İslami Delil
Aramaya dön
Fetva

Fetva Meclisi

Soru

Hocam içinden geçtiğimiz pandemi süreci konusunda çok rahatsızım. En baştan beri kendini neredeyse tanrı ilan edecek küresel ölçekteki kâfir güç ve kişilerin pandemiyi kullanarak süreci ve insanları kendi istedikleri gibi yönettiğini ve bize bir şeyleri dayattıklarını hissediyorum. 2 senedir sürekli akıl almaz şekilde sabahtan akşama kadar korku pompaladılar, milyonda bir görülen vakaları göstererek psikolojimizi bozdular, aman evde kal, aman yeni varyant çıktı, açık havada bile çift maske tak ve şimdi de aşıya zorluyorlar. Biz bu aşıları her yıl olacağız ikişer kez. Onların bilim adamları bağışıklık sisteminden ve onu güçlendirmemiz gerektiğinden hiç bahsetmediler. Aksine insanları korkuyla evlerine hapsedip bağışıklıklarını iyice çökerttiler. Hâlbuki bağışıklığı kuvvetlendirerek yüzlerce ağır/hafif vakayı ücretsiz tedavi eden tıp doktorları var, defalarca yetkililere ulaşmaya çalıştılar ama cevap bile alamıyorlar. Tedavi protokolünü ise herkesle paylaşıyorlar ve samimi Müslüman kişiler bunlar. Tüm ulus devletlere, küresel sermaye ve güçler baskı kurarak kendi istedikleri şekilde bu süreci yönetmeye zorluyorlar. Aksini yapan üç Afrika lideri ne tesadüftür ki öldüler arka arkaya. Hocam yazacak olsam gerçekten sayfalar alır. Makul tedbirleri elbette alıyorum ama Allah'ın küresel ölçekli düşmanlarının saçma kurallarına itaat etmek istemiyorum. Lütfen bir şeyler söyler misiniz, bu pandemi sürecine gerçekten olduğu gibi mi bakmalıyız?

Cevap

Benim söyleyebileceklerimi siz söylediniz zaten. Benzer şeyleri ben de düşünüyorum ama bilgi düzeyinde olmadığı için söyleyemiyorum. Allah yardımcımız olsun.
Orijinal kaynak

Benzer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Aşılar konusunda ben de mutmain değilim. Bunu da defalarca tekit ettim. Yalnız elimizdeki aşı karşıtı iddialar, aşısızlık durumunda oluşabilecek sıkıntılarda kalbe huzur verecek güçte değildir. “..Kişiler şöyle dedi, diyecek” tarzındaki bilgilerle insanların hayati tehlikesi bulunan bir konuda yönlendirilmesini caiz bulmuyorum. Bu bir siyaset sorunudur. Siyasilerimiz bu konuyu ele almadıkça da bireysel olarak giderilmesi mümkün gözükmemektedir. Elbette hassasiyet gerekli ama evham düzeyinde bir hassasiyet zararlıdır diye düşünüyorum. Allah yardımcımız olsun.

Hocam aşılarla alakalı fetvanız aşı yaptırmayan ve sizi sıkı takip eden bir anne
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Selamünaleyküm. Allah Teâlâ akıbetimizi hayır kılsın, afetlerden bizi muhafaza buyursun. Aşı konusunda yapılan itirazlar ne yazık ki ‘mış’lı ifadelerle bitmektedir. Yaşadığımız durumda; - Hastalık afet boyutuyla katî ve tartışılamaz durumdadır. - Müslümanlar ve insanlığın çaresizliği de katî ve tartışılamaz durumdadır. - Bir güvenilir Müslüman’ın veya kurumun kurtuluş umudu olabilecek çalışması ise yok denecek durumdadır. Bu ortamda Müslümanlar olarak bizim vazifemiz, durumun vahametini sayıp durmak değildir. Kalbimiz mutmain olmasa da mevcut umudu kullanmaktır. Müslüman tıp adamlarımızla yaptığımız istişarelerde en ehveni tercih etmekten başka bir çarenin olmadığı söylenmektedir. Netice olarak şunu tespit edebiliriz: Konumu, mesleği, risk durumu ve çevresi itibariyle sağlık uzmanları ve resmî mercilerin aşı olmasını gerekli gördükleri kimseler aşı olmalıdırlar. Meseleye aşı gözüyle bakmadan önce ‘Allah’ın emaneti olan can’ ve ‘kul hakkına riayet’ gözüyle de bakılmalıdır.

