Fetva Meclisi
Soru
Zikir çekerken edepli oturmak gerekir? Yatakta sırt üstü uzanarak ve ayakları da uzatarak zikir çekmek caiz mi? Günlük 1000 virdim var benim, bu da iki saatimi alıyor yavaş yavaş çektiğim için, zikrimi çekerken uzansam caiz olur mu? Hocam zikir çekerken hızlı mı çekmek gerekir yoksa yavaş mı? Ayrıca hevessiz yapılan ibadetler kabul olur mu?
Cevap
Benzer fetvalar
Müstehcen ve pis bir yer olmadıkça her pozisyonda zikir yapılabilir. Çıplak iken ve tuvalet gibi yerlerde yapılmamalıdır. Yatıyor olmak ya da spor anında zikir yapmaya engel bir durum yoktur.
Bu dönüşümü duadan çok heyecan ve kararlılıkla sağlayabilirsiniz. Çevrenizi daha ibadet ehli olanlardan seçebilirsiniz. Kitap okuyabilirsiniz. Zikir yapabilirsiniz. Genel olarak ayakta kalmak için Allah'tan istediğiniz duaları yapabilirsiniz. İşin özü şeytanın sizi sömürmesine karşı uyanık olmaktan geçmektedir.
Size bir iki notum olsun, bana da dualar edersiniz. Siz adeta bir sevap makinesi gibisiniz. Yatarken, uyurken melekler size yazıp duruyorlar. Sabredip kadere asi olmadan yaşayın, mahşerde sabrınızın bedelini çok büyük bir ecir olarak bulacaksınız. Allah yardımcınız olsun. Rabbimiz öyle Rahîm, öyle Latîftir ki, sözle yazıyla anlatılamaz o. O, kimseye kaldıramayacağını yüklemez. O, ayağını yıkayabilene yıkamasını emretti. Taharet yapabilecek kadar sıhhat verdiği kullarından üzerlerine necaset sıçratmamalarını istedi. Siz, taharetin ne olduğunu biliyorsanız ve yapabilecek olsanız yapmaya hazır iseniz tamam; sizin için bir sorun yok. Ne ayaklarınızı yıkayın ne de necaset endişeniz olsun. Yapabildiğinizi yapın. Sonra da Rabbinizin huzuruna dönün. Eksiğinizi melekler tamamlar. Siz yeter ki beyninizde tamam olun. Allah'a emanet olasınız. Dualarınızı beklerim.
Kur'an’ımız çok açık bir uyarıda bulunmaktadır: ‘Kalpler ancak Allah’ı zikirle huzur bulur.’ Sorunuzun cevabı budur. Allah’ı zikir huzurdur hatta hayatın ta kendisidir. Peki Allah’ı zikir ne demektir? Allah’ı zikir elde tesbih ‘Sübhanalllah’ demektir dersek yanlış olur. O tesbih ile yapılan zikrin bir çeşididir. Öz olarak Allah’ı zikir, Allah’ı hatırlıyor olmaktır. Allah’ı hatırlıyor olmak/zikir ehli olmak ise hayatı İslam ile yaşama mücadelesi yapmaktır. Bunu şöyle özetleyebiliriz: - Pratik bir iman, o imanı şeytanın ve kâfirlerin saldırılarından korumak. - Haramlardan korunmuş yaşamak. - Farzlardan eksik bırakmamak. - İnsani görevlerde eksiksiz olmak. Eş olanın eşliğini, evlat olanın evlatlığını hakkıyla yerine getirmesi. - Ahlak sorunu yaşamamak. - Nafile ibadetlerden becerebildiğini yapmak. - Sosyal kimlik sahibi olmak. - Mubahlarda aşırıya kaçmamak yani nefse esir olmamak. - Çok dua ediyor olmak. - Ahireti öteler ötesi bir yer olarak değil yarından bile erken gibi görmek. - Mü’min kardeşlerle kardeşlik ahengi içinde yaşamak… Bunlar Allah’ı zikir üzere bulunmanın işaretleridir. Böylece bu işaretlerle başlangıç ve yürüyüş noktası da tespit edilmiş olur.
Gayet güzel yapıyorsunuz, Allah kabul buyursun. Bu programınıza Kur'an okumayı da ilave edin. Kendinizi ağır bir programa kilitlemeyin. Bir hocadan yaptığınız zikirlerin okunuşunda hatanız olup olmadığını öğrenin. Zorlanmadan yapabildiğiniz kadar zikir yapın. Eksiğiniz varsa ilmihal de okuyun. Sosyal görevlerinizi ve özellikle de ailenizi ihmal etmeyin. Gayet güzel. Allah yardımcınız olsun.
Bir zikir meclisine katılmak olsa olsa nafile bir ibadet olabilir. Eşin gönlünü razı etmek ise kati bir farzdır. Farzı bırakıp nafileye ne gece ne gündüz gidilemez. Yalnız şuna dikkat edin; bu süreç ve bu konu sizi ailesiz bırakabilir. Şeytan zikir fikir derken sizi bitirmesin maazallah.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Üstadımızın tasavvuf hakkında gayet müspet şeyler düşündüğünü biliyorum. Rabıta hakkında geniş bir mütalaasını ise bilmiyorum.
Bir tür intihar olan ötenazi büyük günahlardan biri olan intiharın farklı bir çeşidi olduğu için Müslüman açısından kabul edilebilirlik yanı yoktur. Hayat imtihandır. İnsan, Rabbinin dilediği bir hayatı onun dilediği zamana kadar yaşamak durumundadır. İnsanın kendi eliyle veya birisini kullanarak ölümü tercih etme hakkı yoktur. Zira bedenler insana emanettir. Bu nedenle ötenaziye hiçbir şekilde izin verilemez.
Babanızın savcısı gibi davranmanın olumlu bir neticesi size dönmez. Aksine siz daha çok üzülürsünüz. Öncelikli görevinizin çok dua etmek olduğunu bilmelisiniz. Ona hissettirmeden teknolojik olarak bir tedbir alabiliyorsanız onu da yapın ama bir kız evladı olarak bu konuyu babanızla yüzleşmeye neden olacak şekilde sürdürürseniz kanaatimiz odur ki şeytan bir taşla iki kuş vurmuş olur. Zaten babanızı avucunun içinde tutuyordu. Bir de sizinle arasına savaş sokarsa bundan çok mutlu olur. Allah yardımcınız olsun.
İcazetin kendisi bir ilim değildir. İcazet sadece bir belge durumundadır. İlmi olup icazeti olmayan, icazeti olup ilmi olmayandan hayırlıdır. İlim elde etmek esastır. Hadis ise asıl maksat onu elde ettikten sonra icazet önemli değildir. Hadisi de ilim olarak öğrendikten sonra yine asıl gaye onu öğrenmek değil yaşamak olmalıdır. Allah yardımcımız olsun.
Bunu bir kaza kabul edin. Kardeşiniz de yaptığına pişman ise bunun ötesinde bir şey düşünmemelisiniz. İnsandır, hata eder ve Rabbine dönerse yine iyi insan olabilir diye düşünün. Kardeşiniz kaza yaptı ise onu sokağa atacak hâliniz yoktur. Daha fazla sahiplenin.
Kara veya beyaz, ne manaya gelirse gelsin HUZEYFE bu dünya topraklarının gördüğü en mübarek insanlardan birinin adıdır. O umutla siz de bu adı verin. İnşaallah hayra ulaşmanıza vesile olur. Allah mübarek etsin.