İslami Delil
Aramaya dön
Fetva

Fetva Meclisi

Soru

Kuran okurken anlamının üzerinde durarak ve düşünerek okuduğum zaman gün içerisinde çok az okuyabiliyorum, öte yandan Ramazan ayındayız cüzler veriliyor hatimlere başladık tekrar mealini okumadan yetiştirmek için hızlıca okumaya çalışıyorum. Böyle de olunca anlamadığım için içime sinmiyor yanlış mı yapıyorum acaba diyorum. Ben hatim cüzümü okuyup ayrıca tefsiriyle okunacak sureler belirleyip az az o şekilde bir okuma yapmaya başladım. Doğru yaklaşım nedir hocam bu ayda nasıl bir yöntem izleyebiliriz?

Cevap

Kendinizi bütün Kur'an’ı anlamaya mecbur hissetmeyin. Mesela bir yılda sadece Fatiha suresini anlamış ve içinize sindirmiş olsanız bile siz, anlayanlar arasındasınızdır biiznillah. Meal üzerinden çok anlayamazsınız, anladığınızı zannedersiniz. Kimsenin cüzünü almaya da gerek yoktur. Siz okuyun. Ara sıra bir iki âyet ne diyor diye bakın. Böylece hazineyi olduğu gibi sahiplenmiş olursunuz. Siz biraz abartıyor gibi duruyorsunuz. Allah yardımcımız olsun, hepimizi Kur'an ile yaşatsın ve onunla öldürsün. Âmîn.
Orijinal kaynak

Benzer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Rabbim ibadetlerinizi kabul etsin. Ramazan’da sünnet olan Kur’an’ın hatmedilmesidir. Bunun dışında yaptıklarımız ibadetlerimizi daha da güzelleştirmek, sevabımızı arttırmak için olan amellerdir. Tefsir okumanızda bir sakınca olmasa da bunu Kur’an okumanın yerine koymamamız daha uygun olacaktır. Ramazan dışında yapmış olduğunuz tefsir okumalarınız da çok güzel. Ancak tefsir ve meal okuması gibi çalışmalar bir grupla bildiğimiz-bilmediğimiz yerleri konuşarak, anlatarak okunması çok daha yararlı olacak ilimlerdir. Rabbim yardımcınız olsun. Allah’a emanet olasınız.

Hocam, ben normal hayatımda günlük beş sayfa olmak üzere düzenli olarak Kur’an o
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Türkçe yazıyor ve konuşuyorum. Bir nebze de Arapça ve tefsir bilgisi gördüm. Elhamdülillah. Bu kimliğimle gayet sarih bir ifade ile şunu söyleyebilirim: Sıradan bir Müslüman’ın ilmihal bilgisini hazmetmeden meal okuması ona bir ilim oluşturmaz. Sadece ara ara gözüne çarpan enteresanlıklara takılır kalır ve çok şey öğrendiğini zanneder. Baştan sona meal okumanın ilim niteliği zayıftır. Elbette mü'min olan herkesin meal okuyarak öğreneceği çok şey vardır ama “Kur'an deryasına dalmak” düzeyinde bir ilim hiçbir zaman elde edemez. Bu sebeple Kur'an’ımızı, tefsir ilmi ile ve Arapça üzerinden öğrenmek orijinal olan öğrenme şekli olarak bilinmelidir. Bir sureyi ders gibi okumaya vakit ayıracak yerde bir konuyu mesela İhya’dan okumalı ve orada zikredilen ayeti daha iyi anlamak için mealinden izlemelidir. Meal okumayı sapıklık gibi gören anlayış uç bir anlayıştır. Meal üzerinden Kur'an âlimi olacağını zanneden de öbür uçta durmaktadır. Ortasını belirttiğimiz şekilde bulmak mümkündür. İlmihal bilmeden ise hiç birine girmenin gereği yoktur.

Hocam günlük Kur'an meal okumalarımız nasıl olmalı? Mesela ben herhangi bir sure
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Esasen bu hoş bir şeydir. Bu sizde ilerlerse bir çeşit evham olabilir. Zaman zaman meal okuyun ama okuduğunuz üzerinde keşifler yapmış havasına girmeyin. Okuyun bir şeyler hissettiğinizde o bölümün tefsirini okuyun. Tefsir okumadan zihninizde oluşturduğunuz keşif ve rahatlamalar sizi aleyhinize olacak neticelere sevk edebilir. Kur'an'ımız hacmi ağır bir kaynaktır, usulsüz kullanıldığında umulmayan ve beklenmeyen sonuçlara da sevk edebilir.

