Fetva Meclisi
Soru
Dershanede çalışan bir arkadaşım var. Kpps'ye girdi ve 85 puan aldı. Şu an mübaşirlik yapabilir miyim, diye size sorusu var. Böyle bir işe girmesi kardeşimiz açısından tehlikeli midir?
Cevap
Benzer fetvalar
Aleykümselam. Yapacağınız iş, temelden haram bir ise mesela faizli bir banka memurluğu gibi bir iş ise ayrıntıya gerek yok, battınız demektir maazallah! Hayır iş kendisi helal bir iş ise o işin hakkını vererek yaparsanız ve diğer kulluk vazifelerinizi ihmal etmezseniz memurluğun sakıncası olmaz. Mutedil düşünmeye çalışın. Allah’a emanet olun.
Girdiğiniz imtihan şekli bunu gerektiriyor. Bu nedenle evham etmeniz gerekmez.
Yaptığınız iş, 1- İnsanların namaz ve benzeri ibadetlerini aksatmıyorsa, 2- Rızıklarından kısıp size vererek mağdur olmalarına sebep olmuyorsa, 3- Derslerini ve yükselmelerini engellemiyorsa, 4- Ebeveynlerine asi olmalarına neden olmuyorsa, 5- Zina ve kumar gibi haramlara alışmalarına vesile olmuyorsa, 6- Haramlardan bir harama kaymalarına neden olmuyorsa yapılmasında bir sakınca yoktur. Aksi oluyorsa kimseye sormanıza gerek yoktur; yanlışa yataklık yaptıkça helal kazanmış olmazsınız. Allah sizi ve bizi hatadan korusun.
Selamünaleyküm. Hile, sahtekârlık haramdır. Haram bir yolla edilen bir iş de elbette sakıncalıdır ama kazancının tamamen haram olduğunu söylemek de zordur.
Selamünaleyküm. Bunu bir kul hakkından önce, ahlâk düşüklüğü olarak görmeliyiz. Bu nedenle de istiğfar etmek gerekir.
Aleykümselam. At yarışı, kumarla beraber anılmaktadır. Kenarından bucağından bir izin bulmaya çalışmayın, o mesleği icra etmeniz çok zor olur. Daha helal bir iş yapmaya çalışın.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
İbadetle müziğin kesiştirilmesi asla müdafaa edilemeyecek bir hatadır. Müzik insanı okşayan, ibadet ise Allah'ı razı eden bir iştir. Allah'ın razı olacağı işte insanların kulak zevklerinin itibara alınması hatadır. Ses güzelliği ile sese müzik eşliğinde farklılıklar katılması arasında fark vardır. Kur'an ve zikirler Arapçaya mahsus ahenk içinde yapılmalıdır. Müzikle ibadetin birleştirilmesi git gide yaygınlaşmakta ve tehlikeli bir hal almaktadır. Tehlike ise ilim adamlarının bile böyle bir bid'ate alışmaları ve sessizliği yeğlemeleridir. Dilerim bu gidişat camilerden kopmamıza neden olmaz. Üzerimize düşeni yapalım ve hatalı olduğunu bildiğimiz uygulamalara medeni tepkiler gösterelim. Mesela imamları, müezzinleri nazik bir şekilde ikaz edebiliriz. Diyanet ve müftülüklere yazılar yazıp tepkimizi gösterebiliriz. Mevlüt ve benzeri törenlerin ticarete dönmesini ise bilinçli bir şekilde protesto ederek tepkimizi ortaya koyabiliriz. Allah'a emanet olun.