Selamünaleyküm hocam. Tam bir yıldır gündemimizde olan korona afetiyle ilgili o
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Ne yazık ki, size tatmin edici cevap verebilecek etkili ve yetkili bir makam ben de bilemiyorum. Bunu dert edinen de o etkin ve yetkin kimseler arasında zannedersem yoktur. Bu nedenle aşı vurdurmamak bir zan derecesinde kalmaktadır. Elimize muteber bir belge geçinceye kadar yaptırmak durumundayız. Allah bebeğinize ve size afiyetler versin.

Nureddin Hocam, İnşaAllah bugünlerde doğum yapacağım. Sizin Tıbba Müslümanca ba
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Şu dünyada her ne gerçekleşirse onun karşısında muhakkak mü'min farklıdır. Zira mü'min olayları iki boyutuyla yaşar. Bir boyutunda bu dünya vardır ki onda diğerleri ile aynıdır. Bir de ahiret boyutu vardır. O boyutu başkalarından farklı olarak hisseder ve yaşar. Buna dünyanın akıbetini ahirette görme boyutu da diyebiliriz. Hiçbir mü'min, Peygamber aleyhisselamın beyanı ile ayağına batan bir dikenden bile istifade etmeden bu dünyadan gitmez biiznillah. Her ne kadar mü'min de kâfir gibi bu dünyanın olaylarında canını, malını ve yakınlarını korumak için tedbirler alsa da sonuç olarak bu fark kaybolmaz. Biz mü'minler olarak farklıyız. Bu farkımızı şu noktalarda izleyebiliriz: Bakışımız farklıdır. Onlar belayı sadece bir virüse yaslayıp onun üzerinden konuşur ve plan yaparlar. Biz ise virüsü onlar gibi bir kaynak görmekle beraber, bizi yaratıp bize hükmeden Rabbimizin bizden ne murat ettiğini de düşünürüz. Bela büyüdükçe bizim de imanımız büyür. Sabrımız büyür. Akidemiz güçlenir biiznillah. Biz ilaç üzerinden tedavi, karantina üzerinden korunma yaparız. Bunu onlar da yapar ama bizim bir de bizi yaratan Rabbimize itimadımız vardır. Onun bizi koruyacağını hesap ederiz. Böylece hastalık gelmeden hasta olacak acizliğe düşmeyiz. Bizim dışımızdakiler doktora ve ilaca dayanır. Doktoru kaybettiğinde umudu biter. Bizde ise ölürken bile aciz ve pasif kalmak yoktur. Umudumuz sonsuzdur. Dünyanın yıkılışını izlerken bile elimizdeki fidanı dikmeye çalışan bir anlayışımız vardır. Biz de hasta oluruz onlar da hasta olur. Onlar iyileşir veya ölür dosyaları kapanır. Bizde öyle olmaz. Hastalıkta çektiklerimiz bize sevap olarak yazılır. Zarar üzerinden bile kâr etmiş gibi oluruz. İyileşirsek de şükrederek kazanmış oluruz biiznillah. Sabır bizim kazanç kaynağımız olmuş olur. Çünkü sabrımız Allah içindir ve Allah iledir. Sağlık ve afiyetimiz üzerinden geçirdiğimiz bu süreci kendimize ders durumuna getirir ve kazanırız. Onlar ise konuyu sadece ekonomi üzerinden değerlendirirler. Bu da aramızdaki kapanmaz farklı bir açıdır. Belalar bizde yardımlaşmayı ve kardeşliği öne çıkarır. Onlarda ise bencilliği ve canını kurtarmayı güçlendirir. Bu da büyük bir farktır. Ölenimizin şehit olduğu, kalanımızın günahlarından tevbe edip Rabbine yöneldiği bir dünyada kim bizim gibi olabilir, kim iman etmenin tarif edilemez lezzetine ulaşabilir? Ne büyük nimettir iman, ne üstün meziyettir mü'min olmak! Elhamdülillah. Yerler gökler dolusu elhamdülillah.

