İslami Delil
Aramaya dön
Fetva

Fetva Meclisi

Soru

Selamünaleyküm hocam. Tam bir yıldır gündemimizde olan korona afetiyle ilgili olarak sürekli güncel cevaplar verdiniz, bizi aydınlattınız. Allah sizden razı olsun. Fakat sizin de bildiğiniz gibi birkaç aydır gündemimize korona aşısı girdi. Belirli bir yaş ve meslek grubuna ise zorunlu olma gibi bir durum var. Hatta birçok ülke vize şartları arasına aşı olmayı da koymaya başladı. Şimdilik sadece HES kodu ile risk seviyemiz takip ediliyor ama belki yakın zamanda aşı takibi de sağlanacak. Aşı konusunda çok fazla yaygara var. İlk çıktığında özellikle hepimiz; "asla bu aşıyı olmayacağız" dedik. Fakat doktorlar da olmaya başladıktan sonra biraz daha düşünmemiz lazım dedik. Allah razı olsun, korona dönemi boyunca bizi her konuda aydınlattınız. Bu konuda da bize bir yol gösterebilir misiniz? Aşı olmayı reddetmek bizi vebale sokar mı? Zorunlu aşıdan hile ile kaçmak caiz olur mu? Bu yaygaralar doğruysa bile bile canımızı tehlikeye atmış olmaz mıyız? Zannedersem 3 farklı marka aşı var, o da başka bir kafa karıştırıcı durum, ne yapacağız? Ya da aşı olmasak ve sonrasında korona olup ölsek Allah hesap sorar mı? Hocam, ellerinizden öperim. Rabbim sizlere ve tüm Müslümanlar'a sıhhat ve afiyet versin. Allah'a emanet olunuz. Selamünaleyküm.

Cevap

Selamünaleyküm. Allah Teâlâ akıbetimizi hayır kılsın, afetlerden bizi muhafaza buyursun. Aşı konusunda yapılan itirazlar ne yazık ki ‘mış’lı ifadelerle bitmektedir. Yaşadığımız durumda; - Hastalık afet boyutuyla katî ve tartışılamaz durumdadır. - Müslümanlar ve insanlığın çaresizliği de katî ve tartışılamaz durumdadır. - Bir güvenilir Müslüman’ın veya kurumun kurtuluş umudu olabilecek çalışması ise yok denecek durumdadır. Bu ortamda Müslümanlar olarak bizim vazifemiz, durumun vahametini sayıp durmak değildir. Kalbimiz mutmain olmasa da mevcut umudu kullanmaktır. Müslüman tıp adamlarımızla yaptığımız istişarelerde en ehveni tercih etmekten başka bir çarenin olmadığı söylenmektedir. Netice olarak şunu tespit edebiliriz: Konumu, mesleği, risk durumu ve çevresi itibariyle sağlık uzmanları ve resmî mercilerin aşı olmasını gerekli gördükleri kimseler aşı olmalıdırlar. Meseleye aşı gözüyle bakmadan önce ‘Allah’ın emaneti olan can’ ve ‘kul hakkına riayet’ gözüyle de bakılmalıdır.
Orijinal kaynak

Benzer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Fıkhen tabi olmamız gereken kural şudur: Zanna dayanarak kati bilineni terk edemeyiz. Tıbbın şu andaki aşı bilgisi milyonlarca hatta milyarca çocuk üzerinde başarılı olmuştur. Belli hastalıklar aşı uygulamasından sonra unutulur olmuştur. Evet, ortada netileğini ve muhtevasını hatta uzun vadede sonuçlarını bilemeidğimiz bir uygulama bulunmaktadır. Bunlar neticede zandan öteye gidemeyen şüphelerdir. Şüpheyi ilerletmek için ise bilimsel denebilecek veriler gerekir, o da elimizde yoktur. Geriye zan kalıyor. Zanna dayanarak aşıyı ihmal etmenin vebal olacğını kanaat ederim.

