Fetva Meclisi
Soru
Hocam içinde alkol bulunan parfümleri üstümüze sıkmak caiz midir? İçinde alkol bulunmayan ve güzel kokan parfümler sıkılabilir mi? Peygamberimiz hangi tür kokuları üzerine sürerdi, biz nasıl güzel kokular sürmeliyiz?
Cevap
Benzer fetvalar
Eğer bununla kastınız, içine bu haram olan sıvıların karıştırılmış olduğu ise bunu sormaya bile gerek yoktur; alkol ebediyen haramdır. Hayır kastınız, bu sözü ettiğiniz nesnelerin kokusu verilmiş ve özellikle kâfirlerin zevki olarak kullanılıyor ise bu durumda da kâfirlere özenme açısından caiz olmayacaktır. Alkolün kendisi kadar olmasa da bir başka seviyede yine haram olur. Zira kâfirlere benzeşmeye neden olan şeylerde haram olma durumu vardır.
Önce tıbben zararlı olmadığını bilmemiz gerekiyor. Kullanılması tıp açısından sakıncalı olanın dinen de sakıncası vardır. Alkol bulunan nesneleri de bir zaruret varsa kullanabiliriz. Alkollü olduğunu bildiğimiz nesneleri parfüm amacıyla da olsa kullanmak kerahetten hali olmayabilir. Daha dikkatli olmak takvaya uygun olandır. Allah'a emanet olun.
Mümkün oldukça alkollü nesneleri evlerimize sokmayalım. Ama parfümdeki sorun sadece alkol değildir. Çeşitli hastalıklara da neden olduğu tahmin edilmektedir. Bunu da göze almalıyız. Her halükârda alkollü olduğu için kullanılan parfümün namaza mani olması söz konusudur. Kullanılan bölge yıkandıktan sonra namaz için de bir sorun kalmaz. Allah'a emanet olunuz.
Bahsettiğiniz hadisler, kadınların güzel kokular sürünmelerini tamamen yasaklamış değildir. Aksine, kadınlar kendi mahrem ortamlarında (kendi evlerinde, aile içinde, diğer kadınların bulunduğu yerlerde veya mahrem erkeklerin yanında) koku sürünebilirler. Ancak yabancı erkeklere karşı dikkat çekici bir şekilde kokular sürünmek, Müslüman hanımın iffetini koruma ilkesine aykırıdır. Bir erkeğin kadının kullandığı parfümün kokusunu alması gusül gerektiren bir durum değildir. Gusül, ancak cinsel ilişki, meni veya mezi çıkışı gibi durumlarda farz olur. Dolayısıyla bir erkeğin kadının parfümünün kokusunu alması, gusül gerektiren durumlara girmez. Ancak bu, parfüm kullanmanın meşru bir zeminde olması gerektiği gerçeğini değiştirmez. Allah Teâlâ niyetlerimizi ve davranışlarımızı razı olacağı şekilde düzenlemeyi nasip etsin.
Parfüm olarak kullanılacaksa namaz öncesinde kullanılmamasını tercih etmelisiniz.
Bu durumda namaza bir mani yoktur.
alim konusundaki diğer fetvalar
Diyobendilik diye bir mezhep veya tarikat yoktur. Hindistan Müslümanlarının içinde gelişmiş bir medresenin adıdır. Oradan mezun olan ilim talebelerine Diyobendi denmektedir. Hindistan’daki 1857 ayaklanmasından sonra âlimlerin dini ilimleri yaymak için kurdukları bir medresedir. İngiliz zulmüne karşı dini ve din ilimlerini canlı tutmayı amaçlamışlardı. İlim ve fikri aynı ağırlıkta gören bir anlayışları vardır. İlk anda akla gelen meşhur isimleri arasında Muhammed Enverşah Keşmiri, Ebulhasen Nedvi gibi isimler oraya mensupturlar. Hanefi/Maturidi ekolündendirler. Tasavvuf bağlantıları vardır. İslam’ı bütünüyle sahiplenme, şuurlu Müslüman yetiştirme, İslam karşıtlığına karşı müdafaa, İngilizlere karşı kıyam, Arapça dilini öne çıkarma gibi özellikleri dikkat çeker.
