Fetva Meclisi
Soru
Hocam biz korona olduk ve on günlük karantinamızı bitirdik. Ama hala halsizlik ve yorgunluk devam ediyor. Oruç tutarsak bağışıklık sistemimiz zayıflar ve ağırlaşırız diye oruç tutmuyoruz. Bizi aydınlatır mısınız?
Cevap
Benzer fetvalar
İnsanların neyi neden yaptıklarını esasen sadece Allah Teâlâ bilir. Biz zahire göre yani dışarıdan görülen şekline göre karar veririz. Oruç tutuyor olması bir insan için iman işaretidir biiznillah. Orucun dışındaki hayatını yanlış çizgide değerlendirmesi ise orucunun yok sayılma nedeni olmaz yeter ki açık bir imandan çıkma noktasında olmasın. Bugün orucun bu şekilde hafif tutulması, iftarının kendisinden daha önemli olması ya da ahkâmının önemsenmemesi bir imtihan meselesidir maalesef. Oruç esasen imanla bağlantısı bakımından namazın aynısıdır. Sağlığa faydası var veya yok oruç ibadettir. Bütün ibadetler gibi emredeni Allah olduğu için yapılır. Allah’a iman gereği olarak yapıldığı için de ihlas ve ihsan üzere yapılması istenir. Prensip olarak tamamını yapamadığımız şeyin yapabildiğimiz kadarını ihmal etmemiz doğru olmaz diye düşünmeliyiz. Bir yandan oruç tutmaya ve tutulması için çalışmaya diğer yandan da orucun kalitesini yükseltmeye gayret edeceğiz. Böylece bir imtihan olan hayatımızı değerlendirmiş olacağız.
Allah Teâlâ geçmiş etsin, afiyeti daim olsun. Hastamız tutabildiği günler varsa ve tutması doktoru tarafından sakıncalı bulunmadı ise orucunu tutar. Tutamadığı günler için de o gün sayısı kadar kaza eder. Böyle yapmasında hiç bir sakınca olmaz. Allah Teâlâ kabul buyursun.
Oruç tutmamaya izin veren ‘hastalık’ değildir; oruç tutulması durumunda ‘iyileşmesi geciken hastalık’ ya da ‘artan hastalık’ oruç tutmamaya izin verdiren hastalıktır. Bundan da anlaşılıyor ki, insan sıhhatinin hastalığın uzaması veya daha fazla bozulması sonucunu getiren hastalığına karşı oruç tutmama izni verilmiştir. Hastalık, tedavisi umulmayan bir hastalık ise hasta oruç tutmaz. Tutamadığı her gün için de fakire bir FİDYE verir. Hastalığına rağmen oruç tutması ona zarar vermeyecek bir durum varsa orucunu tutacaktır, ona izin yoktur. Hastalığı nedeniyle sıkıntı çekecek bitkin düşecekse böyle bir ruhsatı kullanmaması yani sıkıntıya rağmen oruç tutması mekruh olur. Buradaki sıkıntı da bir baş ağrısı değildir. Mesela şeker düşmesi nedeniyle görememe gibi bir durumdur. Oruç tutması durumunda hastalığı ağırlaşacak bir durum varsa o zaman oruç tutması yasak duruma bile gelebilir. Allah’ın sıhhat emanetini korumak gerekmektedir. Hastanın oruçla ilgili zarar veriyor veya vermiyor kararını hasta kendisi tecrübesi ile belirleyebilir. Bu zamanda ise uzman doktora danışarak belirlemesi daha evladır.
Ona bir şey olmaz ama sen bir vacibi yapmamış olursun. Bunun adı da günaha girmektir. İlk fırsatta adadığın orucu tut.
Doktorun oruç tutmamayı tavsiye etmesini iki bölümde ele alırız. Birincisi, bir daha oruç tutamayacak durumda olanlardır. İkincisi ise iyileşene kadar oruç tutamayacak olanlardır. Birinci durumda olanlar fidye verirler. İkinci durumda olanlar ise fidye vermez, iyileşecekleri zamana kadar oruçlarını ertelerler. Siz ikinci durumdasınız biiznillah. Ne zaman iyileşirseniz geçmiş oruçlarınızı kaza edeceksiniz. Bu arada fidye verseniz de iyileşince oruçları tutmanız gerekecek. Bu nedenle fidye vermemelisiniz.
Aleykümselam. Sıhhatinize kavuşuncaya kadar oruç borçlarınızı erteleyebilirsiniz. Bir kenara not edin, borçlarınızı unutmayın. Tutmaya kararlı olun. Gerisini Allah'a havale edin.
covid konusundaki diğer fetvalar
Mü’minler olarak enerjimizi böyle basit sebeplerle harcayamayız. Belirli saatlerde uygulanan sokağa çıkma kısıtlamaları için delilik yapmak mü’mince değildir. Kaldı ki, Hollanda devletinin yasaklama sebebi keyfî değil, bir zaruret sonucudur. Her şey bitebilir, kaybolabilir ama aklımız uçmamalıdır. Allah yardımcımız olsun.
Sizin o yaptığınız da takıntı idi, şimdiki tutumunuz da takıntıdır. Bir psikologla bu durumu değerlendirmelisiniz.
Önce dua edelim de hac ibadeti ertelenmesin, o durum oluşmasın. İkinci olarak da hac ile alakalı bilginiz doğru değil. Hac ibadeti bugüne kadar, yaklaşık otuz kere ertelendiği oldu. Başta hicri 317’deki Karamıta eşkıyasının katliamı nedeniyle yapılamadı. Ondan sonra da ekonomik ve salgın afetler gibi nedenlerle, eşkıya ve Fransız işgali gibi nedenlerle haccın farklı yıllarda yapılamadığı oldu. Hicri 357, 419, 429, 654-58 arası, 1213 yılları arası, haccın yapılamadığı ya da çok az sayıda insanın hac yaptığı yıllar oldu. Bu yılki engele gelince durum şöyledir: İnsanlık benzeri az görülmüş veya bu yaşayan neslin bilmediği büyük bir felaket yaşamaktadır ve bu felaket direkt insan canı ile alakalıdır. Bir arada bulunmanın da bu felakete zemin hazırladığı bilinen bir durumdur. Farklı yüz ülkeden gelmiş ve kontrol edilmeleri neredeyse imkânsız denebilecek karma kitlelerin haccetmesi bir tehlikedir. Bu tehlikeye karşı hac ibadetinin ertelenmesinde bir sakınca olmaz. Hac bir fariza olarak seneye ertelenebilir ama insan canı ertelenemez. Mü'min insanın canı Kâbe’den değerlidir. Dua edelim, afet en kısa zamanda insanlığın üzerinden kalksın.
Doktorla görüştüm, bu dönemde hamile kalmanın salgın hastalık açısından bir sıkıntısı olmayacağını söyledi. Dinen de buna bağlı olarak bir sıkıntı yoktur deriz. Mübarek olsun.