İslami Delil
Aramaya dön
Fetva

Diyanet Fetva Kurulu

Soru

Arapça’da ötreli harfin ü veya u seslerinden hangisiyle okunması gerekir?

Cevap

Kur’ân-ı Kerîm Arapça indirilmiş olup Arap alfabesiyle yazılmıştır. Arap alfabesinin hepsi sessiz harflerden oluşmaktadır. Harfin seslendirilmesini ise altına veya üstüne konan harekeler/işaretler göstermektedir. Bunlar; üstün (fetha), esre (kesra) ve ötredir (damme). Ötre; kalın okunan harfleri “u” sesiyle, ince okunan harfleri ise “u” ile “ü” arası bir sesle okutur. (Pakdil, Ta’lim, 108; Kaya, Elif-bâ, 19) Burada önemli olan, özellikle Kur’ân-ı Kerîm’in kırâatinde hangi harfin nasıl telaffuz edileceğini Kur’ân okumayı iyi bilen (fem-i muhsin) birinin ağzından dinleyerek öğrenmektir.
Orijinal kaynak

Benzer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Kur’ân-ı Kerîm, Allah tarafından Arapça olarak indirilmiş ilahi kitaptır. (bk. Yûsuf, 12/2; Tâhâ, 20/113) Her dilde olduğu gibi Arapçada da harflerin kendine özgü mahreçleri (çıkış yerleri) ve sıfatları (fonetik özellikleri) vardır. Ayrıca Arapçada yer alan bazı harflerin, Latin alfabesinde ses karşılığı bulunmamaktadır. Dolayısıyla Kur’ân’ın hatasız okunması ve harflerinin doğru telaffuz edilmesi için Arapça alfabe ile yazılmış olan Mushaf’tan okunması gerekir. Kur’ân-ı Kerîm’in harflerinin ve kelimelerinin, Latin harfleri üzerinden okunmasına yönelik transkripsiyon işaretleri (“ẕ= ذ” , “ż = ض”, “ḫ = خ”, “ṭ = ط” gibi) kullanılsa bile bu durum hem okumayı güçleştirecek hem de harflerin yanlış telaffuz edilmesini tamamen engelleyemeyecektir. Harflerin yanlış telaffuz edilmesi ise mananın bozulmasına yol açabilir. Bu nedenle Kur’ân’ı, Latin harfleriyle okumak doğru olmayacağı gibi bu şekilde hatim yapılmış da olmaz. Bir Müslüman’ın, namazı sahih olacak kadar Kur'ân’dan ezberinin olması gereklidir. Ayrıca namazın dışında da Kur’ân-ı Kerîm tilaveti bir ibadet olduğu için orijinal diliyle okunması esastır. Bu sebeple Kur’ân’ı Arapça lafzından okuyamayan kişilerin, Kur’ân tilavetinde uzman olan hocalardan eğitim almaya gayret etmeleri önemlidir.

Kur’ân-ı Kerîm’i latin harfleriyle okumak doğru mudur ve bu şekilde hatim yapıla
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Selamünaleyküm. Kur'an harflerini ancak ağızdan telaffuz ederek seslendirmek mümkündür. Latin harflerle ifade mümkün olmuyor. İyi bir hafıza müracaat ederek cevap alınız.

Selamünaleyküm. Kur’an’da ince harflerde ötrede ben ü-u arası ses çıkartamıyorum
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Selamünaleyküm. Arapça dilinin harflerini başka bir dilin harfleri ile yazıda yansıtmak tam olarak mümkün değildir. Hangi harfin nasıl telaffuz edileceğini iyi Kur'an bilen birinin ağzından dinlemelisiniz.