Hocam, yaşanan bu virüs belası ile alakalı güzel notlar okudum sizden. Allah raz
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Rabbimden yavrumuza afiyet size sabırlar dilerim. Özellikle de annemize derin sabırlar dilerim. Bizim için: • Ölüm ve • Hayat meçhuldür. Ne yaşamamız bizim garantimizdedir ne de ölümümüz. Ölümü geldi buldu zannetmek de yanlıştır. Yarınlar tıpkı bugünler gibi Allah’ındır. Ona teslim olan rahat eder. Yavrumuzun hastalığı elbette elem vericidir. Dilerim şifası acil olur. Yalnız becerin bu hastalık günlerini kazanca çevirin. Hastanıza hizmet edin kazanın. Sabredin kazanın. Ağlayın ama isyan etmeyin kazanın. İyileşirse de başka bir şey olsa da siz, siz olun. Nasıl olsa sonucu değiştiremeyeceksiniz, bari kendinizi helak etmeyin. Doktorlara itimat edin ama onların can verip can almadıklarını iyi bilin. Becerin, bugünleri kazanç günlerine çevirin. Allah yardımcınız olsun, işinizi kolay etsin. Melekler elinizden tutsun. Yüreğiniz güçlü olsun, sabrınız yüksek olsun. Sizi ve yavruyu Allah’a emanet ederim.

Sevgili hocam 2,5 yaşındaki oğlumun amansız bir hastalığa yakalandığını öğrendik
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Fıkhen tabi olmamız gereken kural şudur: Zanna dayanarak kati bilineni terk edemeyiz. Tıbbın şu andaki aşı bilgisi milyonlarca hatta milyarca çocuk üzerinde başarılı olmuştur. Belli hastalıklar aşı uygulamasından sonra unutulur olmuştur. Evet, ortada netileğini ve muhtevasını hatta uzun vadede sonuçlarını bilemeidğimiz bir uygulama bulunmaktadır. Bunlar neticede zandan öteye gidemeyen şüphelerdir. Şüpheyi ilerletmek için ise bilimsel denebilecek veriler gerekir, o da elimizde yoktur. Geriye zan kalıyor. Zanna dayanarak aşıyı ihmal etmenin vebal olacğını kanaat ederim.

Kıymetli hocam oğlumuz elhamdülillah afiyetle doğdu. Yakında da ilk ayı dolacağı

Corona konusundaki diğer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Bunu iman meselesi olarak görmek abartı olur. Evet, ciddi bir tereddüt var ama ne yapılabileceği konusunda da ciddi bir alternatif de yok ortada. Olsa olsa günah ve hatadan söz edilebilir.

Yahudi firmalar aşıyı sorgulamadan onay verdi diye uygulamak beden emanetine iha
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Bu sorunun doktora sorulması gerekir. Eğer doktor, eşler arasındaki yakınlaşmayı tehlikeli bulursa o takdirde bunun için caiz değil deriz.

