İslami Delil
Aramaya dön
Fetva

Fetva Meclisi

Soru

Hocam videolar arasında bulunan kadın fıkıh okulu adlı kısmın ilk üç bölümünü bitirmiş bulunmaktayım. İlim de kadın ve erkek ayrımı olmadığını, Allah’ın muaf kıldığı durumlar müstesna herkesin üzerine hak olduğunu anlamış durumdayım. Şimdi bir kadının erkek bir hocadan eğer bir de gençse ders alması ne kadar doğru? Tesettür kurallarına dikkat etse de o kişi ders anlatırken yüzüne bakmak ve dikkatle dinlemek uygun mu?

Cevap

İki durum var. Biri erkeğin kadından ders almasıdır. Diğeri de kadının erkekten ders almasıdır. Erkeğin kadından ders almasının mahremiyet açısından sıkıntısı giderilemez diye düşünüyorum. Kadının erkekten ders almasında ise aradaki temas mesafesi, ilişkide gevşeklik, kıyafette ölçüleri koruma gibi şartlara riayet edilerek olabilir denmiştir. Hiç şüphe yok ki sıkıntı tamamen giderilmiş de olmuyor. Keşke kadınlar da âlim yetiştirseler de bu dertlerimiz olmasa!
Orijinal kaynak

Benzer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Selamünaleyküm. Erkek hocadan ders alınmaz diye bir kayıt yoktur. Belli kurallara dikkat edildikten sonar erkek hocadan da ders alınabilir ama İlahiyat fakültelerinin konumu hususunda size bir şey diyemeyeceğim. Görüp inceleyin, kalbiniz rahat ederse devam edin.

Selamun aleykum hocam. Ben ilahiyat fakultesine yeni başlamış bir bayanım ve hoc
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Selamünaleyküm. Kadınla erkeğin bir arada bulunma şartları ne ise ilim için de o şartlar geçerlidir. Fitneye düşürme ihtimali olan pozisyonlar olmadıkça ilim öğrenmede bir sakınca olmaz.

Esselamualeyküm. Hocam, kadının erkekten ilim alması hangi şartlarda caizdir? Ha
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Ders anlamak için ‘göze bakma’ gerekliliği biraz mübalağa olmuş. Evet, bayanın bir fitne riski oluşmadıkça erkeğe bakması, erkeğin bayana bakması gibi değildir ama sizin dikkatli ve ihtiyatlı olmanız gerekir. Gevşemeyin, gevşetmeyin.

Hocam, İslâmî ilimler öğrencisiyim. Ve erkek hocalarımız var. Onlar ders anlatır
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Bayanların erkeklerden kıraat veya başka bir ders almaları fitneye neden olması bakımından sakıncalıdır. Kapalı bir ortamda yani halvet olabilecek bir ortamda böyle bir ders caiz olmaz. Çünkü kıraat ilmi farzı ayn bir ilim değildir. Bilhassa genç bir hocanın genç bir bayana bu dersi vermesi fıkhen sakıncalıdır.

Bayanların erkek hocadan kıraat dersi almalarının hükmü nedir?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Ders için bulunduğunuz ortamın ayrıntılarını bilemediğimiz için size olur/olmaz gibi bir cevap veremeyiz. yedi kişi gittiğinize göre ders anında yakın temas, sürtünme ve benzeri risk taşımadıkça orada bulunmanız fıkhen bir yasaklık da olmaz. Eş adayınızın aranızda nikâh akdi gerçekleşmeden böyle bir müdahalesi de hakkı değildir tavsiye niteliğinde ikaz edebilir sizi.

Hocam, icazetli bir hocadan hat dersi almaya başladım. Ama hocam, erkek olduğu i
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Böyle bir ders ortamının yalnız ve kapalı bir ortamda olmaması birinci şarttır. İkinci şart olarak da, bayanın gerekli tesettürü sağlamış olması gerekir. Bu tesettüre bayanın kılık kıyafeti, sesini kullanmada ciddiyeti, muhataplıkta dengeyi sağlaması dahildir. Ve bu ders için, erkek hoca bulunmasında zorluk söz konusu olmalıdır.

Her zaman girilebilen bir odada yani dershanede bir sınıfta, bir erkek öğrenci b

alim konusundaki diğer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Kur'an’ımızı sadece ezberlemiş olmak yetmez. Kur'an ile amel edildiğinde gerçek hafızlık sağlanmış olur. Bu nedenle siz ezberlediğiniz Kur'an’ın size ne dediğine de bakın. Hadis dersleri alın. Fıkıh öğrenin. Bir âlimin derslerine katılın ve en önemlisi iman ettiğiniz şeyleri yaşamaya çalışan bir çevrede yaşayın. Arkadaşlarınıza dikkat edin.