Selamünaleyküm! Hocam ben Almanya´da oturuyorum. Burada bulunan Arap arkadaşlar
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Kur’ân-ı Kerîm, Allah katından hem lafız hem de mana olarak indirilmiş olan ilahi kelâmın adıdır. Bu itibarla Arapça olarak indirilmiş olan Kur’ân’ın (Yûsuf, 12/2; Tâhâ, 20/113) manasını aktarmak üzere herhangi bir dilde yazılmış olan hiçbir meal, bizatihi Kur’ân hükmünde değildir. Çünkü tilaveti de ibadet olan, Kur’ân-ı Kerîm’in bizatihi kendisidir. Bu doğrultuda hatim, Kur’ân’ın mealinden okunması değil, Kur’ân’ın tamamının, Arapça metni üzerinden Fâtiha sûresinden başlanarak Nâs sûresine kadar okunmasıdır. Dolayısıyla Kur’ân-ı Kerîm’in meal ve tefsirlerinin okunması suretiyle hatim yapılmış olmaz. Bununla birlikte bir Müslüman’ın, Yüce Allah’ın öğütleri ve buyruklarını öğrenmek maksadıyla Kur’ân-ı Kerîm’in mealini ve tefsirlerini okuması, Kur’ân’ın inzal sebebine muvafık (en-Nisâ, 4/82; Muhammed, 47/24) ve sevaba vesile olacak bir durumdur. Bu vesileyle Kur’ân’ın hem Arapça lafzını hem de manasını aktaran meal ve tefsir türü eserleri okumaya gayret etmek de önemlidir.

Meal okumak hatim yerine geçer mi?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Namazda Kur’ân’dan bir bölüm okumak farzdır. Bu farzın yerine getirilmiş olması için Kur’ân’ındoğru, usûlüne uygun olarak okunması gerekir. Okuyucunun dilinin sürçmesi ve yanılmasına zelletü’l-kâri veya lahn denir. Namazdaki kıraatlerde sin ve sad gibi mahreç yakınlığı bulunan harflerde, harflerin tam mahrecinden çıkarılamaması durumunda namaz bozulmaz. Mahreç yakınlığı olmamakla birlikte bazı harfler yaygın olarak karıştırıldığı için ayırt etme zorluğu bulunan bu çeşit harflerin birbiri yerine geçirilmesi durumunda birçok fakihe göre namaz bozulmaz. Mesela (ض) harfi yerine(ذ), (د ) veya (ظ ) harflerinin okunması böyledir. Çünkü bu durumlarda zaruret ve kaçınılması mümkün olmayan bir durum (umûm-ı belvâ) vardır. Fakat mahreçleri ayrı harfler birbiri yerine telaffuz edilir de mana değişirse namaz bozulur. Geriye dönüp doğru telaffuz edilirse namaz sahih olur. (el-Fetâva’l-Hindiyye, 1/78; İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 1/630) Şâfiî mezhebine göre ise kişi öğrenmeye gücü ve imkânı olduğu hâlde namazda Fâtiha sûresindeki bir harfi başka bir harf ile değiştirirse kıraatı sahih olmaz. Ancak hemen ardından doğrusunu okursa namazı sahih olur. Bu bağlamda örneğin Fâtiha sûresindeki “وَلَا الضَّالِّينَ” ifadesindeki (ض) harfinin mahrecini öğrenme imkân ve gücüne sahip olan kimse, bu harfin yerine (ظ) harfini söylerse tercih edilen görüşe göre namazı bozulur. Ancak harfin doğru okunuşunu öğrenme imkânı ve gücü yoksa namazı bozulmaz. (Remlî, Nihâyetü’l-muhtâc, 1/481) Fâtiha sûresi dışındaki diğer sûre veya âyetlerdeki okuyuş ve mahreç hatalarının ise namaza herhangi bir etkisi olmaz.