Bazen, üzgün, tartışmış veya çözüm ararken vs. okuduğum Kur’an bana öyle işliyor
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Kör bir meal karşıtı değilim ama mealle ilim adamı yetişebileceğini de düşünemiyorum. Hiçbir meal Kur'an’ın kendisi değildir. Kendisi olmayan bir şeyle de Kur'an âlimi olmanın mümkün olmayacağını zannediyorum. Meal okuyarak asıp kesen pek çok insan gördüm ama âlim görmedim. Bu nedenle bir tavsiyede bulunamayacağım. Allah Teâlâ zihninizi keskin etsin, kalbinizi ihlas ile doldursun. Eğer öyle bir projeye girecek olursanız, durumunuzu ve gelişmenizi haftalık da olsa not edin. Bir zaman sonra: - İlmi birikiminiz, - Takvanız, - Heyecanınız, - Umudunuz - Ve pratiğiniz açısından ne duruma geldiğinizi tespit edin. Bunları da lütfen bana yazın ben de bilgi sahibi olayım. Rabbim yardımcınız olsun.

Hocam, kız kur'an kurslarından birinde meal hafızlığı bölümü var hocam. Bu bölüm
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Allah yardımcınız olsun. Şöyle bir okuma/okur olma/okur düşünür çocuk yetiştirme planı yapabilirsiniz: Okumak sözcüğü sizin için ebediyen değişmeyecek şekilde Kur'an okumayı hatırlatsın size. Her gün siz ve çocuğunuzun annesi Kur'an okuyun. Annesinin okuyamadığı günlerde siz okuyun o dinlesin. Bir sayfa da olsa her gün Kur'an okuduğunuzu, her sabah evin perdesini açtığınız gibi bir hayat gerçeği olarak görsün yavrunuz. Okuduğunuz Kur'an hatim olarak bitince de evde bir dua merasimi yapın. Özel yemekler yapın. Bunları yavrunuz ve müstakbel kardeşleri izlesin. Göreceksiniz yavrunuz Kur'an’ımızı hayatının bir parçası gibi görecektir. Misafir geldiğinde de okuyun. Hep beraber okuyun. Hasatlık olunca da, az da olsa okuyun. Böylece ‘Oku’ emri ile başlayan kitapla tanışsın yavrunuz. Bir günde veya bir haftada yoğun okuma yerine günlük az ama sürekli olanı tercih ederiz. Bu aynı zamanda sizin maneviyatınızın güçlenmesine de vesile olacaktır. Evinize bereket inecektir. Bu noktadan sonra evinizde bir ilmihal kitabını her üç senede bir kere bitirin. Okuduğunuz kitaba notlar düşün, altını çizin. Anlayamadığınızı tekrar okuyun. Beraberce bir bilenden sormaya gidin. O kitap sizin fıkıh alt yapınızı oluştursun. Yalnız bu kitap çocuk için değildir. Onun için farklı yaşlarda farklı kitaplar alacaksınız. Üçüncü olarak da evinizde RİYAZUSSALİHİN adlı hadis kitabı bulunsun. O sizin musluğunuzdan akan su gibi size Peygamber aleyhisselamın ahlakını akıtacaktır. Onu evinizin suyu bilin. Erkam yayınları arasında çıkan sekiz ciltlik baskısını alabilirsiniz. O kitaptan, önceleri her hafta bir hadis ve şerhini okuyarak başlayın. Misafir gelince de okuyun, onlara da faydanız dokunsun. Misafirliğe giderken çocuğunuzun çamaşır çantasını götürdüğünüz gibi kitabınızı da götürün, gittiğiniz yerde de okuyun. Pikniğe giderken götürün. Böylece eviniz biiznillah salihlerin bahçesine dönüşsün. Sakın bir hadis ve iki sayfalık şerhi diye küçümsemeyesiniz yaptığınızı. Siz de bebek iken birkaç damla süt alıyordunuz ağzınıza ama bugün büyük bir adam/kadın oldunuz, değil mi? Damla damla büyümemiz realitemizdir. İlk zamanlarda kitabın üslubuna alışana kadar anlayamadığınız yerleri bir bilene sormanızda sakınca olmaz. İlk zamanlarda değil ama ileriki dönemlerde mesela iki yıl sonra bir tefsire ihtiyacınız olabilir. O zaman da M. Toptaş’ın ŞİFA tefsiri ile başlarsınız. Kısa surelerin tefsirini okursunuz. Fatiha suresinin tefsirini okursunuz. Onu o zaman programlayabilirsiniz. Evinizde üç kitaplık bulunsun. Birinci kitaplıkta evdeki herkesin ve gelmesi muhtemel misafirlerin sayısında Mushaf olsun. O kitaplığa MUSHAF KİTAPLIĞI deyin. Oraya başka kitap koymayın. İkinci kitaplıkta diğer kitaplarınız bulunsun. Üçüncü kitaplığı da çocuğunuzun/çocuklarınızın kitaplığı olarak belirleyin. Çocuklar o kitaplığı kendilerinin olarak bilsinler. Onlar için yaşlarına göre kitaplar alın, oraya koyun. Önceleri kitaplarını yırtsa da ses çıkarmayın. Onun kitabı yırtması bile bir okutma eğitimi olacaktır biiznillah. Evinizde bir genel ansiklopedi bulunabilir. Müslüman yayın evlerinin çıkardığı romanlar bulunabilir. Yazarı mü'min olmayan kitapları evinize sokarken bile bile zehir kullanacağınızı unutmayın. Her şehirde bir hastane bulunacağı gibi sizin evinizde de bir İHYAUULUMUDDİN bulunsun muhakkak. Bir zaman sonra da olsa ona muhakkak müracaat edeceksiniz. Evinize gelen dede ve ninelere, misafirlere çocukların yanında kitaplığı ve kitapları konuşun. Onlar o esnada oynuyor olsa bile siz bunu yapın. İnsanların hatta en yakın çevrenizin sizi ciddi bir şekilde takdir edip benimseyeceğini zannetmeyesiniz. Kitap gariplerin dostudur. İnsanlar siz kitaptan söz ettikçe sizden uzaklaşabilirler. Siz de kitaplarınızla akraba olursunuz. Bu programın başarısını büyük oranda eşinizin de size katılması oranı kadar olacaktır. Bu nedenle ittifak ederek yürütün bu planı ki daha başarılı olabilesiniz. Ve duasız nefes alamazsınız. Çok dua edin. “İkra” ümmetinden olmanın hakkını verebilmek için. Allah’a emanet ederim sizi.

