İslami Delil
Aramaya dön
Fetva

Fetva Meclisi

Soru

Hocam biz ilahiyat talebeleri olarak bir konuyu size danışmak istiyoruz. Şimdi hastalıklarla mücadele edilirken içeriğini bilmediğimiz bir sürü ilaç insanlara veriliyor. Bugünlerde virüsle mücadele için Çin’den ilaç getirmişler. Kim bilir içinde ne kullanmışlardır diye merak ediyoruz. Dinimizin yasak ettiği bir şeyle yapılan ilaç kullanılabilir mi?

Cevap

Kardeşlerim, sakın ilahiyat okuyorsunuz diye kendinizi din hakkında ulu orta konuşmaya yetkili zannetmeyin. Din hakkında en zor konuşması gerekenler ilim adamlarıdır. Çünkü ilim adamları bilerek ve sonucunu kabullenerek konuşur/konuşmalıdır. Cahil ise aklına geldiği gibi konuşur. Sizin farkınız olsun. Dikkatli olun. Muhakkak inceleyin. Eskilerin deyimiyle KIRK ÖLÇÜN BİR BİÇİN. Allah yardımcınız olsun. Sizin için dua ederim. Evet, dinimiz başta domuz ürünü, alkol ve necis saydığı şeyler olmak üzere bazı mamullerin kullanılmasını normal hayatta yasak etmiştir. Bunun münakaşa edilecek bir bölümü yoktur. Domuz ve alkol başta olmak üzere necis kabul edilen şeyler haramdır. Ömrümüz oldukça biz, bizden sonraki bütün nesiller bu ilkeyi koruyacağız biiznillah. Bir başka ilkemiz de şudur: Dinimiz normal hayattaki durumlarla zaruri durumları aynı tutmamaktadır. Normalde haram olan şey zaruret durumunda zarureti giderecek kadarı ile helal olur. Bu da önemli bir kuraldır. Üçüncü bir durum da şudur: İnsanlık sanayisinden ilacına kadar ilerleyip dururken biz Müslümanlar olarak bugün “bu bizimdir” diyebileceğimiz bir katkı sağlayamadık bu ilerlemeye. İlaç da bu, geri kalmışlığımızın en çok yansıdığı alanlardan biridir. Ne yazık ki böyledir. Müslüman olmayanlar ilaç üretince de onlar için sakıncalı olmayan her şeyi içine koydular. Günlük hayatlarında su gibi tükettikleri alkolü ilaç yaparken bir endişe taşımadılar. Biz şimdi “böyle olmaz” diyebilecek durumda değiliz. İlaç sanayimiz yoktur. Onların ürettiklerini test edebilecek laboratuvarlarımız bile yoktur. Siz gençler, umarız bu açığımızı kapatacak gayretler içinde olursunuz. Allah yardımcınız olsun. İçinde haram nesne bulunan ilaçların kullanılmasına gelince ulemamızın ve özellikle de Hanefi ulemasının görüşü şudur: Müslüman uzman bir doktorun, gerekli gördüğü bir ilacın helal olan alternatifi yoktur diyorsa, o ilaca muhtaç olan hasta içeriğinde haram nesne bulunsa da onu kullanır. Bunda bir sakınca yoktur. Yeter ki, bir suiistimal ve önemsememe durumu olmasın. Bu kural ilaçlar için, aşılar için ve diğer tıbbi malzeme için geçerlidir. Size sıhhat ve afiyetler dilerim.
Orijinal kaynak