Namazda harfleri yerli yerince çıkarmamakla namaz bozulur mu?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Namazda sûrelerin Türkçe tercümesinin okunması caiz değildir. Konu ile ilgili olarak, Din İşleri Yüksek Kurulunun04.12.1997 tarihinde aldığı 103 numaralı kararda şöyle denilmektedir: Kur’ân-ı Kerîm’in namazda Türkçe tercümesinin okunmasına gelince: Kur’ân-ı Kerîm’de “Kur’ân’dan kolayınıza geleni okuyun.” (el-Müzzemmil, 73/20) buyrulduğu gibi Hz.Peygamber (s.a.s.) de bütün namazlarda Kur’ân-ı Kerîm okumuş ve namaz kılmayı iyi bilmeyen bir sahabiye namaz kılmayı tarif ederken “...Sonra Kur’ân’dan hafızanda bulunanlardan kolayına geleni oku.” (Müslim, Salât, 45 [397]) buyurmuştur. Bu itibarla namazda kıraat yani Kur’ân okumak, Kitap, Sünnet ve icma ile sabit bir farzdır. Bilindiği üzere Kur’ân, Cenâb-ı Hakk’ın Hz. Muhammed’e (s.a.s.) Cebrail aracılığı ile indirdiği manaya delâlet eden elfâzın ismidir. Sadece mana olarak değil, Resûlullah’ın (s.a.s.) kalbine lafızları (sözleri) ile indirilmiştir. Bu itibarla bu lafızlardan anlaşılan ve başka lafızlarla ifade edilen mana Kur’ân değildir. Çünkü indirildiği elfâzın dışında, hatta Arapça bile olsa, başka sözlerle ifade edilen mana Cenâb-ı Hakk’ın kelamı değil, mütercimin ondan anladığı yorumdur. Oysa Kur’ân kavramının içeriğinde, sadece mana değil, bir rüknü olarak onun elfâzı da vardır. Nitekim; “Şüphesiz o, âlemlerin Rabbi tarafından indirilmiştir. Onu Rûhu’l-emin (Cebrail), uyarıcılardan olasın diye, senin kalbine apaçık Arap diliyle indirdi.” (eş-Şuarâ, 26/192-195); “İşte böylece biz onu Arapça bir Kur’ân olarak indirdik...”(Tâhâ, 20/113); “Korunsunlar diye dosdoğru Arapça bir Kur’ân indirdik.”(ez-Zümer, 39/28); “Bu bilen bir toplum için âyetleri Arapça bir Kur’ân olmak üzere ayrıntılı olarak açıklanmış bir kitaptır.” (Fussilet, 41/3) gibi tam on ayrı yerde (Yûsuf, 12/2; er-Ra’d, 13/37; en-Nahl, 16/103; eş-Şûra, 42/7; ez-Zuhruf, 43/3; el-Ahkâf, 46/12) Kur’ân’ın Arapça olduğunu ifade eden âyetlerden, sadece mananın değil, lafızlarının da Kur’ân kavramının içeriğine dâhil olduğu açık ve kesin bir şekilde anlaşılmaktadır. Bu sebepledir ki, tercümesine Kur’ân denilemeyeceği ve tercümesinin Kur’ân hükmünde olmadığı konusunda İslâm âlimleri görüş birliği içindedir. Bilindiği üzere tercüme, bir sözün anlamını başka bir dilde dengi bir sözle aynen ifade etmek demektir. Oysa her dilin, başka dillerde bulunmayan (kendine ait) ifade, üslup ve anlatım özellikleri vardır. Bu yüzden, edebî ve hissî yönü bulunmayan bazı kuru ifadeler dışında, hiçbir tercüme aslının yerini tutamaz ve hiçbir tercümede her bakımdan aslına tam bir uygunluk sağlanamaz. O hâlde, Kur’ân-ı Kerîm gibi ilahi belağat ve i’cazı haiz bir kitabın aslı ile tercümesi arasındaki fark, yaratan ile yaratılan arasındaki fark kadar büyüktür. Çünkü biri yaratan Yüce Allah’ın kelamı; diğeri ise yaratılan kulun âciz beyanı. Hiç böylesi bir tercümenin, Allah kelamının yerine konulması ve onunla aynı hükümde tutulması mümkün olur mu? Kaldı ki, İslâm dini evrensel bir dindir. Değişik dilleri konuşan bütün Müslümanların ibadette ortak bir dili kullanmaları onun evrensel oluşunun bir gereğidir. Herkesin konuştuğu dil ile ibadet yapmaya kalkışması, Hz. Peygamber’in (s.a.s.) öğrettiği ve bugüne kadar uygulanagelen şekle ters düşeceği gibi içinden çıkılmaz birtakım tartışmalara da yol açacağı