Fetva Meclisi
Soru
Hocam bende mide rahatsızlığı var. Doktor oruç tutmamı yasakladı. Ramazanın sonlarında orucumu tutmadım yani yaklaşık on gün borcum oldu. Sağlığıma kavuştuğumda fidye vermiş olsam da oruç tutmam gerekecek mi?
Cevap
Benzer fetvalar
İlk fırsatta kaç gün tutmadı isen o kadar gün ara ara da olsa tut. Böyle bir hata işlediğin için çok samimi bir tevbe yap. Yeni oruçlarına samimi sarıl, aksatma. Bu kadar. Allah kabul buyursun.
Allah şifalar versin, sıkıntılarınızı hafifletsin. İslam'da oruç tutmaya güç yetiremeyen kimseler için bazı ruhsatlar vardır. Hastalık nedeniyle oruç tutamayan kişi, hastalığının geçmesini bekler. Eğer iyileşme ihtimali varsa hastalık geçtiğinde tutamadığı günleri kaza eder. Ancak hastalığı kalıcı olup, oruç tutması sağlığını ciddi şekilde tehlikeye atıyorsa fidye vermesi gerekir. Doktorunuz oruç tutmamanız gerektiğini söylediyse ve hastalığınız kalıcı ise siz de Diyanet’in bu yıl açıkladığı fidye bedeli üzerinden verebilirsiniz. Sorunuzda yer aldığı üzere fidyeyi, kronik hastalar (örneğin, KOAH, şeker hastalığı, kalp rahatsızlığı gibi sürekli ilaç kullanmayı gerektiren hastalıklar), yaşlılık nedeniyle oruç tutamayanlar ve oruç tuttuğunda sağlığı tehlikeye girenler verirler. Eğer fidye vermeye gücünüz yetmiyorsa Allah sizi sorumlu tutmaz. Çünkü fidye, verebilecek durumda olanlar içindir. Bunun yerine dua edin ve istiğfar edin. Allah size kolaylık versin, şifanızı artırsın.
Selamünaleyküm. Hayır, siz FİDYE veremezsiniz. Sağlıklısınız, geçici olarak ruhsatı kullanıp orucunuzu ertelemiş oldunuz. İyileşince veya ne zaman fırsat bulursanız ara ara da olsa tutamadığınız gün kadar oruç tutacaksınız. Geçmiş olsun.
Tutulmayan oruçlar borçtur, mutlaka tamamlanmalıdır. Orucun kazasının geciktirilmesinden dolayı fidye verilmesi ise mezhebe göre değişir. Hanefî’ye göre şart değildir.
Uzman bir doktorun, oruç tutmasının sağlık açısından zararlı olacağı teşhisini koyduğu bir hasta, Ramazan’da oruç tutmayabilir. (İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 2/422-423) Şayet hastalığı geçici ise tutmadığı oruçlarını iyileşince kaza eder. Hastalığı kalıcı ise tutamadığı oruçlar için fidye verir. Konuyla ilgili âyet-i kerîmede şöyle buyrulmaktadır: “Oruç, sayılı günlerdedir. Sizden kim hasta ya da yolculukta olursa, tutamadığı günler sayısınca başka günlerde tutar. Oruca gücü yetmeyenler ise bir yoksul doyumu fidye verir. Bununla birlikte, gönülden kim bir iyilik yaparsa (mesela fidyeyi fazla verirse), o kendisi için daha hayırlıdır. Eğer bilirseniz oruç tutmanız sizin için daha hayırlıdır.” (el-Bakara, 2/184) Fidye verecek gücü olmayanlar ise bu imkânı buluncaya kadar dinen sorumlu olmazlar. (İbn Kudâme, el-Muğnî, 3/151)
FİDYE oruç tutamamış ama bir daha da tutması mümkün olmayan için verilir. Sadece kazaya kalmış olması yeterli değildir. Bir kişi oruç tutamamıştır ve yaşlılık, müzmin hastalık gibi bir nedenle de ileriki dönemlerde tutması mümkün gözükmüyorsa o FİDYE verir. Kişiye fidye gerektikten sonra yıllar sonra da olsa onu yerine getirir, fidye de zaman aşımı olmaz.