Benzer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

İnsan olarak sınanmak için bulunuyoruz bu hayatta. Dış düşmanlarla sınandığımız gibi insanlığımız ve imanımız bakımından iç dinamiğimizle de sınanacağız. Mü'min olduğumuzu söylediğimiz gibi o iddiamızın ne kadar yerleşik olduğu da görülecektir. Sizin yaşadığınız da budur. Şeytan size, bu yaşadıklarınızın çökme olduğunu söylerken sizin, içteki birikimin test edildiğini çökme olmadığını fiiliyatınızla söylemeniz gerekirdi. Yani kazanacağınız bir noktada kaybetmeye kayıyorsunuz. Tekrar algılamaya çalışın bu ince çizgiyi, rahat edeceksiniz biiznillah. İnsanların riyakâr olmaları veya olmamaları sizin için önemli olmamalıdır. Siz kendi kimliğinizle yaşayın. Siz dik durun, sabit kalın; çevrenize göre şekillenmeye kalkmayın. Bu da size güç katacaktır. İbadetlerinizde eksiklik olmasın. Bilhassa namazı ayakta tutun ki namaz sizi bu hayatın gelgitlerinden korusun. Kur'an okumaya bakın. İstikrarlı bir Kur'an okuma neticede sulanması ihmal edilmeyen bitki gibi içimizdeki iman hissiyatını aktif hâle getirecektir. Duanızı eksik etmeyin. Her gün binlerce kere güzel duaları tekrar tekrar dillendirin. Duanız kadar güçlü hissedersiniz kendinizi. Allah yardımcınız olsun.

Hocam ben yirmi yaşındayım. İbadetlerini yapan tek mutluluğu ve huzuru Allah’a k
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Bu konumda şunu bilmelisiniz: Siyasetten ziraata kadar tam bir şeytan kuşatması altındayız. Hangi noktada ayağımıza basılıyorsa sadece orada acı hissediyoruz. En büyük sorun da burada zaten. Yalnız bir noktaya kilitlenip kalınca maazallah insanın aklı bile oynayabilir. Biraz daha itidalli ve gıda gündemini; - Helal, - Mekruh, - Riskli, - Tehlikeli, - Çok tehlikeli, - Haram! Şeklinde sıralamalıyız. Aksi takdirde kendi kendimizi yer bitiririz maazallah. Şeytan da bir taşla iki kuş vurmuş olur. Bu konuda internette dolaşan bilgilere itimat edemeyiz. Uzman olmayanların görüşlerine uyduğumuzda psikiyatrik vakalara alet olabiliriz. Bir başka ifadeyle dinimizin geniş bıraktığı alanı daraltmanın da anlamı yoktur. Bilhassa bazı hanım kardeşlerimizin esasen gerekli olan bu gıda titizliğini, varsa yoksa hayatın tek gündemi gibi tuttuklarını izleyebiliyoruz. Daha dengeli olmak şarttır. Allah yardımcımız olsun.

