Fetva Meclisi
Soru
Hocam sizi çok seviyorum ve takip ediyorum. Çok da faydalanıyorum ilminizden. Ben geçmişi berbatlıklarla dolu, günahkâr bir kulum. On beş yıldır yolumun yanlışlığını kendime itiraf edip ibadetlerine dikkat eden bir kul olmaya çalışıyorum. Devamlı istiğfar etmeyi ve Rabbime kul olmayı ömrümün geri kalan kısmında görev edinmiş biriyim. Yine de ruhum daralıyor ve günahlarımı hiç unutmuyorum. Kendimden utanıyorum. Ben günahlarımı kullarına bile anlatmaktan utanırken Rabbimin huzuruna nasıl çıkacağım? Kimi zaman düşünüp ağlıyorum ve bir toplumda bulunduğum zaman bunların arasındaki en günahkâr insan herhalde benim diye düşünüyorum. Vicdan azabım çok büyük. Allah’ın tevbe etmeyle, merhameti, rahmeti, mümin kullarına şefkati ile ilgili âyetleri okuyunca rahatlıyorum ama günahkâr insanlara vereceği cezalarla ilgili ayetleri okuyunca da çok korkuyorum. Dua ve tavsiyelerinizi almak isterim.
Cevap
Benzer fetvalar
Öncelikle, yaşadığın huzursuzluk ve pişmanlık hissi aslında kalbinin Allah’a yönelmeye ne kadar açık olduğunu gösterir. Çünkü günah işleyip de umursamayan bir insan değil, pişmanlık duyan ve tövbe eden birisin. Bu, Allah’ın sana verdiği bir lütuftur. Kıymetini bil. Tevbenin kabulüne inan Allah Teâlâ, tövbeleri kabul edeceğini ve affedici olduğunu birçok ayette bildiriyor. Samimi bir tövbe ettiysen ve o günahlara dönmemeye niyet ettiysen Allah’ın seni affettiğini umabilirsin. Senin artık kendini affetmemen, şeytanın vesvesesidir. Çünkü şeytanın en büyük amacı, "Sen affedilmedin, sen değersizsin." diyerek seni Allah’tan uzaklaştırmaktır. Geçmişi düşünerek geleceği karartma Allah, bize geçmişi değil, bugünü ve geleceği değiştirme imkânı vermiştir. Sürekli geçmişi düşünmek, insanın bugünkü kulluğunu ve ibadetini zayıflatır. Bunun yerine, her gününü Allah için daha iyi geçirmek için plan yap. Bu ve benzeri birçok problem, çoğu zaman insanın boş kalmasından kaynaklanır. Gün içinde Allah için faydalı işler yapmaya çalış: • Sevdiğin bir meşguliyet bul. • Hayırlı ve salih arkadaşlar edin ve onlarla düzenli olarak vakit geçir. • Bir hayır işine katıl. (Yetimlere yardım veya davet çalışmaları gibi.) • Kuran oku, kitap oku, yeni bir dil öğren, kendini geliştir. Allah, kulunu affetmek için adeta bahane arar. Sen de Allah’ın rahmetini kazanmak için bahane ara: Daha çok dua et, daha çok Allah’ı an, daha güzel bir kul olmaya çalış. "Elhamdülillah, ben tövbe ettim ve Allah’a yöneldim." diyerek sen de kendini rahatlatmayı öğren. Allah kalbine huzur versin. Allah yardımcın olsun. Allah’a emanet ol.
Kızım, şunu hiç tereddüt etmeden bilmelisin: Şeytan bizim en büyük düşmanımız olarak bizi sadece günahlarla vurmuyor. Günahlardan kurtulduktan sonraki tevbemizle de vurur. Mesela “bu tevbe gerçek değil..!” onun teorisidir. Biz Allah’ın kullarıyız. Bize günah işlemeyi yasaklayan da odur. Günahlardan tevbe etmeyi emreden de odur. Biz, bize emrettiği gibi tevbemizi eder ve Allah’a sonsuz bir güvenle güveniriz. O, tevbe edeni affedeceğini söyledi ise affeder. Buna iman etmek zorundayız. Bunu beceremezsek o zaman “neden Allah’ın sözüne güvenmediğimiz” sorusuna cevap bulamayız. Şu anda seni strese sokan bu çelişkidir. Sen şimdi: a- Büyük ve gerçekçi bir tevbe ile tevbe etti isen ki ettin elhamdülillah, tevbene ve sana rahmet kapısını açacak olan Rabbine güven. Rahat ol. b- İbadetlerini başta namaz olmak üzere eksik yapma. c- Sık sık ve yoğun dualar yap. Duayı kendine nefes gibi zorunlu bil. d- İç boşluğu oluşturma. Bu şu demektir: Kendini boşlukta hissedersen şeytan seni gıdıklar. Sürekli bir işte ol ve yoğun yaşa. Hiçbir işin olmadığı zaman oturduğun odanın eşyasını yer değiştirerek şekillendir, sonra da aynı eski haline getir. Böylece şeytanın seni esnerken yakalamasını engelle. Göreceksin biiznillah daha iyi olacaksın. Senin için dua ederim ve senden de dua beklerim.
