Fetva Meclisi
Soru
Hocam hac ibadetinde fidye ne demektir, nasıl verilir?
Cevap
Benzer fetvalar
Hac veya umre yapmak için İHRAMA GİRMEK veya İHRAMLI OLMAK bir kıyafetin adı değildir. Normal zamanlarda yapabileceğin bazı şeyleri yapmamaya niyet etmeye (kendine harem getirme anlamında) ihrama girmek denmektedir. Dilimizde “ihrama girmek” erkekler açısından dikişsiz elbise giymek için kullanılan iki parça havluya bürünmek olarak anlaşılmıştır. Kullanılan o kumaşlara da ihramlık adı verilmektedir. İhram bir ibadet değildir. Hac ve umre ibadetinin yapılmasında gereken bir araçtır. İhrama girmek niyet etmek ve telbiye getirmektir. Hac veya umre için niyet eden ve telbiye getiren kişi ihrama girmiş olur. Bu kişi erkek ise üzerindeki dikişli elbiseleri çıkarması gerekir. Çıkarmazsa hata etmiş olur. Hatanın durumuna göre de cezası olur. İhrama giren kimseye şu durumlar yasaktır: İhrama niyet etmiş biri ihramdan çıkana kadar bedeninden tüy alamaz. Saç, bıyık, sakal veya herhangi bir kılı alamaz. Makyaj malzemesi olan bir şeyi kullanamaz. Koku bile süremez. Erkekler dikişli bir elbise giyemez. Takke bile kullanamaz. Ayakkabı giyemez. Eşiyle cinsel ilişki veya onu çağrıştıracak hareketler yasaktır. Kara avı hayvanı avlamak, insanlarla tartışmak, çirkin konuşmak yasaktır. Yıkanmak, kokusuz sabun kullanmak, diş çektirmek, kan aldırmak, iğne yaptırmak, çiçek koklamak, kemer bağlamak, kol saati kullanmak, çanta kullanmak, baş açık kalacak şekilde battaniye ile örtünmek, zararlı hayvanları öldürmek yasak değildir. İhram yasaklarından biri işlendiğinde yasağın durumuna göre de cezaları vardır: İhramlı iken Arafat vakfesinden önce cinsel ilişkiye girmek haccı bozar. O hac tamamlanır ama ileriki yıllarda yeniden yapılması gerekir. Bu yanlıştan dolayı da küçükbaş hayvan kurban edilir. Arafat vakfesinden sonra ama tıraş olmadan önce cinsel ilişkiye girilirse hac iptal olmaz ama büyükbaş hayvan kurban edilmesi gerekir. Umre için ihram giyen biri tavafı yapmadan cinsel ilişkiye girerse umresi boş olur. O umreyi tamamlar ama sonra da küçükbaş bir kurban keser. Süslenme, koku kullanma, elbise giyme, tıraş olma gibi bir suç işlendiğinde ise kurban veya sadaka gerekir. Mesela başını gün boyu örttü ise küçükbaş hayvan kurban eder. Kısa bir zaman örttü ise sadaka verir. İhramda iken bu yasakların unutarak veya ihmal gibi bir sebeple yapılması cezayı değiştirmez, hata işlendi ise ceza ne ise onu yerine getirir.
