Fetva Meclisi
Soru
Hocam ben bekârım ve bugüne kadar ibadetlerime dikkat etmeye çalıştım. Ancak bir ay önce nikâhsız bir ilişkiye girdim ve büyük bir günah işledim. Bu hatamın ardından çok pişman oldum ve kendimi adeta yiyip bitiriyorum. Her namaz sonrası tövbe ediyor, gözyaşı döküyorum. Kendimi Allah’a, aileme, çevreme ve gelecekteki eşim ile çocuklarıma ihanet etmiş gibi hissediyorum. Kur’an ayetlerinde ve hadislerde, Allah’ın her tövbe edeni bağışlayacağına dair müjdeleri okuyorum. Fakat zihnimi bu yükten kurtaramıyorum. Sürekli günahım aklıma geliyor ve içim daralıyor. Ne olur bana bir yol gösterin. Eski huzur dolu günlerime dönmek, hatta öncekinden daha iyi bir insan olmak istiyorum. Öyle bir yol izlemek istiyorum ki İslam için mücadele edenlerden olayım. Gerçekten cehennemden çok korkuyorum. Kendime gelebilmek için nasıl bir yol izlemeliyim?
Cevap
Benzer fetvalar
Öncelikle, yaşadığın huzursuzluk ve pişmanlık hissi aslında kalbinin Allah’a yönelmeye ne kadar açık olduğunu gösterir. Çünkü günah işleyip de umursamayan bir insan değil, pişmanlık duyan ve tövbe eden birisin. Bu, Allah’ın sana verdiği bir lütuftur. Kıymetini bil. Tevbenin kabulüne inan Allah Teâlâ, tövbeleri kabul edeceğini ve affedici olduğunu birçok ayette bildiriyor. Samimi bir tövbe ettiysen ve o günahlara dönmemeye niyet ettiysen Allah’ın seni affettiğini umabilirsin. Senin artık kendini affetmemen, şeytanın vesvesesidir. Çünkü şeytanın en büyük amacı, "Sen affedilmedin, sen değersizsin." diyerek seni Allah’tan uzaklaştırmaktır. Geçmişi düşünerek geleceği karartma Allah, bize geçmişi değil, bugünü ve geleceği değiştirme imkânı vermiştir. Sürekli geçmişi düşünmek, insanın bugünkü kulluğunu ve ibadetini zayıflatır. Bunun yerine, her gününü Allah için daha iyi geçirmek için plan yap. Bu ve benzeri birçok problem, çoğu zaman insanın boş kalmasından kaynaklanır. Gün içinde Allah için faydalı işler yapmaya çalış: • Sevdiğin bir meşguliyet bul. • Hayırlı ve salih arkadaşlar edin ve onlarla düzenli olarak vakit geçir. • Bir hayır işine katıl. (Yetimlere yardım veya davet çalışmaları gibi.) • Kuran oku, kitap oku, yeni bir dil öğren, kendini geliştir. Allah, kulunu affetmek için adeta bahane arar. Sen de Allah’ın rahmetini kazanmak için bahane ara: Daha çok dua et, daha çok Allah’ı an, daha güzel bir kul olmaya çalış. "Elhamdülillah, ben tövbe ettim ve Allah’a yöneldim." diyerek sen de kendini rahatlatmayı öğren. Allah kalbine huzur versin. Allah yardımcın olsun. Allah’a emanet ol.