doktor konusundaki diğer fetvalar
Bir kere, içeriği helal olduğu sürece Müslüman olmayanlarla hediyeleşmede bir sakınca yoktur. Müslüman olan veya olmayan ayırmadan sosyal ilişkilerimizi sürdürebiliriz/sürdürmeliyiz de. Yeter ki içeriği helal olsun ve bir harama kapı aralamak için verilmiş/alınmış olmasın. Bunu böyle tespit edelim. Doktor, kendisine verilen hediye ile hastaya olan alakasını daha hasta lehine olacak şekilde değiştiriyorsa bu hediye sakıncalıdır. Özellikle de devlet hastanelerindeki doktorların “hediye öncesi ve sonrası” denebilecek muhtemel tavırları, söz konusu hediyenin helal olmayacağını gösterebilir. Bunun için şöyle bir kural oluşturabiliriz: Doktorun hasta üzerindeki işlemi bittikten sonra hastanın vereceği hediye sıradan bir hediye kabul edilebilir. Doktorun bir beklentisi yokken ona verilen hediye, doktorun tavrını da değiştirmiyorsa yani doktor olarak yapması gerekeni zaten yapıyorsa mesela o hastaya haksız olarak öncelik tanımıyorsa böyle bir hediyeyi normal kabul edebiliriz. Özellikle devlet görevlisi doktorların ve benzeri etkin meslek sahiplerinin hediye kabulünü esastan kaldırabilmeleri ise takvaya yakın olan daha güzel bir uygulama olur. Allah yardımcınız olsun.
Eski kitaplarımızda böyle bir konu vardır ve hemşireyi eve çağırıp ücretle çalıştırmak veya doktor çalıştırmak caiz görülmüştür. Bu durum sadece insanların görebileceği sağlık hizmetinden yoksun kalmaları gibi sonuç doğurması durumunda sakıncalı buluruz.
Tıp konusunda önce uzmanlık aramalıyız. Uzman olduktan sonra Müslüman arayışımıza gerek yoktur. Her ikisi de aynı oranda ehil olur, ücretleri de aynı olur da buna rağmen özellikle Müslüman olmayana gidebilir miyiz diye sorulursa o zaman Müslüman’a gitmen gerekir deriz.
Böyle düşünmen ve akıntıya kapılıp gitmeyen bir mümine olmak istemen çok güzel, Allah yardımcın olsun. Özet olarak sana şunları tavsiye edebilirim: İyi düşünmek yetmez; iyiyi çevre olarak, ortam olarak oluşturmalısın veya onun için uğraşmalısın. Yoksa herkes iyi olmak isteyecektir. Madem tıp biliminde iş göreceksin, hedefin “en verimli, en faydalı doktor” olmalıdır. “Doktor” değil, “en iyi doktor” hedefi ile yol al. Allah Teâlâ’nın yarattığı kabiliyeti keşfederek mesleğinde en faydalı en değerli bölümü doldurmaya bakacaksın. İmanın ve ahlakın damarlarındaki kanın gibi değerli olmalı senin için. Planlama yaparken, tercihte bulunurken bu çizgiyi kolla. Allah’ın haramlarına asla yaklaşma. Haramdan arınmış bir hayat planla. Bir kaza olur da harama bulaşırsan hemen tevbe ile kendini arındır. Allah’ın kuluna emrettiği farzları başta namaz olmak üzere arızasız olarak uygulamaya azimli ol. Mesela işini namaz ekseninde kalmaya göre ayarla. Huzurlu bir hayat için evliliğin önemini ve etkisini hiçbir zaman küçümseme. Bütün emeklerine ve ulaşabileceğin akademik kimliğe rağmen başarısız bir evlilik seni çökertebilir. Bunu bilerek evlen. Bizim müşahede ettiğimiz kadarıyla şunu tespit ettik: Doktorun evliliğinde onun