Mekke’ye ihramlı girmelerine izin verilmeyen şoför vb. kimselerin, mikât mahallinde elbiselerini çıkarmadan hac veya umre yapmak amacıyla niyet edip telbiye getirerek Harem bölgesine girmeleri durumunda ihram yasağı işlediklerinin farkında olarak bir an önce elbiselerini çıkarıp ihram örtülerine bürünmeleri gerekir. Ancak niyet ve telbiye ile ihrama girdikten sonra bir gündüz veya gece elbiseli olarak kalmışlarsa Hanefî mezhebine göre ceza olarak dem (koyun veya keçi kesmek), bundan daha az bir süre kalmışlarsa bir fitre miktarı sadaka vermeleri gerekir. (Mevsılî, el-İhtiyâr, 1/161) Şâfiî mezhebine göre ise cezanın gerekmesi için belirli bir sürenin geçmesi şart olmayıp bu durumdaki kişi ceza olarak bir dem, üç gün oruç tutma veya altı fakire sadaka verme seçeneklerinden birini yerine getirir. (Nevevî, el-Mecmû‘, 7/383; Remlî, Nihâyetü’l-muhtâc, 3/358)
Kırân haccı için ihrama giren kimse, ihram yasaklarından herhangi birini işlemesi hâlinde Hanefîlere göre birisi hac, diğeri umre ihramının ihlalinden dolayı iki ceza öder. Mesela bir kimse, bir gündüz veya gece elbise giyerek ihram yasağı işlese ceza olarak iki dem (iki koyun veya iki keçi kesmek) gerekir. (Kâsânî, Bedâ’i, 2/219; Merğînânî, el-Hidâye, 1/171; Serahsî, el-Mebsût, 4/119; İbnü’l-Hümâm, Fethu’l-kadîr, 3/10) Şâfiî mezhebine göre ise kırân haccı için ihrama giren kişinin ihram yasağı işlemesi hâlinde tek bir ceza ödemesi yeterlidir. Bu durumdaki kişi, ceza olarak bir dem (koyun veya keçi kesmek), üç gün oruç tutma veya altı fakire sadaka verme seçeneklerinden birini tercih edebilir. (Şirbînî, Muğni’l-muhtâc, 2/291; Mâverdî, el-Hâvî, 4/319) Bunun yanında kırân haccına niyet eden kişi, umrenin tavaf ve sa‘yini yaptıktan sonra saçını tıraş etmekle ihramdan çıkmış olmaz; ihram yasağı işlemiş olur. Zira Hanbelîler dışındaki üç mezhebe göre kırâna niyet eden kişi, bu haccını temettu‘ haccına dönüştüremez. (bk. İbn Rüşd, Bidâyetü'l-müctehid, 2/98-99)
Hac veya umrede ihramdan çıkma aşamasına gelen bir kimse, kendisi saç tıraşı olup ihramdan çıkmadan ihramlı ya da ihramsız başka birisini tıraş edebilir ve bundan dolayı bir ceza gerekmez. Fakat henüz ihramdan çıkma aşamasına gelmeyen bir kimsenin, ister ihramlı ister ihramsız olsun başka birini tıraş etmesi caiz değildir. Şayet tıraş ederse kendisine bir fitre miktarı sadaka gerekir. Tıraş ettiği kişi, ihramdan çıkma aşamasına gelmemiş ise ona da dem (koyun veya keçi kesmek) gerekir. (Mergīnânî, el-Hidâye, 1/158) Şâfiî mezhebine göre ihramdan çıkma aşamasına henüz gelmemiş olan bir kimse, ihramsız kimseleri tıraş ettiği takdirde bir şey gerekmez. Fakat ihramlı bir kimseyi tıraş ederse fidye ödemesi gerekir. Eğer tıraş edilen kişi kendisinden talep etmişse fidyeyi tıraş edilen şahıs öder. Fidye hususunda bir dem, üç gün oruç veya altı fakire sadaka verme seçeneklerinden biri yerine getirilmelidir. (Nevevî, el-Mecmû‘, 7/344-345; İbn Kudâme, el-Muğnî, 3/432)
Hac veya umrede ihramdan çıkma aşamasına gelen bir kimse, kendisi saç tıraşı olup ihramdan çıkmadan ihramlı ya da ihramsız başka birisini tıraş edebilir ve bundan dolayı bir ceza gerekmez. Fakat henüz ihramdan çıkma aşamasına gelmeyen bir kimsenin, ister ihramlı ister ihramsız olsun başka birini tıraş etmesi caiz değildir. Şayet tıraş ederse kendisine bir fitre miktarı sadaka gerekir. Tıraş ettiği kişi, ihramdan çıkma aşamasına gelmemiş ise ona da dem (koyun veya keçi kesmek) gerekir. (Merğînânî, el-Hidâye, 1/158) Şâfiî mezhebine göre ihramdan çıkma aşamasına henüz gelmemiş olan bir kimse, ihramsız kimseleri tıraş ettiği takdirde bir şey gerekmez. Fakat ihramlı bir kimseyi tıraş ederse fidye ödemesi gerekir. Eğer tıraş edilen kişi kendisinden talep etmişse fidyeyi tıraş edilen şahıs öder. Fidye hususunda bir dem, üç gün oruç veya altı fakire sadaka verme seçeneklerinden biri yerine getirilmelidir. (Nevevî, el-Mecmû‘, 7/344-345; İbn Kudâme, el-Muğnî, 3/432)