Âlimlerimizin bir bölümü bu tür bağışları bir sadaka olarak görmektedirler. Bu da bir teşviktir. Organ bağışı ölümden sonrası için yapılabilir. Şu üç ayrıntıya dikkat edildiğinde biiznillah sakıncası yoktur: - Üreme organları bağış konusu olmayacak. - Bağış yapan kanuni ehliyete haiz kimlik sahibi olmadır. - Dinen yaşaması caiz olmayacak mesela katil birinin yaşaması için bir organ bağışı yapılmayacak.
Bu konu âlimlerimizin farklı görüşlere sahip olduğu bir konudur. Tartışılmayacak bir şekilde “böyledir” dememizi sağlayacak bilgimiz yoktur. Böyle konuların bize de bir faydası olmayacağına göre vakit harcamamıza gerek olmayacağını bilmeliyiz.
Hayır, bu bilgi Kur'an’da geçmiyor. Hadislerde geçen ifadenin anlamı bulunmaktadır. Âdem aleyhisselamın hadislerde bildirilen boyunun bugünkü insan boyu ile karşılaştırılamayacak kadar farklı olması yani yaklaşık kırk metre ile yaklaşık iki metre arasındaki farkın anlaşılamaması söz konusudur. Elimizde Âdem aleyhisselamın boyu hakkında hadislerde geçenden başka kati bir bilgi de yoktur. Kimseye faydası olmayacak bir konu olarak bunu tartışmanın da gereği yoktur. Bazı ihtimaller âlimler arasında konuşulmuş veya yazılmıştır ama kati bir bilgimiz yoktur. Mesela Âdem aleyhisselamın bu boyunun cennette iken o kadar olduğu, dünyaya indirilince de mevcut boya yakın olarak indirildiği söylenmiştir. Makul olmakla beraber bu ve benzer yorumların hiç biri kati değildir. Allah Teâlâ imanımızı sabit kılsın.
Türkçe yazıyor ve konuşuyorum. Bir nebze de Arapça ve tefsir bilgisi gördüm. Elhamdülillah. Bu kimliğimle gayet sarih bir ifade ile şunu söyleyebilirim: Sıradan bir Müslüman’ın ilmihal bilgisini hazmetmeden meal okuması ona bir ilim oluşturmaz. Sadece ara ara gözüne çarpan enteresanlıklara takılır kalır ve çok şey öğrendiğini zanneder. Baştan sona meal okumanın ilim niteliği zayıftır. Elbette mü'min olan herkesin meal okuyarak öğreneceği çok şey vardır ama “Kur'an deryasına dalmak” düzeyinde bir ilim hiçbir zaman elde edemez. Bu sebeple Kur'an’ımızı, tefsir ilmi ile ve Arapça üzerinden öğrenmek orijinal olan öğrenme şekli olarak bilinmelidir. Bir sureyi ders gibi okumaya vakit ayıracak yerde bir konuyu mesela İhya’dan okumalı ve orada zikredilen ayeti daha iyi anlamak için mealinden izlemelidir. Meal okumayı sapıklık gibi gören anlayış uç bir anlayıştır. Meal üzerinden Kur'an âlimi olacağını zanneden de öbür uçta durmaktadır. Ortasını belirttiğimiz şekilde bulmak mümkündür. İlmihal bilmeden ise hiç birine girmenin gereği yoktur.
Buna biz sadece “papaza kızıp oruç bozmak” diye bir cevap veririz. Allah’ın bir emrini ancak Allah kaldırır. Kıyamete kadar Cuma namazı kalacaktır, hiçbir gerekçe cumamızdan ve haccımızdan bizi koparamaz. O kişinin ne âlimi olduğu önemli değil ama dinimizi çok dar bir açıdan gördüğü önemli bir tespittir.