Fetva Meclisi
Soru
Kur'an’daki ASR suresinin çok önemli olduğu söyleniyor. Bu önemi gençler olarak nasıl özet bir şekilde anlayabiliriz?
Cevap
Benzer fetvalar
İlk aşamada otuzuncu cüzü ezberleme gibi bir hedef belirleyebilirsiniz.
Her sabah akşam şu sureleri ve âyetleri muhakkak okumalıyız: - Fatiha suresi, - Âyete'l-Kürsî, - İhlas, Felak-Nas sureleri, - Yatmadan önce de Bakara suresinin son iki âyeti. Allah hepimizi muhafaza buyursun.
Bu konuyu direkt din, iman meselesi olarak görmeye gerek yoktur. Daha çok insanlık ve zorunluluk olarak bakılmalıdır.
Aslında bunlar imanın altı şartı arasında bile yoktur. Bu nedenle, bu anlamdaki hadisleri 'imanın yarısı kadar değerlidir' tarzında anlamak gerekiyor. Allah'a emanet olun.
İmanı kökleştiren bir insan Kur'an öğrendiğinde onunla amel eder. İman köklü değilse onu okur ama okuduğu ile amel edemez. Bu nedenle iman her şeyden önce olmalıdır. O iman da güçlü olmalıdır, sürekli takviye edilmelidir.
Maazallah bu sözler açık küfürdür.
ayet konusundaki diğer fetvalar
Allah'ın bize farz kıldığı ibadetleri nasıl ve ne kadar emretti ise eksiksiz yapmaya mecburuz. Bunun haricindeki nafile ibadetlerden yapabildiğimiz kadarını yaparız. Bu bir fazilet yarışıdır. Bin yapan olur beş yapan olur. Hepimiz farklı işlerle de olsa nafile yoğunluğuna sahip olmak isteriz ama kabiliyetlerimiz, fırsatlarımız aynı olmayabilir. Size verilen tarikat görevine de böyle bakın. Neticede onu o şekilde yapmayı emreden bir ayet yoktur. Size en güzel hedef gösterilmiştir, yapabildiğiniz kadarını yapın gerisini zihin karışıklığına sebep yapmayın. Allah yardımcınız olsun.
Münafıkların bütün zamanlardaki faaliyetlerinin ortak paydası DİNİ İÇİNDEN ESKİTMEKTİR. Bu zamanda da dini içinden eskitmek için yaptıkları işler arasında en çok dikkat çekenler şunlardır: - İslam’ı hayatın dışına iterek laikliğin hâkim olduğu bir ortam oluşturmak. - Bu projelerini gerçekleştirirken de topluma yararlı işler yapar görünümlü vakıflar ve derneklerin çatısı altında bulunurlar. - Müslümanların yaşadığı ülkelerin hükümetleri üzerinden din içerikli ama dine katkısı olmayan törenler, faaliyetler yaparlar. Büyük kandil kutlamaları, yıl dönümleri ve benzeri faaliyetleri sahiplenirler. İlim adamları ile toplantılar tertiplerler. Tarihte din ile meşhur olmuş ve özellikle de kendi etnik yapılarına yakın isimleri anma toplantıları yaparlar. - İnsanların zihinlerindeki din sulansın diye nasları (âyet ve hadisleri) kendi zevklerine göre yönlendirirler. - Sürekli kâfirleri teknolojileri, şehirleri, yönetimleri, sosyal yapıları ve benzeri göze hoş gelen yönleri ile öne çıkarırlar. - Din üzerinden şöhret olmuş bazı şahsiyetlerle güçlü bağlantılar kurup sıkıştıklarında onların ağzından ılıman bir mesajla kendilerine güvenceye alırlar. Allah şerlerinden emin kılsın, basiretli olmayı ve dinimizi yaşayıp yaşatmaya çalışmayı hepimize nasip etsin.
Kendinizi bütün Kur'an’ı anlamaya mecbur hissetmeyin. Mesela bir yılda sadece Fatiha suresini anlamış ve içinize sindirmiş olsanız bile siz, anlayanlar arasındasınızdır biiznillah. Meal üzerinden çok anlayamazsınız, anladığınızı zannedersiniz. Kimsenin cüzünü almaya da gerek yoktur. Siz okuyun. Ara sıra bir iki âyet ne diyor diye bakın. Böylece hazineyi olduğu gibi sahiplenmiş olursunuz. Siz biraz abartıyor gibi duruyorsunuz. Allah yardımcımız olsun, hepimizi Kur'an ile yaşatsın ve onunla öldürsün. Âmîn.
Renklerin birbirine karıştığı gibi iman ve zıddının karma karışık olduğu bir zamana geldik. İnsanlar bir yandan Müslüman olduklarını söylüyor aynı ortamda da açık bir küfür olacak sözleri ve işleri sahiplenebiliyorlar. Büyük bir cahillik bütün toplumları kuşatmış durumdadır. Bu sebeple, o tür sözleri sarf edenlerin ‘bilmiyor’ olabileceklerini ilk önce düşünmek gerekir. Tartışıp inatlaştırmadan, bataklığını derinleştirmeden ikna etmeye çalışmak gerekiyor. Mümkün olduğu son ana kadar bir insan için hele hele iman ettiğini söyleyen biri için dinden çıkmış kararı vermemeye çalışılmalıdır. Sonuç olarak ise o sözlerin ve iddiaların sahibi için dinden çıkmış olma ihtimali çok yüksektir. Allah Teâlâ imanımızı muhafaza buyursun.
Peygamber aleyhisselam efendimizin sağlığı konusunda: a- Duayı ve şifa olarak gösterdiği âyetleri okuduğu bilinmektedir. Buna manevi tedavi anlamında RUKYE diyebiliriz. b- Tedaviden daha önemli olan bir kural olarak ön tedbir üzere yaşadı. Yeme içme başta olmak üzere sıhhatine dikkat etti. Bir kere o dönemin insanı yemek çokluğu hastalığını bilmiyordu. Şimdiki hastalık çeşitleri de o zaman yoktu. c- Hasta olunca da o dönemde bilinen tedaviler ne ise onu uyguladı. Belli ilaç ve bitkiler tavsiye etti.
Burada zikredilen hadisler arasında SAHİH bir hadis yoktur. Dinen bağlayıcılığı açısından SAHİH OLMAYAN bir hadis üzerinden planlama yapmak da yanlıştır. Bu hadisler, sahih olsa bile bu tür bilgilerin muayyen bir güne önceden kilitlendirilmesi dinen yanlıştır. Zamanını ve mekânını Allah’ın bileceği işler olarak görmeliyiz bunları. Burada iki ayrı çizgiyi idrak etmeye çalışalım: a. İleride dünyamıza çarpacak kayalar yerine imanımıza ve insanlığımıza dünden çarpmış belaları görmeye çalışalım. Mevcut dertlerimiz dururken yenisini neden keşfetme gayretine düşeriz? b. Böyle bir şey olmuş olsa bile biz, bunu irdelemeye vakit ayırmak yerine Allah’a sığınmak sayılabilecek işlerle meşgul olmalı değil miyiz? Madem böyle bir risk var, film izler gibi mi izleyeceğiz bunu? Neden secdeye kapanmıyoruz? Üzerinde yaşadığımız dünya fanidir, bir gün toza dönüşerek yok olacaktır. Biz o güne iman ettik. Beşer olarak, fani olmayan hayat için çalışmakla yükümlüyüz. Bu konuya da böyle bakmaya çalışırız.