Allah Teâlâ yardımcınız olsun. Özet olarak size şu tavsiyelerde bulunabilirim: - Acele etmeyeceksin. Bedenin büyüdüğü gibi maneviyatın da büyüyecek. Bunun adına sabırla ve yılmadan, erimeden yaşamaya devam etmek diyebiliriz. - İbadetlerini ihmal etmeyeceksin. Elbette önce farz ibadetleri kastediyoruz. Nafile ibadetleri artırmaya bakacaksın. Mesela Kur'an okumayı, zikir yapmayı günlüğün haline getireceksin. - Çevreni temiz tutacaksın. Zararı yok, kimse olmasın yanında ama olan sana zarar vermesin. Üç kişi de olsalar, Allah yolunda arkadaş edindiklerin çevrenden eksik olmasın. - Haramlardan ve haramlara götüren sebeplerden uzak duracaksın. - Aile saadetini ahiretin açısından çok önemli olarak göreceksin. - Haber programları dâhil, dünyevileşmeye neden olacak bilgi kirliliğinden kendini koruyacaksın. - Çok dua edeceksin. Çok, çoook... Allah yardımcın olsun.
Eşinizin yaptığı şey, Allah katında çok çirkin ve ağır bir vebaldir. Evli olduğu hâlde başka kadınlarla ilişkiler kurması hem zina günahına yaklaşma hem de emanete hıyanet demektir. Eşiniz ahirette bunun hesabını verecek. Ama siz onun kötülüğüyle değil kendi duruşunuzla değerlendirileceksiniz. O’nun vebali kendine, sizin sabrınız size sevap olur. Sürekli ihanet varsa, güven bitmişse ve huzur tamamen yok olmuşsa, kadın boşanmayı talep etme hakkına sahiptir. Ama siz çocuklarınız için, maddi sebeplerle ve belki de son bir umutla ayrılmayı göze alamıyorsanız… Bu da günah değildir. Çünkü sabırla sürdürmek de şahsî bir tercihtir. Lakin bu sabır, sizi tüketmemeli. Allah’a sığınmaya devam edin. Kendi değerinizi bilin. Eşinizin yaptığı sizin değersizliğinizin değil onun ahlâksızlığının göstergesidir. Kendinizi ihmal etmeyin. Zihinsel ve fiziksel yorgunluğunuzu azaltacak meşguliyetler edinin. Güvendiğiniz birkaç dost, kitap, ders halkası ya da hayırlı meşgalelerle iç direncinizi canlı tutun. Eşinizle açıkça konuşun. Yumuşak ama net bir şekilde bu durumun sizi nasıl çökerttiğini, affetmenin sınırına geldiğinizi, eğer tevbe ve değişim göstermeyecekse artık sabrın tükenmekte olduğunuzu ifade edin. Güvendiğiniz bir aile büyüğü veya bir hoca ile yüzleştirme yapmayı düşünün. Bazen üçüncü bir ses, kişiyi toparlayabilir. Son olarak şu şekilde dua edebilirsiniz: “Allah’ım! Kalbimi daraltan her şeyden Sana sığınırım. Gönlümde olanı ancak Sen bilirsin. Beni sabırla, ferasetle ve hayırla çıkar bu imtihandan. Eşimle aramızdaki kötülüğü hayra çevir ya da beni hayırla ayır. Kalbimi huzurla, bedenimi afiyetle, yolumu rahmetinle donat” Allah size kuvvet versin, hayrınıza olan neyse onu nasip etsin.
Sağlam ve sarsılmaz bir tevbe et. Tevbeni canın bil. Benzerlerini tekrar yaşamamaya kesin kararlı ol. Kimseye ama hiç kimseye bunları anlatma. Bir daha kendine bile anlatma bunları. Evleneceğin kişiye de. Sonra da ibadetlerine devam et. Çok Kur'an oku. Zikir yap. Seni bu duruma getiren ortamlardan uzak dur. Anne babandan dualar almaya bak, dua alacak işler yap. Sonra da Rabbine güven, korkma. Hiç korkma. Rabbine güven, tamam mı?
