Fetva Meclisi
Soru
Hocam “Nereye atandın?” adlı dersinizi dinledim ve kafamda biraz soru işaretleri oluştu. Müsaadenizle sormak isterim. Derste bir memurun hediye alması uygun olmaz dediniz. Bize de bazen hastalar gelirken hediye getiriyorlar. Önceden de acaba helal kazançla mı alınmış bir şeydir ve almam uygun olur mu gibi soru işaretleri oluyordu kafamda. Gelen hediyeyi almazsak mahcup olabilir karşı taraf, ne yapmak lazım? Emin olamadım. Bir de hastaneye çok fazla Müslüman olmayan hasta da geliyor ve onlar da bazen hediye getiriyorlar, böyle bir durumda ne yapmak lazım? Bu da tam içime sinmeyen bir durum. Kıymetli görüşünüzü almak isterim Allah sizden razı olsun hocam.
Cevap
Benzer fetvalar
Mesele şöyledir: Memurun ve memur durumundaki bir görevlinin hediye alması olduğu gibi risktir. Bir ilaç firması bir doktoru neden filan oteldeki bir toplantıya götürür, neden ona bir bilgisayar ya da cep telefonu hediye eder? Elbette böyle bir konumdaki görevliye verilen hediyede nedeni konusunda şüphe uyandırıcı etken vardır. Beklenti, doktorun gönlünün yapılıp söz konusu ilacı daha çok yazmasını sağlamaktır. Yani bu bir ticari teşviktir. Doktorun böyle bir etki beklentisinde sıfır etki denebilecek noktada durması durumunda o hediyede sıkıntı olmayabilir ama aksi durumda bir rüşvet denebilecek uygulama vardır ortada. Doğru olan o tür hediyelere el uzatmamaktır. Akıllıca olan da budur takvaca olan da budur. Burada doktorun takvasına ve etkilenmeme oranına bağlı bir cevap vardır. Bu cevap da en iyi ihtimalle ve ancak böyle olabilir nitelikli bir cevaptır. Asıl olan ise uzak durmak olmalıdır. Allah yardımcımız olsun.
Selamünaleyküm. Bir kere bu tutumunzda hiçbir aşırılık yoktur, tam bir müslüman erkeğin düşünmesi gerekenleri düşünüyorsunuz. Allah sizi sevsin, sizden razı olsun. Keşke bütün Müslüman erkekler sizin gibi düşünebilseler! Fakat, tababet dalında bizim bazı ruhsatları kullanmamız mümkündür. Buna göre eşinize şunları tavsiye ederiz: - Bir kere çocuk ve kadın üzerine çalışması ideal olandır. Hedefte bu bulunsun. - Hastahane şartlarında iken HALVET olacak şekilde bir erkekle başbaşa kalmasın. (Halvet, kapalı bir odada yabancı bir erkekle başbaşa kalmaktır.) - Mümükün olduğunca erkek hastaya bakmasın. Zaruret durumlarında mesela acil sancıdan kıvranan bir erkeğe bakabilir. Bu bakmada da yakın olma hususuna özellikle beden değmesine çok dikkat etsin. Bilhassa eldiven ve maske kullansın ki bunlar zaten gereklidir. Erkek hastalarla uzun cümleler kurup konuşmasın. Size de tavsiyem, doktor hanımla bu konuyu bir tartışma konusu durumuna getirerek aranıza fitne sokmayın. O da ikna olarak yapsın yapacağını. Allah işinizi kolay etsin.
Kural şöyledir: Müslüman, istemeden, beklenti içinde olmadan kendisine verilen hediyeyi alır. Bunda bir sakınca yoktur. Hediyeleşmek Müslümanlar arasında bir sünnet uygulamasıdır. Genel kural böyledir. Sizin durumunuzda ise şu noktalara dikkat etmelisiniz: a- Siz sürekli “hediye alan” durumda olduğunuzda ezileceksiniz. İyi niyetle bugün size getirip hediye verenler yarın bunun bedelini en azından onların münker bir işine sessiz kalma olarak bekleyebileceklerdir. Sürekli alan biri için görünen sonuç budur. Siz hediye vermeye kalksanız kime ne kadar vereceksiniz? b- Eğer hediye yaptığınız bir iş için mesela çocuğuna Kur'an öğrettiğiniz için size verilse yine durum böyledir, biraz daha da ağırlaşmış demektir. Maaş aldığınız bir iş için hediye almış duruma düşmüş olursunuz. Aynı zamanda yaptığınız işte ihlasınız da etkilenecektir. c- Size hediye verenlere güzel teşekkürler edin, memnuniyetinizi beyan edin. Karşılık hediye verebildiklerinize siz de hediye verin. Bu durumu çok da istemediğinizi hissettirin onlara. Özellikle de insanların önünde size hediye getirenlere karşı bu inceliği muhakkak gösterin. Allah yardımcınız olsun. Bulunduğunuz noktada Peygamber aleyhisselamın makamını temsil etmektesiniz. En küçük hatanız bile insanların en büyük hatalarına gerekçe yapılabilir. Allah mübarek etsin işinizi.