Bu düşünceniz işlediğiniz eski hatalardan daha ağır bir hatadır. Siz adeta Allah Teala’nın sizi affedemeyeceğini söylemiş gibi oluyorsunuz. Siz neden tevbenizi yapıp ona sarılmıyorsunuz? Tevbe edin tevbesini koruyan tertemizdir, tertemiz ne demek biliyor musunuz? Şeytan sizi onun için daha ucuz bir yöntemle bitirmek istemektedir, akıllı davranmanız ve sizin onu bitirmeniz gerekir değil mi? Tekrar düşünün ve kendinize yeni bir rota belirleyin. Yapmanız gereken budur.
1- İnsan olarak hataya müsait yaratıldık. Bütün insanlar hata edebilirler, etmektedirler de. Sadece Allah Teala'nın nebileri bundan korunmuşlardır. Bu durumda biz hata işlemekten ötürü değil de hata işlemeye karşı laubalilikten ötürü sıkıntıya girebiliriz. Kul olarak, hangi çeşidi olursa olsun hatadan sakınmalıyız, tekrarlamamaya gayret etmeliyiz. Ama işlenen bir hata kesinlikle işimizin bittiğini, artık rahmet kapılarının bize kapandığını göstermez. Bilakis işlenen her hata rahmete daha çok muhtaç olduğumuzu gösterir. Bir yandan hata ederken bir yandan da vazifelerimizi yapmaya çalışıyorsak işte tam anlamıyla insanız demektir; yapacak bir şey yoktur, yola devam edeceğiz. Hedefimiz, iyiliklerle kötülüklerin mizana konduğu gün iyiliklerin çok gelmesi için çalışmaktır. Unutmayalım ki, bir tek iyiliğin fazla gelmesi kazanmamız, cennete girmemiz demektir. Hedef belli, sorun belli, çare bellidir. 2- Tevbeden bıkmak, tevbeyi sulandırmak diye bir şey yoktur. Bin kere, milyon kere de olsa başka bir yol yoktur. Nefes alır verir gibi tevbe yolunu kullanırız. 3- Günahlar konusunda dikkat edilmesi gereken hassas noktalardan biri çevre meselesidir. İnsan tek başına yaşayamadığına göre kendisine iyi bir çevre oluşturmalıdır. İyiyi bulamayan ise en az kötü olanı aramalıdır. Eğer bir günahta ısrar ediliyorsa bu, o günaha teşvik eden çevrenin etkisinin giderilmediğini gösterir. Önce çevre temizliği için çalışmak şarttır. Salih kullarla oturup kalkmak, gıdadan göz temizliğine kadar her alanda helale yönelmek zorundayız. Allah'a emanet olunuz.
Net olarak hakkına girdiğinizi hatırladıklarınız varsa onlarla bir yolunu bulup helalleşin. Genel olarak listede bulunup da ayrıntısını hatırlamadıklarınız için de dua edin, onlar ve sizin için istiğfar edin. Allah yardımcımız olsun. Dua etmeye devam edin.
'Ya hasta olursam!' diyen biri gibi olmayın. Hastalık kaderimiz ama biz yaşamaya devam ediyoruz. Günahlar da böyledir. Günah işlememek ana ilkemiz olsun. İşlememeye de çalışalım. İşlediğimizde hemen tevbe ve istiğfar edelim. Tekrar işlersek, tekrar tevbe edelim. Tekrar tekrar.. Ölünceye kadar bu böyle devam etmelidir. Sonunda şeytan mağlup, biz galip oluncaya kadar. Kul olarak biz, Allah'ın işine ve hükmüne karışır gibi hesaplar, muhasebeler yapmayız. Haddimizi bilir, boynumuzu bükük tutarız.
geçmiş konusundaki diğer fetvalar
Hayır, bu günah teşhiri olmaz. Zira siz, o eski kimliğinizle iftihar etmiyorsunuz. Bunu bir eğitim ve tebliğ vasıtası olarak kullanmak istiyorsunuz. Yalnız şunu da bilin ki, bunun da kilitli kalplere bir faydası olmaz. Allah yardımcınız olsun.
Şeytan, o görüntüleri senin gözünün önüne getirerek senin moralini bozmak ve umudunu yaralamak istiyor. Dikkat et, umutsuz ve bitik durumda olmandan şeytan hoşlanıyor; Allah azze ve celle değil. O halde sen de gelen bu görüntülere ve seslere moralini bozma. Gelirse gelsin. O geldiği halde sen ibadetine devam et ki bir süre sonra böyle yıldıramayacağını anlayıp pes etsin. Sen istemeden gelen o görüntülerin sana bir vebali yok, endişe etme. Salih arkadaşlar bul, onlarla düzenli olarak vakit geçir. Kendine hayırlı ve seveceğin bir meşguliyet bul. Allah yardımcın olsun. Allah'a emanet ol.