İnsanız, hepimizin kusurları ve kara listeleri olabilir. Allah Teâlâ yardımcımız olsun. Birbirimize dua edelim. Tevbe etmek tertemiz olmaktır. Eğer tevbe gerçekten ve şartlarına uygun olarak yapıldı ise kul, tertemiz oldu demektir. Günahından tevbe eden hiç günah işlememiş gibidir. Tevbe ile ilgili bu kuralı koyan Allah’tır. O, hiç günah işlememiş gibi gördüğünü söyledikten sonra bizim kullar olarak geçmişi irdelememiz ikinci bir günah çeşidi olur. Siz şu anda bu durumdasınız. Şöyle düşünün: Tevbe ettiğiniz hâlde Allah Teâlâ’nın tevbenizi kabul etmediğini mi biliyorsunuz? Hayır. O zaman neyi irdeliyorsunuz? Bu, size şeytanın ikinci tuzağıdır. Sizi güya geçmişin hataları ile meşgul ederek ikinci bir hata üzerinden eskitiyor sizi. Siz tevbenizi bozmamaya bakın. Yeni hata işlemeyin. İbadetlerinizi yapın. Bundan sonra geçmişinizde dağları devirmek gibi bir günah da olsa siz Allah’a güvenin ve yolunuza devam edin. Evet, sizi şeytan ikinci bir tuzakta oyalıyor. Bırakın onu ve işinize bakın. Allah yardımcınız olsun.
Af dileyin Rabbimizden. Tevbe edin! Allah'ın mağfireti dışında bir çıkışımız yoktur. Kurtuluşumuz O'nun bizi affına bağlıdır. Bundan sonra aynı hatanın yanından dahi geçmemek için şunlara dikkat etmelisiniz; - Zina günahına, haramına insanı sürükleyen ilk aşama gözdür. Gözünüzü kontrol altına almaya çalışın, ufacık gördüğünüz bir hatadan pişmanlığa koşun. Gözünüzü sizi kışkırtan şeylerden uzak tutun. - Gıdanıza, uykunuza özen gösterin. Düzenli ve yoğun bir hayatınız olsun. - Sizi olumsuz yönde etkilendiğini alenen gördüğünüz çevre, sosyal medya ilişkinizden uzaklaşın. - İşlemiş olduğunuz bu büyük günahı kimseye anlatmayın, yazarak dahi olsun tekrar o cümleleri kurmayın. Tevbe edin ve unutun. - İbadetlerinizle teselli bulun. İbadetle teselli bulduğunu düşündüğünüz insanlarla bir araya gelin, konuşun, takip edin. Bir kötülükten insan iyiliği hayatına geçirerek çıkabilir. Yaptığınız güzel amelleri artırın, dua edin, tevbe edin, namaz kılın, Kur'an’ı Kerim okuyun.
cinsellik konusundaki diğer fetvalar
Dinimizde nikâh, gizli değil, açık ve ilan edilmiş bir işlem olmalıdır. Evlilik, toplumda bilinen, yasal olarak tescillenen bir bağdır. İkinci evlilik, eğer gizlenirse, ileride farklı sorunlara yol açabilir. Ayrıca, evliliğinizi gizleyerek ikinci eşe karşı duyduğunuz saygıyı ve adaleti tam olarak yerine getiremeyebilirsiniz. İkinci evliliğinizi yaparsanız önceki eşinizle olan ilişkinizden de sorumluluğunuzu ihmal etmemelisiniz. İkinci evlilik ancak önceden açık bir şekilde tüm tarafların bilgilendirilmesiyle sağlıklı bir zemine oturur. Eşinizin, çocuklarınızın veya diğer yakınlarınızın bilgilendirilmesi, ilişkinin temelinde dürüstlüğü ve adaleti sağlar. Allah, sizin ve aileniz için hayırlı kararlar nasip etsin.
Sana sadece şunu söyleyeceğim: Sen kendine bak, birilerinin seni nasıl görmesinden önce sen kendini iyi göremiyorsun ki. O yaşta neden hacamat işine girdin? Güzel bir iş bulabilirsin. Kendine güvenebilirsin. Bir psikoloğa gidip terapi alabilirsin. Gerisi akışında gider zaten.