Hocam ben hafızım ama günahlarımdan vazgeçemiyorum ne önerirsiniz? Günahım haram
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Bir kere resim üretmenin ve kullanmanın dinimiz açısından sakıncalı olduğunu bilmeliyiz. Fotoğraf için bu hükmün daha esnek olabileceği konusunda açıklamalar vardır. Bizim size tavsiyemiz bu ümmetin büyüklerinin bu şekilde ulu orta kullanılması sonucu getirebilecek işi tercih etmemeniz yönündedir.

Hocam ben ve arkadaşım bir iş yapmak istiyoruz. Kupa bardağına baskı yapıp bunu
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Allah Teâlâ hepimizi bir kabiliyet üzere yarattı. Hepimiz için de bir iş belirledi. İmanımız ve ibadetlerimiz hepimizde aynıdır ama farklı olarak yaşadığımız bu hayatta hepimizin aynı işi yapması gerekmiyor. Kimimiz ilimle meşgul olacak kimimiz de fiili cihadı gerçekleştirecek. Bir başkası da filan işi yapacak. Öbürü nesil yetiştirecek ama herkes bir işi yaparak bu hayatı doldurmadaki görevini icra edecek. Elbette âlim değerli bir iş yapıyor ama her şey âlimin elinden beklenmeyecektir. Âlimin de yapamadığı işler vardır, onları yapabilen de o boşluğu dolduracak. Kendimizi gereksiz ve işlevsiz görmemiz şeytan tuzağıdır. Mesela ekmek buğday unundan yapılır ve ekmeğin aslı odur. Yalnız su olmasa hamur olmaz, ateş olmasa ekmek pişmez. Bakıyoruz ki asıl buğday ama buğdayı ortaya çıkaran başka buğday kadar gerekliler de var. Kendinizi daha gerçekçi değerlendirin. Kabiliyetiniz olmayan alana göz dikerek tembelliğinize gerekçe bulmayın. Kabiliyetiniz başka bir iştedir, onu keşfetmeye bakın. Hiçbir şey yapamadığınızda gece teheccüde kalkıp kendiniz ve âlimler için dualar edemez misiniz mesela?

Hocam ben üniversite talebesiyim, sohbetlerinizi dinlemeye gayret ediyorum. Özel
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Hayır, bu bilgi Kur'an’da geçmiyor. Hadislerde geçen ifadenin anlamı bulunmaktadır. Âdem aleyhisselamın hadislerde bildirilen boyunun bugünkü insan boyu ile karşılaştırılamayacak kadar farklı olması yani yaklaşık kırk metre ile yaklaşık iki metre arasındaki farkın anlaşılamaması söz konusudur. Elimizde Âdem aleyhisselamın boyu hakkında hadislerde geçenden başka kati bir bilgi de yoktur. Kimseye faydası olmayacak bir konu olarak bunu tartışmanın da gereği yoktur. Bazı ihtimaller âlimler arasında konuşulmuş veya yazılmıştır ama kati bir bilgimiz yoktur. Mesela Âdem aleyhisselamın bu boyunun cennette iken o kadar olduğu, dünyaya indirilince de mevcut boya yakın olarak indirildiği söylenmiştir. Makul olmakla beraber bu ve benzer yorumların hiç biri kati değildir. Allah Teâlâ imanımızı sabit kılsın.

Hocam Âdem aleyhisselamın boyunun kırk metre kadar olduğu bilgisi Kur'an’da mı g
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Bu konu âlimlerimizin farklı görüşlere sahip olduğu bir konudur. Tartışılmayacak bir şekilde “böyledir” dememizi sağlayacak bilgimiz yoktur. Böyle konuların bize de bir faydası olmayacağına göre vakit harcamamıza gerek olmayacağını bilmeliyiz.