Corona veya başka bir bulaşıcı hastalık durumunda eşler arası yakınlık nasıl olm
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Sözünü ettiğiniz hadis Buharî ve diğer hadis kitaplarında vardır. Hadisin özü şu şekildedir: Allah Teâlâ bir yere salgın hastalık verir de bu hastalığa yakalanan bir Müslüman, hastalık başkalarına da bulaşmasın diye özellikle bulunduğu yeri terk etmezse, bu şuurlu davranışın karşılığı ona ölmesi durumunda şehit sevabının verilmesi olur. Buharî’nin rivayetlerinde de konu ŞEHRİNİ TERK ETMEZSE şeklindedir. Evde bulunma Buharî’de yoktur. Hadis, Müslüman’ı başkalarına hastalık bulaştırmamayı öğütleme üzerine kuruludur. Bizim hastalık sahibi olmadığımız hâlde hastalık ihtimalinden dolayı evlerimizde beklememiz, bugünkü tıp bilgilerinin gereği olarak devlet ricali tarafından emredilmektedir. Bu emre itaatimiz için bu hadisin kullanılması gerekmez. Başkalarına zarar vermemeyi emreden pek çok nas, evde kalmamız için yeterli bir sebeptir. Bu hususta devletin yönlendirmesine itaat etmesi, Müslüman için bir zorunluluktur. Allah azze ve celle insanlığı düştüğü bu bataklıktan halas eylesin. Akıbetimizi hayır etsin.

Hocam, mesaj gruplarında Buharî’de olduğu söylenen bir hadis dolaşıyor. Salgın h
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Böyle salgın zamanında sizin gibi bir hastanenin acilinde nöbet tutan doktorların, koruma amaçlı olarak giydikleri kıyafetlerini çıkarmadan namaz kılmalarında hiçbir sakınca yoktur. Hatta çok yoğun durumlarda, üzerinizdeki tulumu çıkarmanın sağlık açısından sakıncası veya yenisini temin etmede zorluğu olacaksa teyemmüm bile etmeniz mümkündür. Sizin bu durumda kıldığınız namaz biiznillah cephede mücahitlerin kıldığı namaz gibidir. İhlasla ve gayretle yaptığınız her çalışma sizin adınıza büyük bir hasene olarak yazılacaktır. Salgın geçtikten sonra insanlar, doktorları övmekten vazgeçeceklerdir hatta kusur olarak bir şeyler saymaya bile başlayabilirler ama melekler sizin gayretlerinizi asla unutmayacaktır. Sizin ve bütün insanların en dar günü olan mahşerde bugünkü gayretleriniz sizi bulacaktır. Bundan emin olarak heyecanla çalışın. Allah yardımcınız olsun, sa'yinizi meşkûr kılsın. Elinize şifalar indirsin. Kardeşlerimize selamlarımızı ve dualarımızı hasseten bildiriniz.