Hocam hazır baklava yufkalarında insan saçı olduğunu duymuştum. Araştırdığımda i
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Allah Teâlâ sizi muvaffak kılsın. Size güzel ve bereketli bir ders halkası oluşturabilmeniz için şu prensipleri tavsiye edebilirim: Yapacağınız işin ibadet olarak kabul edilebilmesi ve size sevap kazandırması için niyetiniz önemlidir. Ne kadar niyetiniz varsa ya da niyetiniz ne ise o kadar sevap bulacaksınız, o kadar bereketiniz olacak. Niyeti önemli bulun. Gerçek niyet şudur: “Allah’ın dinini öğreneceğim, Peygamberimin izinde gitmeye çalışacağım.” Gerisi boş veya yararsız niyetlerdir. Yüzde yüz bunu yakalamaya çalışın. Bu kolay değildir; şeytan ve şeytana ayak uydurmuş çevreniz sizi zorlayabilir. Muhakkak bir hoca ile okuyun, oturun. Hoca muhakkak akademik kimliği veya büyük icazetleri olan birisi olmalı değildir. Öyle olursa ne güzel ama sizden önce bir bilenden o kitabı okumuş ve anlamış birisi sizin için hoca demektir. İnsanlar on kişi bir araya gelip sağlık dersleri yapıyorlar mı, yapsalar bir yararı olur mu? Elbette olmaz. Doktor olmadan sağlıkta ileri geri konuşmak cana zarar verir. Din neden herkesin bilip rahatça konuştuğu bir alan olsun, olabilir mi? Bu notu unutmamaya çalışın. Dersin başlama ve bitiş saatleri muhakkak sabit olmalı. Ne ileri geri oynamamalıdır. Yaptığınız iş bir kültür çalışması olmadığına göre ibadet ağırlığı ile yapacaksınız. Bunun için de: Sadece İslam konuşulacak. Ticarete direkt veya dolaylı girilmeyecek. Bid’atlerden uzak kalınacak. Şahıslar öne çıkmayacak. Bencillik yapılmayacak. Ben değil ders şuuru olacak. Öğrendiğimizi saklamak için değil yaşamak ve yaymak için öğreneceğiz. Bir kere veya beş kere aynı şeyi okumak ve öğrenmekten kaçınmayacağız. Biz namaza çok kıldık demiyoruz çünkü ibadettir. Bu da ibadettir. Ne okuyacağız sorusunun cevabı şudur: Önce güzel bir ilmihal. İlmihal okumadan yaptığımız hiçbir okuma veya ders gerçek ilim olamaz. Çünkü ilmihal farz bilgilerden oluşur. Tefsir, hadis gibi büyük isimler tuzak olabilir. Sonra Kur'an kıraati. Üç dakikada hatasız bir sayfa okuyana kadar Kur'an tilaveti görevimiz devam ediyor demektir. Bu seviyeye gelince de günlük virde geçeceğiz. Sonra siyer okuyabilir. Sonra da Riyâzü’s Salihin veya diğer hadis kitaplarından biri. Ders yapılacak zamanı iyi belirlemek gerekir. Kadınların uygun olacağı zaman dilimi ile erkeklerin uygun olacağı zaman dilimi aynı olmaz. Derse katılanların zaman ve zihin bakımından uygun ortalamasını bulmak gerekir. Çocukları yok kabul ederek ders yapamayız. Onların dağıttığı dersin de anlamı olmaz. İkisinin ortalamasını bulmak her gruba göre farklı olacaktır. Kısa bir Kur'an tilaveti ile ders