Elbette hediyenin de müslümancası olacak. Hem gönül kazanmak hem de sevap kazanmak ancak öyle mümkün olur. Hediyemizde niyetimiz bir sünneti yaşamak olmalıdır. Helal ve yararlı bir şeyi hediye etmeliyiz. Mesela bir hastaya baklava hediye götürülmesi dikkat çekici bir yanlıştır. Hediyemiz ile bizim aramızda çelişki olmamalıdır. Fakir birinin kendi çocuklarına alamadığını başkasına hediye götürmesi olmamalıdır mesela. Hediyeye israf, riya ve gösteriş karıştırılmamalıdır. Bize ait bir şeyi hediye vermeliyiz. Hediyemiz asla bir beklentimizin karşılığı olmamalıdır. Rüşvete zemin olmamalıdır. Hediye çocuklar için ise adaletsizlik nedeni olacak bir hediye olmamalıdır.
Selamünaleyküm. İlke olarak o hediyeler alınabilir ama onların hediye verme maksadı olan memuru gevşetme, sizi ne kadar etkileyecek ona bakın. Kendinize güvenemiyorsanız almayın, kalbiniz rahat etsin.
Haklısınız, haramlar helalleri kuşatmış durumdadır. Kimin nasıl kazandığı ve ne yediği bilinmez olmuştur. Daha da vahimi artık helal kazanmak neredeyse mümkün değil diye inanılır olmuştur. Allah Teâlâ akıbetimizi hayır kılsın. Size bu hususta şunları tavsiye edebiliriz: Biz ve çocuklarımız açısından daha korumalı ve daha takvaya yakın olanı tercih etmeyi ilke edineceğiz. Zamana ve ortama kapılmamayı prensip edineceğiz. Yine de bunun bir imtihan olduğunu, istememekle haramdan yüzde yüz kaçınamayabileceğimizi de bilecek ve buna göre planlamalarımız olacak. Çocuklarımızın haram/helal idrakinin zayıf kalmasına karşı tedbirli olacağız. Yine de kaş yaparken göz çıkarmak gibi bir sonucun oluşmaması için denge siyasetini ihmal edemeyiz. Neticede biz bir toplumun parçasıyız ve gidebileceğimiz bir yer de yoktur. Bu toplumun içinde dinimizden taviz vermeden yaşayacağız. Kışa rağmen üşütmeden yaşamaya çalışmak gibi bir durumdur bu. Kazancında helallik sorunu bulunanlardan uzak kalmak isabetli olandır ancak özellikle Hanefi fukahasının bu husustaki çizgisinin KAZANCININ BÜTÜNÜ HARAM OLANLA, KAZANCINDA HARAM OLANIN AYNI TUTULMAYACAĞI ilkesi önemlidir. Yüzde yüz haram kazanıp yiyen birine mesafe koyacağız. Onun yemeğini yemeyecek, hediyesini almayacağız. Kazancına haram karışan için ise şu kural geçerlidir: Kazanılma yöntemi itibariyle haram olan bir şey kazanan için direkt haramdır ama ikinci kişi için o şekilde haram değildir. Örneklendirecek olursak, domuz her türlü herkese haramdır ama hileli bir ticaretten para kazananın kazandığı kendisine haram ikinci kişilere mesela misafirlerine haram değildir. Böyle bir planlama ile kendimizi korumaya devam edelim. Allah yardımcımız olsun. Âmîn.
doktor konusundaki diğer fetvalar
Doktorun oruç tutmamayı tavsiye etmesini iki bölümde ele alırız. Birincisi, bir daha oruç tutamayacak durumda olanlardır. İkincisi ise iyileşene kadar oruç tutamayacak olanlardır. Birinci durumda olanlar fidye verirler. İkinci durumda olanlar ise fidye vermez, iyileşecekleri zamana kadar oruçlarını ertelerler. Siz ikinci durumdasınız biiznillah. Ne zaman iyileşirseniz geçmiş oruçlarınızı kaza edeceksiniz. Bu arada fidye verseniz de iyileşince oruçları tutmanız gerekecek. Bu nedenle fidye vermemelisiniz.
Eski kitaplarımızda böyle bir konu vardır ve hemşireyi eve çağırıp ücretle çalıştırmak veya doktor çalıştırmak caiz görülmüştür. Bu durum sadece insanların görebileceği sağlık hizmetinden yoksun kalmaları gibi sonuç doğurması durumunda sakıncalı buluruz.
Tıp konusunda önce uzmanlık aramalıyız. Uzman olduktan sonra Müslüman arayışımıza gerek yoktur. Her ikisi de aynı oranda ehil olur, ücretleri de aynı olur da buna rağmen özellikle Müslüman olmayana gidebilir miyiz diye sorulursa o zaman Müslüman’a gitmen gerekir deriz.
