Diyanet Fetva Kurulu
Soru
Meal okumak hatim yerine geçer mi?
Cevap
Benzer fetvalar
Kur’ân-ı Kerîm, Allah tarafından Arapça olarak indirilmiş ilahi kitaptır. (bk. Yûsuf, 12/2; Tâhâ, 20/113) Her dilde olduğu gibi Arapçada da harflerin kendine özgü mahreçleri (çıkış yerleri) ve sıfatları (fonetik özellikleri) vardır. Ayrıca Arapçada yer alan bazı harflerin, Latin alfabesinde ses karşılığı bulunmamaktadır. Dolayısıyla Kur’ân’ın hatasız okunması ve harflerinin doğru telaffuz edilmesi için Arapça alfabe ile yazılmış olan Mushaf’tan okunması gerekir. Kur’ân-ı Kerîm’in harflerinin ve kelimelerinin, Latin harfleri üzerinden okunmasına yönelik transkripsiyon işaretleri (“ẕ= ذ” , “ż = ض”, “ḫ = خ”, “ṭ = ط” gibi) kullanılsa bile bu durum hem okumayı güçleştirecek hem de harflerin yanlış telaffuz edilmesini tamamen engelleyemeyecektir. Harflerin yanlış telaffuz edilmesi ise mananın bozulmasına yol açabilir. Bu nedenle Kur’ân’ı, Latin harfleriyle okumak doğru olmayacağı gibi bu şekilde hatim yapılmış da olmaz. Bir Müslüman’ın, namazı sahih olacak kadar Kur'ân’dan ezberinin olması gereklidir. Ayrıca namazın dışında da Kur’ân-ı Kerîm tilaveti bir ibadet olduğu için orijinal diliyle okunması esastır. Bu sebeple Kur’ân’ı Arapça lafzından okuyamayan kişilerin, Kur’ân tilavetinde uzman olan hocalardan eğitim almaya gayret etmeleri önemlidir.
Türkçe yazıyor ve konuşuyorum. Bir nebze de Arapça ve tefsir bilgisi gördüm. Elhamdülillah. Bu kimliğimle gayet sarih bir ifade ile şunu söyleyebilirim: Sıradan bir Müslüman’ın ilmihal bilgisini hazmetmeden meal okuması ona bir ilim oluşturmaz. Sadece ara ara gözüne çarpan enteresanlıklara takılır kalır ve çok şey öğrendiğini zanneder. Baştan sona meal okumanın ilim niteliği zayıftır. Elbette mü'min olan herkesin meal okuyarak öğreneceği çok şey vardır ama “Kur'an deryasına dalmak” düzeyinde bir ilim hiçbir zaman elde edemez. Bu sebeple Kur'an’ımızı, tefsir ilmi ile ve Arapça üzerinden öğrenmek orijinal olan öğrenme şekli olarak bilinmelidir. Bir sureyi ders gibi okumaya vakit ayıracak yerde bir konuyu mesela İhya’dan okumalı ve orada zikredilen ayeti daha iyi anlamak için mealinden izlemelidir. Meal okumayı sapıklık gibi gören anlayış uç bir anlayıştır. Meal üzerinden Kur'an âlimi olacağını zanneden de öbür uçta durmaktadır. Ortasını belirttiğimiz şekilde bulmak mümkündür. İlmihal bilmeden ise hiç birine girmenin gereği yoktur.
Meal ve metin okuması konusunda yanılıyorsunuz. Kim içtiği ilacın içeriğini bilerek o ilacı içiyor? Kur'an'ımız, anlaşılmadığı yerde ve zamanda bile hidayet kitabıdır. Onun mucizeliği ve bereketi de buradadır zaten. Evet, onu bilme ve öğrenme mücadelemiz mübarektir ama mücerret okumayı asla basit göremeyiz. Hiç tereddüt etmeden diyebilirim ki, okumak öyle veya böyle sevap kazandırır da mealini öğrenmenin sonu ne olacağı belli olmayabilir.
Kur'an’ımızın Arapça olan metninden okunması “Kur'an okuma ibadeti” dediğimiz şeydir. Böyle olmalıdır. Başkasının okuduğunu dinlemek de Kur'an ibadetidir. Teknolojik cihazlardan başkalarının okuduklarını dinlemek de biiznillah sakınca yoktur. Dinleme esnasında adaba aykırı bir durum varsa onda sakınca olabilir. Elbette bir cihazdan dinlenenle bizzat insanın okuduğunu dinlemek aynı değildir. Kur'an’ımızın mealini okumak Kur'an OKUMAK değildir. O bir ilimdir. Meal üzerinden ilim öğrenmek kesinlikle bir iştir. Yalnız “her meal okunmaz” denmesinde sakınca yoktur. Mesela Diyanet Meali okunabilir niteliktedir. Direkt Kur'an meali üzerinden ilim elde etmek için belli bir birikim gerekeceğini de tahmin etmek zor değildir. Hiçbir birikimi olmadan öyle bir okuma yapanlar çok şey öğrendiklerini zannedebilirler ama gerçek öyle olmayabilir.
