Fetva Meclisi
Soru
Hocam uyumadan önce okunacak sureler ve dualar yatak odasına girmeden mi okunmalıdır? Çünkü yatak odasında başka uyuyan da olabiliyor ve neticede orası yatak odası.
Cevap
Benzer fetvalar
Bakara suresinin son iki ayeti gibi “gece okusun” diye tavsiye edilen gece ile kayıtlı olanları gündüz uyuyanın okuması gerekmez. Diğerlerini okumalıdır.
Kur'an okumak dâhil otururken, yatarken, yürürken olabilir. Edebi korudukça (mesela çıplak olmadıkça) sıkıntı olmaz.
Secde ve Mülk surelerini illa yatmadan hemen önce okumak şart değildir. Akşamla yatsı arası ya da yatsıdan sonra da okunabilir. Maksat geceyi bu sûrelerle bereketlendirmektir. Fakat daha doğrusu gece yatmadan önce okumaktır. Aynı şekilde bu sûreleri namazda okuman sevaptır, bunda bir sakınca yok. Fakat hadislerde tavsiye edilen sünnet, bu sûreleri namaz dışında okumaktır. Yani vitir namazında okusan da sevap kazanırsın ama sünnet olan, yatsıdan sonra veya uyumadan önce ayrıca okumaktır.
Aleykümselam. Kur'an okumanın 'okuma' olması için dil ile tekrarlanması gerekir. Bu da dudak hareketini gerektirir. Dudak hareketi düzeyinde olmayan okumaya okuma diyemeyiz.
Kur'an okumak için okunamaz ama dua etmek için okunabilir.
Aleykümselam. Cenaze yıkanmadan önce cenazenin yanında Kur'an okunmaması kuraldır. Halının yıkanması diye bir şey yoktur. Kirlendi ise yıkanır.
dua konusundaki diğer fetvalar
Fatiha Suresinin Kur'an’ımızın en büyük ve mübarek suresi olduğu sabittir. Fatiha Suresinin büyüklüğü, sevabı ile alakalı hiçbir tereddüdümüz yoktur, olamaz da. Tek kelimesinin hatta harfinin bile sevap, bereket olarak bize döneceğini de bilmemiz gerekir. Buna rağmen Fatiha Suresinin bu tür toplantılarda veya mekânlarda okunmasına yönelik bir emir de yoktur. İnsanların genelde en iyi bildikleri bir sure olduğu için Kur'an okunmak istenen yerde “herkes bir Fatiha okusun” anlamındaki talepler kulağımıza gelir. Bunda bir sakınca da olmaz. Yalnız “okunmazsa olmaz” nitelikli bir mekân ve ortam varmış gibi algı oluşturulması da dini hükümlerden biri ile teyit edilemez. Namazda okunması nasıl bir hüküm ise onun dışındaki mesela bir toplantının akabinde okunması dinin emridir denemez.
Hem “hayırlı bir evlilik” istiyorsunuz hem şu anda evli olmamaya takılıyorsunuz. Bu bir çelişki değil mi? Hayırlı olan sizin için evlenmemiş olmak ise kabul etmeyecek misiniz? Evet, evlenmek istemeniz tabii bir arzudur, muhakkak evlenin de. Allah Teâlâ sizin için ne yazdı ise onu bulursunuz, hiç merak etmeyin. Nice evli hanımlar, evlendikten iki gün sonra keşke ömürlerinin sonuna kadar evlenmemiş olsalardı diye ahlanıyorlar, onları görmüyor musunuz? Acele etmeyin, kendi kuyunuzu kazar gibi tavır içinde olmayın. Belaya dönüşen bir evlilikten ise bekâr yaşayıp gitmek daha hayırlıdır. Bir de böyle düşünün. İbadetlerinizi yapın, kendinizi boşlukta bırakmayın, bir kabiliyetinizi öne çıkararak kendinize yoğunluk üretin. Sılayırahime önem verin. Ve sabredin. Size yazılan sizi bulacaktır. Yazılmayan ise gelmez, boşuna uğraşmanız gerekmez. Allah yardımcınız olsun.
Allah’a iman etmeyen kâfirler de Allah’ın kullarıdırlar. Dualarının kıyamet açısından hiçbir faydası yoktur. Dünyalık işlerde ise onlar da dua etseler Allah onların dualarını kabul eder. Cumhur ulemanın kanaati bu şekildedir.
Siz dua edin yeter ki, biiznillah biz bu badireleri de aşarız ve Rabbimizin razı olacağı işleri yapmaya çalışırız. Allah sizden razı olsun.
Ledûn ilmi, Allah Teâlâ’nın salih kullarına ilham ettiği herkeste bulunmayan ilim demektir. Peygamberler, peygamberlerin varisleri durumundaki kullarına Allah Teâlâ bazı gizli ilimler aktarır. Bu haktır. Hak olmayan ise şudur: Mümin, böyle bir bilgi kendisine aktarılsın diye çalışmaz. Müminin hedefi Allah’ın rızasını kazanmaktır. Onun için çalışır. O çalışma, belli bir noktada o tür bilgilerin akmasına vesile olabilir veya olmaz, kul bunu bilemez, bir bilme gayreti içinde de olmaz. Bu birinci husustur. İkinci husus ise şudur: Bu tür bilgiler, insanı bağlayıcı olmaz. Birisine öyle bir ilim geldiği var sayılmış olsa bile Şeriat’ımızın sarih hükümleri bırakılıp o bilgi ile amel edilmez. Yani o bilginin hele diğer insanlar için uygulama değeri yoktur. Üçüncü bir husus da şudur: Ledûn ilminin kime hangi şartlarda geleceğine dair bir bilgimiz de yoktur. Bu bilginin geldiği insanlar “bende bu bilgi var” demezler. Diyecek olsalar, o düzeyi kaybederler. Başkalarının “filancada ledûn bilgisi var” demesi de kendin pişirip kendin yemek gibi bir şeydir. Elimizde Kur’an’ımız ve hadislerimiz, onlara ilave olarak ümmetimizin muhteşem birikimi olan fıkhımız vardır. Mümince yaşamak için başka bir bilgiye ihtiyacımız yoktur. Bu tür meşguliyetler de fuzulidir.
Verdiğiniz rakamlar ve bilgiler olduğu gibi yalandır, sakın aldanmayınız. Allah Teâlâ annenize afiyetler versin, size de sabır ihsan etsin. Tıbben gerekenleri yapın. Namazlarınızda ve diğer vakitlerde dualar edin. Fukaraya sadaka verin. Başka okunacak bir şey yoktur.