Fetva Meclisi
Soru
Hocam, bir kaç hadiste diyor ki; "Şunu şunu yaparsanız Allah size rahmet gözüyle bakmaz ve lanetlenmiştir." Yani tövbe etsek de Allah bizi affetmez mi? Rahmet etmez mi? Hocam, bu soruma hiç kimse cevap veremedi, ne olur siz cevap verin.
Cevap
Benzer fetvalar
Allah'a ait kavramları beşeri dağarcığımızla değerlendiremeyiz. ALLAH AFFETTİ, ALLAH RAHMET ETTİ derken başı ve sonu olmayan bir deryadan dağıtan Allah'ın rahmetini ve affını konuşuyoruz. Bunu unutmazsak o rahmete nail olan kimsenin haksızlığa uğramayacağını da anlarız. Bizle ölçmeye anlamaya kalkışırsak bitmez tükenmez sorular ve endişelerle karşılaşırız maazallah.
Hayır. Asıl orada rahmet tecelli edecek. Allah'ın ne kadar lütuf sahibi olduğunu orada göreceğiz. Yeter ki buradaki tevbe, tevbe olsun. Sözle değil yürekle yapılmış bir tevbe ile kapatılmış ve tekrarlanmamış günahlar orada bizi bulmayacak biiznillah. Hadiste buyuruluyor ki: Allah Teâlâ kuluna “ben seni dünyada örttüğüm gibi burada da örtüyorum” diyecektir. Her şey samimi ve kalıcı bir tevbede gizlidir.
Pişmanlık çok güzeldir ancak bunu vesvese haline getirmeyin. Tevbe ettikten sonra hayata dönün ve daha güzel bir kul olma mücadelenizi sürdürün. Aynı hatalara düşmemek için günahlı ortamdan ve günaha düşecek sebeplerden uzak durun. Allah mağfiret buyursun.
Biz şöyle İMAN EDİYORUZ: Günah ne kadar büyük olursa olsun, Allah’ın rahmeti ondan çok daha büyüktür. Allah’ın affetmediği bir günah yoktur. Yeter ki kul ciddi bir tevbe yapsın. Sonra da tevbesini korusun. Günahın birden çok kere işlenmiş olması da bu gerçeği değiştirmez. Tevbe bozulmuş tekrar işlenmiş, tekrar tevbe gelmiş, tekrar bozulmuş olması da gerçeğimizi değiştirmez. Bunun aksini düşünmek aklını şeytana kaptırmaktır. Allah hakkında iyi düşünmek imanımızın gereğidir. Zaten başka kapımız da yoktur. Acilen tevbeye yönelin, zamanı iyi değerlendirin, şeytana takılmayın.
Büyük günahlardan tevbe edilmesi gerekir. Tevbe, geçmişe pişman olmak ve tekrar yapmamaya ahdetmektir. Tevbe yapılmaması durumunda ya da tevbe kabul edilmemesi hâlinde günahlar ahirete kalmış demektir. Ahirete kalan günahlar da Allah Teâlâ'nın dilemesine göre muamele görür. Ya mağfiret buyurur ya da kulun hak ettiği azabı çekmek üzere cehenneme atılmasını emreder. Allah Teâlâ hepimizi cehenneminden muhafaza buyursun.
1- İnsan olarak hataya müsait yaratıldık. Bütün insanlar hata edebilirler, etmektedirler de. Sadece Allah Teala'nın nebileri bundan korunmuşlardır. Bu durumda biz hata işlemekten ötürü değil de hata işlemeye karşı laubalilikten ötürü sıkıntıya girebiliriz. Kul olarak, hangi çeşidi olursa olsun hatadan sakınmalıyız, tekrarlamamaya gayret etmeliyiz. Ama işlenen bir hata kesinlikle işimizin bittiğini, artık rahmet kapılarının bize kapandığını göstermez. Bilakis işlenen her hata rahmete daha çok muhtaç olduğumuzu gösterir. Bir yandan hata ederken bir yandan da vazifelerimizi yapmaya çalışıyorsak işte tam anlamıyla insanız demektir; yapacak bir şey yoktur, yola devam edeceğiz. Hedefimiz, iyiliklerle kötülüklerin mizana konduğu gün iyiliklerin çok gelmesi için çalışmaktır. Unutmayalım ki, bir tek iyiliğin fazla gelmesi kazanmamız, cennete girmemiz demektir. Hedef belli, sorun belli, çare bellidir. 2- Tevbeden bıkmak, tevbeyi sulandırmak diye bir şey yoktur. Bin kere, milyon kere de olsa başka bir yol yoktur. Nefes alır verir gibi tevbe yolunu kullanırız. 3- Günahlar konusunda dikkat edilmesi gereken hassas noktalardan biri çevre meselesidir. İnsan tek başına yaşayamadığına göre kendisine iyi bir çevre oluşturmalıdır. İyiyi bulamayan ise en az kötü olanı aramalıdır. Eğer bir günahta ısrar ediliyorsa bu, o günaha teşvik eden çevrenin etkisinin giderilmediğini gösterir. Önce çevre temizliği için çalışmak şarttır. Salih kullarla oturup kalkmak, gıdadan göz temizliğine kadar her alanda helale yönelmek zorundayız. Allah'a emanet olunuz.
Allah konusundaki diğer fetvalar
Kesinlikle yanlış bir düşüncedir bu. Kimin nasıl gittiğini bilemeyiz, iyilik temenni ederiz sadece. Önemli olan bir gün fazla yaşayıp o günde bir nefes daha fazla Allah’ı zikredenlerden olabilmektir.
Selamünaleyküm. ‘Allah tektir, teki sever.’ Sözü sahih hadistir. Buharî’de 6410, Müslim’de 2677 nolu hadistir. Anlamı için şunlar söylenebilir: a- Allah tektir, şeriki yoktur. b- Bu da pek çok ameli tek sayılı emretme sebebidir: Namazlar beş, tavaf yedi, şeytan taşlama yedi kılması gibi. c- Gökler, yer, hafta günlerinin tek sayılı kılınması gibi. d- Bunların ötesinde daha derin bizim idrak edemediğimiz anlamlar da yüklenebilir hadise.
Müstehcen ve pis bir yer olmadıkça her pozisyonda zikir yapılabilir. Çıplak iken ve tuvalet gibi yerlerde yapılmamalıdır. Yatıyor olmak ya da spor anında zikir yapmaya engel bir durum yoktur.
Bunlar normaldir. Sözlü ve yazılı bir ikrara dönüşmedikçe de zararı yoktur. Daha çok Kur'an okuyarak, zikir yaparak ve bunları gündem yapan arkadaş çevresinden uzaklaşarak bunu aşabilirsiniz.
Allah’ın yemin etitği şeylere yemin etmek yoktur. Allah’ın adına, isim ve sıfatlarına, onun sözleri olduğu için Kur'an’a yemin edilir ama yıldızlara ve diğer yemin ettiği şeylere yemin edilmez.
Keşke yakınlığımız fiilen artsa da sıkıntımız da olsa, keşke! Böyle bir kural yoktur, sıkıntı olmadan da yaşayıp mü'min olarak ölmek mümkündür ama genellikle de o belirttiğiniz gibi olmuştur.