Kur'an'ımız sadece ilim kitabımız değildir. Ondan hem ilim öğreniyor hem de ibadet hazzımızı alıyoruz. Nasıl nefes alışımızdaki ayrıntıları bilip bilmememiz bizim açımızdan önemli olmuyorsa kitabımız Kur'an'ı okurken de anlasak da anlamasak da onu okuyoruz. O okuyuşumuzu Rabbimizin bizim için ecre dönüştürmesini temenni ediyoruz. Bizzat Kur'an'ın içindeki âyetlerde bu incelik gösterilmiştir. İslam'ı sadece konuşulan bir ideoloji gibi algılamak isteyen geri düşünceler için böyle olmayabilir bu. Biz ise ibadetle emrolunduk. Namaz gibi ibadetlerden biri de Kur'an okumaktır. Doyasıya okumak, ona boğulmak bir ibadettir. Onu anlamak ve amel etmek de başka bir ibadettir. İbadetlerden birini yapmak diğerini gereksiz hale getirmediği gibi birini yapamamak da diğerini yapma görevini düşürmez.
Kur’ân okumak âyet ve hadislerde üzerinde hassasiyetle durulan ibadetlerdendir. Kur’ân’ı okumak (el-Kehf, 18/27), âyetleri üzerinde düşünmek (Sâd, 38/29) ve öğütlerine sımsıkı tutunmak (Âl-i İmrân, 3/103) yine Kur’ân’ın emridir. Âyet-i kerîmelerde Kur’ân’ın “tertîl” üzere okunması istenmiştir. (el- Furkân, 25/32; el-Müzzemmil, 73/4) Bu nedenle İslâm âlimleri Kur’ân’ın tecvide riâyet ederek tane tane okunmasının gerekli olduğunu ifade etmişlerdir. Ayrıca bu okuyuş, Kur’ân’ı anlama amacı için en uygun okuma biçimidir. (Süyûtî, el-İtkân, 2/638, 674) Hz. Peygamber’in (s.a.s.) hadislerinde Kur’ân’ı güzel sesle ve teğanni boyutuna ulaşmayan nağmelerle, ilahi kelamın vakarına uygun şekilde okumak teşvik edilmiştir. (Buhârî, Fezâilü’l-Kur’ân, 19 [5023-5024]; Tevhîd, 32, 52 [7482, 7544]; Müslim, Salâtü’l-müsâfirîn, 232-234 [792-793]) Nitekim bir hadis-i şerifte, “Kur’ân’ı seslerinizle süsleyiniz.” (Ebû Dâvûd, Tefrîʽu ebvâbi’l-vitr, 20 [1468]; İbn Mâce, İkâmetü’s-salavât, 176 [1342]) buyrulmuştur. Dolayısıyla tilâvet esnasında tecvid kurallarına riâyet edilerek makam yapılmasında dinen bir mahzur yoktur.
KUR'AN'IN KIRAATI konusundaki diğer fetvalar
Kur’ân-ı Kerîm’in, ezberden abdestsiz okunabileceği konusunda âlimler arasında ihtilaf yoktur. Bununla birlikte Kur’ân, Allah’ın kelamı olduğu için ezberden okunduğunda abdestli olunması tavsiye olunur. (Nevevî, el-Mecmu‘, 2/69)
Radyo, televizyon, internet ve diğer teknolojik araç ve platformlardan Kur’ân-ı Kerîm dinlemek kişiye sevap kazandırır.
Secde âyetlerinin Arapça lafzını okuyan veya dinleyen kimsenin, tilavet secdesi yapması Hanefî mezhebine göre vâcip, diğer mezheplere göre ise sünnettir. Kur’ân-ı Kerîm’in meal ve tefsirleri, bizatihi Kur’ân hükmünde olmamakla birlikte secde âyetinin mealini okuyan kimsenin de ihtiyaten tilavet secdesi yapması gerekir. (bk. Serahsî, el-Mebsût, 2/5; Bilmen, İlmihâl, 181)
Bilgisayar, tablet ve cep telefonu gibi elektronik cihazlarda yer alan Kur’ân metinleri ve kayıtları, bizatihi Mushaf hükmünde değildir. Bu nedenle içinde Kur’ân yüklü olan bu tür cihazlara abdestsiz olarak dokunulabilir ve bu şekilde Kur’ân-ı Kerîm okunabilir. Ancak Kur’ân-ı Kerîm’i abdestli olarak okumak daha faziletli olduğu için elektronik cihazlardan Kur’ân okurken de abdestli olunması tavsiye edilir.
Kur’ân-ı Kerîm, hidâyet rehberi olarak insanlara doğru yolu göstermek üzere indirilmiş ilahi bir kitaptır. (bk. el-Bakara, 2/2; el-İsrâ, 17/9) Bu itibarla Yüce Allah’ın kelâmı olan Kur’ân’ı okumak, anlamaya çalışmak ve ona karşı saygılı olmak gerekir. Söz konusu amaçlar doğrultusunda cep telefonu vb. elektronik cihazlarda Kur’ân metninin ve tilavetinin yüklü olmasında dinen bir sakınca yoktur. Kur’ân tilavetinin, telefon zil sesi olarak kullanılması ise her ne kadar dinî duygular sebebiyle olduğu düşünülse de Kur’ân’a gösterilmesi gereken saygıyla bağdaşmadığından uygun değildir.