Hac veya umre için ihrama giren birinin yapması yasak olan işler vardır. Tıraş olmak, tırnak kesmek, koku sürünmek, erkek için dikişli elbise giymek, cinsel ilişkide bulunmak bu yasak işlerdendir. Bunlardan birini unutarak veya bir zorunluluktan ötürü yapan kimsenin bu hatasının affı için bir kefaret ödemesi gerekir. Buna FİDYE adı verilmektedir. Fidye üç gün oruç tutmak veya sadaka vermek ya da kurban kesmektir. Buradaki sadaka fitre miktarı kadar kabul edilebilir. Kurban ise küçükbaş hayvandır. Çok ağır hatalarda ise büyükbaş kurban gerekir. (İhramlı iken cinsel ilişkide bulunmak gibi.) Bu fidye gerektiren durumlarda unutarak yapmış olmakla ihmal edip yapmış olmak aynıdır. Hanefi mezhebi fakihleri ihramlının işleyeceği hataların ağırlığına göre fidye de değişebilir demişlerdir. Örnek olarak ihramlı dikişli elbise giyemez. Eğer gün boyu ya da gece boyu yani ortalama olarak on iki saat dikişli elbise giyerse kurban kesmek mecburiyetinde olur. Daha az vakit giyerse sadaka vermesi yeterli olur. Kurban cezası gerektiğinde bu kurban, harem bölgesinde kesilmelidir. Fidye sadece fakirlere verilir. Zekât ibadetindeki diğer zekât verilebilir olanlar burada geçerli değildir. Fidye verildikten sonra hata edenin ayrıca hususi tevbe etmesi şarttır.
Nikâhtan sonra eşinizin sizi evinize alması gerekirdi. Makul bir sebeple bunu yapmaması sizi haklı duruma getirir. Siz de hakkınızı talep edebilirsiniz ama bu esnada oluşabilecek gerginlik, ileriki yıllarda sizi sürekli bunaltabilir. İyi ölçün iyi tartın ve öyle karar verin. Bu anlattığınız durumda siz haklısınız ama hakkınızı size kim ve nasıl verecek onu iyi tespit edin.
Kıymetli kardeşim, öncelikle geçmişe sünger çek. Hali hazırda bir haksızlık yapılmıyorsa eski defterler açılmıyorsa sen de açma, Allah'a havale et, hafifle. Kocan ile durumunuzu açıkça konuş. Ona taleplerini açık ve uygun bir dille anlat. Taleplerinin bir öfkeden, bir kinden değil, tamamen kalbinden, sevginden ve eşine ve yuvana gösterdiğin ihtimamdan geldiğini belirt. Bu konunun senin için ne kadar önemli olduğunu anlamasını sağla. Bu şartlar altında ona taleplerini ilet. Bundan sonrası için bir plan yapın. Onun da bu plana dâhil olmasını iste. Plana sadakati de vurgula. Gidişata göre durumunuzu yeniden değerlendir. İletişim ve diyaloğu çok iyi kullan. Devamlı kullan. Çünkü senin huzur bulacağın kapı inşaallah orada. Allah yardımcın olsun. Allah'a emanet ol.
Kızlık zarına zarar vermek, tıbben sağlık açısından sıkıntı oluşturuyorsa, uzman bir doktor bu durumun sağlığa zararlı olduğunu söylüyorsa vebal oluşturur. Bize emanet edilen bedenimizi, doğal haliyle muhafaza etmek biz kulların vazifesidir. Bu yüzden bedenimiz üzerinde kendimize aitmiş gibi istediğimiz uygulamayı bir Müslüman olarak yapamayız. Rabbimizin rızasını bu açıdan da gözeterek hareket etmemiz gerekir. Düşme, bir hastalık vb. doğal bir yolla değil de sizin bir müdahaleniz sonucu bu durum oluştuysa istiğfar edip bir doktora danışıp sağlığınız açısından bir sıkıntı varsa tedavi yoluna gitmeniz gerekir.