Fetva Meclisi
Soru
Hocam bir günahımı anlattım ve bunun şirk olduğunu fark ettim. Ancak bir hadiste, günahını açıkça anlatan kişinin affedilmeyeceği belirtiliyor. Bu durum beni derinden etkiledi, artık evden çıkamaz hale geldim. Sürekli kabir ve ahireti düşünüyor, ahiretimi mahvettiğim korkusuyla büyük bir endişe içinde yaşıyorum. Bu sıkıntıdan kurtulmak ve Allah’ın rızasını kazanmak için ne yapmalıyım? Lütfen bana yol gösterin.
Cevap
Benzer fetvalar
Öncelikle, yaşadığın huzursuzluk ve pişmanlık hissi aslında kalbinin Allah’a yönelmeye ne kadar açık olduğunu gösterir. Çünkü günah işleyip de umursamayan bir insan değil, pişmanlık duyan ve tövbe eden birisin. Bu, Allah’ın sana verdiği bir lütuftur. Kıymetini bil. Tevbenin kabulüne inan Allah Teâlâ, tövbeleri kabul edeceğini ve affedici olduğunu birçok ayette bildiriyor. Samimi bir tövbe ettiysen ve o günahlara dönmemeye niyet ettiysen Allah’ın seni affettiğini umabilirsin. Senin artık kendini affetmemen, şeytanın vesvesesidir. Çünkü şeytanın en büyük amacı, "Sen affedilmedin, sen değersizsin." diyerek seni Allah’tan uzaklaştırmaktır. Geçmişi düşünerek geleceği karartma Allah, bize geçmişi değil, bugünü ve geleceği değiştirme imkânı vermiştir. Sürekli geçmişi düşünmek, insanın bugünkü kulluğunu ve ibadetini zayıflatır. Bunun yerine, her gününü Allah için daha iyi geçirmek için plan yap. Bu ve benzeri birçok problem, çoğu zaman insanın boş kalmasından kaynaklanır. Gün içinde Allah için faydalı işler yapmaya çalış: • Sevdiğin bir meşguliyet bul. • Hayırlı ve salih arkadaşlar edin ve onlarla düzenli olarak vakit geçir. • Bir hayır işine katıl. (Yetimlere yardım veya davet çalışmaları gibi.) • Kuran oku, kitap oku, yeni bir dil öğren, kendini geliştir. Allah, kulunu affetmek için adeta bahane arar. Sen de Allah’ın rahmetini kazanmak için bahane ara: Daha çok dua et, daha çok Allah’ı an, daha güzel bir kul olmaya çalış. "Elhamdülillah, ben tövbe ettim ve Allah’a yöneldim." diyerek sen de kendini rahatlatmayı öğren. Allah kalbine huzur versin. Allah yardımcın olsun. Allah’a emanet ol.
Günahın hacmi ve sayısı ne olursa olsun TEVBE bütün günahların temizleyicisidir. Sorun, tevbenin temizlemesi veya temizlememesi değil hata eden müminin samimi bir tevbe edip etmemesidir. Bu nedenle size şunu tavsiye edebiliriz: A- Tevbenin en büyük desteği, gerçek oluşunun belgesi kulun, Allah'ı Rabbi olarak bilip, Rabbine itimat etmede ciddi olmasıdır. “Acaba tevbem kabul olur mu?” Endişesi yerine, “Ben tevbe etmesem kim eder?” Mantığı ile bakmalıdır konuya. Tevbeyi bir kurtuluş kapısı olarak gören mümin, yönünü bulmuş mümindir. Yönünü bulan da er veya geç hedefine erer biiznillah. Bu noktayı tekrar tekit edelim: Tevbeyi ne kadar kurtarıcı görebiliyoruz, ne kadar da klasik bir pişmanlık yöntemi olarak görüyoruz, sorun buradadır. B- Tevbe bir ACİL KURTULUŞ PLANIDIR. Acili ertelemek kurtuluşu ihmal etmektir. Dolayısıyla TEVBE hemendir, ertelendikçe işlerliği azalabilir, kabul oranı sıkıntıya girebilir. Sloganımız şudur: Her günah için ilk iş hemen tevbedir. Hemen ve ertelemeden. Şeytan haramlara iterken hangi gücünü kullanıyorsa haram işlemiş bir mümini, hiçbir şey olmamış gibi oyalarken de o gücünü ve şeytanlığını kullanmaktadır. Haram işlemek bir haram, hiçbir şey olmamış gibi devam etmek öbür haramdır. Buna dikkat edeceğiz. C- Tevbenin en aktif şartı korunmasıdır. Tevbe eden, günah işlememiş gibidir. Günah işlememiş biri olmayı bir avantaj olarak kullanıp temiz yaşamaya gayret etmek, tevbeyi hazmetmektir. Hazmedilmiş bir tevbe biiznillah, Allah'ın huzuruna temiz çıkmaktır. D- Tevbenin felsefesini, günahın geçmiş seyrini sık sık gündem yapıp stres yoğunluğu yaşamak da bir tuzaktır. Her türlü tuzaktan korunmak gerekir. Özet olarak size şunu söylemeliyim: Tevbe et. Tevbeni koru. Tekrarına karşı uyanık ol. Allah'a güven. Bu güveni sözde kalmaktan koru, pratik olarak göster. Ömrünün sonuna kadar.
