Fetva Meclisi
Soru
Hocam günlük Kur'an meal okumalarımız nasıl olmalı? Mesela ben herhangi bir sure açıp bir sayfa Kur'an ve aynı sayfanın da mealini okuyarak gitmeye çalışıyorum ama sizin önereceğiniz bir yöntem varsa bilmek isterim.
Cevap
Benzer fetvalar
Kur'an’ımızın Arapça olan metninden okunması “Kur'an okuma ibadeti” dediğimiz şeydir. Böyle olmalıdır. Başkasının okuduğunu dinlemek de Kur'an ibadetidir. Teknolojik cihazlardan başkalarının okuduklarını dinlemek de biiznillah sakınca yoktur. Dinleme esnasında adaba aykırı bir durum varsa onda sakınca olabilir. Elbette bir cihazdan dinlenenle bizzat insanın okuduğunu dinlemek aynı değildir. Kur'an’ımızın mealini okumak Kur'an OKUMAK değildir. O bir ilimdir. Meal üzerinden ilim öğrenmek kesinlikle bir iştir. Yalnız “her meal okunmaz” denmesinde sakınca yoktur. Mesela Diyanet Meali okunabilir niteliktedir. Direkt Kur'an meali üzerinden ilim elde etmek için belli bir birikim gerekeceğini de tahmin etmek zor değildir. Hiçbir birikimi olmadan öyle bir okuma yapanlar çok şey öğrendiklerini zannedebilirler ama gerçek öyle olmayabilir.
Kör bir meal karşıtı değilim ama mealle ilim adamı yetişebileceğini de düşünemiyorum. Hiçbir meal Kur'an’ın kendisi değildir. Kendisi olmayan bir şeyle de Kur'an âlimi olmanın mümkün olmayacağını zannediyorum. Meal okuyarak asıp kesen pek çok insan gördüm ama âlim görmedim. Bu nedenle bir tavsiyede bulunamayacağım. Allah Teâlâ zihninizi keskin etsin, kalbinizi ihlas ile doldursun. Eğer öyle bir projeye girecek olursanız, durumunuzu ve gelişmenizi haftalık da olsa not edin. Bir zaman sonra: - İlmi birikiminiz, - Takvanız, - Heyecanınız, - Umudunuz - Ve pratiğiniz açısından ne duruma geldiğinizi tespit edin. Bunları da lütfen bana yazın ben de bilgi sahibi olayım. Rabbim yardımcınız olsun.
Meal ve metin okuması konusunda yanılıyorsunuz. Kim içtiği ilacın içeriğini bilerek o ilacı içiyor? Kur'an'ımız, anlaşılmadığı yerde ve zamanda bile hidayet kitabıdır. Onun mucizeliği ve bereketi de buradadır zaten. Evet, onu bilme ve öğrenme mücadelemiz mübarektir ama mücerret okumayı asla basit göremeyiz. Hiç tereddüt etmeden diyebilirim ki, okumak öyle veya böyle sevap kazandırır da mealini öğrenmenin sonu ne olacağı belli olmayabilir.
Kendinizi bütün Kur'an’ı anlamaya mecbur hissetmeyin. Mesela bir yılda sadece Fatiha suresini anlamış ve içinize sindirmiş olsanız bile siz, anlayanlar arasındasınızdır biiznillah. Meal üzerinden çok anlayamazsınız, anladığınızı zannedersiniz. Kimsenin cüzünü almaya da gerek yoktur. Siz okuyun. Ara sıra bir iki âyet ne diyor diye bakın. Böylece hazineyi olduğu gibi sahiplenmiş olursunuz. Siz biraz abartıyor gibi duruyorsunuz. Allah yardımcımız olsun, hepimizi Kur'an ile yaşatsın ve onunla öldürsün. Âmîn.
Bir numaralı yapmanız gereken işiniz İLMİHAL okumaktır. Mealden önce İlmihal gerekir. İlmihal bilmeyenin bilgisinin teminatı olmayabilir. İlmihal kitabı, müminin imanı hayat pratiği demektir. Önce bir ilmihali, üniversite imtihanına hazırlanır gibi okumalıyız. Ardından, iki dakikada yanlışsız bir sayfa okuyacak hız ve kalitede Kur'an okumayı bilmek gerekir. Bundan sonra serbestsiniz.