İbadetlerin şekil, şart ve rükünleri olduğu gibi hikmetleri, amaçları ve teşri gerekçeleri de vardır. İbadetlerdeki bu özelliklerin birbirinden ayrı düşünülmesi mümkün değildir. Diğer taraftan ibadetler ancak emredildikleri şekliyle yerine getirilir. Her ibadetin bir yapılış şekli vardır. Kurban ibadeti de ancak kurban olacak hayvanın usûlüne uygun olarak kesilmesiyle yerine getirilebilir. (el-Fetâva’l-Hindiyye, 5/291) Bedelini infak etmek suretiyle, kurban ibadeti yerine getirilmiş olmaz. Zira hayvanın kesilmesi bu ibadetin rüknüdür. Nitekim Hz. Peygamber (s.a.s.), kurban meşru kılındıktan sonra her yıl bizzat kurban kesmek sureti ile bu ibadeti yerine getirmiştir. (bk. Tirmizî, Edâhî, 11 [1506-1507]; Buhârî, Hac, 117, 119 [1712, 1714]; Müslim, Edâhî, 17 [1966]) Hz. Peygamber (s.a.s.), Kurban Bayramı’nda Allah katında en sevimli ibadetin kurban kesmek olduğunu, kurbanın kesilir kesilmez Allah katında makbul olacağını ve kurban edilen hayvanın her bir parçasının kişinin hayır hanesine kaydedileceğini ifade etmiştir. (Tirmizî, Edâhî, 1 [1493]; İbn Mâce, Edâhî, 3 [3126]) Allah Teâlâ’nın rızasını kazanmak niyetiyle, karşılıksız olarak fakir ve muhtaçlara yardım etmek, iyilik ve ihsanda bulunmak da Müslüman’ın önemli vazifelerinden biridir. Zaruret derecesinde ihtiyaç içerisinde bulunan kimseye yardım etmek dinimizde farz kabul edilmiştir. Ancak bu iki ibadetin birbirinin alternatifi olarak sunulması doğru değildir. Bu sebeple kesme olmadan hayvanı, sadaka olarak bir kişiye vermek kurban yerine geçmez. (İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 6/320) Aynı şekilde kurban bedelini de yoksullara ya da yardım kuruluşlarına vermek suretiyle, kurban ibadeti ifa edilmiş olmaz.
cinsellik konusundaki diğer fetvalar
Nikâhtan sonra eşinizin sizi evinize alması gerekirdi. Makul bir sebeple bunu yapmaması sizi haklı duruma getirir. Siz de hakkınızı talep edebilirsiniz ama bu esnada oluşabilecek gerginlik, ileriki yıllarda sizi sürekli bunaltabilir. İyi ölçün iyi tartın ve öyle karar verin. Bu anlattığınız durumda siz haklısınız ama hakkınızı size kim ve nasıl verecek onu iyi tespit edin.
Günahınızdan duyduğunuz derin pişmanlık, tevbenizin kabul edilmesi için güçlü bir işarettir. Bu durumda size düşen, Allah’a yönelmeye devam etmek ve bu hatanın sizi daha iyi bir Müslüman olmaya sevk etmesine fırsat tanımaktır. Allah’a söz verin ki, bu hatayı bir daha asla tekrarlamayacaksınız. Eğer sizi bu günaha götüren sebepler (ortam, kişiler, alışkanlıklar vb.) varsa, onlardan uzak durun. Her namazdan sonra Rabbimize dua edin ve istiğfâr dileyin. Allah’a olan bu bağlılık sizi daha güçlü kılacak. Güzel amellerle hatayı silmeye çalışın. Peygamberimiz (s.a.v.) buyuruyor ki: "Bir kötülük yaptığında, ardından bir iyilik yap ki o kötülüğü silip götürsün." (Tirmizî, Birr ve Sıla, 55). Sadaka, günahları siler ve Allah’ın rızasını kazandırır. Çevrenizde yardıma muhtaç insanlara destek olun, ihtiyaç sahiplerine yardım edin. İslam’ı öğrenmek, Allah’a yakınlaşmanın yollarından biridir. Bir Kur’an tefsiri ya da hadis kitabı okumaya başlayabilirsiniz. Günahınızı unutmak için kendinizi faydalı şeylerle meşgul edin. Sürekli geçmişteki hataya odaklanmak sizi daha fazla yıpratır. Bunun yerine, geleceğe bakın ve kendinize hedefler koyun. Hocamızın “Tevbe Hastanesi” ders serisini not tutarak izleyebilirsiniz. https://www.youtube.com/playlist?list=PL3P7x9qFB3oVtBnXHyjVTQ_fnwmPcdh7u Rabbim sizi bağışlasın, kalbinize huzur versin ve bu hatayı daha hayırlı bir geleceğe vesile kılsın. Unutmayın ki, Rabbimiz rahmet sahibidir ve sizin O’na yönelmenizi ister. Bolca dua edin, kendinize hedefler belirleyin ve Allah’a olan bağlılığınızı artırın.