Hocam ben acilde çalışıyorum. Biliyorsunuz büyük bir salgın hastalık zamanındayı
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Kardeşlerim, sakın ilahiyat okuyorsunuz diye kendinizi din hakkında ulu orta konuşmaya yetkili zannetmeyin. Din hakkında en zor konuşması gerekenler ilim adamlarıdır. Çünkü ilim adamları bilerek ve sonucunu kabullenerek konuşur/konuşmalıdır. Cahil ise aklına geldiği gibi konuşur. Sizin farkınız olsun. Dikkatli olun. Muhakkak inceleyin. Eskilerin deyimiyle KIRK ÖLÇÜN BİR BİÇİN. Allah yardımcınız olsun. Sizin için dua ederim. Evet, dinimiz başta domuz ürünü, alkol ve necis saydığı şeyler olmak üzere bazı mamullerin kullanılmasını normal hayatta yasak etmiştir. Bunun münakaşa edilecek bir bölümü yoktur. Domuz ve alkol başta olmak üzere necis kabul edilen şeyler haramdır. Ömrümüz oldukça biz, bizden sonraki bütün nesiller bu ilkeyi koruyacağız biiznillah. Bir başka ilkemiz de şudur: Dinimiz normal hayattaki durumlarla zaruri durumları aynı tutmamaktadır. Normalde haram olan şey zaruret durumunda zarureti giderecek kadarı ile helal olur. Bu da önemli bir kuraldır. Üçüncü bir durum da şudur: İnsanlık sanayisinden ilacına kadar ilerleyip dururken biz Müslümanlar olarak bugün “bu bizimdir” diyebileceğimiz bir katkı sağlayamadık bu ilerlemeye. İlaç da bu, geri kalmışlığımızın en çok yansıdığı alanlardan biridir. Ne yazık ki böyledir. Müslüman olmayanlar ilaç üretince de onlar için sakıncalı olmayan her şeyi içine koydular. Günlük hayatlarında su gibi tükettikleri alkolü ilaç yaparken bir endişe taşımadılar. Biz şimdi “böyle olmaz” diyebilecek durumda değiliz. İlaç sanayimiz yoktur. Onların ürettiklerini test edebilecek laboratuvarlarımız bile yoktur. Siz gençler, umarız bu açığımızı kapatacak gayretler içinde olursunuz. Allah yardımcınız olsun. İçinde haram nesne bulunan ilaçların kullanılmasına gelince ulemamızın ve özellikle de Hanefi ulemasının görüşü şudur: Müslüman uzman bir doktorun, gerekli gördüğü bir ilacın helal olan alternatifi yoktur diyorsa, o ilaca muhtaç olan hasta içeriğinde haram nesne bulunsa da onu kullanır. Bunda bir sakınca yoktur. Yeter ki, bir suiistimal ve önemsememe durumu olmasın. Bu kural ilaçlar için, aşılar için ve diğer tıbbi malzeme için geçerlidir. Size sıhhat ve afiyetler dilerim.

Hocam biz ilahiyat talebeleri olarak bir konuyu size danışmak istiyoruz. Şimdi h
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Şu gerçeği unutmayın, hem de hiç unutmayın: Biz her gün biraz daha kıyamete yaklaşıyoruz. Her gelen gün, bizi bir adım daha, deccale, büyük sarsıntıya, fitnelere, azgınlıklara yaklaştırmaktadır. Bu da gösteriyor ki, bizim her geçen gün kendimizi biraz daha fazla Allah’a yaklaştırmamız gerekiyor. Şeytan saldırısını büyüttükçe bizim de Allah’a yakınlaşmamız büyümeli ki, açı kapanmasın ve biz helak olmayalım. Daha da büyüklerini ve ağırlarını görmeye de hazır olacağız. Çare yok, burası dünyadır. Dünya da böyle olması için vardır. Ümmet olarak biz ise bu kargaşanın ortasında Allah’a imanımızı korumakla mükellef bulunuyoruz. Dertleri ve sıkıntıları sayıp durmak bir ibadet çeşidi değildir. Elinden geleni yapmak ise bir ibadettir. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin “din garip başladı, yine garip olacak...” sözünü unutamayız. Dinin en garip hâli de, kendi toprağında garip düşmesidir. Bid’atlerden, içini oyma girişimlerine kadar binbir sorun bizim gerçeğimizdir. Toplumu, beceremezsek mü'min kardeş çevremizi, onu beceremezsek ailemizi, onu da beceremezsek kendimizi koruyacağız. Her birimiz, Medine’de Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ve ashabının başlattığı o mübarek yürüyüşün son yürür ayakta adamı olmaya hazır olacağız. Bunun başka çaresi yoktur. Belki kaba bir örnek olacak ama lütfen müsamaha edin. Şu atasözü ile teselli bulabilirsiniz: “İt ürür kervan yürür.” İtler ürüyecek ama bizim iman kervanımız biiznillah yürüyecektir. Bundan hiç şüphemiz yoktur. Tek kişi bile kalsak bu böyle olacaktır. Bizim röntgenimizi melekler böyle görüntülesinler.

Hocam, başımıza büyük bir bela olarak bu salgın geldi. Bir yandan can derdine dü

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.