Fetva Meclisi
Soru
Hocam günahta ısrar ettiğimizin farkına nasıl varabiliriz? İşlediğimiz günahta, biz bu günahta ısrar ediyoruz, cümlesini hangi şartlarda kurarız, bir sınırı var mıdır? Ayrıca sürekli olarak hem ibadet edip hem de günahta ısrar ediyorsak, günahlarımızdan da sıyrılamıyor ve tevbemize sadık kalamıyorsak ne yapmamız gerekiyor? Yani sürekli tevbemizi bozup tekrar tevbe diyorsak ne yapmalıyız?
Cevap
Benzer fetvalar
İnsanız, hepimizin kusurları ve kara listeleri olabilir. Allah Teâlâ yardımcımız olsun. Birbirimize dua edelim. Tevbe etmek tertemiz olmaktır. Eğer tevbe gerçekten ve şartlarına uygun olarak yapıldı ise kul, tertemiz oldu demektir. Günahından tevbe eden hiç günah işlememiş gibidir. Tevbe ile ilgili bu kuralı koyan Allah’tır. O, hiç günah işlememiş gibi gördüğünü söyledikten sonra bizim kullar olarak geçmişi irdelememiz ikinci bir günah çeşidi olur. Siz şu anda bu durumdasınız. Şöyle düşünün: Tevbe ettiğiniz hâlde Allah Teâlâ’nın tevbenizi kabul etmediğini mi biliyorsunuz? Hayır. O zaman neyi irdeliyorsunuz? Bu, size şeytanın ikinci tuzağıdır. Sizi güya geçmişin hataları ile meşgul ederek ikinci bir hata üzerinden eskitiyor sizi. Siz tevbenizi bozmamaya bakın. Yeni hata işlemeyin. İbadetlerinizi yapın. Bundan sonra geçmişinizde dağları devirmek gibi bir günah da olsa siz Allah’a güvenin ve yolunuza devam edin. Evet, sizi şeytan ikinci bir tuzakta oyalıyor. Bırakın onu ve işinize bakın. Allah yardımcınız olsun.
Biz şöyle İMAN EDİYORUZ: Günah ne kadar büyük olursa olsun, Allah’ın rahmeti ondan çok daha büyüktür. Allah’ın affetmediği bir günah yoktur. Yeter ki kul ciddi bir tevbe yapsın. Sonra da tevbesini korusun. Günahın birden çok kere işlenmiş olması da bu gerçeği değiştirmez. Tevbe bozulmuş tekrar işlenmiş, tekrar tevbe gelmiş, tekrar bozulmuş olması da gerçeğimizi değiştirmez. Bunun aksini düşünmek aklını şeytana kaptırmaktır. Allah hakkında iyi düşünmek imanımızın gereğidir. Zaten başka kapımız da yoktur. Acilen tevbeye yönelin, zamanı iyi değerlendirin, şeytana takılmayın.
'Ya hasta olursam!' diyen biri gibi olmayın. Hastalık kaderimiz ama biz yaşamaya devam ediyoruz. Günahlar da böyledir. Günah işlememek ana ilkemiz olsun. İşlememeye de çalışalım. İşlediğimizde hemen tevbe ve istiğfar edelim. Tekrar işlersek, tekrar tevbe edelim. Tekrar tekrar.. Ölünceye kadar bu böyle devam etmelidir. Sonunda şeytan mağlup, biz galip oluncaya kadar. Kul olarak biz, Allah'ın işine ve hükmüne karışır gibi hesaplar, muhasebeler yapmayız. Haddimizi bilir, boynumuzu bükük tutarız.
Aleykümselam. Böyle bir hata etti iseniz büyük bir günah işlediniz. Günahınızın büşüklüğü kadar da tevbe ederseniz ve tevbenizi korursanız tertemiz hükmünde olursunuz. Şeytan önce size hatayı işletti şimdi de susuz bırakmaya çalışıyor. Şeytana ikinci kere aldanmış olmayın. Tevbenizi yapın. Yaptınız tevbeyi canınız gibi koruyun, gerisine de karışmayın biiznillah
Şu fani alemde söylenebilecek en gerçek söz şu sözdür: İnna lillahi ve inna ileyhi raciûn / Biz Allah’tan geldik Allah’a döneceğiz. Bu kadar. Şu anda insanlık olarak, istilası altında olduğumuz bela herkesi sarsmıştır. Kendisi gittikten sonra da izi senelerce sürecek gibi durmaktadır. Allah Teâlâ rahmeti ile hepimizi muhafaza buyursun. Belki şu anda zamanı değil ama bütün insanlık ve bütün mü'minler neden geldi, nasıl geldi sorusunu maddi ve manevi her iki yönden incelemelidirler. İnşaallah hepimiz için de büyük bir ders olur. Bu olay gösterdi ki insan, öyle sanıldığı kadar da abartılı bir gücün sahibi değildir. Hastalıktan önce hastalık korkusunun erittiği bir insan nasıl kendisini ‘Allah’ın kulu’ olmanın ötesinde bir yerde görebilir? İnsan zayıf yaratılmıştır. Herkes Allah’a muhtaçtır. Beşer olarak becerebildiğimiz kadar tedbirler alıp Allah’ın kapısında yalvarır olacağız, kurtuluş buradadır. Öldürme oranı yüzde üçü bulmayan bir hastalıktan korku her şeyi alt üst etti. Hâlbuki ölümün öldürme oranı yüzde yüzdür, ölümden korkup tedbirler almamız gerekirdi. Hastalık bulaşan kardeşimizle alakalı olarak neler yapabilirize gelince: Zaten tıbbın kontrolü altına alındığını söylüyorsunuz. Yapabileceğimiz yapılmıştır. Doktorların tavsiyesine de kulak verelim. Onunla alakalı ve çevresi ile alakalı neler tavsiye ediliyorsa o yapılsın ve asla ihmal edilmesin. O ve hepimiz, sabrederek bu sıkıntıyı sevaba dönüştürmeliyiz. Çok dua edelim. Genel dualar yapalım, kardeşimizin ismi ile de dua edelim. Biiznillah kardeşimiz iyileştiğinde günahlarından temizlenmiş olarak iyileşecektir. Bu da onun için kazanç olacaktır. Eğer kaderinde aramıza dönmek yoksa bu da onun için bir şehitlik mertebisidir ki, ne mutlu ona deriz o zaman. Bu süreçte kasıtlı veya kasıtsız ama ihmalle bir insana hastalık bulaştırmanın büyük bir vebal olacağını hiçbirimiz unutmayalım. Allah’tan umudumuzu eksiltemeyiz. Son nefesimizde bile biz onun rahmetini umarak bitiririz nefeslerimizi. Allah yardımcımız olsun.