Hocam Peygamber aleyhisselamın anne babası ehl-i necat mıdır? Onlara rahmet dile
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Sinema, tiyatro ve benzeri çalışmalar bin dokuz yüzlü yıllar ile beraber insanlarla buluştu. Bu nedenle de kadim âlimlerimizin bu konuda ne dediklerini bilmemiz mümkün olmamaktadır. Sinema, film, dizi film ve benzeri görsel ürünlerle alakalı ancak bu dönemin âlimleri bir görüş belirtebilirler. Bu görüşleri de sizin için şu şekilde derleyebilirim: Müslümanlar olarak adeta haritadan silinmeye çalışıldığımız bir dönemin ürünü olan sinema ve daha sonraki bağlantılı ürünleri hakkında ilk dönem âlimleri ilk refleks olarak olumsuz kanaat kullanmışlardır. Geçen asrın ellili yıllarında yavaş yavaş bu konu hakkında ilim adamlarının kanaatleri yazılıp konuşulmaya başlandı. Yetmişli yıllarda ise kurullarda konuşulur oldu. Bugün ilim adamlarımızın bu konuda ne dediklerini net bir şekilde görebileceğimiz bir dokümandan söz edebiliriz. Bir grup âlim, ilk sinema örneklerinin hiçbir Müslüman’ın katkısı olmadan ortaya çıkmış ürünler olmasından yola çıkarak sinemanın caiz olmayacağını söylemişlerdir. Sinema ile ortaya çıkan ürünler ve aktörlerin oluşturduğu dinden soyutlanmış ve soyutlandırıcı ortama bakarak bu tespitlerini güçlendirmişlerdir. Reşid Rıza başta olmak üzere Yusuf Karadavi ve bazı âlimler ise direkt olumsuz kanaat kullanmadan ayrıntıya girerek meseleyi ele aldıklarını görüyoruz. Sinema ve türevleri denebilecek temsil çalışmalarının caiz olabileceğini düşünen âlimler konuya genel hatları ile şu açıdan baktılar: - Bu bir insan çalışmasıdır. İnsanın yaptığı işlerde esas olan mubah olmasıdır. Mubah olmaması için dinin yasaklarından bir yasakla çelişmesi gerekir. Sinema ve benzeri ürünlerin direkt haram olacağını söylemek yerine mubah olması gerektiğini ama haramla birleştiğinde haram olacağını söylemeliyiz demişlerdir. Sinema neticede bir eğlencedir. Eğlence de aslında mubahtır. Sakıncalı boyutu olduğunda sakıncası kadar yasak hükmü alır. Sinema, dizi film ve türevleri toplumu eğitme hatta ahlâk kazandırma gibi iyi alanlarda da kullanılabilir. Sinemanın bir ileri nokta olarak İslam’a hizmette de kullanılması mümkündür. Bu noktadan bakılınca da gerekli bir ürün olarak görülmesi bile mümkün olmaktadır. Konumuz olan sinema, dizi film ve tiyatro gibi çalışmalar dinimizin haramları ile birleşiyor ve haramları işlemeye neden oluyorsa zaten hükmün ne olacağını ilan etmeye de gerek yoktur. Allah’ın haramlarından biri dünyanın neresinde ve hangi ortamda işlenirse orası Müslüman için kapalı ve yasaklı bir yer olacaktır. Müslümanlar olarak biz erkek kadın karma ortamlarının oluşmasına, alkol, cinsellik, kumar ve benzeri haramların reklam edilmesine, ibadetlerin ihmal edilmesine sebep olan her ne varsa ona -mü'min olarak kalmak istediğimiz sürece- hiçbir zaman çıkış yolu bulamayacağız. Bir diğer önemli konu da son yıllarda sıkça örneği ile karşılaştığımız bir sorundur: Muasır bir güç olarak sinema ve türevlerinden dinimiz adına yararlanma maksadıyla kurulmuş şirketler, yapılmış çalışmalar hatta Müslümanlardan toplanmış sadakalarla yapılmaya çalışılan işler ortaya çıkarılmıştır. İyi niyet iddiaları ile başlayan bu tür çalışmaların bir zaman sonra diğerleri ile farksız gibi sonuçlara götürmesi derin düşüncelere neden olmuştur. Eskilerin ifadesiyle “kaş yaparken göz çıkarmak” olarak görülebilecek bu çalışmalar yeni nesil için pahalı bir örnek, telafisi zor hasarlar oluşturmuştur. Bir iki kişinin heyecanlı kararları ile yapılan işlerden bütün ümmeti kuşatacak olumlu sonuçlar beklemenin riski açık bir şekilde anlaşılmıştır. Sinema ve türevlerinin getirdiği ile götürdüğü iyi ölçülmeli ve “Allah için yapılacağı” söylenen bir iş muhakkak Allah’ın şeriatına göre yapılmalıdır.

Hocam özel bir sohbette sinema ve tiyatro gibi yöntemlerin caiz olmayacağını, Mü

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.