başlayabilir. Namaz saati gelince cemaatle namaz kılınsın. Herkesin anlayacağı; Dil, Hız bulunmalıdır. Tekrardan kaçınılmamalıdır. Okunacak kitabın herkeste olması ciddiyet kazandırır. Her derse başlandığında kısa bir geçmiş konuların özeti yapılmalıdır. Önemli görülen ve anlaşılmayan konular tekrar edilmeli, vurgulanmalıdır. Zor konular için bilen birinden destek alınmalıdır. Ayet ve hadisle ilgili konularda kimse kanaat kullanmamalıdır ki ibadet kalitemiz düşmesin. Herkes o grupta kimliği ne olursa olsun kendisini öğrenci kabul etmekten kaçınmamalıdır. Tıpkı sosyal kimliğimiz ne olursa olsun camiye birey olarak girip namaz kıldığımız gibi. Herkes soru sorabilmeli, kimsenin sorusuna gülünmemelidir. Cevabı da kafadan atmaca değil, bilenin bildiğini söylediği, bilinmeyenin de bilene sorulduğu şeklinde olmalıdır. Gıybet, siyaset, günlük dedikodular ve paralı işler ders yapılan yerde konuşulmamalıdır. Bir kereliğine de olsa o kapı açılmamalıdır. Allah, Peygamber aleyhisselam, sahabe isimleri geçtiğinde gerekli saygı gösterilmelidir. İhtilaflı konulara asla girilmemelidir. İhtilafa düşülen konu da terk edilmelidir. Zamanla bir tartışma ortamı oluşursa yani bir gruplaşma belirtisi oluşursa o gün o ders halkası dağıtılmalıdır. Dağıtılmıyorsa öyle bir derse devam edilmemelidir. Takip ettiğimiz dersten yararlanıp yararlanmadığımızı test etmek için de şuna dikkat ederiz: Allah için ve ibadet maksadı ile takip ettiğimiz bir ders bir zaman sonra bizde Allah’a karşı saygıyı, dinini yaşama heyecanını, haramlardan kaçınma ciddiyetini, mü'min kardeşliği artırmalıdır. O ders sanki bizim nefes aldığımız bir bahçeye dönüşmelidir. Meleklerin bizi kuşattığını hissettirmelidir. Bu gerçekleşmiyorsa biz daha dikkatli olmalı veya o dersin işlenişinin hatalı olabileceğini düşünmeliyiz. Mesela derse giriş çıkışlarda selam yerleşti mi? Ders dua sebebi oluyor mu, katılanlar birbirlerine dua ediyorlar mı? Zikir içerikli oluyor mu? Birbirimize saygıya dikkat ediyor muyuz? Dilimiz ve nezaketimiz ilerliyor mu? Âlime saygı, ilme hürmet yayıldı mı? Saç baş ile oynanıyor mu? Cep telefonu ve benzeri cihazlar terk edilebiliyor mu yoksa herkesin o anda çalan telefonu hayatın en acil işi mi? Derse bir kişinin daha fazla katılması mutluluk veriyor mu? Ders sebebiyle bir gruplaşmaya kaydık mı? Dersi yazarak ve sonra da okuyarak mütalaa ediyor muyuz? Derse katılamamak üzüyor mu? Ders esnasında yaslanılacak bir yer bulup oraya yaslanarak mı ders dinliyoruz? Ders işlenen mekânı temiz tutuyor muyuz? Bir okul talebesi gibi zaman zaman öğrendiklerimizden imtihan edilmeyi biz istemeliyiz. Ve… Bu dersle beraber cennet umudumuz, cehennem korkumuz ne kadar yükseldi ne kadar pratik oldu?