Günahınızdan duyduğunuz derin pişmanlık, tevbenizin kabul edilmesi için güçlü bir işarettir. Bu durumda size düşen, Allah’a yönelmeye devam etmek ve bu hatanın sizi daha iyi bir Müslüman olmaya sevk etmesine fırsat tanımaktır. Allah’a söz verin ki, bu hatayı bir daha asla tekrarlamayacaksınız. Eğer sizi bu günaha götüren sebepler (ortam, kişiler, alışkanlıklar vb.) varsa, onlardan uzak durun. Her namazdan sonra Rabbimize dua edin ve istiğfâr dileyin. Allah’a olan bu bağlılık sizi daha güçlü kılacak. Güzel amellerle hatayı silmeye çalışın. Peygamberimiz (s.a.v.) buyuruyor ki: "Bir kötülük yaptığında, ardından bir iyilik yap ki o kötülüğü silip götürsün." (Tirmizî, Birr ve Sıla, 55). Sadaka, günahları siler ve Allah’ın rızasını kazandırır. Çevrenizde yardıma muhtaç insanlara destek olun, ihtiyaç sahiplerine yardım edin. İslam’ı öğrenmek, Allah’a yakınlaşmanın yollarından biridir. Bir Kur’an tefsiri ya da hadis kitabı okumaya başlayabilirsiniz. Günahınızı unutmak için kendinizi faydalı şeylerle meşgul edin. Sürekli geçmişteki hataya odaklanmak sizi daha fazla yıpratır. Bunun yerine, geleceğe bakın ve kendinize hedefler koyun. Hocamızın “Tevbe Hastanesi” ders serisini not tutarak izleyebilirsiniz. https://www.youtube.com/playlist?list=PL3P7x9qFB3oVtBnXHyjVTQ_fnwmPcdh7u Rabbim sizi bağışlasın, kalbinize huzur versin ve bu hatayı daha hayırlı bir geleceğe vesile kılsın. Unutmayın ki, Rabbimiz rahmet sahibidir ve sizin O’na yönelmenizi ister. Bolca dua edin, kendinize hedefler belirleyin ve Allah’a olan bağlılığınızı artırın.