Kıymetli hocam oğlumuz elhamdülillah afiyetle doğdu. Yakında da ilk ayı dolacağı
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Evet, mü'minler olarak aşı/ilaç konusunda sıkıntımız ve itirazımız vardır. Bu itirazda da haksız değiliz ama henüz alternatifimiz yoktur. Alternatif üretene kadar da mevcut sisteme göre iş yapmaya mecburuz. Siz bir hemşire olarak sağlık kurallarının gerekenini yapmaya devam edeceksiniz. İnşaallah daha takvalı ve sağlıklı bir sistem getirildiğinde ona uyacaksınız. Allah yardımcınız olsun.

Selamünaleyküm Hocam Bir hemşirelik öğrencisi olarak aşılar konusunda tereddütle
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Benim söyleyebileceklerimi siz söylediniz zaten. Benzer şeyleri ben de düşünüyorum ama bilgi düzeyinde olmadığı için söyleyemiyorum. Allah yardımcımız olsun.

Hocam içinden geçtiğimiz pandemi süreci konusunda çok rahatsızım. En baştan beri
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Şu dünyada her ne gerçekleşirse onun karşısında muhakkak mü'min farklıdır. Zira mü'min olayları iki boyutuyla yaşar. Bir boyutunda bu dünya vardır ki onda diğerleri ile aynıdır. Bir de ahiret boyutu vardır. O boyutu başkalarından farklı olarak hisseder ve yaşar. Buna dünyanın akıbetini ahirette görme boyutu da diyebiliriz. Hiçbir mü'min, Peygamber aleyhisselamın beyanı ile ayağına batan bir dikenden bile istifade etmeden bu dünyadan gitmez biiznillah. Her ne kadar mü'min de kâfir gibi bu dünyanın olaylarında canını, malını ve yakınlarını korumak için tedbirler alsa da sonuç olarak bu fark kaybolmaz. Biz mü'minler olarak farklıyız. Bu farkımızı şu noktalarda izleyebiliriz: Bakışımız farklıdır. Onlar belayı sadece bir virüse yaslayıp onun üzerinden konuşur ve plan yaparlar. Biz ise virüsü onlar gibi bir kaynak görmekle beraber, bizi yaratıp bize hükmeden Rabbimizin bizden ne murat ettiğini de düşünürüz. Bela büyüdükçe bizim de imanımız büyür. Sabrımız büyür. Akidemiz güçlenir biiznillah. Biz ilaç üzerinden tedavi, karantina üzerinden korunma yaparız. Bunu onlar da yapar ama bizim bir de bizi yaratan Rabbimize itimadımız vardır. Onun bizi koruyacağını hesap ederiz. Böylece hastalık gelmeden hasta olacak acizliğe düşmeyiz. Bizim dışımızdakiler doktora ve ilaca dayanır. Doktoru kaybettiğinde umudu biter. Bizde ise ölürken bile aciz ve pasif kalmak yoktur. Umudumuz sonsuzdur. Dünyanın yıkılışını izlerken bile elimizdeki fidanı dikmeye çalışan bir anlayışımız vardır. Biz de hasta oluruz onlar da hasta olur. Onlar iyileşir veya ölür dosyaları kapanır. Bizde öyle olmaz. Hastalıkta çektiklerimiz bize sevap olarak yazılır. Zarar üzerinden bile kâr etmiş gibi oluruz. İyileşirsek de şükrederek kazanmış oluruz biiznillah. Sabır bizim kazanç kaynağımız olmuş olur. Çünkü sabrımız Allah içindir ve Allah iledir. Sağlık ve afiyetimiz üzerinden geçirdiğimiz bu süreci kendimize ders durumuna getirir ve kazanırız. Onlar ise konuyu sadece ekonomi üzerinden değerlendirirler. Bu da aramızdaki kapanmaz farklı bir açıdır. Belalar bizde yardımlaşmayı ve kardeşliği öne çıkarır. Onlarda ise bencilliği ve canını kurtarmayı güçlendirir. Bu da büyük bir farktır. Ölenimizin şehit olduğu, kalanımızın günahlarından tevbe edip Rabbine yöneldiği bir dünyada kim bizim gibi olabilir, kim iman etmenin tarif edilemez lezzetine ulaşabilir? Ne büyük nimettir iman, ne üstün meziyettir mü'min olmak! Elhamdülillah. Yerler gökler dolusu elhamdülillah.

