Fetva Meclisi
Soru
Hocam Peygamber aleyhisselamın anne babası ehl-i necat mıdır? Onlara rahmet dileyebilir miyiz?
Cevap
Benzer fetvalar
Böyle bir işin sakıncalı yönü yoktur. Yeter ki ehlini bulmuş olun. Allah'a emanet olun.
Dinen bir sakıncadan söz etmesek de anlamlı bulamadık.
Evlat, üzerine düşeni yaptıktan sonra anne ve babanın yanlış işler yapmaları elbette onlardan sorulacaktır. Şu kadar ki evlat, anne babasına düşman gibi davranırsa haklı olduğu işte haksıza düşebilir.
İnsan önce kendi anne babasını düşünmelidir. Ülfet gereği ikisi de gitsin isteniyorsa gitmeyen yine öncelikli olmalıdır.
Namazın kabulü açısından sorun yoksa da ortada bir kerahet vardır. Annenizi üzmeyiniz bu konuda.
Peki atman çare mi? Sen reddedince, dine mi dönecek? Hastalananı evden mi atıyorsun? Nuh aleyhisselam oğlunu attı mı? O, hasta, iyileşinceye kadar uğraşacaksın ve sevap kazanacaksın, o da kendi sevap veya günahına baksın. Babalığı veya anneliği biz ne zannetmiştik?
alim konusundaki diğer fetvalar
Hayır, bu bilgi Kur'an’da geçmiyor. Hadislerde geçen ifadenin anlamı bulunmaktadır. Âdem aleyhisselamın hadislerde bildirilen boyunun bugünkü insan boyu ile karşılaştırılamayacak kadar farklı olması yani yaklaşık kırk metre ile yaklaşık iki metre arasındaki farkın anlaşılamaması söz konusudur. Elimizde Âdem aleyhisselamın boyu hakkında hadislerde geçenden başka kati bir bilgi de yoktur. Kimseye faydası olmayacak bir konu olarak bunu tartışmanın da gereği yoktur. Bazı ihtimaller âlimler arasında konuşulmuş veya yazılmıştır ama kati bir bilgimiz yoktur. Mesela Âdem aleyhisselamın bu boyunun cennette iken o kadar olduğu, dünyaya indirilince de mevcut boya yakın olarak indirildiği söylenmiştir. Makul olmakla beraber bu ve benzer yorumların hiç biri kati değildir. Allah Teâlâ imanımızı sabit kılsın.
Âlimlerimizin bir bölümü bu tür bağışları bir sadaka olarak görmektedirler. Bu da bir teşviktir. Organ bağışı ölümden sonrası için yapılabilir. Şu üç ayrıntıya dikkat edildiğinde biiznillah sakıncası yoktur: - Üreme organları bağış konusu olmayacak. - Bağış yapan kanuni ehliyete haiz kimlik sahibi olmadır. - Dinen yaşaması caiz olmayacak mesela katil birinin yaşaması için bir organ bağışı yapılmayacak.
Güzel koku kullanmak sünnettir. Yalnız kokunun çeşidi hakkında sabit bir sünnet yoktur. Yöresel özelliklere dikkat edilmelidir. Farklı kültürlerde farklı koku kaynakları üretilebilir. Alkollü koku ise fıkhen bir sorundur. Mümkün olduğu kadar alkolsüz koku kullanılmalıdır. Kokudaki alkol için ruhsat veren âlim de vardır, o görüşten istifade edilebilir. Adının parfüm olması bu kuralları değiştirmez.
Diyobendilik diye bir mezhep veya tarikat yoktur. Hindistan Müslümanlarının içinde gelişmiş bir medresenin adıdır. Oradan mezun olan ilim talebelerine Diyobendi denmektedir. Hindistan’daki 1857 ayaklanmasından sonra âlimlerin dini ilimleri yaymak için kurdukları bir medresedir. İngiliz zulmüne karşı dini ve din ilimlerini canlı tutmayı amaçlamışlardı. İlim ve fikri aynı ağırlıkta gören bir anlayışları vardır. İlk anda akla gelen meşhur isimleri arasında Muhammed Enverşah Keşmiri, Ebulhasen Nedvi gibi isimler oraya mensupturlar. Hanefi/Maturidi ekolündendirler. Tasavvuf bağlantıları vardır. İslam’ı bütünüyle sahiplenme, şuurlu Müslüman yetiştirme, İslam karşıtlığına karşı müdafaa, İngilizlere karşı kıyam, Arapça dilini öne çıkarma gibi özellikleri dikkat çeker.
Türkçe yazıyor ve konuşuyorum. Bir nebze de Arapça ve tefsir bilgisi gördüm. Elhamdülillah. Bu kimliğimle gayet sarih bir ifade ile şunu söyleyebilirim: Sıradan bir Müslüman’ın ilmihal bilgisini hazmetmeden meal okuması ona bir ilim oluşturmaz. Sadece ara ara gözüne çarpan enteresanlıklara takılır kalır ve çok şey öğrendiğini zanneder. Baştan sona meal okumanın ilim niteliği zayıftır. Elbette mü'min olan herkesin meal okuyarak öğreneceği çok şey vardır ama “Kur'an deryasına dalmak” düzeyinde bir ilim hiçbir zaman elde edemez. Bu sebeple Kur'an’ımızı, tefsir ilmi ile ve Arapça üzerinden öğrenmek orijinal olan öğrenme şekli olarak bilinmelidir. Bir sureyi ders gibi okumaya vakit ayıracak yerde bir konuyu mesela İhya’dan okumalı ve orada zikredilen ayeti daha iyi anlamak için mealinden izlemelidir. Meal okumayı sapıklık gibi gören anlayış uç bir anlayıştır. Meal üzerinden Kur'an âlimi olacağını zanneden de öbür uçta durmaktadır. Ortasını belirttiğimiz şekilde bulmak mümkündür. İlmihal bilmeden ise hiç birine girmenin gereği yoktur.
İki durum var. Biri erkeğin kadından ders almasıdır. Diğeri de kadının erkekten ders almasıdır. Erkeğin kadından ders almasının mahremiyet açısından sıkıntısı giderilemez diye düşünüyorum. Kadının erkekten ders almasında ise aradaki temas mesafesi, ilişkide gevşeklik, kıyafette ölçüleri koruma gibi şartlara riayet edilerek olabilir denmiştir. Hiç şüphe yok ki sıkıntı tamamen giderilmiş de olmuyor. Keşke kadınlar da âlim yetiştirseler de bu dertlerimiz olmasa!