Öncelikle şunu bilmelisin: Sen bir umutsuzluk girdabında değilsin çünkü Allah’ın rahmeti sonsuzdur. Kalbinin bu kadar acı çekmesi, senin Allah’a olan inancının ve sevginin bir göstergesidir. Eğer imanını tamamen kaybetmiş olsaydın, şu an burada bu kadar pişmanlıkla, tevbe etme isteğiyle bu soruları sormazdın. Bu duygular bile senin hâlâ iman sahibi olduğunun en büyük işaretidir. Senin günahların ne kadar büyük olursa olsun, Allah’ın rahmetinden büyük değildir. Şeytanın en büyük hilesi, insanı günah işledikten sonra ümitsizliğe sürüklemektir. Bu ümitsizlik, insanı Allah’tan uzaklaştırır. Senin yapman gereken, bu oyunu fark etmek ve Allah’a yönelmektir. Allah Teâlâ, samimi bir şekilde tevbe eden her kulunu affedeceğini Kur’an’da defalarca vurgulamıştır. Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyuruyor: "Tevbe eden, hiç günah işlememiş gibidir." (İbn Mâce, Zühd, 30) Namaz, insanın Rabbine olan bağıdır. Sen namaza sıkıca sarıldığında, Allah senin kalbine huzur verecek. Namaz seni hem günahlardan alıkoyar hem de Allah’a yakınlaştırır. Bu yüzden, şu anki durumun ne olursa olsun, vakit namazlarını kılmaya başla. Bu, senin ruhunu yavaş yavaş temizleyecek. Allah’ın kelamı olan Kur’an, bir rahmettir. Kur’an’ı anlamaya, okuduğun ayetleri içselleştirmeye çalış. Her gün az da olsa bir vakit ayır ve Kur’an’ı oku. Kalbine işleyen ayetler, sana umut ve huzur verecektir. Allah, imtihanlarımızda sabretmemizi ve O’na yönelmemizi istiyor. Geçmişteki hatalarına bakarak kendine lanet etmek yerine, o hatalardan ders çıkar ve Allah’ın seni affedeceğine inanarak geleceğine odaklan. Kardeşim, sen kaybolmuş değilsin. Allah’ın rahmeti ve affı sonsuzdur. Yeter ki samimi bir şekilde O’na yönel. Senin kurtuluşun, Allah’ın kapısını çalmak ve O’na güvenmekle mümkün. Geçmişin seni cezalandırmasına izin verme. Allah’a hüsnüzan et ve yeni bir başlangıç yap. Unutma ki Allah, pişmanlıkla O’na dönen hiçbir kulunu geri çevirmez. Seni affetmesini dilediğin gibi, kendini de affetmeyi öğren. Çünkü Allah senin tevbeni kabul ettiği zaman, senin günahını artık yok sayar. Öyleyse sen de kendini o günahların yükünden kurtar.
Bir günahı işleyip “Elhamdülillah küfür değilmiş” diye sevinmen, imanın refleksi olabilir. Yani aslında şükrediyorsun, “imanımı kaybetmedim ya Rabbi” diyorsun. Bu hâl şirk değil, imana işarettir. Ama mesele burada bitmiyor. Fakat peşinden gelen şu hal sorumlu kılar: Bir günahı bile bile, yani “haram ama yapacağım, ne olacak” diye küçümseyerek işliyorsan ve hele bu haramdan keyif de alıyorsan, hiç pişmanlık duymuyorsan kalbindeki tehlike büyür. Günahı işlemek başka o günahla övünmek, onunla mutmain olmak, hatta “bana bir şey olmaz” demek başka şeydir. Bu hâl, günahın kendisinden daha ağır olabilir. Senin bu soruyu bana sorman, hâlâ kalbinin rahatsız olduğunu, hâlâ Allah’ın hükmünü önemsediğini gösteriyor. Yani senin içindeki vicdan hâlâ yaşıyor, iman hâlâ direniyor. Bu çok büyük bir nimet. Bu açıdan küfre düşmek kolay değildir. Ama haramı hafife almak, keyifle işlemek, normalleştirmek insanı yavaş yavaş küfre götürebilir. Allah korusun. Günah işledikten sonra içinde en ufak bir “acaba ne yaptım ben” sorusu varsa, bu hâl seni küfürden uzak tutar ama ihmal edersen seni imansızlığa sürükleyen bir yokuşun başına koyar. Yazacağım listeye dikkat etmeni istiyorum. Günah seni üzmeye devam etsin. Bu bile bir nimettir. Pişmanlık duyuyorsan hemen tevbe et. Bin kere bile bozsan bin birinci tevbeni yap. Günahı küçümseme, meşrulaştırma. O günahı seni rahatsız eden bir ayrılık sebebi gibi gör. Yani seni Allah’tan uzaklaştırıyorsa, sevdiğinle aranı açıyorsa, onunla nasıl barışasın? Rabbim seni de beni de affetsin. Gözümüzü haramdan, kalbimizi gafletten, dilimizi yalandan, adımlarımızı cehennemden korusun.