Hocam, yaşanan bu virüs belası ile alakalı güzel notlar okudum sizden. Allah raz
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Âmin güzel kardeşim âmin. Size, bize ve hepimize, gayeleri tespit etme planı niteliğinde olması için şunları söyleyebilirim: Hayatımızı ne kadar Allah’tan korkma, ona umut bağlama ve rızasını arama üzerine geçirdiğimizi test edelim. Kendimize Ashab-ı Kiramı örnek alalım. “O benden razı olsun da…” diyen salih kullarını rehber edinelim. Bundan sonraki yaşamımız böyle olsun diye de sık sık bu testi yapalım. Test sonuçlarına göre de gerekeni yapmaya çalışalım. İbadetler kadar ahlâkımızı da önemseyen bir Müslümanlık yaşayalım. Ahlâk giderse veya erirse beraberinde din de eriyebilir diye dikkat edelim. Bu ahlâkı da öncelikli olarak ailemizde, çevremizde ve bütün toplumda oluşturma gayretinde olalım. Böyle zamanlarda yani fitnenin ve belaların yoğunlaştığı zamanlarda insanlar kendi canlarının derdine düşerler. Biz ise ümmet olarak bu hayattan mesul olduğumuzu, “ben” olmaktan önce “biz” olduğumuzu unutamayız. Biz mantıklı mü'min olarak yaşayacağız. Çevremizi dert edineceğiz. Ve bu dert ediniş sadece fakirler, hastalar üzerinden olmayacak; insanlığı ve insanı, ahiretin onlardaki göstergelerini de dert edineceğiz. Sonra da gerekenleri yapmaya çalışacağız. Neticelerine bakmadan, sonuç beklemeden Allah’ın emirlerini yerine getiren mü'min olacağız. Farzlar bizim için hayat niteliğinde görevler olacak. Her eksik farz bizim için nefes alınamamış bir saat gibi kabul edilecek. Zaman konusunda her zamankinden daha hassas olacağız. Artık saat değil dakika kullanma vaktidir diye düşüneceğiz. Kıyamete veya bizim hususi kıyametimize çok kalmadı şuuru bunu gerektirir. Olaylar ve gelişmeler her ne olursa olsun, bizim Rabbimiz Allah’tır dediğimize göre asla ve asla umutsuz olmayacağız. Kıyametin kopmasına on dakika kala bile elimizdeki fidanı dikeceğiz. O fidan çocuk olur, iki rekât namaz olur, bir sadaka olur, bir iyiliği tavsiye olur, anne babaya hizmet olur… Her ne olursa… Dinimizi ve kulluğumuzu şüpheler sarmalında tutmayacağız. Dünyada tek kalsak bile biz devam ettiririz diye imanımız olacak. Bütün insanlık gitse de ben tevhidi sürdürürüm diye düşüneceğiz. Böyle bir yürekle şeytanın karşısında duracağız. İlk belada dökülenlerden olmaktan utanmalıyız. Belalar yağmaya başlasa bile biz eşimizle beraber, “üçüncüsü Allah olan...” diye itikat edeceğiz ve üzülmeyeceğiz, yıkılmayacağız, çökmeyeceğiz. Belaların altında ezildiğimizi çocuklarımıza göstermeyeceğiz. Bela geldikçe biz duaya sarılacağız. Zikre sarılacağız. Secdeye kapanacağız. Ama bir dakika bile umutsuz kalmayarak şeytanı çıldırtacağız. Doğruluk, ihlas bizim sembolümüz olacak. Mü'minler olarak aramızdaki kardeşliğimizi her zamankinden daha fazla koruyacak ve canlandıracağız. O kardeşlikten Allah’ın rızasını umacağız. Rabbim muvaffak kılsın.

Hocam, Allah sizden razı olsun. Sizi doğuran annenize rahmetler yağdırsın. Bir t
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Aşılar konusunda ben de mutmain değilim. Bunu da defalarca tekit ettim. Yalnız elimizdeki aşı karşıtı iddialar, aşısızlık durumunda oluşabilecek sıkıntılarda kalbe huzur verecek güçte değildir. “..Kişiler şöyle dedi, diyecek” tarzındaki bilgilerle insanların hayati tehlikesi bulunan bir konuda yönlendirilmesini caiz bulmuyorum. Bu bir siyaset sorunudur. Siyasilerimiz bu konuyu ele almadıkça da bireysel olarak giderilmesi mümkün gözükmemektedir. Elbette hassasiyet gerekli ama evham düzeyinde bir hassasiyet zararlıdır diye düşünüyorum. Allah yardımcımız olsun.