muhakkaktır. Konuya ülkemiz açısından baktığımızda ise böyle bir uygulamanın dışarıda Türkiye aleyhinde, içeride ise devlet aleyhinde bir malzeme olarak kullanılacağı, vatandaşların birlik ve beraberliğini zedeleyeceği, sonuç olarak birtakım huzursuzluklara sebebiyet vereceği dikkatten uzak tutulmamalıdır. Türkçe tercüme ile namaz kılmak ve Türkçe dua etmek birbirine karıştırılmamalıdır. Çünkü dua kulun Allah’tan istekte bulunmasıdır. Bunun ise herkesin konuştuğu dil ile yapılmasından daha tabiî bir şey olamaz ve zaten genelde de ülkemizde Türkçe dua yapılmaktadır. Diğer taraftan, Kur’ân-ı Kerîm’in en önemli özelliklerinden biri dei’cazıdır. Bir benzerinin ortaya konulması konusunda, Kur’ân bütün insanlığa meydan okumuştur. Bu i’cazın sadece anlamda olduğu söylenemez. Aksine, “onun Allah katından indirildiğinde şüpheniz varsa, haydi bir benzerini ortaya koyun” anlamındaki tehaddi (meydan okuma) âyetlerinden (el-Bakara, 2/23-24; Yûnus, 10/37-38; Hûd,11/13; el-İsrâ, 17/88; et-Tûr, 52/33-34) bu özelliğin daha çok lafızla ilgili olduğu anlaşılmaktadır. Ayrıca bir benzerini ortaya koymak için insanlar ve cinler bir araya toplanıp birbirlerine destek olsalar bile bunu başaramayacaklarını ifade eden İsrâ sûresinin88. âyet-i kerîmesinden de Kur’ân’ın bir benzerinin yapılamayacağı ve bu itibarla tercümesinin Kelâmullah sayılamayacağı, o hükümde tutulamayacağı ve dolayısıyla namazda tercümesinin okunamayacağı açıkça anlaşılmaktadır. Nitekim 1926 yılında İstanbul Göztepe Camii İmam-Hatibi Cemal Efendi’nin cuma namazında Kur’ân-ı Kerîm’in Türkçe tercümesini okumasıyla ilgili olarak İstanbul Müftülüğü’nün 20 Mart 1926 tarih ve 92-93 sayılı yazısı üzerine, altında Atatürk tarafından göreve getirilen ilk Diyanet İşleri Reisi Rıfat Börekçi’nin imzası bulunan 9 Ramazan 1324/23 Mart 1926 tarih ve 743 numaralı Müşavere Hey’eti kararında: “Namazda kıraet-i Kur’ânbi’l-icma farz ve Kur’ân’ın hangi bir lügat ile tercemesine Kur’ân itlakı kezalik bi’l-icma gayr-ı caiz ve namazda kıraet-i Kur’ân mahallinde terceme-i Kur’ân’ın adem-i cevazı da bi’l-umum mezahib fukahasının icmaı ile sabit olduğundan, hilafına mücaseret, namazı vaz’-ışer’îsinden tağyir ve emr-i dini istihfaf ve mel’abe şekline vaz’ı mutazammın olduğu gibi beyne’l-müslimin iftirakve ihtilafa ve memlekette fitne hûdusuna bâis olacağından, fiil-i mezbûre mecasereti sabit olan merkûm Cemal Efendinin uhdesindeki vezaif-i ilmiye ve diniyenin ref’i, emr-i zaruri hâlini almış olmakla ol vechile tebligat icrası...” denilmiştir. Şüphesiz bir Müslüman’ın en azından namazda okuduğu Kur’ân-ı Kerîm metinlerinin anlamlarını bilmesi ve namazda bunları anlayarak ve duyarak okuması son derece önemlidir ve bu zor da değildir. Ancak manasını anlamak, onun hidâyetinden faydalanmak ve Yüce Rabbimizin emir, yasak ve öğütlerinin neler olduğunu öğrenmek için Kur’ân-ı Kerîm’i tercüme etmenin ve bu maksatla meal, tercüme ve tefsirlerini okumanın hükmü başka; bu tercümeleri Kur’ân yerine koymanın ve Kur’ân hükmünde tutmanın hükmü yine başkadır. Namazda ve ibadet olarak Kur’ân-ı Kerîm, aslî lafızları ile okunur. Yüce Rabbimizin bize olan öğüt, buyruk ve yasaklarını öğrenmek, onun irşadından yararlanmak maksadıyla ise tercüme, meal ve açıklamaları okunur. Bu maksatla Kur’ân-ı Kerîm’in tercüme, meal ve açıklamalarını okumak da çok sevaptır ve genel anlamı ile ibadettir.