Yaptığın yanlış ve günah bir iştir. Ama onun gibi bir günah iş de Allah’tan umut kesmendir. Ne olursa olsun, ne kadar olursa olsun, nerede olursa olsun sen tevbede samimi olduğun sürece Allah’ın kapısı sana açıktır. Zaten senin tek kurtuluşun Allah’ın kapısıdır, onun rahmet ve mağfireti seni kurtaracaktır. Sen ise o kapıyı ihmal ediyorsun veya yanlış değerlendiriyorsun. Önce bundan kurtul yani Allah beni sildi deme aksine o varken ben kurtulurum de. Böyle bakmaya çalış. Böyle bir direnç gösterirsen biiznillah takıldığın şeyi de bırakırsın. Kendine farklı meşguliyetler üret. O his sana ne zamanlar ve nerelerde geliyor olduğunu tespit et. Sen de o zaman ve durumları başka şeylerle doldur. Namazlarına dikkat et. Çokça Kur'an oku. Zikirler yap. Allah yardımcın olsun.
geçmiş konusundaki diğer fetvalar
Şeytan, o görüntüleri senin gözünün önüne getirerek senin moralini bozmak ve umudunu yaralamak istiyor. Dikkat et, umutsuz ve bitik durumda olmandan şeytan hoşlanıyor; Allah azze ve celle değil. O halde sen de gelen bu görüntülere ve seslere moralini bozma. Gelirse gelsin. O geldiği halde sen ibadetine devam et ki bir süre sonra böyle yıldıramayacağını anlayıp pes etsin. Sen istemeden gelen o görüntülerin sana bir vebali yok, endişe etme. Salih arkadaşlar bul, onlarla düzenli olarak vakit geçir. Kendine hayırlı ve seveceğin bir meşguliyet bul. Allah yardımcın olsun. Allah'a emanet ol.
Hayır, bu günah teşhiri olmaz. Zira siz, o eski kimliğinizle iftihar etmiyorsunuz. Bunu bir eğitim ve tebliğ vasıtası olarak kullanmak istiyorsunuz. Yalnız şunu da bilin ki, bunun da kilitli kalplere bir faydası olmaz. Allah yardımcınız olsun.
İnsanız, hepimizin kusurları ve kara listeleri olabilir. Allah Teâlâ yardımcımız olsun. Birbirimize dua edelim. Tevbe etmek tertemiz olmaktır. Eğer tevbe gerçekten ve şartlarına uygun olarak yapıldı ise kul, tertemiz oldu demektir. Günahından tevbe eden hiç günah işlememiş gibidir. Tevbe ile ilgili bu kuralı koyan Allah’tır. O, hiç günah işlememiş gibi gördüğünü söyledikten sonra bizim kullar olarak geçmişi irdelememiz ikinci bir günah çeşidi olur. Siz şu anda bu durumdasınız. Şöyle düşünün: Tevbe ettiğiniz hâlde Allah Teâlâ’nın tevbenizi kabul etmediğini mi biliyorsunuz? Hayır. O zaman neyi irdeliyorsunuz? Bu, size şeytanın ikinci tuzağıdır. Sizi güya geçmişin hataları ile meşgul ederek ikinci bir hata üzerinden eskitiyor sizi. Siz tevbenizi bozmamaya bakın. Yeni hata işlemeyin. İbadetlerinizi yapın. Bundan sonra geçmişinizde dağları devirmek gibi bir günah da olsa siz Allah’a güvenin ve yolunuza devam edin. Evet, sizi şeytan ikinci bir tuzakta oyalıyor. Bırakın onu ve işinize bakın. Allah yardımcınız olsun.
Muhakkak bir psikoloğa git kızım. Bu durumu genişçe anlat. O seni rahatlatsın.
Bunların önemli bir bölümü vaktin sana fazla geldiği için oluyor. Daha fazla çalış, yorul, oku, gez, namaz kıl; vaktini daha çok doldur. Kur'an oku. Kur'an ezberle. Bir dakikan bile boş olmamalıdır. Yatağa girdiğinde hemen uyuyacak şekilde yorulmalısın.