Sevgili hocam iki yaşında bir oğlum var. Biz evde nasıl hareket edersek aynısını
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Mü’min sözünün esiri olarak yaşar. Aldığınız cüzü o zaman bitirmeniz veya bitirmemeniz çok önemli değil; ilk fırsatta okursunuz. Önemli olan, sözlerimizi ciddiye almaktır. Allah’a emanet olunuz.

Hocam ben ramazan ayında cüz almıştım. Ama o dönemde okuyamadım. Sanırım hatmi y

ayet konusundaki diğer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Allah'ın bize farz kıldığı ibadetleri nasıl ve ne kadar emretti ise eksiksiz yapmaya mecburuz. Bunun haricindeki nafile ibadetlerden yapabildiğimiz kadarını yaparız. Bu bir fazilet yarışıdır. Bin yapan olur beş yapan olur. Hepimiz farklı işlerle de olsa nafile yoğunluğuna sahip olmak isteriz ama kabiliyetlerimiz, fırsatlarımız aynı olmayabilir. Size verilen tarikat görevine de böyle bakın. Neticede onu o şekilde yapmayı emreden bir ayet yoktur. Size en güzel hedef gösterilmiştir, yapabildiğiniz kadarını yapın gerisini zihin karışıklığına sebep yapmayın. Allah yardımcınız olsun.

Hocam ben bir tarikata mensubum ve hazırlık dersim var her gün çekmeye özen göst
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Peygamber aleyhisselam efendimizin sağlığı konusunda: a- Duayı ve şifa olarak gösterdiği âyetleri okuduğu bilinmektedir. Buna manevi tedavi anlamında RUKYE diyebiliriz. b- Tedaviden daha önemli olan bir kural olarak ön tedbir üzere yaşadı. Yeme içme başta olmak üzere sıhhatine dikkat etti. Bir kere o dönemin insanı yemek çokluğu hastalığını bilmiyordu. Şimdiki hastalık çeşitleri de o zaman yoktu. c- Hasta olunca da o dönemde bilinen tedaviler ne ise onu uyguladı. Belli ilaç ve bitkiler tavsiye etti.

