İslami Delil
Aramaya dön
Fetva

Fetva Meclisi

Soru

Mevcut durumda kâfire güvenmediğimiz için aşı olmamak vebal midir? Mü’min bir gencin şeriata göre aşı olması gereklilik midir?

Cevap

Bu konuyu direkt din, iman meselesi olarak görmeye gerek yoktur. Daha çok insanlık ve zorunluluk olarak bakılmalıdır.
Orijinal kaynak

Benzer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Evet, mü'minler olarak aşı/ilaç konusunda sıkıntımız ve itirazımız vardır. Bu itirazda da haksız değiliz ama henüz alternatifimiz yoktur. Alternatif üretene kadar da mevcut sisteme göre iş yapmaya mecburuz. Siz bir hemşire olarak sağlık kurallarının gerekenini yapmaya devam edeceksiniz. İnşaallah daha takvalı ve sağlıklı bir sistem getirildiğinde ona uyacaksınız. Allah yardımcınız olsun.

Selamünaleyküm Hocam Bir hemşirelik öğrencisi olarak aşılar konusunda tereddütle
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Doktorla görüştüm, bu dönemde hamile kalmanın salgın hastalık açısından bir sıkıntısı olmayacağını söyledi. Dinen de buna bağlı olarak bir sıkıntı yoktur deriz. Mübarek olsun.

Hocam bizim iki evladımız var, Allah nasip ederse bir evladımız daha olsun istiy
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Dinen doktora gitmek zorundasınız. Gitmezseniz vebale kalırsınız.

Benim psikolojik sorunlarım var, kimseyle paylaşamıyorum; utanıyorum ve korkuyor
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Bahsettiğiniz deneyler, Sağlık Bakanlığı'nın bilgisi dışında yapılıyorsa, mevzuata ve uluslararası etiğe aykırıysa, ciddi sağlık riski taşıyorsa, yan etkileri kalıcı zarar verebiliyorsa, deneye katılan kişi tam olarak bilgilendirilmeden yapılıyorsa caiz olmaz/haramdır.

Hocam ben bir ilan gördüm, insanlar üzerinde para karşılığında aşı ve ilaç deney
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Selamünaleyküm. Şeriat ile ne kastedildiğini bilip bilmediğine bakmalıyız. Şeriat, Allah'ın dininin yaşanması gereken şeklinin adıdır, diye bildiği hâlde ona karşı gelen kâfirdir. Hayır Şeriat ile kâfirlerin propaganda yaptığı gibi bir siyasi partinin ya da bir gençlik grubunun İslam adına terör yapması gibi bir safsata anlıyorsa onu mazur görmeye mecburuz.

S.a. Şeriatı istemeyeni münafık sayabilir miyiz? Cevabınız için şimdiden teşekkü
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Selamünaleyküm. Bir sakıncası yoktur.

Çocuğa bayram ismi koymak dinen uygun mudur?

Corona konusundaki diğer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Devletin toplum sağlığı için koyduğu kurallar uyulması gereken kurallardır. Dışarı çıkma yasağı bir nevi kırmızı ışıkta geçme kuralı gibidir. Kural ihlali ile bir insana verilecek zarar tam anlamı ile bir kul hakkıdır. 'Benden bir zarar gelmez' gibi bir mantık ise çocukçadır.

Yasak günlerinde gerekmedikçe dışarı çıkmak kul hakkına girer mi?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Bir kere siz, emzirdiğiniz için orucu erteleyebilirsiniz. Kaldı ki söz konusu hastalık tam anlamı ile bir özürdür. Şimdi tutamadığınız kadar daha sonra kaza edersiniz.

Covid testim pozitif çıktı. Yüksek ateş ve şiddetli eklem ağrısı çekiyorum. Emzi
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Oruçlunun bedenine soktuğu gıda nitelikli her şey orucunu bozar. Corona aşısı ise o anlamda bir gıda niteliğinde görülmemektedir. Bu nedenle de pek çok fetva merkezi orucu bozmayacağını söylemiştir. Ramazan gününde sırası gelen kardeşlerimiz aşılarını rahatlıkla vurulabilirler. Kalpte bir rahatsızlık oluşturmaması için de Ramazan ayından sonra bir gün ihtiyaten kaza orucu tutabilirler.

Hocam, korona aşısı orucu bozar mı?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Selamünaleyküm. Allah Teâlâ akıbetimizi hayır kılsın, afetlerden bizi muhafaza buyursun. Aşı konusunda yapılan itirazlar ne yazık ki ‘mış’lı ifadelerle bitmektedir. Yaşadığımız durumda; - Hastalık afet boyutuyla katî ve tartışılamaz durumdadır. - Müslümanlar ve insanlığın çaresizliği de katî ve tartışılamaz durumdadır. - Bir güvenilir Müslüman’ın veya kurumun kurtuluş umudu olabilecek çalışması ise yok denecek durumdadır. Bu ortamda Müslümanlar olarak bizim vazifemiz, durumun vahametini sayıp durmak değildir. Kalbimiz mutmain olmasa da mevcut umudu kullanmaktır. Müslüman tıp adamlarımızla yaptığımız istişarelerde en ehveni tercih etmekten başka bir çarenin olmadığı söylenmektedir. Netice olarak şunu tespit edebiliriz: Konumu, mesleği, risk durumu ve çevresi itibariyle sağlık uzmanları ve resmî mercilerin aşı olmasını gerekli gördükleri kimseler aşı olmalıdırlar. Meseleye aşı gözüyle bakmadan önce ‘Allah’ın emaneti olan can’ ve ‘kul hakkına riayet’ gözüyle de bakılmalıdır.

