Fetva Meclisi
Soru
Hocam “İslam Tarihi” kitabını okurken Medine’nin harem ve sınırlanışı konusunda şöyle bir ifade geçiyor: “Kim bir Müslümanın verdiği ahdi bozarsa Allah’ın, meleklerin ve bütün insanların laneti onun üzerindedir. Onun tevbesi de fidyesi de kabul olunmaz.” Merak ettiğim şu Allah’ın günah ne olursa olsun samimi bir şekilde yapılan tövbeleri kabul edeceğini biliyoruz. Ahdi bozmanın neden tevbesi olmuyor? Onun tevbesi de fidyesi de kabul olunmaz ifadesinden maksat nedir?
Cevap
Benzer fetvalar
Gerçek ve sonsuz bir tevbe yaparsan, tevbeni korursan Allah da seni mağfiret eder. Her şey senin tevbene ve tevbeni korumana bağlıdır. Tevbe et. Tevbeni koru. Gerisini Allah’ın rahmetine sal. O kadınla ve kimse ile de bunu asla konuşma. Kadından değil Rabbinden af dilemelisin. O insanla da ebediyen bağlantı kurma.
Durum şöyle olsa idi mesela Müslüman olmayan biri kanser olduğunu anlayınca Müslüman olsa idi, ona Müslüman değilsin demeyecektik. Küfürden dönmek bile mümkün iken küfürden çok daha alt düzeyde olan bir günahtan dönmek neden mümkün olmasın? Yeter ki bu kişi son nefeslerinde bunu yapmış olmasın.
Had gerektiren suçların büyük günah sınıfından olduğunu biliyoruz. Büyük günahların affı için tevbe şarttır. Tevbe sözlü ve benzeri beyanlı yapılır. Eylem ile de tevbe yapılabilir. Maiz radıyallahu anhın tevbesi, gelip itiraf ederek “beni temizle” demesi ile oldu ki o tevbe müthiş bir tevbe olarak meleklerin kaydına geçti. Recmi istemesi bir tevbe idi. Allah ondan razı olsun, bizi şefaatine nail etsin.
Bir damla gözyaşı, bir kıpırdama da tevbe olarak yetebilir ama asıl olan kulun tevbeyi ciddiye almasıdır. Kul ciddiye aldıkta sonra umut yüksektir. Sözünü ettiğiniz örnek, kulun ciddiyetinin yüksekliğine örnektir. Törene gerek yok ama ciddi tutmaya gerek vardır. Bu şekilde anlayalım.
Günahın hacmi ve sayısı ne olursa olsun TEVBE bütün günahların temizleyicisidir. Sorun, tevbenin temizlemesi veya temizlememesi değil hata eden müminin samimi bir tevbe edip etmemesidir. Bu nedenle size şunu tavsiye edebiliriz: A- Tevbenin en büyük desteği, gerçek oluşunun belgesi kulun, Allah'ı Rabbi olarak bilip, Rabbine itimat etmede ciddi olmasıdır. “Acaba tevbem kabul olur mu?” Endişesi yerine, “Ben tevbe etmesem kim eder?” Mantığı ile bakmalıdır konuya. Tevbeyi bir kurtuluş kapısı olarak gören mümin, yönünü bulmuş mümindir. Yönünü bulan da er veya geç hedefine erer biiznillah. Bu noktayı tekrar tekit edelim: Tevbeyi ne kadar kurtarıcı görebiliyoruz, ne kadar da klasik bir pişmanlık yöntemi olarak görüyoruz, sorun buradadır. B- Tevbe bir ACİL KURTULUŞ PLANIDIR. Acili ertelemek kurtuluşu ihmal etmektir. Dolayısıyla TEVBE hemendir, ertelendikçe işlerliği azalabilir, kabul oranı sıkıntıya girebilir. Sloganımız şudur: Her günah için ilk iş hemen tevbedir. Hemen ve ertelemeden. Şeytan haramlara iterken hangi gücünü kullanıyorsa haram işlemiş bir mümini, hiçbir şey olmamış gibi oyalarken de o gücünü ve şeytanlığını kullanmaktadır. Haram işlemek bir haram, hiçbir şey olmamış gibi devam etmek öbür haramdır. Buna dikkat edeceğiz. C- Tevbenin en aktif şartı korunmasıdır. Tevbe eden, günah işlememiş gibidir. Günah işlememiş biri olmayı bir avantaj olarak kullanıp temiz yaşamaya gayret etmek, tevbeyi hazmetmektir. Hazmedilmiş bir tevbe biiznillah, Allah'ın huzuruna temiz çıkmaktır. D- Tevbenin felsefesini, günahın geçmiş seyrini sık sık gündem yapıp stres yoğunluğu yaşamak da bir tuzaktır. Her türlü tuzaktan korunmak gerekir. Özet olarak size şunu söylemeliyim: Tevbe et. Tevbeni koru. Tekrarına karşı uyanık ol. Allah'a güven. Bu güveni sözde kalmaktan koru, pratik olarak göster. Ömrünün sonuna kadar.