Hocam sizden bir RİYÂZU’S SALİHÎN dersi yapmak için takip etmemizi uygun gördüğü
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Müslüman olmayan ülkelerden getirilen yiyecekler konusunda domuz eti ve alkol endişesi taşımamız gerekmektedir. Ancak acı bir gerçekle karşılaştık; bizim yaşadığımız yerlerde de satılan gıda mallarının oralarda üretilip, bizim şartlarımızla ambalajlanarak marketlerimize getirilmediğinden ve bunu sahibi Müslüman olan bir firmanın yapıp yapmadığından emin değiliz artık. Çok dikkat edeceğiz. Gıdamız dinimiz ve sağlığımız için son derece önemlidir. Eşinizin getirdiği yiyecekleri alkol ve domuz ürünleri açısından inceleyebildiğiniz kadar incelersiniz; ayrıca bir laboratuar çalışması yapmanız gerekmez. Allah'a emanet olunuz.

Eşim yabancı uyruklu müslüman bir bayan. Kendisi bazı dönemlerde yurt dışına ail
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Şu fani alemde söylenebilecek en gerçek söz şu sözdür: İnna lillahi ve inna ileyhi raciûn / Biz Allah’tan geldik Allah’a döneceğiz. Bu kadar. Şu anda insanlık olarak, istilası altında olduğumuz bela herkesi sarsmıştır. Kendisi gittikten sonra da izi senelerce sürecek gibi durmaktadır. Allah Teâlâ rahmeti ile hepimizi muhafaza buyursun. Belki şu anda zamanı değil ama bütün insanlık ve bütün mü'minler neden geldi, nasıl geldi sorusunu maddi ve manevi her iki yönden incelemelidirler. İnşaallah hepimiz için de büyük bir ders olur. Bu olay gösterdi ki insan, öyle sanıldığı kadar da abartılı bir gücün sahibi değildir. Hastalıktan önce hastalık korkusunun erittiği bir insan nasıl kendisini ‘Allah’ın kulu’ olmanın ötesinde bir yerde görebilir? İnsan zayıf yaratılmıştır. Herkes Allah’a muhtaçtır. Beşer olarak becerebildiğimiz kadar tedbirler alıp Allah’ın kapısında yalvarır olacağız, kurtuluş buradadır. Öldürme oranı yüzde üçü bulmayan bir hastalıktan korku her şeyi alt üst etti. Hâlbuki ölümün öldürme oranı yüzde yüzdür, ölümden korkup tedbirler almamız gerekirdi. Hastalık bulaşan kardeşimizle alakalı olarak neler yapabilirize gelince: Zaten tıbbın kontrolü altına alındığını söylüyorsunuz. Yapabileceğimiz yapılmıştır. Doktorların tavsiyesine de kulak verelim. Onunla alakalı ve çevresi ile alakalı neler tavsiye ediliyorsa o yapılsın ve asla ihmal edilmesin. O ve hepimiz, sabrederek bu sıkıntıyı sevaba dönüştürmeliyiz. Çok dua edelim. Genel dualar yapalım, kardeşimizin ismi ile de dua edelim. Biiznillah kardeşimiz iyileştiğinde günahlarından temizlenmiş olarak iyileşecektir. Bu da onun için kazanç olacaktır. Eğer kaderinde aramıza dönmek yoksa bu da onun için bir şehitlik mertebisidir ki, ne mutlu ona deriz o zaman. Bu süreçte kasıtlı veya kasıtsız ama ihmalle bir insana hastalık bulaştırmanın büyük bir vebal olacağını hiçbirimiz unutmayalım. Allah’tan umudumuzu eksiltemeyiz. Son nefesimizde bile biz onun rahmetini umarak bitiririz nefeslerimizi. Allah yardımcımız olsun.

