Fetva Meclisi
Soru
İki senelik zekât borcum var, bu ay onları veriyoruz. Geçen sene hamileliğimden dolayı oruç tutmadım, bu sene de emzirdiğim için eşim izin vermedi. Tutmadığım günlerin fidyesini vermem gerekiyor mu, gerekiyorsa her gün için bir fidye bedeli mi vermem gerekiyor? Yoksa kaza etsem yeterli mi?
Cevap
Benzer fetvalar
Eşiniz hasta olduğu için oruç tutamadığını kastediyorsanız elbette onun fidyesini vermekle hem ona sevap kazandırırsınız hem de siz sevap kazanırsınız. Eşinize geçmiş olsun. Allah Teâlâ size afiyet versin.
Selamünaleyküm. Hanımınız için FİDYE vermeniz caiz değildir. İyileşmesini bekleyeceksiniz. Bir iki yıl da olsa bekleyecek ve o tutamadığı gün kadar kaza ettireceksiniz.
Doktorun oruç tutmamayı tavsiye etmesini iki bölümde ele alırız. Birincisi, bir daha oruç tutamayacak durumda olanlardır. İkincisi ise iyileşene kadar oruç tutamayacak olanlardır. Birinci durumda olanlar fidye verirler. İkinci durumda olanlar ise fidye vermez, iyileşecekleri zamana kadar oruçlarını ertelerler. Siz ikinci durumdasınız biiznillah. Ne zaman iyileşirseniz geçmiş oruçlarınızı kaza edeceksiniz. Bu arada fidye verseniz de iyileşince oruçları tutmanız gerekecek. Bu nedenle fidye vermemelisiniz.
Allah şifalar versin, sıkıntılarınızı hafifletsin. İslam'da oruç tutmaya güç yetiremeyen kimseler için bazı ruhsatlar vardır. Hastalık nedeniyle oruç tutamayan kişi, hastalığının geçmesini bekler. Eğer iyileşme ihtimali varsa hastalık geçtiğinde tutamadığı günleri kaza eder. Ancak hastalığı kalıcı olup, oruç tutması sağlığını ciddi şekilde tehlikeye atıyorsa fidye vermesi gerekir. Doktorunuz oruç tutmamanız gerektiğini söylediyse ve hastalığınız kalıcı ise siz de Diyanet’in bu yıl açıkladığı fidye bedeli üzerinden verebilirsiniz. Sorunuzda yer aldığı üzere fidyeyi, kronik hastalar (örneğin, KOAH, şeker hastalığı, kalp rahatsızlığı gibi sürekli ilaç kullanmayı gerektiren hastalıklar), yaşlılık nedeniyle oruç tutamayanlar ve oruç tuttuğunda sağlığı tehlikeye girenler verirler. Eğer fidye vermeye gücünüz yetmiyorsa Allah sizi sorumlu tutmaz. Çünkü fidye, verebilecek durumda olanlar içindir. Bunun yerine dua edin ve istiğfar edin. Allah size kolaylık versin, şifanızı artırsın.
Tutulmayan oruçlar borçtur, mutlaka tamamlanmalıdır. Orucun kazasının geciktirilmesinden dolayı fidye verilmesi ise mezhebe göre değişir. Hanefî’ye göre şart değildir.
FİDYE oruç tutamamış ama bir daha da tutması mümkün olmayan için verilir. Sadece kazaya kalmış olması yeterli değildir. Bir kişi oruç tutamamıştır ve yaşlılık, müzmin hastalık gibi bir nedenle de ileriki dönemlerde tutması mümkün gözükmüyorsa o FİDYE verir. Kişiye fidye gerektikten sonra yıllar sonra da olsa onu yerine getirir, fidye de zaman aşımı olmaz.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Selamünaleyküm. Sa'lebe radıyallahu anh Ensar'dan bir sahabidir. Bedir gazilerindendir. Bir sahabi için, Bedir gazisi için asla geçerli olmayacak bir olay, ona isnat edilmiştir. Sözü edilen bilginin hadis kriterleri açısından da tutulabilir yanı yoktur. Batıl bir hikâyedir. Yok sayabiliriz.
Selamünaleyküm. Böyle bir ibadet çeşidi yoktur, yapmamalı idiniz. Ne hak vardır şimdi ne de vefa! İstiğfar edin, yeter.
Herhalde ŞİİLERİ kastediyorsunuz. Onların nesine sempati duyduğunuza bağlı bir meseledir. Aişe anamız hakkındaki suiedeplerine sempatiniz varsa imanınızdan şüphe edilir. Namazları üç vakit kıldıklarına sempatiniz varsa ibadetinizden şüphe edilir. Bir bayan olarak muta nikâhı yapmalarına sempati duyuyorsanız da aklınızdan şüphe edilir.
Selamünaleyküm. Evlendikten sonra hafızlık olmaz diye bir şey yoktur ama yapabileni de azdır. Nişanlınız hafızlığa başladı ise bitirme arzusunda haklıdır. Evliliği erteleme konusunda ise haksızdır. Tercih yapsın; ya evlensin, sonra da hafızlığı yapabildiği kadar yapsın ya da sizi salsın. Esasen o, sizinle nişanlı iken hafızlık da zor yapar. Büyüklerinizi araya koyarak bir plan yapabilirsiniz. Hafızlık için beklenmesi gereken süre üç beş ay ise zararı yok. Bir yıl gibi bir zaman ise beklemeyin.
Selamünaleyküm. Gusletmek bütün bedeni yıkamaktır. Bu yıkama da iğne ucu kadar da olsa kuru yer bırakmamak ve ağız içi ile burun içini su ile çalkalamaktır. Ağız içi ve burun içini çalkalama ise iç sayılabilecek yerlere su değdirmektir. Gusül için, olmazsa olmaz şart budur.
Selamünaleyküm. Kalbiniz mutmain oluncaya kadar tasavvufa girmeyin. Mü'minin kalbi ölçüsüdür, huzur bulmadığı yerde bulunmaz. Mevcut durumunuz da büyük oranda bayanlardaki ince ayarlama hastalığından kaynaklanmaktadır. Adına riyaya karşı takva diyor olsanız da bu bir hastalık belirtisidir. Böyle hesaplarla ve kavramlarla vakit geçirmeyin. İş yapın; ibadetlerinizi artırın, Kur'an okuyun, her gün muhakkak bir cüz okuyun. Tefsir okuyun. Bir ders halkasına katılın. İki bayana Kur'an öğretin ve ebedî ecirler kazanın. Bu da sizin hafızlığınızın zekâtı olur. Muhakkak ve muhakkak bir ilmihal okuyun, okutun. Kadınlara dair meseleleri derinlemesine öğrenin, öğretin. Bakın tasavvufu aratmayacak neler neler sayılıyor bir çırpıda. Siz işinizden fazla vaktiniz bulunduğu için sıkılıyorsunuz, problem üretiyorsunuz. Hemen kendinizi test edin; bir ilmihal kitabını yüzde kaç net şekilde bilebiliyorsunuz? Eğer biliyorsanız hemen öğretmeye geçin, ilmihal grupları kurun. Bilmiyorsanız da işiniz belli demektir. Oturmayın, yürüyün; ilim yolunda, Kur'an'a hizmette yürüyün. Oturdukça paslanırsınız, paslandıkça da sorun üretirsiniz. Allah'a emanet olunuz.