Mesele tevbenin nasıl olduğu meselesidir. Gerçek ve samimi bir tevbe (kendini aldatmak için söylenmiş sözler değil) günah sahibini günahsız duruma getirebilir. Eğer tevbe samimi ise kul temizlenmiş demektir. Öyle biri ile de evlenmekte sakınca yoktur.
affolunmak konusundaki diğer fetvalar
Şunu kesin bir kural olarak bilmeliyiz: Bir kul günah işlediğinde Allah’a karşı hata etmiş olur. Tevbe ederse ve tevbenin içini doldurursa Allah onu affeder. Tertemiz olur ve öyle dirilir. Bunda şüphemiz yoktur. Kulun işlediği günahın başka bir kulla bağlantısı varsa yani KUL HAKKI söz konusu ise hiçbir tevbe çeşidi o kul hakkını silmez. Allah Teâlâ, kendisine karşı işlenen suçları affediyor, kulun kula karşı hakkını silmiyor. Şehit bile olsa kul, durum budur. Tek çare de suç işleyen kulun hakkını ihlal ettiği kul ile helalleşmesi veya kıyamet günü yüzleşmesidir. Başka bir çare yoktur. Bu kural kesindir ve asla esnek değildir.
Kadın ve doğum sözcüklerinin mü'mine ve saliha bir kadında birleşimi ile büyük bir ecir oluşacağından şüphe yoktur. O kadar ki Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin, doğum yaparken ölen kadını şehit saydığına dair hadisler vardır. Bu da kadının doğum ile ne büyük bir ecir kazandığını gösterir. Özellikle mücerret bir doğum yapmakla doğumdan önceki hataların affolmasına dair sahih ve sarih bir bilgi sahibi değilim. Tevbe edilmedikçe büyük günahların affolmayacağını bilmeliyiz. Tevbeden sonra ise umudumuz göklerden daha geniştir biiznillah.
Bir milyon ya da bin yıl zikir sevabı ile ilgili bir bilgi hadis kitaplarında geçmemektedir. Ancak Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin şu müjdeleri kaynaklarımızda geçmektedir: “Bir kimse günde yüz defa sübhânallâhi ve bi-hamdihî derse, onun günahları deniz köpüğü kadar bile olsa hepsi bağışlanır.” (Buhari, 6405) Namazların akabinde 33 defa sübhanallah, 33 defa elhamdülillah, 33 defa Allahuekber dedikten sonra "لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ وَحْدَهُ لَا شَرِيكَ لَهُ، لَهُ الْمُلْكُ، وَلَهُ الْحَمْدُ، وَهُوَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ" diyenin de deniz köpüğü kadar günahı olsa bağışlanacağı da Müslim’de 597. hadisi şerifte geçmektedir. Yine aynı zikri günde yüz defa yapanın 100 sevap yazılıp 100 günahının silineceği, on köle azat etmiş gibi sevap verileceği hadisi şerifte geçmektedir. (Buhari, 3293) Bu gibi zikirler ve müjdelere dair bilgiler internette doğru olmayan şekillerde çok fazla bulunmaktadır. Bu yüzden İmam Nevevi rahmetullahi aleyhin “Ezkâr” isimli kitabı gibi muteber kaynaklardan bakmak çok daha isabetli olacaktır.
Bu düşünceniz işlediğiniz eski hatalardan daha ağır bir hatadır. Siz adeta Allah Teala’nın sizi affedemeyeceğini söylemiş gibi oluyorsunuz. Siz neden tevbenizi yapıp ona sarılmıyorsunuz? Tevbe edin tevbesini koruyan tertemizdir, tertemiz ne demek biliyor musunuz? Şeytan sizi onun için daha ucuz bir yöntemle bitirmek istemektedir, akıllı davranmanız ve sizin onu bitirmeniz gerekir değil mi? Tekrar düşünün ve kendinize yeni bir rota belirleyin. Yapmanız gereken budur.
Büyük günahlardan tevbe edilmesi gerekir. Tevbe, geçmişe pişman olmak ve tekrar yapmamaya ahdetmektir. Tevbe yapılmaması durumunda ya da tevbe kabul edilmemesi hâlinde günahlar ahirete kalmış demektir. Ahirete kalan günahlar da Allah Teâlâ'nın dilemesine göre muamele görür. Ya mağfiret buyurur ya da kulun hak ettiği azabı çekmek üzere cehenneme atılmasını emreder. Allah Teâlâ hepimizi cehenneminden muhafaza buyursun.