Dinimizde nikâh, gizli değil, açık ve ilan edilmiş bir işlem olmalıdır. Evlilik, toplumda bilinen, yasal olarak tescillenen bir bağdır. İkinci evlilik, eğer gizlenirse, ileride farklı sorunlara yol açabilir. Ayrıca, evliliğinizi gizleyerek ikinci eşe karşı duyduğunuz saygıyı ve adaleti tam olarak yerine getiremeyebilirsiniz. İkinci evliliğinizi yaparsanız önceki eşinizle olan ilişkinizden de sorumluluğunuzu ihmal etmemelisiniz. İkinci evlilik ancak önceden açık bir şekilde tüm tarafların bilgilendirilmesiyle sağlıklı bir zemine oturur. Eşinizin, çocuklarınızın veya diğer yakınlarınızın bilgilendirilmesi, ilişkinin temelinde dürüstlüğü ve adaleti sağlar. Allah, sizin ve aileniz için hayırlı kararlar nasip etsin.
Sana sadece şunu söyleyeceğim: Sen kendine bak, birilerinin seni nasıl görmesinden önce sen kendini iyi göremiyorsun ki. O yaşta neden hacamat işine girdin? Güzel bir iş bulabilirsin. Kendine güvenebilirsin. Bir psikoloğa gidip terapi alabilirsin. Gerisi akışında gider zaten.
Evvela geçmişimizdeki günahları anlatmamız İslami olarak bir hatadır. Bu hatayı bir daha tekrar etmemeye çalışın. Bunu kurcalayanlara da cevap vermeyin. Bununla beraber geçmişte yaşanan olayı geçmişte bırakıp ondan ders alarak bir daha yapmamak üzere Allah'a dönün ve O'ndan bağışlanma dileyin. Ve onun bağışlayıcılığını düşünerek kendinizi rahatlatın. Cinsellikle alakalı konuyu bir uzmandan yardım alarak sebeplerini öğrenmeye ve bu sorunu çözmeye çalışın. Çünkü bu sorun sağlam evliliği bile çürütebilir. Bu konuya özen gösterin. Eşinizin size gösterdiği sevgiyi görmeye çalışın. Ona bu konuda minnettarlığınızı hissettirmeye çalışın. Bununla beraber burada neden bir sevgi hissetmediğinizi de tespit etmeye çalışın. Bu tespite binaen de sorunun çözümüne dair bir harita çıkarıp bir an evvel harekete geçin. Aranızdaki soğukluğu, kırgınlığı, soru işaretlerini eşinizle yumuşak bir dille konuşmaya çalışın. Birbirinizi yenmeye değil sorunların özünü anlayıp onlara çözüm bulmaya çalışın. Eğer bunu kendi başınıza yapamıyorsanız bu konuda bir uzmandan bir destek almayı da deneyebilirsiniz. Ve sabırlı olun. Her şey bir anda olmaz. Zaman lazım, çaba lazım, sabır lazım. Bolca dua edin. Allah yardımcınız olsun. Allah'a emanet olun.
Kıymetli kardeşim, öncelikle geçmişe sünger çek. Hali hazırda bir haksızlık yapılmıyorsa eski defterler açılmıyorsa sen de açma, Allah'a havale et, hafifle. Kocan ile durumunuzu açıkça konuş. Ona taleplerini açık ve uygun bir dille anlat. Taleplerinin bir öfkeden, bir kinden değil, tamamen kalbinden, sevginden ve eşine ve yuvana gösterdiğin ihtimamdan geldiğini belirt. Bu konunun senin için ne kadar önemli olduğunu anlamasını sağla. Bu şartlar altında ona taleplerini ilet. Bundan sonrası için bir plan yapın. Onun da bu plana dâhil olmasını iste. Plana sadakati de vurgula. Gidişata göre durumunuzu yeniden değerlendir. İletişim ve diyaloğu çok iyi kullan. Devamlı kullan. Çünkü senin huzur bulacağın kapı inşaallah orada. Allah yardımcın olsun. Allah'a emanet ol.