Hocam, çok değer verdiğimiz bir yakınımız bu veba hastalığına yakalandı. Zamanın
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Böyle bir daralma olmadan rahatça yaşayabiliyor olsa idiniz sizin insan olmanızdan şüphe edilirdi. Nitekim milyarlarca “insan” acaba insan mıdırlar diye bakılmayı hak ediyorlar. Şükürler olsun ki siz, olup bitenlerden etkileniyorsunuz. Bu durum, sizin insan olduğunuzu gösteriyor. Allah Teâlâ afiyetinizi daim etsin. Dünya budur, böyledir. Böyle geldi böyle gidecek. Hiçbir şekilde olaysız bir dünya hayal edilemez. Dünyanın zemini böyledir. Kendinizi bu dünya gerçeğine göre şekillendirin. Bunu kabul edin. Bundan sonra da sağlıklı bir hayat yaşayabilmek için asgari olarak şunlara dikkat edebilirsiniz: a- Hayata iman penceresinden bakmayı ilke edinin. Bu şu demektir: Siz ve diğer insanlar, üzerinde yaşadığınız dünya Allah'ın mülküdür. Söz ve kader onundur. Siz sadece sınanmak için hayata getirilmiş bir kulsunuz. Sınavı kazanıp gideceksiniz. Konumunuz, kimliğinizi, kapasiteniz sizin belirleyebileceğiniz şeylerden oluşmuyor. Kulluğunuzu yerine getirirsiniz ve gidersiniz. Bu dönem ateşe atılma şeklinde bir sonuç getirirse siz de İbrahim olur yaşarsınız. Yeni bir hayat düzeni kuramayacağınıza göre kurulu düzeni değerlendireceksiniz. b- İyi bir hayat, iyi bir sınav, huzurlu bir kalp için maddi olarak yapabileceklerinizin yanında Allah'a dua etmeniz şarttır. Tek başınıza beceremezsiniz. Allah size yardım etmelidir. Şöyle anlayın bunu: Bir anne karnından çıkıp hayata geldiniz ama anne size bakmadıkça siz hayata tutunamazsınız. Kulluk da böyle bir şeydir. İman ettik ama imanımızda bize destek olması için Allah'a yalvarmamız gerekir. Bu yalvarmanın adı duadır. Sabah akşam, her namazdan sonra kendinizi eksik gördüğünüz veya bunaldığınız şeylerde muhakkak dua edeceksiniz. Bir kere veya milyon kere. Duadan bıkamazsınız. Zira yalnız yol alamazsınız. Duanın bir ikizi de zikirdir. Zikreden bir mü'min olmak yıkılmamanın şartıdır. c- Direnen ve kazanmak isteyen biri olmanız için elinizden geleni yapıyor olmanız gerekir. Elinizden ne gelip gelmediğini siz takdir edebilirsiniz. Mesela mü'min kardeşlerle onlardan gelebilecek her meşakkate rağmen bir arada olmak, bir arada olmanın gereklerini yapmak elinizden gelebilir. Yalnız kalmayı kurda yem olmak olarak anlayabilirsiniz. Kur'an öğrenerek hayata tutunmanın yapabileceğiniz bir iş olduğunu bilirsiniz. Küfür ordularına karşı sıfır çare durumunda olabilirsiniz ama nefsinize ve onun şımarıklıklarına karşı sıfır çare olmadığınızı da bilirsiniz. İbadet edip huzur bulmanın sizin elinizde olacağını bilebilirsiniz. Mubahlara batıp gitmeden, helal sınırları içinde kalarak yaşanabileceğini bilirsiniz, bilmelisiniz. d- Aileniz ve eşiniz sizin huzur ve güven kaynağınızı olabilir. Eşinizle tek ceset gibi olabilirsiniz. Ondaki beğenmediklerinizi görmezden gelerek beğendiklerinizle kendinize kanat takmış gibi olabilirsiniz. Çocuklarınızın sizin değil Allah'ın olduğu şuuru ile onları hayata hazırlayarak sonuçtan etkilenmemeyi kendinize sağlayabilirsiniz. e- Dünyanın fani, hayatın kısa olduğunu bilen bir mü'min olarak uzun emeller, sınırsız projeler peşinde olmayabilirsiniz. Bu sizi daha güçlü, enerjinizi size yeterli hale getirebilir. Sabrı ve direnmeyi böylece gerçek görebilir ve uygulayabilirsiniz. f- İki kutuplu bir dünyada yaşadığını bilmek ve duyurmak konusunda tereddüt etmeyin. Yaşadığınız dünyada bir iman kutbu bir de küfür kutbu vardır. İman kutbunun başında Allah vardır. Küfür kutbunun başında da şeytan vardır. İki kutup, iki dağın başına çekilmiş kendi başına yaşıyor değildir. Aynı vadide, aynı şehirde, aynı coğrafyayı kullanarak yaşamaktadırlar. Kıyamete kadar da böyle sürecektir. Küfrün iman ehline bitmez tükenmez düşmanlığını bir an bile olsun zihninizden çıkarmayacaksınız. Allah bilmeyen, ahirete inanmayan, inansa da kendi keyfine göre inanan birinin veya kitlenin insana acımayacağını, on binlerce bebeğin ölümünün onları incitmeyeceğini bilmen gerekir. Bunu bilip böyle inanırsan etrafında olup bitenleri de iyi anlamış olursun. Bu anlayış ayakta durmana yardım eder. Sıhhat ve afiyetiniz için dua ederim.

