Fetva Meclisi
Soru
Ben çocukluğumdan beri dinin gereklerinden uzak büyüdüm. Yaptığım hataların bedelini hep kendim ödedim. Bu yaşıma kadar bir sürü günaha bulaştım ama tanıştığım bir arkadaşla düzgün bir yola girmeye çalışıyorum, fakat içimdeki bu sıkıntılar gitmiyor. İşlediğim günahlar, suçlar beni ümitsiz bırakıyor. Her ne kadar kendimi toparlayıp düzgün biri olmak istesem de aklıma bunlar geliyor, utanıyor ve vicdan azabını çekiyorum; kendimi affedilmez biri olarak görmeye başlıyorum. Arkadaşım vasıtası ile az bir miktar da olsa vakıflara yardım ediyorum, ibadetlerimi de yapmaya başladım ama bu suçluluk hissi benim içimi bunaltıyor. Ne yapmam, nasıl bir yol izlemem gerekir hocam?
Cevap
Benzer fetvalar
İnsanız, hepimizin kusurları ve kara listeleri olabilir. Allah Teâlâ yardımcımız olsun. Birbirimize dua edelim. Tevbe etmek tertemiz olmaktır. Eğer tevbe gerçekten ve şartlarına uygun olarak yapıldı ise kul, tertemiz oldu demektir. Günahından tevbe eden hiç günah işlememiş gibidir. Tevbe ile ilgili bu kuralı koyan Allah’tır. O, hiç günah işlememiş gibi gördüğünü söyledikten sonra bizim kullar olarak geçmişi irdelememiz ikinci bir günah çeşidi olur. Siz şu anda bu durumdasınız. Şöyle düşünün: Tevbe ettiğiniz hâlde Allah Teâlâ’nın tevbenizi kabul etmediğini mi biliyorsunuz? Hayır. O zaman neyi irdeliyorsunuz? Bu, size şeytanın ikinci tuzağıdır. Sizi güya geçmişin hataları ile meşgul ederek ikinci bir hata üzerinden eskitiyor sizi. Siz tevbenizi bozmamaya bakın. Yeni hata işlemeyin. İbadetlerinizi yapın. Bundan sonra geçmişinizde dağları devirmek gibi bir günah da olsa siz Allah’a güvenin ve yolunuza devam edin. Evet, sizi şeytan ikinci bir tuzakta oyalıyor. Bırakın onu ve işinize bakın. Allah yardımcınız olsun.
Şunu hiç unutma: Tevbe etti isen, tevbeden şüphe etmen o işlediğin günahlar gibi bir günahtır. Bundan da tevbe etmelisin. Buna göre de tevbeni korumaya bak.
Aleykümselam. Böyle bir hata etti iseniz büyük bir günah işlediniz. Günahınızın büşüklüğü kadar da tevbe ederseniz ve tevbenizi korursanız tertemiz hükmünde olursunuz. Şeytan önce size hatayı işletti şimdi de susuz bırakmaya çalışıyor. Şeytana ikinci kere aldanmış olmayın. Tevbenizi yapın. Yaptınız tevbeyi canınız gibi koruyun, gerisine de karışmayın biiznillah
Önce bu büyük günahtan ötürü tevbe ve istiğfar etmelisiniz. Ölümüne de olsa bir daha bu hatayı yapmamaya azimli olmalısınız. Önce ve öncelikle bunu garanti edin. İkinci olarak da onun bu ayrılışını Allah’ın size bir iyiliği olarak görün. Karanlık bir gelecekten korumuş sizi. Asla onu düşünmeyin. Ona yalvarma zilletine düşmeyin. İşlediğiniz çirkinlik, çirkinlik olmasına pek ağır ama daha ilerisine bakarak ucuz kurtulmuş ya da ateş çukurunun kenarından dönmüşsünüz. Bu rezilliği gömün. Bir daha da kimseye açmayın. Tertemiz yaşamaya bakın. İbadetlerinizi yapın. Namazı aksatmayın. Kur'an okuyun ki içiniz açılsın.
Sakın kimseye bir şey anlatmayın. Allah’ın mağfiret buyurduğu bir şeyi yeniden tazeletmeyin. Geçmişinize tevbeniz samimi ise o samimiyetin gereği olarak Allah’ın affına güvenmelisiniz. Şeytan sizi bir kere o bataklıkta batmış olarak gördükten sonra yeniden oraya dönmenizi istiyor. Sizi aynı delikten iki kere ısıracak o akrep, aklınızı kullanın. Bu tür düşüncelerden kurtulmak için yoğun bir gün yaşamanız gerekir. Vaktin size yetmeyeceği işler yapın. Derslere katılın. Sosyal faaliyetlere iştirak edin. Özellikle cinsel hayatınızı daha aktif duruma getirin. Eşinize beklediğinden fazlasını verir duruma gelmeye çalışın. Kitap okuyun. Zikirler yapın. Göreceksiniz, bu gereksiz sıkıntıdan biiznillah kurtulacaksınız. Allah’a emanet olun.
