Fetva Meclisi
Soru
Hocam, sizden dua istiyoruz. Biz Hollanda’da ikamet ediyoruz. Aralarında çoğunluk farklı ülkelerden olan Müslüman gençler, saat 21:00 itibariyle başlayan sokağa çıkma yasağını protesto edeceğiz diye sokakları yağmalıyor, arabaları ve dükkanları ateşe veriyorlar. Yakıyor, yıkıyorlar. Olaylar gün geçtikçe artıyor. Ümmet-i Muhammed adına buradaki mü’min kardeşlerim için endişeleniyoruz. Duanızı eksik etmeyin.
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm Allah'a ve ahiret gününe iman etmiş olan her mümin Suriye'deki durumun, İslam'ın ve insanlığın aleyhine olduğunu ve git gide de durumun daha da ağırlaştığını anlar, bilir. Buna göre de hiç bir mümin, oradaki durumu sıradan bir olay, 'beni ilgilendirmez bir durum' olarak göremez. Ahirete iman ile böyle düşük bir anlayış kesinlikle aynı kalpte birleşemez. Suriye için bir şeyler yapmak imanımızın gereğidir. Yapılacak şeyin ne olacağına karar vermek ise en az o yapılacak iş kadar önemli olmalıdır. Bugün, bizim şehirlerimizden oralara cihat maksadı ile gidenlerin binlerce kere daha fazlası oradan buralara gelmiş durumdadır. Oradaki gençlerin buraya gelenlerinin yerine buradan oraya gidenlerin bulunması, oturulup müzakere edilmesi gereken bir durum olmalıdır. Özellikle tekit ederek söylüyorum: Suriye'deki durum tam anlamı ile bir cihat durumudur. Cihat ise mümin insanın kulluğu ile alakalıdır, asla savsaklanamaz! Bunu bir kenarda bekleterek şu tespitleri yapmak isterim: 1- Suriye'de büyük bir cihat ortamı vardır. Küfür dişlerini göstermiş, Müslüman insanın kanı akmıştır. Durum cihat açısından nettir. 2- Suriye'de maalesef diş gösteren küfürle beraber bir iç fitne de kök salmıştır. Müslümanlar arasındaki Şiilik fitnesi orada bir yayılma ve kökleşme dönemine girmiştir. Suriye öncesine göre bugün Şiilik, daha düşmanca bir yayılma ve imha hamlesi içindedir. Suriye, önümüzdeki yakın dönemde unutulması zor Şiilik facialarına sahne olmuştur. Oraya gidenler için bu ayrıntı, gitmenin önemi ve riski bakımından önemlidir. 3- Bir başka sorun da şudur: Suriye'de Müslümanlar arasındaki gruplaşmalar kök salmış ve özellikle Selefîlikle tesmiye edilenler ile diğer gruplar arasında, birbirlerinin kanı pahasına da olsa derin sürtüşmeler süregelmiştir. Bunun doğurduğu sonuçlardan biri olarak da ne yazık ki, 'fiili cihadı sadece Selefi akımın yapabileceği, onlar yapınca da ölçüsüz cihat yapar ve zarar verirler' şeklindeki algı da derinden derine inandırılmaya başlanmıştır. Gidecek kardeşlerimizin böyle bir saplantıya alet olmaları, yapmayı murat ettikleri cihada ters düşeceklerini bilmeleri gerekecektir. 4- Suriye'de bugün, savaşacak insandan çok desteği işe yarayacak insana ihtiyaç vardır. Bilhassa siyasi kimliği olanların desteği daha da önemli durmaktadır. Bizi ziyarete gelenlerle yaptığımız istişarelerde, bunu açıkça beyan ettiklerine şahit olduk. Netice olarak şu noktaya gelmek isteriz: Gençlerimizin Türkiye'den oraya cihat etmek için gitmelerinin FARZ-I AYN diyebileceğimiz bir düzeyde olmadığını düşünüyoruz. Yerinde ve işe yarar bir iş yapmak için gidilebilir belki ama bu, bütün FARZ-I AYN olmayan ibadetler hükmündedir. Mesela ebeveyn izni olmadan gidilmesini caiz görmüyoruz. Burada yapmaları gerekenlerle orada yapabilecekleri arasında makul bir denge olması ise ayrı bir zarurettir. Gençlerin heyecanla iş yapıp en azından daha faziletli olandan mahrum olmamalarını tavsiye ediyoruz. Heyecanla aklı, akılla realiteyi birleştirmemiz gerekir. Bu da ciddi bir istişare ile mümkündür. Selamünaleyküm. Nureddin YILDIZ facebook.com/nureddinyildiz twitter.com/nurettinyildiz İnstagram.com/nureddinyildiz
Hepimiz dinimizi dert edinmeliyiz. Eksik kalan o eksikliği gidermek için gayret etmelidir. Bu gayret ana hatları ile şöyle olacak: İmanımızı tehlikeye düşürecek ortamlardan uzak kalacağız. Haramlardan ve haramlara iten sebeplerden uzak kalacağız. İbadetlerimizi ihmal etmeyeceğiz. Farz ibadetlere ilave olarak Kur'an okumamız yoğun olacak. Helal rızık yemek için mücadele edeceğiz. İnsanlarla sorunsuz bir hayat yaşayacağız. Anne babalarımızın dualarını almayı ihmal etmeyeceğiz. Aile hayatımızı çok önemli ve öncelikli tutacağız. Ayağımızın kaymaması için çok dua edeceğiz. Allah'a güvenecek ve ona dayanacağız.
