Fetva Meclisi
Soru
Hocam, ben İslam davasına katkı sağlayamıyorum yani harekete geçemiyorum. Hakiki imana ulaşmak için ne yapmam lazım?
Cevap
Benzer fetvalar
Malın ve mal kaynağının git gide daha güçlü bir puta dönüştüğü, kitlelerin imtihan kaybettiği bir nokta olduğu ne yazık ki gerçektir. Kıyamete doğru yaklaşıldıkça geneline DÜNYEVİLEŞME dediğimiz bu imtihanın mü'min nesli daha derinden kuşatacağı kolaylıkla anlaşılmaktadır. Allah Teâlâ’dan imanımızı muhafaza buyurmasını niyaz ederiz. Şüphesiz rızık/geçim meselesi iman ekseninde duran meselelerdendir. Biz, Allah’ı yaratıcımız bildiğimiz gibi rızkımızı veren olarak da biliriz. Sadece biz değil bütün canlıların rızkı ondandır. Ve biz ayağımızı toprağa basmadan önce o bizim rızkımızı yazmıştır. Ne yazdı ise o bizi bulmaktadır. İnsanın Allah’a imanı, dünya hayatına bakışı hayattaki her şeyini direkt etkiler. İman zayıfladıkça dünyaya tutunma artabilir. İman arttıkça da biiznillah ahirete umut güçlenir. Bu da azla bile yetinebilmek ve malı tapınılır olmaktan çıkarmak demektir. Biz kul olarak rızkı elde etmek için üzerimize düşeni yerine getirmekle yükümlüyüz. Cimrilikle müsriflik arasında dengeli bir yaşam tarzı oluşturmak gerekir. Ele geçenin bereketi kaybolmasın diye haramlardan uzak kalınmalıdır. Her haram insanın geçimine vurulmuş bir darbe gibidir. Maddi sebeplerin yanında manevi sebeplere de önem verilmelidir. Takvalı bir hayat, namazın hakkının verilmesi, Allah’a tevekkül, çokça istiğfar, sılayırahim, umutlu yaşama sanatını becerebilmek önemli ve etkili manevi sebeplerdendir. Allah yardımcımız olsun.
'İslam', 'hareket', 'lider', 'komutan'. Bu kavramların içini doldurmadan, sorunuzun cevaplandırılması çok zordur. Dinimizi, günübirlik uygulamalarımızın altında ezmememiz gerekir. Bize göre bir İslam yerine İslam'a göre biz mücadelesi içinde olmalıyız. Sıkıştıkça dinimizin kurallarını devreye sokarak bir yol alamayız. Allah'a emanet olunuz.
Siz olayı kendi zaviyenizden değerlendirdiğiniz için haklı duruyorsunuz. Eğer sadece siz sözkonusu iseniz ben de size katılıyorum. Hatta şehre bile inmeyin, köylerde yaşayın. Ama biz, sadece bizim için yaşamıyoruz. Eğer dinimiz, bizim çalışmamızla veya bir dağda boşu boşuna durmamızla bile kazanan taraf olacaksa çaresiz dinimiz için olanı yapacağız; oturamayız, uyuyamayız. Olaya sizin veya ailenizin gözüyle bakmamaya çalışın. Bir Müslüman olarak görmeniz daha doğru olur. Elbette bu süreçte hak için başlayıp batıl için yol almamaya da özen göstereceğiz. Gayretlerinizin artmasını temenni ediyorum. Allah’a emanet olunuz.
Allah senden razı olsun. Allah seni de eşini ve çocuklarını da korusun. Tamam, haramlardan uzak duracaksın. Sen de eşin de hepimiz haram duracağız. Biraz hata edersek hemen Allah’a döneceğiz, istiğfar edeceğiz ama asla umutsuz olmayacağız. Ailemizden biri hata eder, söz dinlemez ise ona da rica edeceğiz, küsmeyeceğiz, kavga etmeyeceğiz. Sabredeceğiz ve kazanacağız. Sabır var, kaçmak yok. Sabır var, küsmek yok. Sabır var, kavga yok. Tamam mı?
Evet, hayatın gerçeği budur, böyledir. Yalnız bu sürekli böyle gitmez. Bir süre sonra toparlayabilirsin. Şeytan seni perişan etmesin. Şu andaki durumunu mevsim değişikliği gibi anlamaya çalış. Aileni ihmal etme. Farzlarda hiçbir şekilde aksaklık yapma. Haramlardan uzak dur. Çok geçmeden vakit bolluğu ve planlı iş yapma düzeyine geleceksin. Bu da bir imtihan ve bu da bir süreçtir.