Hayat, zorluk ve kolaylık gel-gitlerinin yaşandığı bir yerdir. Devamlı sıkıntı veya devamlı rahatlığın olduğu bir dünya yok. Dolayısıyla her ikisine de hazır bir halde yaşamımızı sürdürmeliyiz. Kişide bazen motivasyon düşüklüğünün verdiği sürçmeler olur. Önemli olan kişi tekrar esas değerlerine dönüş yapmasıdır. Dualarımızda hem dünyada hem de ahirette iyilik/hayr istemek zorundayız. Bu dengeyi kurarak yaşamak ölçümüz olmalıdır. Çevrende Müslümanlık derdini paylaştığın ve kaynaştığın dostların olsun. Aile bağlarının güçlü olmasına özen göster. Günlük bir sayfa da olsa Kur'an okumayı önemsemelisin.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Filan meslek değil de bir meslekte nasıl yanlışa düşülebilir tarzında bakmak daha doğru sonuçlara götürür bizi. İmamlık yaparken batıla kaymak mümkün olduğu gibi mübaşirlikten helal mal yemek de mümkündür. Önemli olan kulun bulunduğu her durumda helal/haram ölçülerine riayet edip etmediğidir. Allah'a emanet olun.
İbadetle müziğin kesiştirilmesi asla müdafaa edilemeyecek bir hatadır. Müzik insanı okşayan, ibadet ise Allah'ı razı eden bir iştir. Allah'ın razı olacağı işte insanların kulak zevklerinin itibara alınması hatadır. Ses güzelliği ile sese müzik eşliğinde farklılıklar katılması arasında fark vardır. Kur'an ve zikirler Arapçaya mahsus ahenk içinde yapılmalıdır. Müzikle ibadetin birleştirilmesi git gide yaygınlaşmakta ve tehlikeli bir hal almaktadır. Tehlike ise ilim adamlarının bile böyle bir bid'ate alışmaları ve sessizliği yeğlemeleridir. Dilerim bu gidişat camilerden kopmamıza neden olmaz. Üzerimize düşeni yapalım ve hatalı olduğunu bildiğimiz uygulamalara medeni tepkiler gösterelim. Mesela imamları, müezzinleri nazik bir şekilde ikaz edebiliriz. Diyanet ve müftülüklere yazılar yazıp tepkimizi gösterebiliriz. Mevlüt ve benzeri törenlerin ticarete dönmesini ise bilinçli bir şekilde protesto ederek tepkimizi ortaya koyabiliriz. Allah'a emanet olun.
Miras, kitabımız Kur'an'ın kesin çizgilerini çizdiği kurallarla belirlenmiş bir sistemdir. Kesinlikle bireysel davranışlar caiz olmaz. Allah herkesin hakkını belirlemiştir. Babanız öldükten sonra, abilerinizin kendi şahıslarına ait olduğunu ispat ettikleri bölümler dışında bütün mal paylaşılacaktır. Anneniz yaşıyorsa o da pay alacaktır. Sizin hakkınıza düşen bölümü istemeniz ne ayıptır ne de günahtır. Sılayı rahim bahane edilerek de hakkın zayi edilmesi doğru olmaz. Malınızı isteyin, kardeşlik hukukunuzu da devam ettirin. Zor ama gerekli olan budur. Eğer İslam'a göre bir taksime razı olurlarsa ona davet edin. Olmazsa bir hukuk yolu ile hakkınıza düşeni alın. Ama dikkat edin; haklı iken haksız duruma düşecek kaba hareketlere tevessül etmeyin. Geri dönülmeyecek sözler sarfetmeyin. Allah'a emanet olun.
Keffaretin bedelini vermek caizdir. Bu bedel teslim edildikten sonra da alana temlik edilmiş olur ki o dilediği gibi sarf etme hakkına sahip olur. Diyanet'in belirlediği fitre miktarının verilmesi en asgari miktar olarak caizdir. Aile reisine teslim edilmesi halinde keffaret verilmiş olur. Allah'a emanet olun.
İkindi ve yatsı namazlarının farzdan önce kılınan sünnetleri gayrı müekked sünnetlerdendir. Yani farzdan önce kılınamaması halinde tekrarı yoktur. Terk edilmesinde de öğlen namazının sünnetlerindeki kadar bir kayıp yoktur. Allah'a emanet olun.
Mü'min imzaladığı protokole sadıktır. Bu protokolün Müslüman veya kâfirle yapılmış olması durumu değiştirmez. Sizin telefonla oynamış olmanızı servise açıklayın, kabul etmezlerse yapacak bir şeyiniz yoktur; onların dediği olacaktır. Mü'min elbette ince düşünür. Ama vesveseye varacak şekilde düşünmez. Allah'a emanet olun.