Fetva Meclisi
Soru
Corona veya başka bir bulaşıcı hastalık durumunda eşler arası yakınlık nasıl olmalıdır?
Cevap
Benzer fetvalar
Bu konu doktorların konusudur. Müslüman uzman bir doktorun dediğini yapın.
Bu, uzman bir doktora sorulmalıdır. Doktor izin veriyorsa, evlenilecek eş adayına bu durum izah edilmelidir. Kabul ediliyorsa evlenebilir.
En pis işlerden bir pisliktir. Kesinlikle uzak durmak gerekir. Yardım istenirse kurtulması için dikkat ederek yardım edilebilir.
Hayır, böyle bir kural yoktur. Eşlerin arzusu ve doktorun kadının sağlığı açısından uygun bulduğu ve tavsiye ettiği zaman önemlidir.
Uzman doktor tespiti ile ortaya çıkan bulaşıcı bir hastalık nedeniyle ayrılmayı talep etmek günah olmaz. Gerekli tedbirleri alarak evliliğe devam etmesinde de bir sakınca görülmez.
Selamünaleyküm. Tıp hususunda erkeğin kadını, kadının erkeği muayenesinin şartları aynıdır.
Corona konusundaki diğer fetvalar
Sözünü ettiğiniz hadis Buharî ve diğer hadis kitaplarında vardır. Hadisin özü şu şekildedir: Allah Teâlâ bir yere salgın hastalık verir de bu hastalığa yakalanan bir Müslüman, hastalık başkalarına da bulaşmasın diye özellikle bulunduğu yeri terk etmezse, bu şuurlu davranışın karşılığı ona ölmesi durumunda şehit sevabının verilmesi olur. Buharî’nin rivayetlerinde de konu ŞEHRİNİ TERK ETMEZSE şeklindedir. Evde bulunma Buharî’de yoktur. Hadis, Müslüman’ı başkalarına hastalık bulaştırmamayı öğütleme üzerine kuruludur. Bizim hastalık sahibi olmadığımız hâlde hastalık ihtimalinden dolayı evlerimizde beklememiz, bugünkü tıp bilgilerinin gereği olarak devlet ricali tarafından emredilmektedir. Bu emre itaatimiz için bu hadisin kullanılması gerekmez. Başkalarına zarar vermemeyi emreden pek çok nas, evde kalmamız için yeterli bir sebeptir. Bu hususta devletin yönlendirmesine itaat etmesi, Müslüman için bir zorunluluktur. Allah azze ve celle insanlığı düştüğü bu bataklıktan halas eylesin. Akıbetimizi hayır etsin.
Kardeşlerim, sakın ilahiyat okuyorsunuz diye kendinizi din hakkında ulu orta konuşmaya yetkili zannetmeyin. Din hakkında en zor konuşması gerekenler ilim adamlarıdır. Çünkü ilim adamları bilerek ve sonucunu kabullenerek konuşur/konuşmalıdır. Cahil ise aklına geldiği gibi konuşur. Sizin farkınız olsun. Dikkatli olun. Muhakkak inceleyin. Eskilerin deyimiyle KIRK ÖLÇÜN BİR BİÇİN. Allah yardımcınız olsun. Sizin için dua ederim. Evet, dinimiz başta domuz ürünü, alkol ve necis saydığı şeyler olmak üzere bazı mamullerin kullanılmasını normal hayatta yasak etmiştir. Bunun münakaşa edilecek bir bölümü yoktur. Domuz ve alkol başta olmak üzere necis kabul edilen şeyler haramdır. Ömrümüz oldukça biz, bizden sonraki bütün nesiller bu ilkeyi koruyacağız biiznillah. Bir başka ilkemiz de şudur: Dinimiz normal hayattaki durumlarla zaruri durumları aynı tutmamaktadır. Normalde haram olan şey zaruret durumunda zarureti giderecek kadarı ile helal olur. Bu da önemli bir kuraldır. Üçüncü bir durum da şudur: İnsanlık sanayisinden ilacına kadar ilerleyip dururken biz Müslümanlar olarak bugün “bu bizimdir” diyebileceğimiz bir katkı sağlayamadık bu ilerlemeye. İlaç da bu, geri kalmışlığımızın en çok yansıdığı alanlardan biridir. Ne yazık ki böyledir. Müslüman olmayanlar ilaç üretince de onlar için sakıncalı olmayan her şeyi içine koydular. Günlük hayatlarında su gibi tükettikleri alkolü ilaç yaparken bir endişe taşımadılar. Biz şimdi “böyle olmaz” diyebilecek durumda değiliz. İlaç sanayimiz yoktur. Onların ürettiklerini test edebilecek laboratuvarlarımız bile yoktur. Siz gençler, umarız bu açığımızı kapatacak gayretler içinde olursunuz. Allah yardımcınız olsun. İçinde haram nesne bulunan ilaçların kullanılmasına gelince ulemamızın ve özellikle de Hanefi ulemasının görüşü şudur: Müslüman uzman bir doktorun, gerekli gördüğü bir ilacın helal olan alternatifi yoktur diyorsa, o ilaca muhtaç olan hasta içeriğinde haram nesne bulunsa da onu kullanır. Bunda bir sakınca yoktur. Yeter ki, bir suiistimal ve önemsememe durumu olmasın. Bu kural ilaçlar için, aşılar için ve diğer tıbbi malzeme için geçerlidir. Size sıhhat ve afiyetler dilerim.
Estağfirullah, estağfirullah. İnsan ne kadar hurafecidir, hayret. Böyle şeylerin sorulması bile seviyesizlik ve şeytanın tuzağında olmayı yansıtabilir. İşimize bakalım, ibadetimizi yapalım. Tedbirlerimizi alalım.
Benim söyleyebileceklerimi siz söylediniz zaten. Benzer şeyleri ben de düşünüyorum ama bilgi düzeyinde olmadığı için söyleyemiyorum. Allah yardımcımız olsun.
Bunu iman meselesi olarak görmek abartı olur. Evet, ciddi bir tereddüt var ama ne yapılabileceği konusunda da ciddi bir alternatif de yok ortada. Olsa olsa günah ve hatadan söz edilebilir.
Böyle salgın zamanında sizin gibi bir hastanenin acilinde nöbet tutan doktorların, koruma amaçlı olarak giydikleri kıyafetlerini çıkarmadan namaz kılmalarında hiçbir sakınca yoktur. Hatta çok yoğun durumlarda, üzerinizdeki tulumu çıkarmanın sağlık açısından sakıncası veya yenisini temin etmede zorluğu olacaksa teyemmüm bile etmeniz mümkündür. Sizin bu durumda kıldığınız namaz biiznillah cephede mücahitlerin kıldığı namaz gibidir. İhlasla ve gayretle yaptığınız her çalışma sizin adınıza büyük bir hasene olarak yazılacaktır. Salgın geçtikten sonra insanlar, doktorları övmekten vazgeçeceklerdir hatta kusur olarak bir şeyler saymaya bile başlayabilirler ama melekler sizin gayretlerinizi asla unutmayacaktır. Sizin ve bütün insanların en dar günü olan mahşerde bugünkü gayretleriniz sizi bulacaktır. Bundan emin olarak heyecanla çalışın. Allah yardımcınız olsun, sa'yinizi meşkûr kılsın. Elinize şifalar indirsin. Kardeşlerimize selamlarımızı ve dualarımızı hasseten bildiriniz.