İmtihan dünyasındayız. İmtihanımız küffarın eli ile olduğunda ona hazır olacağız. İçimizden birileri ile olduğunda ona hazır olacağız. Dindar bildiklerimizden de imtihan çekebiliriz. İmanımızı ve kimliğimizi her hâlükârda korumak bizim görevimizdir. Her türlü saldırıya hazır bekleriz, bunun adı imtihandır.
aile konusundaki diğer fetvalar
Bu durumda iken evlenmeniz büyük bir ihtimalle boşanma veya daha beter kavgalarla sonuçlanacaktır ama terapi görürseniz başarılı bir evlilik yapmanız mümkündür. Terapi görün ve evlenin. Terapi görüp normale döndükten sonra da kimseye bir şey söylemeniz gerekmez.
Allah Teâlâ hepimizi o ve benzer çirkinliklerden muhafaza buyursun. Âmin. Bu hastalığın sahibi ile aranızda ciddi bir mesafe bulunsun. Asla onunla gevşek muhabbet içinde olmayın, o hastalık bulaşıcıdır. Onunla insani ilişkilerinizi sorunsuz tutmaya çalışın. Sizi sever ve sayarsa ona nasihat edebilirsiniz. Sizi kırmayacağını ve size iftira atmak gibi bir tutum içinde olmayacağını anlamadıkça da ona bu konuda nasihat bile etmeyin, yuvanızın dağılmasına sebep olacak işler yapabilir. Çocuklarınız büyüdükçe ona karşı onları koruyun. Asla eşiniz de dâhil ailede kimse ile bu konuyu olumlu veya olumsuz konuşmayın, bilmemiş duymamış gibi davranın.
Böyle bir başlık altında tartışmanız, birbirinize küsmeniz şeytan için iyi bir fırsata dönüşmeden durumu toparlayın. Eşinizi taltif edin, gönlünü alın. Kesinlikle uygulamanızda haklısınız, öyle olmalıdır da! Ne var ki altı yıldır seyretmemen gerçeği değiştirmiyor; TV kölesi bir nesille yaşayacaksınız. Önce bu gerginliği bir yolla giderin; geri adım atmış gibi olun. Sonra da bu sorunu çözmeyi en az iki yıl gibi bir zamana yayın. O esnada siz izlemeyerek kendinizi kurtarın. Bir zaman sonra bunun eşiniz tarafından da benimsenebileceğini göreceksiniz ama inatlaşırsanız onu TV önünden alamazsınız. Sabredin. Tatlı ve latif olun. Sabrın hakkını verin. Şeytanın gülmesinden ise siz ağlamaya razı olun. Tamam mı güzel kardeşim?
Sorudaki sıkıntının nedeni “evlenmekten uzak kalma kararı” değildir. Senin için evlenme vakti gelmemiştir de sen bu duyguların etkisi altındasın. Bunu dert etmemelisin. Vakti geldiğinde göreceksin ki bu duyguların yerine önce “şu olmaz, bu olabilir” hissiyatı alacak. Ardından da “şu olsun” diyeceksin biiznillah. Dert edilecek bir durumun yoktur. Derslerine bak. İbadetlerini ihmal etme. Sılayırahimi başta ebeveynin olmak üzere koru. Çok Kur'an okumaya çalış. Gereksiz yere endişelenme. Senin gibilerin sıkıntısı şundan kaynaklanıyor: Kızlar umumiyetle yirmi iki yaşlarında nişanlanıyor, evleniyorlar. Senin de yaşın ona yaklaştı, henüz evlenemedim. Bu gereksiz bir düşüncedir. Senin için evlilik yaşı belki yirmi beştir, sen yersiz bir arayış içinde olursan vakti gelmemiş meyveyi ısırman gibi bir durum oluşur. İşine bak, kaderine teslim ol, huzurlu ol.
Kızım, bunun temelinde nefis ve şeytan var. Nefis ve şeytan için de en temel gerekçe senin boşlukta bulunmandır. Boşta bulunanı şeytan daha kolay çeker kendine. Geri dönüş için de kendini ciddi bir yoğunluğun içine koyman gerekir. Tam anlamıyla KAPASİTENİN İKİ KATI yoğunlaşman gerekir. İbadetini yoğunlaştır. Kur'an okumanı yoğunlaştır. Ders çalışmanı yoğunlaştır. Anne babanla ilgini yoğunlaştır. Okumayı yoğunlaştır. Yazmayı dene; şiir yaz, makale yaz. Netice olarak mevcut yoğunluğunu en az ikiye katla. Tabii, duayı unutma!
Bacım, kâfir olduktan sonra olunabilecek bir şey kalmaz. İnşaallah baban bilmediğinden söylüyordur, bilse söylemeyecektir diye inanmaya çalışın ama bu sözler çok ağır ve iman riski taşıyan sözlerdir. Siz ise babanızla bu konuları tartışmayın, derinleşmesin. Daha ileri gider ve kâfir olma durumu netleşirse elbette annenle aralarındaki nikâh da biter maazallah. Aman dikkatli olun.