Bu durumu bir rahatsızlık olarak görmeniz ve sağlığınıza kavuşmak için de doğru tedaviyi seçmeniz gerekir. Bunun için; - İbadetlerinizi ihmal etmeyin hatta elinizden geldiğince çoğaltın. - Meşguliyetlerinizi arttırın, boş vakit bırakmayın. Kabiliyetlerinizin olduğu yeni ve mübah alanlar keşfedin. Aklınızı bu yönde çelebilecek kötü alışkanlıklardan uzak durun. - Spor ve sağlıklı beslenme gibi sıhhatinize iyi gelecek alanlarda kendinizi geliştirin. - Evliliği bir çözüm olarak kabul edin ve büyüklerinizle istişarelerinize göre bir karar verin.
affolunmak konusundaki diğer fetvalar
Büyük günahlardan tevbe edilmesi gerekir. Tevbe, geçmişe pişman olmak ve tekrar yapmamaya ahdetmektir. Tevbe yapılmaması durumunda ya da tevbe kabul edilmemesi hâlinde günahlar ahirete kalmış demektir. Ahirete kalan günahlar da Allah Teâlâ'nın dilemesine göre muamele görür. Ya mağfiret buyurur ya da kulun hak ettiği azabı çekmek üzere cehenneme atılmasını emreder. Allah Teâlâ hepimizi cehenneminden muhafaza buyursun.
Kadın ve doğum sözcüklerinin mü'mine ve saliha bir kadında birleşimi ile büyük bir ecir oluşacağından şüphe yoktur. O kadar ki Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin, doğum yaparken ölen kadını şehit saydığına dair hadisler vardır. Bu da kadının doğum ile ne büyük bir ecir kazandığını gösterir. Özellikle mücerret bir doğum yapmakla doğumdan önceki hataların affolmasına dair sahih ve sarih bir bilgi sahibi değilim. Tevbe edilmedikçe büyük günahların affolmayacağını bilmeliyiz. Tevbeden sonra ise umudumuz göklerden daha geniştir biiznillah.
Kamuya mal olmuş ve birden çok insanı hatta kitleyi etkilemiş bir hatanın tevbesi evde oturup istiğfar etmek değildir. Tek tek insanları bulup helalleşmek de neredeyse mümkün değildir. Bu nedenle kamuya mal olmuş bu tür hatalar için bir tür KÖTÜ SONUCU GÖSTERME manasında böyle buyurulmuştur. Yoksa tevbe ettikten sonra affolunmayan günah yoktur elbette.
Şunu kesin bir kural olarak bilmeliyiz: Bir kul günah işlediğinde Allah’a karşı hata etmiş olur. Tevbe ederse ve tevbenin içini doldurursa Allah onu affeder. Tertemiz olur ve öyle dirilir. Bunda şüphemiz yoktur. Kulun işlediği günahın başka bir kulla bağlantısı varsa yani KUL HAKKI söz konusu ise hiçbir tevbe çeşidi o kul hakkını silmez. Allah Teâlâ, kendisine karşı işlenen suçları affediyor, kulun kula karşı hakkını silmiyor. Şehit bile olsa kul, durum budur. Tek çare de suç işleyen kulun hakkını ihlal ettiği kul ile helalleşmesi veya kıyamet günü yüzleşmesidir. Başka bir çare yoktur. Bu kural kesindir ve asla esnek değildir.
Bir milyon ya da bin yıl zikir sevabı ile ilgili bir bilgi hadis kitaplarında geçmemektedir. Ancak Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin şu müjdeleri kaynaklarımızda geçmektedir: “Bir kimse günde yüz defa sübhânallâhi ve bi-hamdihî derse, onun günahları deniz köpüğü kadar bile olsa hepsi bağışlanır.” (Buhari, 6405) Namazların akabinde 33 defa sübhanallah, 33 defa elhamdülillah, 33 defa Allahuekber dedikten sonra "لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ وَحْدَهُ لَا شَرِيكَ لَهُ، لَهُ الْمُلْكُ، وَلَهُ الْحَمْدُ، وَهُوَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ" diyenin de deniz köpüğü kadar günahı olsa bağışlanacağı da Müslim’de 597. hadisi şerifte geçmektedir. Yine aynı zikri günde yüz defa yapanın 100 sevap yazılıp 100 günahının silineceği, on köle azat etmiş gibi sevap verileceği hadisi şerifte geçmektedir. (Buhari, 3293) Bu gibi zikirler ve müjdelere dair bilgiler internette doğru olmayan şekillerde çok fazla bulunmaktadır. Bu yüzden İmam Nevevi rahmetullahi aleyhin “Ezkâr” isimli kitabı gibi muteber kaynaklardan bakmak çok daha isabetli olacaktır.