Miras, kitabımız Kur'an'ın kesin çizgilerini çizdiği kurallarla belirlenmiş bir sistemdir. Kesinlikle bireysel davranışlar caiz olmaz. Allah herkesin hakkını belirlemiştir. Babanız öldükten sonra, abilerinizin kendi şahıslarına ait olduğunu ispat ettikleri bölümler dışında bütün mal paylaşılacaktır. Anneniz yaşıyorsa o da pay alacaktır. Sizin hakkınıza düşen bölümü istemeniz ne ayıptır ne de günahtır. Sılayı rahim bahane edilerek de hakkın zayi edilmesi doğru olmaz. Malınızı isteyin, kardeşlik hukukunuzu da devam ettirin. Zor ama gerekli olan budur. Eğer İslam'a göre bir taksime razı olurlarsa ona davet edin. Olmazsa bir hukuk yolu ile hakkınıza düşeni alın. Ama dikkat edin; haklı iken haksız duruma düşecek kaba hareketlere tevessül etmeyin. Geri dönülmeyecek sözler sarfetmeyin. Allah'a emanet olun.
1- İnsan olarak hataya müsait yaratıldık. Bütün insanlar hata edebilirler, etmektedirler de. Sadece Allah Teala'nın nebileri bundan korunmuşlardır. Bu durumda biz hata işlemekten ötürü değil de hata işlemeye karşı laubalilikten ötürü sıkıntıya girebiliriz. Kul olarak, hangi çeşidi olursa olsun hatadan sakınmalıyız, tekrarlamamaya gayret etmeliyiz. Ama işlenen bir hata kesinlikle işimizin bittiğini, artık rahmet kapılarının bize kapandığını göstermez. Bilakis işlenen her hata rahmete daha çok muhtaç olduğumuzu gösterir. Bir yandan hata ederken bir yandan da vazifelerimizi yapmaya çalışıyorsak işte tam anlamıyla insanız demektir; yapacak bir şey yoktur, yola devam edeceğiz. Hedefimiz, iyiliklerle kötülüklerin mizana konduğu gün iyiliklerin çok gelmesi için çalışmaktır. Unutmayalım ki, bir tek iyiliğin fazla gelmesi kazanmamız, cennete girmemiz demektir. Hedef belli, sorun belli, çare bellidir. 2- Tevbeden bıkmak, tevbeyi sulandırmak diye bir şey yoktur. Bin kere, milyon kere de olsa başka bir yol yoktur. Nefes alır verir gibi tevbe yolunu kullanırız. 3- Günahlar konusunda dikkat edilmesi gereken hassas noktalardan biri çevre meselesidir. İnsan tek başına yaşayamadığına göre kendisine iyi bir çevre oluşturmalıdır. İyiyi bulamayan ise en az kötü olanı aramalıdır. Eğer bir günahta ısrar ediliyorsa bu, o günaha teşvik eden çevrenin etkisinin giderilmediğini gösterir. Önce çevre temizliği için çalışmak şarttır. Salih kullarla oturup kalkmak, gıdadan göz temizliğine kadar her alanda helale yönelmek zorundayız. Allah'a emanet olunuz.
Keffaretin bedelini vermek caizdir. Bu bedel teslim edildikten sonra da alana temlik edilmiş olur ki o dilediği gibi sarf etme hakkına sahip olur. Diyanet'in belirlediği fitre miktarının verilmesi en asgari miktar olarak caizdir. Aile reisine teslim edilmesi halinde keffaret verilmiş olur. Allah'a emanet olun.
İkindi ve yatsı namazlarının farzdan önce kılınan sünnetleri gayrı müekked sünnetlerdendir. Yani farzdan önce kılınamaması halinde tekrarı yoktur. Terk edilmesinde de öğlen namazının sünnetlerindeki kadar bir kayıp yoktur. Allah'a emanet olun.
Mü'min imzaladığı protokole sadıktır. Bu protokolün Müslüman veya kâfirle yapılmış olması durumu değiştirmez. Sizin telefonla oynamış olmanızı servise açıklayın, kabul etmezlerse yapacak bir şeyiniz yoktur; onların dediği olacaktır. Mü'min elbette ince düşünür. Ama vesveseye varacak şekilde düşünmez. Allah'a emanet olun.