Öncelikle şunu bilmelisin: Sen bir umutsuzluk girdabında değilsin çünkü Allah’ın rahmeti sonsuzdur. Kalbinin bu kadar acı çekmesi, senin Allah’a olan inancının ve sevginin bir göstergesidir. Eğer imanını tamamen kaybetmiş olsaydın, şu an burada bu kadar pişmanlıkla, tevbe etme isteğiyle bu soruları sormazdın. Bu duygular bile senin hâlâ iman sahibi olduğunun en büyük işaretidir. Senin günahların ne kadar büyük olursa olsun, Allah’ın rahmetinden büyük değildir. Şeytanın en büyük hilesi, insanı günah işledikten sonra ümitsizliğe sürüklemektir. Bu ümitsizlik, insanı Allah’tan uzaklaştırır. Senin yapman gereken, bu oyunu fark etmek ve Allah’a yönelmektir. Allah Teâlâ, samimi bir şekilde tevbe eden her kulunu affedeceğini Kur’an’da defalarca vurgulamıştır. Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyuruyor: "Tevbe eden, hiç günah işlememiş gibidir." (İbn Mâce, Zühd, 30) Namaz, insanın Rabbine olan bağıdır. Sen namaza sıkıca sarıldığında, Allah senin kalbine huzur verecek. Namaz seni hem günahlardan alıkoyar hem de Allah’a yakınlaştırır. Bu yüzden, şu anki durumun ne olursa olsun, vakit namazlarını kılmaya başla. Bu, senin ruhunu yavaş yavaş temizleyecek. Allah’ın kelamı olan Kur’an, bir rahmettir. Kur’an’ı anlamaya, okuduğun ayetleri içselleştirmeye çalış. Her gün az da olsa bir vakit ayır ve Kur’an’ı oku. Kalbine işleyen ayetler, sana umut ve huzur verecektir. Allah, imtihanlarımızda sabretmemizi ve O’na yönelmemizi istiyor. Geçmişteki hatalarına bakarak kendine lanet etmek yerine, o hatalardan ders çıkar ve Allah’ın seni affedeceğine inanarak geleceğine odaklan. Kardeşim, sen kaybolmuş değilsin. Allah’ın rahmeti ve affı sonsuzdur. Yeter ki samimi bir şekilde O’na yönel. Senin kurtuluşun, Allah’ın kapısını çalmak ve O’na güvenmekle mümkün. Geçmişin seni cezalandırmasına izin verme. Allah’a hüsnüzan et ve yeni bir başlangıç yap. Unutma ki Allah, pişmanlıkla O’na dönen hiçbir kulunu geri çevirmez. Seni affetmesini dilediğin gibi, kendini de affetmeyi öğren. Çünkü Allah senin tevbeni kabul ettiği zaman, senin günahını artık yok sayar. Öyleyse sen de kendini o günahların yükünden kurtar.
Şeytan, insanı önce günaha düşürmek için uğraşır, sonra da tövbe edemez hâle getirmek için vesvese verir. Senin şu an yaşadığın yoğun pişmanlık ve endişe, aslında imanının bir göstergesidir. Evet, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: “Bütün ümmetimin günahları bağışlanır ancak günahlarını açıktan işleyenler hariç. Açıktan işlemek, bir kişinin geceleyin günah işlemesi, sabah olduğunda Allah onun günahını örttüğü hâlde ‘Ben dün gece şöyle şöyle yaptım.’ demesidir. Bu kişi, Allah’ın kendisini örttüğü perdeyi kaldırmış olur.” (Buhârî, Edeb 60; Müslim, Zühd 52) Bu hadis, günahı yaymayı ve normalleştirmeyi yasaklar. Sen bir günah işleyip pişman olmuşsun ve Allah’tan af dilemek istiyorsun. Günahını anlatman onu yaymak ve normalleştirmek amacıyla değilse, tevbeni bozmaz. Asıl mesele, artık tevbeni bozacak şekilde bu günahı işlememeye gayret etmektir. Allah Teâlâ şöyle buyuruyor: “Ey kendilerine zulmetmiş kullarım! Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin. Şüphesiz Allah, bütün günahları bağışlar. Çünkü O, çok bağışlayıcı, çok merhamet edicidir.” (Zümer, 39/53) Ölmeden önce tevbe edildiğinde Allah, her türlü günahı affeder. Hatta şirk bile işlenmişse, eğer kişi samimi bir tevbe ederse, Allah onu bağışlar. Bundan sonra yapman gerekenler tevbeni yapman, samimi olman; şeytanın vesvesesine kapılmaman; Allah’a yaklaşacak ameller işlemen; imanının kıymetini bilmen ve Allah’ın rahmetinden ümit kesmemendir. Allah seni affetsin, huzur ve kalp genişliği versin. Korkma, Allah seni affetmeyi senden daha çok istiyor!
Muhakkak bir psikoloğa git kızım. Bu durumu genişçe anlat. O seni rahatlatsın.
Bunların önemli bir bölümü vaktin sana fazla geldiği için oluyor. Daha fazla çalış, yorul, oku, gez, namaz kıl; vaktini daha çok doldur. Kur'an oku. Kur'an ezberle. Bir dakikan bile boş olmamalıdır. Yatağa girdiğinde hemen uyuyacak şekilde yorulmalısın.