Fetva Meclisi
Soru
Vakıa suresi 75-76 ayetlerinde Allahın yıldızlara olan yemini ve bu yeminin önemine vurgu var, biz de bu yeminle kendimizi ifade edebilir miyiz,bunun sakıncası var mıdır?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Allah Teâlâ dilediğine yemin eder. O'nun yemin etmesi, sözünün doğruluğunu belgelemek için değildir; kullarının dikkatini çekmek ve yemin edilen nesnelerin önemini vurgulamaktır asıl maksat. Bizim ise aynı nesnelere yemin etmemiz mümkün değildir.
Yemin, Allah Teâlâ'nın adına yapılır. Bizim lisanımızda da 'yemin etmekle' kastedilen de bu olma ihtimali yüksektir. Bu nedenle her ne kadar yemin ettiğini söylemek ama 'vallahi' dememek yemin değilse de ona delaleti tam olduğunda yemin hükmünde sayılmalıdır. Allah'a emanet olunuz.
Kur'an’ımızda bizzat Allah Teâlâ’nın yemin ettiği vardır. Bu yeminler, Kur'an’ın kendi dil yapısı içinde bir anlam bütünlüğü oluşturmaktadır. Meselenin tercüme ile alakası yoktur.
Özellikle fakirlere tahsis edilmiş bir yiyeceği, siz fakir değilseniz yemeyin. Vakfın helal haram hassasiyeti yoksa dikkatli olun. Bunun dışında genele ikram edilenlerden yemenizde bir sakınca olmaz.
Yemin keffareti vererek kalbinizi rahatlatın. On fakiri doyurun. Fakir bulamazsanız, bu tür sadakaları toplayan vakıflardan birine verin.
Âyetin kendisini veya anlamını kastetmedikçe biiznillah öyle bir tehlike oluşmaz ama yine de Kur'an sesi duyulan bir yerde edebe ve vakara dikkat etmek gerekir. Allah Teâlâ yardımcımız olsun.
Allah konusundaki diğer fetvalar
Bunlar normaldir. Sözlü ve yazılı bir ikrara dönüşmedikçe de zararı yoktur. Daha çok Kur'an okuyarak, zikir yaparak ve bunları gündem yapan arkadaş çevresinden uzaklaşarak bunu aşabilirsiniz.
Selamünaleyküm. ‘Allah tektir, teki sever.’ Sözü sahih hadistir. Buharî’de 6410, Müslim’de 2677 nolu hadistir. Anlamı için şunlar söylenebilir: a- Allah tektir, şeriki yoktur. b- Bu da pek çok ameli tek sayılı emretme sebebidir: Namazlar beş, tavaf yedi, şeytan taşlama yedi kılması gibi. c- Gökler, yer, hafta günlerinin tek sayılı kılınması gibi. d- Bunların ötesinde daha derin bizim idrak edemediğimiz anlamlar da yüklenebilir hadise.
Kesinlikle yanlış bir düşüncedir bu. Kimin nasıl gittiğini bilemeyiz, iyilik temenni ederiz sadece. Önemli olan bir gün fazla yaşayıp o günde bir nefes daha fazla Allah’ı zikredenlerden olabilmektir.
Şu kuralı unutmayınız: -Haram işleyenler Allah’ın lanetine müstahak olurlar. -Tevbe etmeden ahirete gidenler Allah’ın yüzlerine bakmayacağı kimselerdir. -Tevbe edenler ve tevbelerini koruyanlar ise hiç günah işlememiş gibidirler. Ahiretteki durumları da buna göredir. -Buna göre de durum şöyledir: Günah işleyip tevbe etmeden ahirete gidenin durumu Allah'ın dilemesine kalır; ya mağfiret buyurur ya da cehenneme sevk eder.
Müstehcen ve pis bir yer olmadıkça her pozisyonda zikir yapılabilir. Çıplak iken ve tuvalet gibi yerlerde yapılmamalıdır. Yatıyor olmak ya da spor anında zikir yapmaya engel bir durum yoktur.
Keşke yakınlığımız fiilen artsa da sıkıntımız da olsa, keşke! Böyle bir kural yoktur, sıkıntı olmadan da yaşayıp mü'min olarak ölmek mümkündür ama genellikle de o belirttiğiniz gibi olmuştur.