması gibi. c- Gökler, yer, hafta günlerinin tek sayılı kılınması gibi. d- Bunların ötesinde daha derin bizim idrak edemediğimiz anlamlar da yüklenebilir hadise.