Namazda sûrelerin Türkçe tercümesi okunabilir mi?

KUR'AN'IN KIRAATI konusundaki diğer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Kur’ân okumak âyet ve hadislerde üzerinde hassasiyetle durulan ibadetlerdendir. Kur’ân’ı okumak (el-Kehf, 18/27), âyetleri üzerinde düşünmek (Sâd, 38/29) ve öğütlerine sımsıkı tutunmak (Âl-i İmrân, 3/103) yine Kur’ân’ın emridir. Âyet-i kerîmelerde Kur’ân’ın “tertîl” üzere okunması istenmiştir. (el- Furkân, 25/32; el-Müzzemmil, 73/4) Bu nedenle İslâm âlimleri Kur’ân’ın tecvide riâyet ederek tane tane okunmasının gerekli olduğunu ifade etmişlerdir. Ayrıca bu okuyuş, Kur’ân’ı anlama amacı için en uygun okuma biçimidir. (Süyûtî, el-İtkân, 2/638, 674) Hz. Peygamber’in (s.a.s.) hadislerinde Kur’ân’ı güzel sesle ve teğanni boyutuna ulaşmayan nağmelerle, ilahi kelamın vakarına uygun şekilde okumak teşvik edilmiştir. (Buhârî, Fezâilü’l-Kur’ân, 19 [5023-5024]; Tevhîd, 32, 52 [7482, 7544]; Müslim, Salâtü’l-müsâfirîn, 232-234 [792-793]) Nitekim bir hadis-i şerifte, “Kur’ân’ı seslerinizle süsleyiniz.” (Ebû Dâvûd, Tefrîʽu ebvâbi’l-vitr, 20 [1468]; İbn Mâce, İkâmetü’s-salavât, 176 [1342]) buyrulmuştur. Dolayısıyla tilâvet esnasında tecvid kurallarına riâyet edilerek makam yapılmasında dinen bir mahzur yoktur.

Kur’ân’ı makamlı okumanın hükmü nedir?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Kur’ân hatmi, Kur’ân’ın başından sonuna kadar Arapça olarak okunmasıdır. Dolayısıyla bir kimsenin hatim yapmış olması için Kur’ân’ı bizzat tilavet etmesi gerekir. Televizyon, radyo veya başka bir cihazdan okunan mukâbeleyi takip etmek veya dinlemek de sevaptır.

Televizyon, radyo veya başka bir cihazdan mukabele dinlemekle hatim yapılmış olu
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Kur’ân-ı Kerîm’in, ezberden abdestsiz okunabileceği konusunda âlimler arasında ihtilaf yoktur. Bununla birlikte Kur’ân, Allah’ın kelamı olduğu için ezberden okunduğunda abdestli olunması tavsiye olunur. (Nevevî, el-Mecmu‘, 2/69)

Abdestsiz olan bir kimse ezberden Kur'ân-ı Kerîm okuyabilir mi?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Radyo, televizyon, internet ve diğer teknolojik araç ve platformlardan Kur’ân-ı Kerîm dinlemek kişiye sevap kazandırır.

Radyo, televizyon ve internet gibi araçlardan Kur’ân-ı Kerîm dinlemek kişiye sev

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.