Hocam, Peygamberimizin sağlığı konusunda ne tedbirler aldığını bilmemiz mümkün m
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

ASR suresi dört şeyi ilan eder. BİR: İmandan başka çare yoktur. İKİ: Salih amel şarttır. ÜÇ: Müslüman İslam’a davet eder. DÖRT: Din için sabretmek zorunludur.

Kur'an’daki ASR suresinin çok önemli olduğu söyleniyor. Bu önemi gençler olarak
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Burada zikredilen hadisler arasında SAHİH bir hadis yoktur. Dinen bağlayıcılığı açısından SAHİH OLMAYAN bir hadis üzerinden planlama yapmak da yanlıştır. Bu hadisler, sahih olsa bile bu tür bilgilerin muayyen bir güne önceden kilitlendirilmesi dinen yanlıştır. Zamanını ve mekânını Allah’ın bileceği işler olarak görmeliyiz bunları. Burada iki ayrı çizgiyi idrak etmeye çalışalım: a. İleride dünyamıza çarpacak kayalar yerine imanımıza ve insanlığımıza dünden çarpmış belaları görmeye çalışalım. Mevcut dertlerimiz dururken yenisini neden keşfetme gayretine düşeriz? b. Böyle bir şey olmuş olsa bile biz, bunu irdelemeye vakit ayırmak yerine Allah’a sığınmak sayılabilecek işlerle meşgul olmalı değil miyiz? Madem böyle bir risk var, film izler gibi mi izleyeceğiz bunu? Neden secdeye kapanmıyoruz? Üzerinde yaşadığımız dünya fanidir, bir gün toza dönüşerek yok olacaktır. Biz o güne iman ettik. Beşer olarak, fani olmayan hayat için çalışmakla yükümlüyüz. Bu konuya da böyle bakmaya çalışırız.

WhatsApp aracılığı ile aşağıdaki mesaj sosyal medyada dolaşmaktadır. Belirtilen
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Camiler, mescitler Allah’ın evleri olarak bildiğimiz mekânlardır. Bu sebeple mescitlerimizi namaz ve takva ile canlı tutmak, güzelleştirmek gayemiz olmalıdır. Sanat eserleri ile süslenmiş mescit Allah’ın bizden oluşturmamızı istediği mescit değildir. Şüphesiz dinimizi temsil eden bir mekân, her türlü güzelliğe ve hizmete layıktır ama bu, asla o mekânın asıl misyonuna galip gelmemelidir. Caminin duvarlarının sıva ile bırakılmış olmasından daha ağırı o caminin cemaatinin olmamasıdır. Böyle düşünmeliyiz. Sorunuzun cevabı olarak net ve kesin bir zaman, şekil veremeyeceğim, bunu incelemeye de vaktim yoktur, hakkınızı helal edin ama kısaca şunları söyleyebilirim: Mescitlere sanat eseri denebilecek ilk uygulamalar yaklaşık olarak Osman bin Affan radıyallahu anh zamanına dayandırılabilir. İlk resmi müdahale de Emevi halifesi Velid bin Abdülmelik zamanına tesadüf eder. O günler, ashabı kiramın yaşadığı son zamanlara rastlamaktadır. Mescitlere yapılan nakışlar, duvarlarına yazılan âyetler ne kadar benimsendi, ne kadar tepki gösterildi bilemiyoruz ama huzur adına açık bir haram olmayan şeylerde sessiz kalmış olmaları da muhtemeldir. Netice olarak teberrük için, okuyana vaaz olsun için yazılmış olabilir. Fukaha ise Kur'an âyetlerine saygıda sıkıntı oluşturma riski olan durumlar için kerih olarak görmüşlerdir bu yazma işlemini. Bilhassa kıble duvarındaki bu tür işlemelerin, namaz kılanın dikkatini dağıtma sıkıntısı da bulunmaktadır. Bu da ayrı bir kerahet konusudur. Bunu direkt bir haram konusu olarak görmek yerine; • Yazılan âyet veya hadisin ya da asılan bir âyet levhasının, bir basit görme oluşturup oluşturmadığına, • Anlaşılır bir şekilde ve uygun olanın olup olmadığına bakılarak bir karar verilebilir. Öyle veya böyle, camilerimizi oradaki namazlarımız ve uhuvvetimizle süslemeliyiz. Gerisi olmasa da olur.

Camilerin duvarlarındaki âyetler ne zamandan beri camilere yazılıyor ve bu doğru
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Kur'an’ın her yeri Kur'an’dır.

Selamünaleyküm hocam. Korkuyorum, endişeleniyorum. Bana Kur'an okumamı tavsiye e

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.