Diyanet ilmihali olarak bilinen bir ciltlik kitabı okuyup hazmetmeden hiçbir kitabı okumamalısın. O kitaptaki bilgiler farz bilgilerdir. Birinci ve öncelikli okuma kitabın bu olacak. Okuduktan sonra da o kitabı saklayacaksın. Altını çizdiğin yerleri zaman zaman inceleyeceksin. Bu kitaptan sonra Kur'an-ı Kerim okuyacaksın. Günde beş sayfa oku muhakkak. Bir mü'min olarak Kur'an'ımızdan en az otuz sayfa kadar ezber bilmen gerekir. O kadarı ezberle. Bunu muhakkak bir hoca denetiminde yap. Bundan sonra serbestsin. İstediğini oku. Tefsir, hadis, tarih, ne istersen.
alim konusundaki diğer fetvalar
Buna biz sadece “papaza kızıp oruç bozmak” diye bir cevap veririz. Allah’ın bir emrini ancak Allah kaldırır. Kıyamete kadar Cuma namazı kalacaktır, hiçbir gerekçe cumamızdan ve haccımızdan bizi koparamaz. O kişinin ne âlimi olduğu önemli değil ama dinimizi çok dar bir açıdan gördüğü önemli bir tespittir.
Kur'an olarak oradaki buradaki diye bir fark yoktur elhamdülillah. Bizim burada basılan Mushaflar, bizim hattatlarımızın oluşturduğu bir gelenek üzerinden yazılmıştır. Zannedersem Arap olmayanlar açısından da bir okuma kolaylığı getirmektedir. Oradakiler veya buradakiler arasında fark yoktur.
Nikâh akdi eşler arasında bakmanın ve ellemenin her çeşidini mübahlaştırır. Şu kadar ki bazı âlimler seviye düşüklüğü olabilecek düzeyde bakmayı kerih görmüşlerdir.
Diyobendilik diye bir mezhep veya tarikat yoktur. Hindistan Müslümanlarının içinde gelişmiş bir medresenin adıdır. Oradan mezun olan ilim talebelerine Diyobendi denmektedir. Hindistan’daki 1857 ayaklanmasından sonra âlimlerin dini ilimleri yaymak için kurdukları bir medresedir. İngiliz zulmüne karşı dini ve din ilimlerini canlı tutmayı amaçlamışlardı. İlim ve fikri aynı ağırlıkta gören bir anlayışları vardır. İlk anda akla gelen meşhur isimleri arasında Muhammed Enverşah Keşmiri, Ebulhasen Nedvi gibi isimler oraya mensupturlar. Hanefi/Maturidi ekolündendirler. Tasavvuf bağlantıları vardır. İslam’ı bütünüyle sahiplenme, şuurlu Müslüman yetiştirme, İslam karşıtlığına karşı müdafaa, İngilizlere karşı kıyam, Arapça dilini öne çıkarma gibi özellikleri dikkat çeker.
Güzel koku kullanmak sünnettir. Yalnız kokunun çeşidi hakkında sabit bir sünnet yoktur. Yöresel özelliklere dikkat edilmelidir. Farklı kültürlerde farklı koku kaynakları üretilebilir. Alkollü koku ise fıkhen bir sorundur. Mümkün olduğu kadar alkolsüz koku kullanılmalıdır. Kokudaki alkol için ruhsat veren âlim de vardır, o görüşten istifade edilebilir. Adının parfüm olması bu kuralları değiştirmez.
Âlimlerimizin bir bölümü bu tür bağışları bir sadaka olarak görmektedirler. Bu da bir teşviktir. Organ bağışı ölümden sonrası için yapılabilir. Şu üç ayrıntıya dikkat edildiğinde biiznillah sakıncası yoktur: - Üreme organları bağış konusu olmayacak. - Bağış yapan kanuni ehliyete haiz kimlik sahibi olmadır. - Dinen yaşaması caiz olmayacak mesela katil birinin yaşaması için bir organ bağışı yapılmayacak.