Böyle düşünmen ve akıntıya kapılıp gitmeyen bir mümine olmak istemen çok güzel, Allah yardımcın olsun. Özet olarak sana şunları tavsiye edebilirim: İyi düşünmek yetmez; iyiyi çevre olarak, ortam olarak oluşturmalısın veya onun için uğraşmalısın. Yoksa herkes iyi olmak isteyecektir. Madem tıp biliminde iş göreceksin, hedefin “en verimli, en faydalı doktor” olmalıdır. “Doktor” değil, “en iyi doktor” hedefi ile yol al. Allah Teâlâ’nın yarattığı kabiliyeti keşfederek mesleğinde en faydalı en değerli bölümü doldurmaya bakacaksın. İmanın ve ahlakın damarlarındaki kanın gibi değerli olmalı senin için. Planlama yaparken, tercihte bulunurken bu çizgiyi kolla. Allah’ın haramlarına asla yaklaşma. Haramdan arınmış bir hayat planla. Bir kaza olur da harama bulaşırsan hemen tevbe ile kendini arındır. Allah’ın kuluna emrettiği farzları başta namaz olmak üzere arızasız olarak uygulamaya azimli ol. Mesela işini namaz ekseninde kalmaya göre ayarla. Huzurlu bir hayat için evliliğin önemini ve etkisini hiçbir zaman küçümseme. Bütün emeklerine ve ulaşabileceğin akademik kimliğe rağmen başarısız bir evlilik seni çökertebilir. Bunu bilerek evlen. Bizim müşahede ettiğimiz kadarıyla şunu tespit ettik: Doktorun evliliğinde onun beyaz önlüğü ile evlenen bir eş sıkıntı kaynağıdır. Önlüğünle değil senin şahsınla evlenen birini bulmaya çalış. Gerekiyorsa bunun için evlenmeyi ertele ama önlüğünle değil seninle evleneni bul. Arkadaş çevren, ne yaparsan yap seni etkiler. Onlar ne ise bir zaman sonra sen de o olursun. Tıpkı virüs gibidir insan; bulaşır ve yatağa yatırır hatta mezara bile sokabilir. Zorunlu olarak bir arada durman gerekenler dışında ahiretine ve dünyana faydası olmayan bir arkadaşı arkadaş olarak görmemelisin. Doktorluk ziyadesiyle mübarek bir meslektir. Diyebilirim ki namaz kadar elbette değil ama nafile herhangi bir ibadet kadar değerlidir. Sürekli sevap yazılır sana. Para kazanıyor, koltuk sahibi oluyor olsan da durum böyledir. Doktorluk bir cami imamlığı gibi başkalarına kazandırırken kazanılacak bir meslektir. Şüphesiz bu çapta değerli bir meslek beraberinde sıkıntılar da getirecektir. İnsanların canları üzerinde iş yapan birinin yaptığı işin değeri ve önemi beraberinde maddi manevi sıkıntılar getirebilir. Bu sıkıntıların maddi olanlarını siz zaten biliyorsunuz. Manevi olanlarından sadece birini burada zikredebilirim. O da şudur: Önlüğü giydikten bir zaman sonra şeytan sinsi sinsi senin içine sanki hastaları sen yarattın, sen olmasan onlar ölecekmiş gibi hisler sokuşturabilir. Bu kimi zaman tepeden bakma, kibir olarak yansıyan uygulamalar getirir beraberinde. Allah muhafaza buyursun, böyle bir tutum sözünü ettiğimiz bereketi ve sevabı eritip bitirebilir. Bunun sizi etkilememesi için de mü'min insanların içinde insan olarak bulunmak, bir ders halkası takip etmek, nefsi azdıracak işlerden uzak durmak pratik çözümler üretmek olarak görülebilir. Doktor olarak imzanız bir mülki amirin imzasından kimi zamanlar daha etkili ve güçlüdür. İnsanların hayatına ve huzuruna etki eden kaşenin sahibi olabilirsiniz. Asla imanınıza ve kalbinize ters bir iş yapmayın. Size maaş veren kurumun yasalarını, kurallarını kollayın. Bir kaşe sizi cehenneme sürükleyebilir maazallah. Hiçbir imzayı, kaşeyi basit görmeyin. Değeri bir kibrit kutusu kadar basit bile olsa bir ilacı doktorluğunuz size emretmedikçe yazmayın, onaylamayın. Sabır ve dua sizin reçetesini yazamayacağınız ama huzurunuzu size getirecek fırsatlarınızdır. İkisini de masanızın üstünde, kalbinizin en yakınında saklı tutun. Besmele ile başlayın, dua ile bitirin. Muvaffak olmanız için dualar ederim. Allah Teâlâ sizi mahcup olacağınız işlerden muhafaza buyursun, akıbetinizi hayır kılsın. Âmîn.
Geçmiş olsun. Bu bir tıp meselesidir. Bizim tıbben olan bölümüne yönelik söyleyebileceğimiz bir şey yoktur. Bildiğimiz kadarı ile açlık bu hastalığı tetikleyen unsurlardandır diye kati bir veri yoktur. Sizin psikolojiniz açısından durumu değerlendirin. Doktorunuz kesin bir çizgi çizmiyorsa oruçlu olmanızın daha doğru olacağı kanaatindeyiz.
O gün oruca niyet edin. Doktora gidin, öyle bir işlem yapar ve orucunuz bozulursa Ramazan’dan sonra kaza edersiniz o günü. Hiçbir sıkıntı olmaz. Geçmiş olsun.