Maalesef hem de ne maalesef! Allah yardımcımız olsun. Dinde ortak olduklarımızla yan yana olamıyorsak, insanlıkta ortak olduklarımızla yan yana olmaya çalışırız ve kendimizi de koruruz. Allah akıbetimizi hayır etsin.
Biz bir ümmetiz. Peygamber aleyhisselam efendimiz bizi bir vücudun parçaları gibi görmek istiyor. Yeryüzünün neresinde olursa olsunlar, mü'min kardeşlerimizle ilgilenmemiz, acılarını acımız bilmemiz imanımızın gereğidir. Bu bir hakikattir. Bu hakikat kadar önemli bir hakikat daha vardır ki o da sizin sorunuzun asıl cevabıdır. Bizim acıyan bir yerimiz, diğer organların sağlam olması veya olmaması ile de alakalıdır. Bugün Müslümanlar olarak, bulunduğumuz her yerde ümmet olarak bulunuyoruz. Bir yerde güç zâfiyetimiz oluşursa o yeryüzünün başka bir köşesinde yara olarak ortaya çıkabilir. Sadece bir yerde bile mü'min kalitesinde güçlü olabilsek, bu, diğer yerlerin sıkıntısının giderilmesi olabilir biiznillah. Bundan da anlaşılıyor ki, yaralı bölgemiz kadar biz de bir yara hissetmiyor olsak bile kendimizi güçlü kılmaya mecburuz. Bugün Türkiyeli mü'minler olarak, ayakta durmayı becerebilsek bu diğer bölgelerin de kurtuluşu demek olacaktır. Bu nedenle öncelikli vazifemiz acılarımıza ve acılılarımıza ağlamak hatta dua etmek değil bulunduğumuz yerde mü'min kıvamına ulaşmak için uğraşmaktır. Bu dua ile olabilir, sadaka ile olabilir, gayretle olabilir ama cihat şuurlu mü'min olmak diye de özetleyebiliriz bu düşünceyi.
Hepimiz kuluz, hepimizin bir imtihanı muhakkak vardır. İyi bir sonla ahirete gitmek için gayret etmek zorundayız. Arkadaşınız için hem dua edin hem de daha fazla destek verin. Bulunduğu ortamı değiştirmesini tavsiye edin. Bulunduğu ortamda siz yokken etki altında kaldığı kişileri ve eylemleri değiştirmelidir.
Aleykümselam.Böyle olması normaldir. Büyük bir imtihan içindeyiz. Yaşınıza göre başınıza gelecek olan böyle bir durumdur. Vaktinizden çok iş üretecek bir program oluşturmalısınız. Uyumaya bile vaktiniz kalmayacak şekilde iş üretin, çalışın, gezin ama boş kalmayın. Arkadaş çevrenizi de yenilen ve büyütün. Duayı unutmayın.
covid konusundaki diğer fetvalar
Sizin o yaptığınız da takıntı idi, şimdiki tutumunuz da takıntıdır. Bir psikologla bu durumu değerlendirmelisiniz.
Geçmiş olsun. Allah Teâlâ afiyetinizi daim etsin. Böyle bir durumda iki seçenek vardır. Birincisi, oruç tutacak kişi kendisini “tutamaz” durumda görür. Buna da elbette orucu emredenin Allah olduğunu bilerek karar verecektir. İkincisi de uzman doktoru ona tutmamasını söyler. O da tutmayabilir.
Önce dua edelim de hac ibadeti ertelenmesin, o durum oluşmasın. İkinci olarak da hac ile alakalı bilginiz doğru değil. Hac ibadeti bugüne kadar, yaklaşık otuz kere ertelendiği oldu. Başta hicri 317’deki Karamıta eşkıyasının katliamı nedeniyle yapılamadı. Ondan sonra da ekonomik ve salgın afetler gibi nedenlerle, eşkıya ve Fransız işgali gibi nedenlerle haccın farklı yıllarda yapılamadığı oldu. Hicri 357, 419, 429, 654-58 arası, 1213 yılları arası, haccın yapılamadığı ya da çok az sayıda insanın hac yaptığı yıllar oldu. Bu yılki engele gelince durum şöyledir: İnsanlık benzeri az görülmüş veya bu yaşayan neslin bilmediği büyük bir felaket yaşamaktadır ve bu felaket direkt insan canı ile alakalıdır. Bir arada bulunmanın da bu felakete zemin hazırladığı bilinen bir durumdur. Farklı yüz ülkeden gelmiş ve kontrol edilmeleri neredeyse imkânsız denebilecek karma kitlelerin haccetmesi bir tehlikedir. Bu tehlikeye karşı hac ibadetinin ertelenmesinde bir sakınca olmaz. Hac bir fariza olarak seneye ertelenebilir ama insan canı ertelenemez. Mü'min insanın canı Kâbe’den değerlidir. Dua edelim, afet en kısa zamanda insanlığın üzerinden kalksın.
Doktorla görüştüm, bu dönemde hamile kalmanın salgın hastalık açısından bir sıkıntısı olmayacağını söyledi. Dinen de buna bağlı olarak bir sıkıntı yoktur deriz. Mübarek olsun.