beyaz önlüğü ile evlenen bir eş sıkıntı kaynağıdır. Önlüğünle değil senin şahsınla evlenen birini bulmaya çalış. Gerekiyorsa bunun için evlenmeyi ertele ama önlüğünle değil seninle evleneni bul. Arkadaş çevren, ne yaparsan yap seni etkiler. Onlar ne ise bir zaman sonra sen de o olursun. Tıpkı virüs gibidir insan; bulaşır ve yatağa yatırır hatta mezara bile sokabilir. Zorunlu olarak bir arada durman gerekenler dışında ahiretine ve dünyana faydası olmayan bir arkadaşı arkadaş olarak görmemelisin. Doktorluk ziyadesiyle mübarek bir meslektir. Diyebilirim ki namaz kadar elbette değil ama nafile herhangi bir ibadet kadar değerlidir. Sürekli sevap yazılır sana. Para kazanıyor, koltuk sahibi oluyor olsan da durum böyledir. Doktorluk bir cami imamlığı gibi başkalarına kazandırırken kazanılacak bir meslektir. Şüphesiz bu çapta değerli bir meslek beraberinde sıkıntılar da getirecektir. İnsanların canları üzerinde iş yapan birinin yaptığı işin değeri ve önemi beraberinde maddi manevi sıkıntılar getirebilir. Bu sıkıntıların maddi olanlarını siz zaten biliyorsunuz. Manevi olanlarından sadece birini burada zikredebilirim. O da şudur: Önlüğü giydikten bir zaman sonra şeytan sinsi sinsi senin içine sanki hastaları sen yarattın, sen olmasan onlar ölecekmiş gibi hisler sokuşturabilir. Bu kimi zaman tepeden bakma, kibir olarak yansıyan uygulamalar getirir beraberinde. Allah muhafaza buyursun, böyle bir tutum sözünü ettiğimiz bereketi ve sevabı eritip bitirebilir. Bunun sizi etkilememesi için de mü'min insanların içinde insan olarak bulunmak, bir ders halkası takip etmek, nefsi azdıracak işlerden uzak durmak pratik çözümler üretmek olarak görülebilir. Doktor olarak imzanız bir mülki amirin imzasından kimi zamanlar daha etkili ve güçlüdür. İnsanların hayatına ve huzuruna etki eden kaşenin sahibi olabilirsiniz. Asla imanınıza ve kalbinize ters bir iş yapmayın. Size maaş veren kurumun yasalarını, kurallarını kollayın. Bir kaşe sizi cehenneme sürükleyebilir maazallah. Hiçbir imzayı, kaşeyi basit görmeyin. Değeri bir kibrit kutusu kadar basit bile olsa bir ilacı doktorluğunuz size emretmedikçe yazmayın, onaylamayın. Sabır ve dua sizin reçetesini yazamayacağınız ama huzurunuzu size getirecek fırsatlarınızdır. İkisini de masanızın üstünde, kalbinizin en yakınında saklı tutun. Besmele ile başlayın, dua ile bitirin. Muvaffak olmanız için dualar ederim. Allah Teâlâ sizi mahcup olacağınız işlerden muhafaza buyursun, akıbetinizi hayır kılsın. Âmîn.
Geçmiş olsun. Bu bir tıp meselesidir. Bizim tıbben olan bölümüne yönelik söyleyebileceğimiz bir şey yoktur. Bildiğimiz kadarı ile açlık bu hastalığı tetikleyen unsurlardandır diye kati bir veri yoktur. Sizin psikolojiniz açısından durumu değerlendirin. Doktorunuz kesin bir çizgi çizmiyorsa oruçlu olmanızın daha doğru olacağı kanaatindeyiz.
O gün oruca niyet edin. Doktora gidin, öyle bir işlem yapar ve orucunuz bozulursa Ramazan’dan sonra kaza edersiniz o günü. Hiçbir sıkıntı olmaz. Geçmiş olsun.