Selamünaleyküm hocam. Tam bir yıldır gündemimizde olan korona afetiyle ilgili o
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Çok sıradan ve gereksiz bir söylem olur bu söylem. Bugün insanlığı etkisi altında tutan virüs musibeti sadece “temiz olmama” gerekçesine dayanmıyor. Bu bir afettir ve bu hayatın içinde tabii bir süreçle gelişmiştir. Tertemiz insanlara da bulaşabilmektedir. Büyük olayları küçük akıllarla yorumlamanın sonucu bu tür söylemler geliştirilmektedir. Evet, temizlik açısından daha dikkatli olunsa musibet bu kadar büyük olmayabilirdi belki ama neticede sadece temizlik ekseninde dönülen bir durum değildir başlığımız. Dinimizi ve dindarlığımızı daha geniş ufuklardan izlemeliyiz. Buna rağmen “Müslüman ve temizlik” konusu böyle bir afetin içine girmeden de takdir edilmesi gereken bir farklılıktır. Her Müslüman şu temizlik hassasiyeti ile dindarlık yaşar, bu da bir farktır biiznillah: Gusül asgari haftada bir kere, Abdest günde asgari beş kere (burun içi ve ağız içi temizliği ile beraber), Parmak aralarını abdestte ovalama emri, Kulakları mesh etme, Saç temizliği, Beden için kıl temizliği mecburiyeti, Taharetlenme mecburiyeti, İdrardan kaçınma emri, Temiz şeyleri tüketme mecburiyeti, kap çanak hassasiyeti, açık kapta yiyecek bırakmama emri, bardak ve benzeri kaplara üflememe emri, Hapşırınca veya esneyince ağzı kapatma emri, Sağ eli temiz işler için saklama ve onu asla mikroplu işlere bulaştırmama emri, Yemeği de sağ elle yeme emri, yemekten önce elleri yıkama emri… Bunlar virüsten korunmak için yapılmıyor olsa bile mü'min insana temizlik disiplini getirmektedir.

Müslümanlarda temizlik var, virüs bulaşmaz şeklinde bir söylemi sahiplenebilir m
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Şu dünyada her ne gerçekleşirse onun karşısında muhakkak mü'min farklıdır. Zira mü'min olayları iki boyutuyla yaşar. Bir boyutunda bu dünya vardır ki onda diğerleri ile aynıdır. Bir de ahiret boyutu vardır. O boyutu başkalarından farklı olarak hisseder ve yaşar. Buna dünyanın akıbetini ahirette görme boyutu da diyebiliriz. Hiçbir mü'min, Peygamber aleyhisselamın beyanı ile ayağına batan bir dikenden bile istifade etmeden bu dünyadan gitmez biiznillah. Her ne kadar mü'min de kâfir gibi bu dünyanın olaylarında canını, malını ve yakınlarını korumak için tedbirler alsa da sonuç olarak bu fark kaybolmaz. Biz mü'minler olarak farklıyız. Bu farkımızı şu noktalarda izleyebiliriz: Bakışımız farklıdır. Onlar belayı sadece bir virüse yaslayıp onun üzerinden konuşur ve plan yaparlar. Biz ise virüsü onlar gibi bir kaynak görmekle beraber, bizi yaratıp bize hükmeden Rabbimizin bizden ne murat ettiğini de düşünürüz. Bela büyüdükçe bizim de imanımız büyür. Sabrımız büyür. Akidemiz güçlenir biiznillah. Biz ilaç üzerinden tedavi, karantina üzerinden korunma yaparız. Bunu onlar da yapar ama bizim bir de bizi yaratan Rabbimize itimadımız vardır. Onun bizi koruyacağını hesap ederiz. Böylece hastalık gelmeden hasta olacak acizliğe düşmeyiz. Bizim dışımızdakiler doktora ve ilaca dayanır. Doktoru kaybettiğinde umudu biter. Bizde ise ölürken bile aciz ve pasif kalmak yoktur. Umudumuz sonsuzdur. Dünyanın yıkılışını izlerken bile elimizdeki fidanı dikmeye çalışan bir anlayışımız vardır. Biz de hasta oluruz onlar da hasta olur. Onlar iyileşir veya ölür dosyaları kapanır. Bizde öyle olmaz. Hastalıkta çektiklerimiz bize sevap olarak yazılır. Zarar üzerinden bile kâr etmiş gibi oluruz. İyileşirsek de şükrederek kazanmış oluruz biiznillah. Sabır bizim kazanç kaynağımız olmuş olur. Çünkü sabrımız Allah içindir ve Allah iledir. Sağlık ve afiyetimiz üzerinden geçirdiğimiz bu süreci kendimize ders durumuna getirir ve kazanırız. Onlar ise konuyu sadece ekonomi üzerinden değerlendirirler. Bu da aramızdaki kapanmaz farklı bir açıdır. Belalar bizde yardımlaşmayı ve kardeşliği öne çıkarır. Onlarda ise bencilliği ve canını kurtarmayı güçlendirir. Bu da büyük bir farktır. Ölenimizin şehit olduğu, kalanımızın günahlarından tevbe edip Rabbine yöneldiği bir dünyada kim bizim gibi olabilir, kim iman etmenin tarif edilemez lezzetine ulaşabilir? Ne büyük nimettir iman, ne üstün meziyettir mü'min olmak! Elhamdülillah. Yerler gökler dolusu elhamdülillah.

Hocam, yaşanan bu virüs belası ile alakalı güzel notlar okudum sizden. Allah raz

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.