Hocam aşılarla alakalı fetvanız aşı yaptırmayan ve sizi sıkı takip eden bir anne

Corona konusundaki diğer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Oruçlunun bedenine soktuğu gıda nitelikli her şey orucunu bozar. Corona aşısı ise o anlamda bir gıda niteliğinde görülmemektedir. Bu nedenle de pek çok fetva merkezi orucu bozmayacağını söylemiştir. Ramazan gününde sırası gelen kardeşlerimiz aşılarını rahatlıkla vurulabilirler. Kalpte bir rahatsızlık oluşturmaması için de Ramazan ayından sonra bir gün ihtiyaten kaza orucu tutabilirler.

Hocam, korona aşısı orucu bozar mı?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Bir kere siz, emzirdiğiniz için orucu erteleyebilirsiniz. Kaldı ki söz konusu hastalık tam anlamı ile bir özürdür. Şimdi tutamadığınız kadar daha sonra kaza edersiniz.

Covid testim pozitif çıktı. Yüksek ateş ve şiddetli eklem ağrısı çekiyorum. Emzi
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Devletin toplum sağlığı için koyduğu kurallar uyulması gereken kurallardır. Dışarı çıkma yasağı bir nevi kırmızı ışıkta geçme kuralı gibidir. Kural ihlali ile bir insana verilecek zarar tam anlamı ile bir kul hakkıdır. 'Benden bir zarar gelmez' gibi bir mantık ise çocukçadır.

Yasak günlerinde gerekmedikçe dışarı çıkmak kul hakkına girer mi?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Yapılacak yardımı alabilmek için gereken şartlarda bir hile yapılmadıkça sıkıntı yoktur, alınabilir.

Devletin pandemi nedeniyle esnaflara destek için verdiği parayı almak haram mıdı
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Bu konuyu direkt din, iman meselesi olarak görmeye gerek yoktur. Daha çok insanlık ve zorunluluk olarak bakılmalıdır.

Mevcut durumda kâfire güvenmediğimiz için aşı olmamak vebal midir? Mü’min bir ge
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Cuma namazı; • İbadetin yerine getirilmesi, • Mü'minlere vaaz verilmesi, • Mü'minler arasında kaynaşmanın güçlendirilmesi gibi amaçlar ihtiva eden bir ibadettir. Bu sebeple fukaha mümkün olduğu kadar daha fazla mü'minin bir arada bulunması ilkesi üzerinden düşünerek, bir şehirde tek camide cuma namazı kılınması yönünde görüş belirtmişlerdir. Bir şehirde tek camide cuma prensibi fıkıhta genel kuraldır. Daha sonra nüfusun kalabalıklaşması ile beraber tek cami, birden çok camiye dönüşmüştür. Bu durum da asırlar üzerinden kabul görmüştür. Aynı camide iki cuma kılınması ise bu prensibe aykırıdır. Bu sebeple bir camide iki kere cuma namazı kılınmaz görüşü asıl fetva durumundadır. Buna rağmen Avrupa Fıkıh ve Fetva Meclisi, Avrupa’daki çok özel şartları dikkate alarak aynı camide iki kere cuma namazının kılınabileceğine hükmetmiştir. Buna da, gelenlerin toplanıp namazı bir kere daha kılabilecekleri bir gevşeklik olmaması için cami yönetiminin belirleyeceği kurallar dâhilinde ve mümkünse iki ayrı imamın kıldırması şeklinde fetva vermiştir. Avrupa ve benzeri yerlerdeki kardeşlerimizin buna göre hareket etmeleri, cumayı tamamen kılmamalarından daha evladır. Allah Teâlâ kulluğunda yardımcımız olsun.

Avrupa’da korona salgınından sonra camilerde cuma namazı sorunu oluştu. Camiye b

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.