Fetva Meclisi
Soru
Covid testim pozitif çıktı. Yüksek ateş ve şiddetli eklem ağrısı çekiyorum. Emzirdiğim için ilaç kullanamayacağım. Kendimi iyi hissedene kadar oruç tutmamam söylendi. Bu durumda ne yapmam gerekiyor? Allah'a emanet olun.
Cevap
Benzer fetvalar
Ona bir şey olmaz ama sen bir vacibi yapmamış olursun. Bunun adı da günaha girmektir. İlk fırsatta adadığın orucu tut.
Allah şifalar versin. Doğru olanı yapıyorsunuz. Bu şekilde oruç tutabilir kendinizi iyi hissetmediğinizde bozabilirsiniz. Daha sonra o günü kaza edersiniz.
Geçmiş olsun. Allah Teâlâ afiyetinizi daim etsin. Böyle bir durumda iki seçenek vardır. Birincisi, oruç tutacak kişi kendisini “tutamaz” durumda görür. Buna da elbette orucu emredenin Allah olduğunu bilerek karar verecektir. İkincisi de uzman doktoru ona tutmamasını söyler. O da tutmayabilir.
Böyle bir gerekçe ile oruca niyet etmemek olamaz. İş yoğunluğu oruca mani değildir. Evet, niyet etmezseniz kefaret değil kaza etmeniz gerekir ama büyük bir günaha girersiniz, hayatınızın bereketini giderirsiniz maazallah.
Geçmiş olsun. Böyle bir durumda yapılan normaldir. O günü Ramazan'dan sonra bir gün olarak kaza edersiniz.
Oruçlu olduğunuzu unutup içti iseniz mesele yok, kaza da yok. Oruçlu olduğunuzu bilerek ilaç zorunluluğu diye içti iseniz bir gün kaza edersiniz. Allah kabul etsin.
Corona konusundaki diğer fetvalar
Oruçlunun bedenine soktuğu gıda nitelikli her şey orucunu bozar. Corona aşısı ise o anlamda bir gıda niteliğinde görülmemektedir. Bu nedenle de pek çok fetva merkezi orucu bozmayacağını söylemiştir. Ramazan gününde sırası gelen kardeşlerimiz aşılarını rahatlıkla vurulabilirler. Kalpte bir rahatsızlık oluşturmaması için de Ramazan ayından sonra bir gün ihtiyaten kaza orucu tutabilirler.
Selamünaleyküm. Allah Teâlâ akıbetimizi hayır kılsın, afetlerden bizi muhafaza buyursun. Aşı konusunda yapılan itirazlar ne yazık ki ‘mış’lı ifadelerle bitmektedir. Yaşadığımız durumda; - Hastalık afet boyutuyla katî ve tartışılamaz durumdadır. - Müslümanlar ve insanlığın çaresizliği de katî ve tartışılamaz durumdadır. - Bir güvenilir Müslüman’ın veya kurumun kurtuluş umudu olabilecek çalışması ise yok denecek durumdadır. Bu ortamda Müslümanlar olarak bizim vazifemiz, durumun vahametini sayıp durmak değildir. Kalbimiz mutmain olmasa da mevcut umudu kullanmaktır. Müslüman tıp adamlarımızla yaptığımız istişarelerde en ehveni tercih etmekten başka bir çarenin olmadığı söylenmektedir. Netice olarak şunu tespit edebiliriz: Konumu, mesleği, risk durumu ve çevresi itibariyle sağlık uzmanları ve resmî mercilerin aşı olmasını gerekli gördükleri kimseler aşı olmalıdırlar. Meseleye aşı gözüyle bakmadan önce ‘Allah’ın emaneti olan can’ ve ‘kul hakkına riayet’ gözüyle de bakılmalıdır.
Devletin toplum sağlığı için koyduğu kurallar uyulması gereken kurallardır. Dışarı çıkma yasağı bir nevi kırmızı ışıkta geçme kuralı gibidir. Kural ihlali ile bir insana verilecek zarar tam anlamı ile bir kul hakkıdır. 'Benden bir zarar gelmez' gibi bir mantık ise çocukçadır.
Yapılacak yardımı alabilmek için gereken şartlarda bir hile yapılmadıkça sıkıntı yoktur, alınabilir.
Bu konuyu direkt din, iman meselesi olarak görmeye gerek yoktur. Daha çok insanlık ve zorunluluk olarak bakılmalıdır.
Cuma namazı; • İbadetin yerine getirilmesi, • Mü'minlere vaaz verilmesi, • Mü'minler arasında kaynaşmanın güçlendirilmesi gibi amaçlar ihtiva eden bir ibadettir. Bu sebeple fukaha mümkün olduğu kadar daha fazla mü'minin bir arada bulunması ilkesi üzerinden düşünerek, bir şehirde tek camide cuma namazı kılınması yönünde görüş belirtmişlerdir. Bir şehirde tek camide cuma prensibi fıkıhta genel kuraldır. Daha sonra nüfusun kalabalıklaşması ile beraber tek cami, birden çok camiye dönüşmüştür. Bu durum da asırlar üzerinden kabul görmüştür. Aynı camide iki cuma kılınması ise bu prensibe aykırıdır. Bu sebeple bir camide iki kere cuma namazı kılınmaz görüşü asıl fetva durumundadır. Buna rağmen Avrupa Fıkıh ve Fetva Meclisi, Avrupa’daki çok özel şartları dikkate alarak aynı camide iki kere cuma namazının kılınabileceğine hükmetmiştir. Buna da, gelenlerin toplanıp namazı bir kere daha kılabilecekleri bir gevşeklik olmaması için cami yönetiminin belirleyeceği kurallar dâhilinde ve mümkünse iki ayrı imamın kıldırması şeklinde fetva vermiştir. Avrupa ve benzeri yerlerdeki kardeşlerimizin buna göre hareket etmeleri, cumayı tamamen kılmamalarından daha evladır. Allah Teâlâ kulluğunda yardımcımız olsun.