Hocam son günlerde etraftan aldığımız olumsuz haberler, ölümler, hastalıklar, sa

Corona konusundaki diğer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Sözünü ettiğiniz hadis Buharî ve diğer hadis kitaplarında vardır. Hadisin özü şu şekildedir: Allah Teâlâ bir yere salgın hastalık verir de bu hastalığa yakalanan bir Müslüman, hastalık başkalarına da bulaşmasın diye özellikle bulunduğu yeri terk etmezse, bu şuurlu davranışın karşılığı ona ölmesi durumunda şehit sevabının verilmesi olur. Buharî’nin rivayetlerinde de konu ŞEHRİNİ TERK ETMEZSE şeklindedir. Evde bulunma Buharî’de yoktur. Hadis, Müslüman’ı başkalarına hastalık bulaştırmamayı öğütleme üzerine kuruludur. Bizim hastalık sahibi olmadığımız hâlde hastalık ihtimalinden dolayı evlerimizde beklememiz, bugünkü tıp bilgilerinin gereği olarak devlet ricali tarafından emredilmektedir. Bu emre itaatimiz için bu hadisin kullanılması gerekmez. Başkalarına zarar vermemeyi emreden pek çok nas, evde kalmamız için yeterli bir sebeptir. Bu hususta devletin yönlendirmesine itaat etmesi, Müslüman için bir zorunluluktur. Allah azze ve celle insanlığı düştüğü bu bataklıktan halas eylesin. Akıbetimizi hayır etsin.

Hocam, mesaj gruplarında Buharî’de olduğu söylenen bir hadis dolaşıyor. Salgın h
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Estağfirullah, estağfirullah. İnsan ne kadar hurafecidir, hayret. Böyle şeylerin sorulması bile seviyesizlik ve şeytanın tuzağında olmayı yansıtabilir. İşimize bakalım, ibadetimizi yapalım. Tedbirlerimizi alalım.

Hocam Corona salgınının Kur'an’da Müddessir suresinde geçtiği söyleniyor, bu doğ
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Bu sorunun doktora sorulması gerekir. Eğer doktor, eşler arasındaki yakınlaşmayı tehlikeli bulursa o takdirde bunun için caiz değil deriz.

Corona veya başka bir bulaşıcı hastalık durumunda eşler arası yakınlık nasıl olm
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Benim söyleyebileceklerimi siz söylediniz zaten. Benzer şeyleri ben de düşünüyorum ama bilgi düzeyinde olmadığı için söyleyemiyorum. Allah yardımcımız olsun.

Hocam içinden geçtiğimiz pandemi süreci konusunda çok rahatsızım. En baştan beri
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Bunu iman meselesi olarak görmek abartı olur. Evet, ciddi bir tereddüt var ama ne yapılabileceği konusunda da ciddi bir alternatif de yok ortada. Olsa olsa günah ve hatadan söz edilebilir.

Yahudi firmalar aşıyı sorgulamadan onay verdi diye uygulamak beden emanetine iha
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Böyle salgın zamanında sizin gibi bir hastanenin acilinde nöbet tutan doktorların, koruma amaçlı olarak giydikleri kıyafetlerini çıkarmadan namaz kılmalarında hiçbir sakınca yoktur. Hatta çok yoğun durumlarda, üzerinizdeki tulumu çıkarmanın sağlık açısından sakıncası veya yenisini temin etmede zorluğu olacaksa teyemmüm bile etmeniz mümkündür. Sizin bu durumda kıldığınız namaz biiznillah cephede mücahitlerin kıldığı namaz gibidir. İhlasla ve gayretle yaptığınız her çalışma sizin adınıza büyük bir hasene olarak yazılacaktır. Salgın geçtikten sonra insanlar, doktorları övmekten vazgeçeceklerdir hatta kusur olarak bir şeyler saymaya bile başlayabilirler ama melekler sizin gayretlerinizi asla unutmayacaktır. Sizin ve bütün insanların en dar günü olan mahşerde bugünkü gayretleriniz sizi bulacaktır. Bundan emin olarak heyecanla çalışın. Allah yardımcınız olsun, sa'yinizi meşkûr kılsın. Elinize şifalar indirsin. Kardeşlerimize selamlarımızı ve dualarımızı hasseten bildiriniz.

Hocam ben acilde çalışıyorum. Biliyorsunuz büyük bir salgın hastalık zamanındayı

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.